# İhracatta yaşanan sorunlar hk.

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Kürşad Tüzmen (AK Parti, Gaziantep)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 78. Birleşim
- **Tarih:** 22 Mart 2006
- **Gündem:** İHRACATTA YAŞANAN SORUNLAR HK.
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/kursad-tuzmen-22-2006-03-22-ihracatta-yasanan-sorunlar-hk

> Kürşad Tüzmen (AK Parti), 22 Mart 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 78. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İHRACATTA YAŞANAN SORUNLAR HK.); konuşma 2.281 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

DEVLET BAKANI KÜRŞAD TÜZMEN (Gaziantep) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, Antalya Milletvekili Sayın Hüseyin Ekmekcioğlu'nun, ülkemizde ihracatta yaşanan sorunlar hakkındaki konuşmasına cevap vermek üzere huzurunuzda bulunuyorum.

Tabiî, ihracatımızın sorunları var, doğru; ancak, şunu da ifade edeyim, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde hiçbir zaman arka arkaya üç sene -2003, 2004 ve 2005- böyle yüksek bir ihracat artışı Türkiye görmedi, Türkiye ihracatta altın çağını yaşadı bizim dönemimizde. Bu bir tespit. Neden; 2003, ihracat artışı yüzde 31; 2004, ihracat artışı bir önceki seneye göre yüzde 34; 2005, ihracat artışı bir önceki seneye göre yüzde 16. Bu üç ortalama, gerçekten bizi dünyada ihracatta 22 nci sıraya, ithalatta da dünyanın en büyük 16 ncı ithalat ülkesi olma sıralamasına soktu. İlk 20'deyiz yani; dünyanın en büyük dışticaret yapan ilk 20 ülkesi arasındayız.

Ben de, tabiî, dışticaretten sorumlu bakan olarak isterim ki, ihracatımız ithalatımızdan fazla olsun. Bu da çok güzel; ama, bunu yakalamamız için daha çok çalışmamız lâzım. Şu andaki oran, ihracatın ithalatı karşılama oranı yaklaşık yüzde 63'ler seviyesinde ve istikrarlı bir seyir izliyor. Büyük bir ithalat baskısıyla karşı karşıyayız. Tabiî, burada, hep ben başından beri ifade ettim, aşırı değerli Türk Lirası çok ciddî bir ithalat baskısı yapıyor. Bu baskı nedeniyle, bizim ithalatımız, her sene yüzde 10 Türk Lirasının değer kazanmasıyla, 5 milyar dolar ekstra bir ithalat faturasıyla karşılaşıyoruz; bu, bir akademik tespittir. Dolayısıyla, şu anda, bu şekilde devam edecek, ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 63'ler seviyesinde gidecek. Yüzde 70 ve üzeri, arzu edilir, çok güzeldir, inşallah onu da yakalayacağız; ama, şu anda rahatlıkla çevirebiliriz, onu size söyleyeyim. Neden; çünkü, ihracat-ithalat farkına baktığımız zaman, 43 milyar dolarlık bir açık vardır. Dışticaret açığı, cari işlemler dengesini gerçekten etkiler, tetikler; ama, 43 milyar dolar dışticaret açığına baktığımız zaman, bunun toplam dışticaretimize oranı -190 milyar dolardır toplam dışticaretimiz- yaklaşık yüzde 23'ler seviyesindedir ki, bu bizim rahatlıkla bunu çevirebildiğimizin açık göstergesidir. Türkiye'nin geçmiş tarihindeki ihracat-ithalat ortalamalarına bakın ve dışticaret dengelerine bakın, ona göre çok daha sağlıklı bir seyir izlediğimizi görebilirsiniz.

Ancak, tabiî, burada, önceliğimiz bizim, bütün son üç yılda yaptığımız çalışmalarla, 36,1 milyar dolardan aldığımız ihracatı şu anda 73,3 milyar dolara -2005 yılı itibariyle- çıkarmış durumdayız. Bu sene de hedefimiz, program hedefi biliyorsunuz 79 milyar dolar; biz bunu ihracatçılarla beraber 80 milyar dolara çıkaralım diye bir hedef koyduk; inşallah, bunu da gerçekleştiririz.

NURETTİN SÖZEN (Sivas) - İthalatı kaça çıkaracaksınız?!

DEVLET BAKANI KÜRŞAD TÜZMEN (Devamla) - Tabiî, dışticaret politikamız oluşturulurken, ciddî temel faktörleri ele alıyoruz. Biz, stratejimizi sizlerle beraber koyuyoruz. Ben, her sene burada geliyorum, Plan ve Bütçe Komisyonunda bir sene öncekinin hesabını verirken, bir sene sonra da ne yapacağımı açık açık anlatıyorum. Sizler de orada katkıda bulunuyorsunuz; iktidarı da katkıda bulunuyor, muhalefeti de. Biz, sizlerle beraber, aldığımız o bilgiler çerçevesinde bu işi yapıyoruz. Bugüne kadar söylediklerimizi de hep yaptık, bundan sonra da aynen yaparak devam edeceğiz.

Şimdi, biz, burada, Türk Lirasının… Size onun incelemesini gayet iyi bir şekilde zamanında yaptığımız için söyledim; yani, orada, doğru, bir sıkıntı var, ihracatı aşağı doğru çeker, ithalatı da gerçekten çok hızlandırır bir etkisi var; ama, şu anda bunu bir veri olarak alıp, bizim, diğer çalışmalarla kendimizi, hem pazar açma hem girdi maliyetlerini aşağı doğru çekme konusunda göstermemiz gerektiğine inanıyoruz.

Burada ne yapıyoruz o arada; Türkiye, artık, mal ve hizmette kaliteyi satıyor. Yani, bizim sattığımız mal ve hizmet kalitelidir. Türk müteahhitlerinin dışarıda, yurt dışında yaptıkları işlerin hepsi dünya kalitesinin üzerindedir. Türkiye'de üretilen mallar, Türk malları dünya kalitesinin üzerindedir. Bunu, bir kere, dünyaya artık iyice kabul ettirdik. "Turquality" dediğimiz kavram bu zaten. Türk ve kalite imajını bütün dünyanın beraber algılaması gerektiğine inanıyoruz. Yapmaya çalıştığımız bu.

Tabiî, girdi maliyetlerinde ciddî bir sıkıntı var. Burada, ülkemizde -işçilik maliyetleri üzerinden vergiler yüzde 42 oranında- istihdam vergileri, prim kesintileri yüksekliği, girdi maliyetlerinin işletmelerin rekabet gücünün aşağıya doğru çekilmesinde ve kayıtdışı istihdamı teşvik etmesinde ciddî bir etken olduğunu bizler de biliyoruz.

Sanayide kullanılan elektrik fiyatına baktığımız zaman, gelişmiş ülkelerin yanı sıra…

K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Hep aynı şeyleri söylüyorsunuz…

HÜSEYİN EKMEKCİOĞLU (Antalya) - Geleli üçbuçuk yıl oldu!..

DEVLET BAKANI KÜRŞAD TÜZMEN (Devamla) - Siz, geldiniz konuştunuz; müsaade ederseniz, ben tamamlayayım, ondan sonra, bir şey varsa, buyurun.

…Latin Amerika, merkezî doğu Avrupa ve Uzakdoğu ülkelerinden daha pahalı. Elektrikteki durum bu; yani, ortalama fiyatlara baktığımız zaman, bunu görüyoruz.

2004 yılında, sanayide kullanılan elektriğe uygulanan vergi oranlarına baktığımızda, ülkemizde bu oran yüzde 16,1; Macaristan'da bu oran yüzde 1, İngiltere'de yüzde 6,8; Finlandiya'da yüzde 7,9; Danimarka'da yüzde 8,7; Polonya'da yüzde 9,1; Fransa'da yüzde 11,2; Norveç'te yüzde 19,4; Avusturya'da yüzde 25,9. Yani, çok yüksek gelir grubu ülkelerin bazılarında, çok az o da, iki yerde bizden daha yüksek; ama, diğerlerinde, genellikle, sanayide kullanılan elektriğe uygulanan vergi, Macaristan gibi yabancı sermaye yatırımı çekmek isteyen ülkelerde yüzde 1 gibi tutuluyor. Çok ciddî bir teşvik tabiî; ama, şu anda, bizim gelir-gider dengelerimiz buna izin vermiyor. Yani, keşke, bizim de gelir-giderimiz çok güzel olsa, biz de böyle yatırım teşvikleri verebilsek, biz de çekebilsek yabancı sermayeyi, üretim istediğimiz sektörlere, istihdam maliyetinin gerçekten azaltılıp istihdam rakamının çoğaltılacağı sektörlere.

Şimdi, yine, girdi maliyetlerinde fuel-oil fiyatlarına baktığımız zaman -ben, Yüce Meclisi bilgilendirmek açısından söylüyorum- OECD ülkelerinin fuel-oil ortalama fiyatları, sırasıyla 156, 205, 186 ve 206 dolar. Baktığımız an ilk üst grupta ve ülkemizde, yaklaşık, fuel-oile uygulanan vergi oranı yüzde 41'ken, Japonya'da fuel-oile uygulanan vergi oranı yüzde 4,8; İrlanda'da yüzde 5,1; Yunanistan'da yüzde 9,4; Fransa'da yüzde 10,6; Çek Cumhuriyetinde yüzde 11 ve Kore'de yüzde 12. Yani, bakın, bunlar, bizim gibi, hani biz 5 000 dolardan 10 000 dolara geçiş sağlamaya çalışıyoruz; ama, bu ülkeler yaklaşık 30 000 dolar kişi başına gelir seviyesi olan ve üstü olan ülkeler, orada bile vergi daha az. Neden; çünkü, rahatlıkla, gelir-gider dengesini sağlamış ülkeler.

Tabiî, bizim bir girdi maliyetinde dünya fiyatlarına yaklaştığımızı söylememiz mümkün. Yani, bunu niye söylüyorum Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; çünkü, bu ihracat -ben, onları, hepsi, ben de dahil olmak üzere, azap askeriyiz diyorum- bu kadar yüksek girdi maliyetleriyle, aşırı değerli bir yerli para birimine rağmen, bu ihracat artışını göstermek bence kolay iş değil. Onun için, sanayicilerimizin, ihracatçılarımızın bu konuda gerçekten bence takdir edilmesi lâzım.

Son üç yılda sağlanan bütün gelişmelerde faiz oranları, bir girdi maliyeti faiz oranları… Faiz oranlarında, dünya fiyatlarına doğru bir iniş başladı. Aşağı doğru çekilen faiz oranları, bizi dünya fiyatlarına doğru çekiyor. İnşallah, bunu dünya fiyatına getirdiğimiz zaman, ortalamada, o zaman, ciddî bir girdi maliyetini, biz iyi bir şekle çevirmiş olacağız. Biz, reel faiz oranlarında -şu anda, yükseklikler- OCED ülkeleri arasında birinci sıradayız, şu anda en yüksek bizim; ama, bu hızla aşağı doğru çekiliyor. Hızla düşen enflasyon nedeniyle, yüksek faiz oranı, gerçekten yüksek reel faiz sorununu ortaya çıkarıyor. Yani, hazine kâğıdına yatırım yapan yatırımcılar -biliyorsunuz, buralarda konuşulmuştur- YTL'nin dışticaret açığına rağmen değer kaybetmesine, tabiî, bu durumda engel oluyor.

Tabiî, bütün bu bilgiler ışığında, ihracatımızın, işgücü ve enerji maliyetlerinin yüksekliği, Yeni Türk Lirasının değerlenmesi, buna yola açan yüksek faiz oranları gibi faktörlerin baskısı altında bir ihracat strateji planını gerçekleştirmeye çalışıyoruz.

Biz ne yaptık, bütün bunları birer veri olarak aldık, oturduk, bir ihracat strateji planı hazırladık. Bunu da bir dinamik programlama gibi yaptık ki, devamlı sizden gelen bilgiler, Meclisten gelen bilgiler, özel sektörden gelen bilgileri bu programa hep yediriyoruz ve program kendisi canlı bir program gibi hareket ediyor. Yani, bir eksik varsa -ben, açık, her zaman size söylüyorum- yapıcı eleştirilerinize her zaman açığım. Siz de söyleyin, varsa strateji planımızda bir hata, düzeltelim; çünkü, bunlar yolda iyice belli oluyor; ama, şu anda koymuş olduğumuz komşu ülkeler, çevre ülkeler stratejisi, Afrika ülkeleri stratejisi, Asya ülkeleri stratejisi, Türkiye'nin ihracat artış ortalamasının yaklaşık iki kat ihracat artışlarını sağlamıştır. Doğru stratejileri doğru zamanda ortaya koyduğumuzun açık bir göstergesidir.

Bir diğer uygulama; bu sene Amerika stratejilerini başlattık, görüyorsunuz... Önümüzdeki günlerde gideceğiz ve açıkçası… Ben, yarın bir EUROMED, Avrupa-Akdeniz Bakanlar Konferansına katılacağım Marakeş'te. Orada da Akdeniz'i bir serbest ticaret alanı haline getirmek için eksiklerimizi tamamladık. Filistin'le, Suriye'yle, Fas'la, Tunus'la 4 tane serbest ticaret anlaşması sağladık bu dönemde. 5 inci olarak da, Mısır'la, en son, biliyorsunuz, Sayın Cumhurbaşkanımızın huzurlarında Mısır Cumhurbaşkanıyla ortak imzayı attık. Orada da 5 ülke serbest ticaret anlaşması grubuna geldi. Önümüzdeki dönemde Ürdün'ü şu anda planlıyoruz; tahmin ediyorum, haziranda onlarla da bir serbest ticaret anlaşmasını imzalamış oluruz. Körfez ülkelerini biliyorsunuz… Dolayısıyla, bütün bu bölgede yaptığımız çalışmalar… Daha üç gün evvel Sudan'dan geldik. Yani, Türkiye, ihracatını bu bölgelere çok ciddî bir şekilde, yaşadığı bütün sıkıntılara rağmen, artırma başarısını gösteriyor.

Şimdi, tabiî, bu arada, değerli Antalya Milletvekilimizin değindiği konulardan yaş meyve sebze sektörüne de biraz değinmek istiyorum. Tabiî, dünya meyve üretiminde 11, ihracatında da yüzde 2,2 payla 14 üncü sırada yer alıyoruz. Yani, aslında üretimde 11 inci sıradayız. Dünya üretimi içerisinde Türkiye'nin çok ciddî bir potansiyeli var. Aslında çok etkili bir tarım politikası da senelerdir izlenememesine rağmen bu başarılmış durumda. Bu ülkenin doğasında bu var. Dolayısıyla, bize düşen, bunu ihracata çevirmek olmalı. İhracatta dünyadan aldığımız pay yüzde 2,2; 14 üncü sıradayız. Ürünler itibariyle yaş meyve ve sebze ihracatına baktığımız zaman turunçgiller başta geliyor, kiraz ve üzüm takip ediyor. Yıllık yaş meyve ve sebze ihracatımız 2005 yılında 679 000 000 dolar.

Değerli arkadaşlar, İspanya, sadece narenciye ihracatından senede 11 milyar dolar gelir getiriyor, sadece narenciyeden. Bizim toplam yaş meyve ve sebze ihracatımız 679 000 000 dolar. Bu, ne kadar gideceğimiz bir yol olduğunun açık bir göstergesi. Bu tabiî… Biz, bunu 3 milyar dolar seviyesine getirdiğimiz zaman, düşünün, Antalya'da tarım kesiminde işsiz falan kalmayacaktır. Bütün Anadolu'da, bütün Akdeniz'de, bu böyle olacaktır; ama, bunun için ciddî bir planlama ve ciddî bir finansmana ihtiyacımız var. Onu da, değerli bakan arkadaşlarımla beraber gerçekleştirmeye çalışıyorum.

Dünya sebze üretimindeki durumumuz nedir -Yüce Meclise, bu konuda biraz bilgi aktarmak konusunda- 4 üncü sıradayız. Dünya sebze üretiminde Türkiye 4 üncü sırada. Pazarlamada yaşanan sıkıntılarımız var. Burada da üretimdeki kapasitemizi ihracatta gösteremediğimiz ortaya çıkmış. Neden; dünyada yüzde 1 payımız var. Ama, unutmayın ki… Şunu da ifade edeyim: Bizim, 2004 senesinde dünya toplam dışticaretinden aldığımız pay, Türkiye olarak, ilk defa yüzde 1'i geçti; yani, daha yolun başındayız. Ondan evvel, hep, bindelerle ifade ediliyorduk, ilk defa dünya ticaretinden yüzde 1 pay almaya başladık. Onun için diyorum ya, işte, 1 olmadan sıfırların bir anlamı olmuyor; ama, sıfırların önüne bir 1 koyarsanız, yanına hangi rakamı koyarsanız koyun büyüyecek. Bunu da, Yüce Meclisteki milletvekillerimizle beraber, inşallah, yukarıya doğru çıkaracağız.

Şimdi, burada, bizim Türkiye sebze üretiminde en fazla taze fasulye, domates, kavun ve soğandan pay aldığımızı görüyoruz. Dolayısıyla, stratejik açıdan yaklaşırsak bu ürünlerin üzerine gitmemiz lâzım; çünkü, bunlar, zaten doğal olarak pazar payını artırmayı başarmış ürünler; biraz daha desteklenmesi gerekiyor. Tabiî, Avrupa Birliği, Rusya ve Ortadoğu gibi önemli pazarlara yakın olmamız nedeniyle, dünya sebze ihracatından daha fazla pay almamız çok normal. Burada Türkiye lojistik açıdan en ideal konumda bulunuyor. Komşu çevre ülkeler, bu kadar coğrafî yakınlık… Enerjinin kesiştiği yerdeyiz, bilginin kesiştiği yerdeyiz, tarihin kesiştiği, coğrafyanın kesiştiği, bütün ulaşımın, her şeyin kesiştiği bölgede dünya ticaretini de kesiştirirsek, ciddî bir pay alacağımız ortada; bunu başarmamız lâzım; ki, lojistik imkânlarla, altyapı ve üstyapı imkânlarımızla, bu imkânlara da çok yakında ulaşabileceğimizi ben görüyorum.

Tabiî, sektörün ihracat ayağıyla desteklenmesi için, bir kere, sağlıklı bir üretim zinciri kurmamız lâzım. Siz Antalya'da olduğunuz için gayet iyi bilirsiniz; yani, bir kere, üretim yapısının çok sağlıklı olması lâzım; bütün sezonlarda hâkim olması lâzım Türk ürünlerinin, dünya pazarlarında; sadece belli sezonlarda değil. Bunu yapabiliriz; ayrıca, bazı ülkelerle tamamlayıcı birtakım üretim faaliyetleri gerçekleştirilebilir. Tabiî ki, standartlar, ambalajlama, nakliye gibi altyapı sorunlarına yönelik olarak, Tarım Bakanlığımız başta olmak üzere, ilgili diğer bakanlıklarımızla çeşitli çalışmaları yürütüyoruz.

İhracatçımıza potansiyel rekabet imkânı temin edilmesi, üretim fazlasının, yine, ihracat yoluyla değerlendirilmesi için yaş meyve ve sebze sektörünün ihracat iade sistemi aracılığıyla desteklenmesi ve mahsup sistemini, biliyorsunuz, senelerdir iyi bir şekilde uyguluyoruz. Tabiî, bu sistemde firmalara nakit ödeme yapmıyoruz. İhracatçı birlikleri tarafından hesaplanarak, Merkez Bankasına aktarılan firma alacaklarından, Kurumlar Vergisi, Gelir Vergisi, SSK primleri, haberleşme giderleri, elektrik, doğalgaz giderlerinin mahsup edilmesi suretiyle, ihracat iadesi yardımı sağlıyoruz; yani, şu anda Dünya Ticaret Örgütü kurallarına göre ve Avrupa Birliği ile yapmış olduğumuz Gümrük Birliği Anlaşması çerçevesinde verebileceğimiz destekler ancak bunlar oluyor.

Tabiî, Antalya deyince, kesmeçiçek sektörünü hiçbir zaman ihmal etmemek lâzım; çok önemli. Hızla gelir getiren ve hızla ihracat artışı sağlayan bir sektör. 50'den fazla ülkede kesmeçiçek üretimi yapılıyor dünyada ve toplam dünya üretimine baktığımız zaman 2003 yılında toplam dünya üretimi yaklaşık 380 000 hektar; Türkiye, şu anda dünya üretiminde binde 7'lik bir paya sahip. Tabiî, gelişmekte olan ülkeler bu pazara girdikçe fiyat rekabeti artıyor ve çeşitli gelişmiş ülkelerde, bakıyoruz, ithalat rakamları da hızla artıyor kesmeçiçekte. Dünya fiyatlarının genel olarak düşmesi, kişi başına olan tüketim miktarını da artırıyor.

Tabiî, biz, burada, pazar ülkelere coğrafî yakınlık, tarım ülkesi olmamız, iklimsel avantajlarımız, tarımsal nüfusun genç insan kaynağına dayanması, ileri teknoloji uygulanan modern seraların bulunması, kesmeçiçek sektöründe eğitimli insan kaynağına sahip olunması, ihracata verilen önemin her geçen gün artması ve bu amaçla yüksek kalitede mal üretiminin sağlanması gibi nedenlerle avantajlıyız.

En önemli ihraç ürünümüz, şu ana kadar, kesmeçiçekte karanfil; ihracatımızın yüzde 92'sini, kesmeçiçek sektöründe, karanfil oluşturuyor. Karanfil dışında önemli ihraç ürünlerimiz, gervera, lilyum ve süs amacıyla hazırlanan çelenkler. 2005 yılı istatistiklerine göre, kesmeçiçek ihracatının yüzde 64'ü, Sayın Milletvekilimizin ili olan Antalya'dan yapılıyor ve İzmir ve Yalova da, 2 nci ve 3 üncü sırada bu konuda söz sahibi illerimiz. Tabiî, Isparta, Burdur, Korkuteli bölgesinde, yayla üretimi nedeniyle, ihracat sezonunu da yedi aydan on aya çıkardık; bu, önemli bir gelişmedir.

Tabiî, 2005 yılında, rakamımız küçük, 35,6 milyon dolarlık bu sektörde, kesmeçiçek sektöründe ihracat var; 35'ten fazla ülkeye ihracat yapıyoruz; 2005 yılı itibariyle en fazla ihracat yaptığımız ülkeler, İngiltere, Hollanda, Almanya, Rusya Federasyonu ve Ukrayna.

Tabiî, tanıtım çok önemli burada. Son dönemde, fuar katılımları, alım heyetleri ve çeşitli diğer etkinliklerle, Türk çiçeği, tanınmaya ve yeni alıcılara ulaşmaya başlamış durumda. Orta vadede, tahmin ediyorum, biz, bu sektörden, sadece kesmeçiçekten 100 000 000 dolarlık bir ihracat geliri sağlayabiliriz.

Sonuç olarak, 73 milyar dolar civarında olan 2005 yılı ihracatını, inşallah, sizlerin de desteğiyle beraber, bu sene 80 milyar dolar seviyesine getirerek, yeni bir barajı da arkada bırakıp, geçip, önümüzdeki günlerde cumhuriyetimizin 100 üncü kuruluş yıldönümü olan 2023'te de 500 milyar dolar ihracat rakamını da bu ülkenin göreceğini bir kez daha huzurlarınızda belirtmek isterim.

Saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Kürşad Tüzmen (AK Parti, Gaziantep). “İhracatta yaşanan sorunlar hk”. TBMM Genel Kurulu, 78. Birleşim tutanağı, 22 Mart 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kursad-tuzmen-22-2006-03-22-ihracatta-yasanan-sorunlar-hk (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
