# 2008 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı (devlet planma, türkiye istatistik, sermaye.bankacılık, gap bölge,dış ticaret, ihracatı geliştirme) dördüncü tur

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Kürşad Tüzmen (AK Parti, Mersin)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 31. Birleşim
- **Tarih:** 6 Aralık 2007
- **Gündem:** 2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI (DEVLET PLANMA, TÜRKİYE İSTATİSTİK, SERMAYE.BANKACILIK, GAP BÖLGE,DIŞ TİCARET, İHRACATI GELİŞTİRME) DÖRDÜNCÜ TUR
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/kursad-tuzmen-23-2007-12-06-2008-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-tasarisi-devlet-planma-turkiy

> Kürşad Tüzmen (AK Parti), 6 Aralık 2007 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 31. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI (DEVLET PLANMA, TÜRKİYE İSTATİSTİK, SERMAYE.BANKACILIK, GAP BÖLGE,DIŞ TİCARET, İHRACATI GELİŞTİRME) DÖRDÜNCÜ TUR); konuşma 1.918 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

DEVLET BAKANI KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerime başlarken yüce heyetinizi en derin saygılarımla selamlıyorum, 2008 yılı bütçesinin memleketimize ve milletimize hayırlı olmasını diliyorum.

Ön yargılardan sıyrılmış, objektif bir şekilde bakacak olursak, Türkiye, ekonomide ciddi ve köklü bir dönüşüm ve transformasyon geçiriyor. Dış ticaret bu interaktif süreçte çok hızlı bir dinamo görevini üstleniyor. Bugün gayrisafi millî hasılamızın yüzde 55’i dış ticaretten oluşan değerler. 2007 senesinde yüzde 58’ine karşılık gelecek. Halbuki, baktığımız zaman, bu, altı yedi sene evvel gayrisafi millî hasılanın yüzde 30’larındaydı. Çok hızlı bir dış ticaretin dinamosu, motoru da bunun ihracat, temel itici güç.

1980 yılında gayrisafi millî hasıla içerisindeki dış ticaret ağırlığımızın yüzde 15,4 olduğunu düşünürsek nereden nereye geldiğimizi iyi bir şekilde görebiliriz.

Buradaki ihracat artışları defalarca söylendi; 2002’deki 36 milyar dolardan 2006’da 85 milyar dolara çıktık. 2007 Ocak-Kasım döneminde yüzde 25 oranında bir artışımız var. Bunlar tabii… 2007 Kasım ayında rekor kırdık, ama bu rekorları biz kendimiz söylemiyoruz, rakamlar bunları söylüyor.

Ayrıca, OECD rakamlarına göre, Kalkınma Teşkilatı rakamlarına göre son beş senenin ihracat şampiyonu Türkiye. Bunu dünya söylüyor, Dünya Bankası söylüyor, OECD söylüyor. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Tabii, bizim açımızdan baktığımız zaman, 2002 yılında Türkiye sadece 8 ülkeye 1 milyar doların üzerinde ihracat yaparken, 2006 yılında 20 ülkeye 1 milyar doların üzerinde ihracat yapabilir hâle geldi. 2007 yılında ilk defa, sadece 1 ülkeye yaptığımız ihracat 10 milyar dolar düzeyini geçti.

Tabii, 2002 yılında 31 bin olan ihracatçı firma sayısı artık 50 binlere erişti. 2002 yılında 1 milyar doların üzerinde ihracat yapan sadece 1 firmamız vardı, bugün 8 firma bu seviyeyi geçti.

2002 yılında sadece 7 kalem üründe 1 milyar doların üzerinde ihracat yapabiliyorduk, 2007 yılında bu sayı 21’e ulaştı.

Artık, ülkemizin her ilinden ihracat gerçekleştiriyoruz. Yani, daha önce sözleri edildi, Güneydoğu Anadolu Bölgesi ve Doğu Anadolu Bölgesi’nden de yapılan ihracat, şu anda, 2002’yle 2006 yılını kıyasladığımız zaman, tam 4 kat artmış durumda; dört sene içerisinde 4 kat buradaki illerin ihracatı artmış durumda, bölgelerin ihracatı artmış durumda.

Diyarbakır’ın ihracatı 2002 yılında 6,9 milyon dolardı, 2006 yılında 66,8 milyon dolar. Hakkâri’nin ihracatı 2002’de 4,9 milyon dolar, 2006’da 66,4 milyon dolar. Yani, Diyarbakır’ın, Hakkâri’nin ihracatı 10 kat, 15 kat artmış dört sene içerisinde.

AHMET DURAN BULUT (Balıkesir) – Ne ihraç ettiler?

DEVLET BAKANI KÜRŞAD TÜZMEN (Devamla) - Biz, komşu ve çevre ülkelere yaptığımız bu ihracatı kimlerle yaptık? Kürt kökenli kardeşlerimizle, Arap kökenli kardeşlerimizle yaptık, akrabalarla ticaret yaptık. Gayet rahat yaptık. (AK Parti sıralarından alkışlar) İki tane gerçek var burada: Birinci gerçek: Kürt kökenli arkadaşlarımız bizim şerefli kardeşlerimizdir. İkinci gerçek: PKK şerefsiz bir terör örgütüdür. Biz bu ayrımı istiyoruz. (AK Parti sıralarından alkışlar) Biz bu ayrımı istiyoruz. Bu ayrımın yapılması lazım. Gerçekler böyle söylenmeli.

AHMET YENİ (Samsun) – Destekleyenler de…

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Barzani de şerefli mi?

DEVLET BAKANI KÜRŞAD TÜZMEN (Devamla) – Evet, 2002 yılında 31 bin ihracatçı firma şimdi gelmiş 50 bin ihracatçı firmaya. Tabii, burada baktığımız zaman, bizim bu açılımımızda ihracatın sürdürülebilirliği önemli. Bilgi, teknoloji, sermaye yoğun rekabet gücü ve yaratılan katma değer miktarı yüksek mamuller ihraç etmek; biz bunu sağlamaya çalışıyoruz. Uzun süre ihracatımızın amiral gemisi neydi? Tekstil-konfeksiyon ihracatı. Bugün de hâlâ çok büyük bir ihracatı var tekstil-konfeksiyon sektörünün. 22 milyar dolar ihracat rakamına geldi ki, Yunanistan’ın toplam ihracatından daha fazla, Avrupa Birliği üyesi Yunanistan’ın toplam ihracatından bizim tekstil konfeksiyon sektörümüzün ihracatı daha fazla. Onu geçen otomotiv ve yan sanayi sektörümüz var bu sene. Elektrik-elektronik, makine-teçhizat sektörü, yüksek rekabet gücü, bütün hepsi bu sektörlerde var. Otomotiv sanayisinde, dünyada artık Türkiye konuşuluyor. Avrupa’da üretim üssü Türkiye. Marka yaratma… Bu şekilde yolumuza devam ediyoruz. Avrupa 6’ncısıyız şu anda toplam otomotiv üretiminde, otobüs üretimde de Avrupa 1’incisiyiz. Bunu biz söylemiyoruz, dünya söylüyor.

Şimdi, hafif ticari araç üretiminde Avrupa 2’ncisiyiz. Hazır giyim alanında Avrupa Birliğinin 2’nci büyük tedarikçisiyiz. Cam eşya üretiminde dünya 6’ncısıyız. Kuyumculuk sektörü, Türkiye’yi, dünyada 2’nciliğe taşıdı. Bu gerçekleri de diğer gerçekler gibi burada tartışmamız lazım. Karo seramik ihracatında yine dünya 2’ncisiyiz. Burada çok örnekler verilebilir, vaktimiz az olduğu için hızla geçmem lazım.

Yüksek ve orta kaliteli ürün ihracatında, 2006 yılı sonunda 4 misline yakın bir artışla, 8 milyar dolardan 31 milyar dolara geldik.

Önümüzdeki dönemde yazılım, büro makineleri, kimya sanayisi, otomotiv, elektrik, elektronik, gemi inşa, organik tarım, demir-çelik, bunlar öncelikli sektörlerimiz olacak.

2007 yılında kümeleşme projelerini hayata geçirdik biliyorsunuz, on öncelikli sektör belirttik. Turquality Programı, yine, bütün denetimiyle, uygulamasıyla dünyada örnek gösterilen bir program hâline geldi. On yılda on Türk markasını dünya markası hâline getireceğiz, böyle bir iddiamız var ve marka, moda artık dünyanın en önemli şeyi şu anda. Dün İstanbul’da Türkiye’nin ilk moda akademisinin açılışını yaptık. Bu bir tarihtir. İlk defa Türkiye bir moda akademisini kurdu.

Şimdi, bizim burada yaptığımız çalışmalarda ülkemiz, bilgi eksenli sürekli inovasyon sürecini, stratejik pazarlama öngörüsünü, üst kalite katmanları konumlamasını ve özgün tasarım yeteneğini hızla geliştiriyor. Tabii, burada istikrar var, büyüme var, tüketim var, yatırım harcamaları artıyor, ithalat talebi de tabii buna paralel bir şekilde gelişiyor.

Türk lirasındaki son yıllardaki değerlenme ihracatçılarımızın nispi fiyat avantajını erozyona uğratıyor ve ara malı üretimi talebi yerine ara malı talebini dışarıdan karşılamayı getiriyor. Bunları hep burada açıklıkla ifade ettik.

AHMET KÜÇÜK (Çanakkale) – Başarı mı bu?

DEVLET BAKANI KÜRŞAD TÜZMEN (Devamla) – Üretim, istihdam, cari işlemler açığı üzerinde olumsuz tesirini herkes burada biliyor.

Tabii, 2006 Aralık ayı itibarıyla Türk lirasının 2002 yılına göre yaklaşık yüzde 41 oranında reel olarak daha değerli olduğunu görüyoruz. 99 yılını baz alsak, bu değerlenme yüzde 68. Tabii, uluslararası rekabet koşulları, üreticilerin ithal ham madde ve ara mallarını -yerlilerin yerine bunları- kullanmalarını, ikame etme yolunu açıyor.

Tabii, bizim verilere dayanarak baktığımız zaman, Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre yüzde 20,6 oranında ithalatımız artmış ve 137 milyar dolar olarak gerçekleşmiş. 2006 Ocak-Ekim döneminde de 45,3 milyar dolar olan dış ticaret açığı 2007 Ocak-Ekim döneminde yüzde 12,2 artmış, yani 50,8 milyar dolara yükselmiş. Fakat ihracat artış hızının ithalat artış hızını geçtiğini… Yaklaşık 5,6 puan ihracat artış hızı daha iyi durumda şu anda.

Sonuç olarak, bu sene için iki güzel gösterge, dış ticaret açığımız, 2006’ya göre toplam dış ticaret açığının bizim toplam dış ticaretimize oranı yüzde 22’lere geriledi. Yüzde 24’tü bu geçen sene ve ihracatın ithalatı karşılama oranı da geçen sene yüzde 60,1’den bu sene yüzde 62,9’a çıktı.

Tabii, burada hidrokarbon ürünlerinin ithalatı, petrol, doğal gaz… 35 milyar dolar sadece bu sene fatura ödeyeceğiz bu ithalata. Yaklaşık dış ticaret açığımızın yarısı petrol ürünleri ithalatımız, dış ticaret açığının yarısı.

Tabii, orta ve uzun vadede bunlar dengeye ulaşır, ama biz ihracat artışının tek çözüm olduğunu bildiğimiz için bu tarafa yükleniyoruz, koşan atı mahmuzlamaya çalışıyoruz.

İthalatta çeşitli önlemler var. Burada dampingler, gözden geçirme soruşturmaları… 96 adet dampinge karşı kesin önlem yürürlükte ve yine laboratuvarlarda bu çalışmalar devam ediyor.

Biz, tabii, burada, Doha Kalkınma Raundu, Dünya Bankası ve diğer bütün çalışmalarda, müzakere süreçlerinde şunu gördük: 2015 yılına kadar dünyada 100 milyar dolar gelişmekte olan ülkelerde ekstra bir pazar açılımı var. Bundan en fazla pay almaya çalışıyoruz ve 2012 yılında, cumhuriyetimizin 100’üncü kuruluş yıl dönümünden evvel 2012 yılında 200 milyar dolar ihracatımız var, bunu hesaplıyoruz, 2023 yılında da, cumhuriyetimizin 100’üncü kuruluş yıl dönümünde de 500 milyar dolar ihracat rakamını inşallah bu ülke görecek. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Tabii, üç deniz projemiz var, yani Hazar’ı bir serbest ticaret alanı hâline getirmek, Karadeniz’i bir serbest ticaret alanı hâline getirmek, Akdeniz’i bir serbest ticaret alanı hâline getirmek. Bunlar büyük projeler. Türkiye, büyük düşünmek zorunda olan bir ülke. Bunlarla ilgili teker teker serbest ticaret anlaşmalarını imzalıyoruz.

Bakın, son geçtiğimiz hafta Gürcistan’la Serbest Ticaret Anlaşması’nı imzaladık. Yine baktığınız zaman, Filistin, Tunus, Fas, Suriye, Mısır, Arnavutluk, bunların hepsi imzalandı.

Yine, Arap ticaret bölgesini, oradaki çalışmaları hızlandırdık. ECO üyesi ülkelerle yaptığımız çalışmalar da çok hızlı bir şekilde gelişti. Burada teker teker, bütün bu ülkelerin tarife dışı engellerini aşarak yolumuza devam edeceğiz.

Aslında, söylenecek çok şey var ama hızlı hızlı geçmem lazım. Eximbank, burada 100 liralık kaynağının 81 lirasını kredi olarak değerlendiriyor. Açıkçası, Türkiye ihracatçısının en fazla yanında olan banka biliyorsunuz. İhracatı Geliştirme Merkezimiz de 80’den fazla eğitim programı düzenledi. 2008 yılında bunlar da devam edecek. Bir taraftan eğitim yapıyoruz 81 ilde, bir taraftan ihracatçı sayısını artırıyoruz, bir taraftan dünya pazarlarına açılıyoruz. Bu, böyle devam ediyor. Tabii, bizim için serbest bölgelerde de 22 milyar dolar dış ticaret hacmi var ve 4,3 milyar dolar net ihracatı olan artık serbest bölgeleri var Türkiye’nin. Bunlar önemli rakamlar. Dolayısıyla burada onları tekrar gözden geçirerek 2008 sonrasında yeni dünyaya hazırlayacağız. Dünya kitabını iyi okumamız lazım.

Bizim burada komşu çevre ülkeler, Afrika ülkeleri, Asya-Pasifik ülkeleri, ABD stratejilerimiz 2008 yılında önceliğini korumaya devam edecek ve tabii Amerika Birleşik Devletleri, Çin, Hindistan gibi kıta ekonomilerine de yönelmeye başladık.

Evet, bir önemli yıldız daha var: Türk müteahhitlik sektörü. Bu da bizim sorumluluğumuzda biliyorsunuz. 2007 yılında 100 milyar dolarlık toplam proje tutarı geçti. Dünyanın en büyük 200 firması arasında 25 tane Türk müteahhit firması var artık. Dünyada sanayi tesislerinde, altyapı, üstyapı yatırımlarında, akıllı binalarda, köprülerde, metrolarda hep biz varız. 2007 yılı sonuna kadar 20 milyar dolar yurt dışı proje tutarımız olacak. Türk müteahhitlerinin senelik 20 milyar dolara çıkıyor, ilk defa bu sene dışarıda aldıkları proje tutarı. Rusya, Kazakistan, Orta Doğu’da çok hızlı bir şekilde çalışmalarımıza devam ediyoruz. Kuzey Afrika’da yine aynı şekilde çalışmalarımız devam ediyor.

Ve tabii ki biz sadece ihracat yapmıyoruz, dış pazarlarda da artık üretim yapıyoruz, marka yaratıyoruz. 2007 yılı itibarıyla Türk firmalarının yurt dışı yatırımlarının tutarı 16 milyar dolara yaklaşmış durumda. Üçüncü ülkeler üzerinde sağlanan -finansman dâhil edildiğinde- bu tutar 22 milyar dolara ulaşıyor. Orta Asya’da enerji sektörü dışındaki alanlarda en önemli yatırımcılar arasındayız.

Bütün Avrasya ülkeleri için söylenen bir söz var. Şimdi, artık dünyada ekonomik eksen –bunu iyi çalışmak lazım- Atlas Okyanusu değil. Doğru, güneş doğudan batıyor batıya doğru ama, bir ekonomik güneş de, ekonomi güneşi batıdan doğuya doğru hareket ediyor. Finans piyasaları, yüksek teknoloji pazarları artık Atlas Okyanusu’ndan Pasifik Okyanusu’na doğru kayarken izlediği rota, Türkiye’nin içinde bulunduğu Avrasya ülkeleri üzerinden geçiyor. İşte, biz bu geçişte, bu ekonomi güneşinin en fazla ışığını almak için firmalarımızı konumlandırıyoruz. Faktör şartlarını, talep şartlarını, destekleyici endüstrileri, firma yapılarını buna göre ayarlayarak rekabet avantajını Türkiye’nin artırmaya çalışıyoruz. Yapmaya çalıştığımız bu. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Tabii, bizim Dış Ticaret Müsteşarlığının teşkilat yapısı ve bütçe ödeneği hedeflerine de değinmek istiyorum. Tüm faaliyetlerini 7 genel müdürlük, 3 danışma denetim birimi, 4 yardımcı birim, 20 serbest bölge müdürlüğü, 8 dış ticaret standardizasyon bölge müdürlüğü ve 74 ülkede 115 ticaret müşavirliğiyle yürütüyor.

2008 yılı bütçesi toplam 102,9 milyon YTL. Bunun 71,6 milyon YTL’si personel gideri, 5,7 milyon YTL’si sosyal güvenlik kurumları ve devlet primi giderleri, 16,7 milyon YTL’si mal ve hizmet alım giderleri, 6,9 milyon YTL’si cari transferler ve 1,9 milyon YTL’si de sermaye giderlerine tahsis edilmiş durumda.

Bizim yeni bir projemiz var: Ticaret Takımları, “Tic-Tak” adını verdiğimiz. Burada özel sektörle kamu beraber çalışacak. Çünkü, bütün ülkelerde ticaret müşavirlerimiz yeterli olamıyor, sayısı az. Bütün büyükelçiliklerde de bu çalışmaları aynı şekilde devam ettiremiyoruz. Onun için, ticaret müşavirleri sayısını artırırken yerel personelle takviye edilmesi ve özel sektörün sivil toplum örgütleriyle bu örgütlerin desteklenmesi, yani, pazar açılımlarımızı bütün dünyada artırmak için bu çalışmayı yapıyoruz. Bunların adı “Ticaret Takımları”, kısa adı “Tic-Tak.”

Tabii ki, sahip olduğumuz tarihî, kültürel birikim; bizim ekonomik kaynaklarımız, daha önemlisi insan kaynakları potansiyelimiz, dünya ekonomisine çok aktif bir şekilde entegre olacağımıza ve sanayileşme sürecimizin bundan sonraki kısmında ciddi bir ivme kazanacağımıza, bu kapsamda dış ticaret politikalarımızın sanayileşme sürecinde ve ekonomimizin uluslararası rekabet gücü kazanmasında hayati bir rol oynayacağına yürekten inandığımızı belirtmek isterim. Tabii ki, bu sürecin hayatiyet kazanmasında yapısal ekonomik reformlara devam etmemiz, ülkemizin ar-ge ve teknolojik kapasitelerini yükseltmemiz, özellikle sektörel bazda toplam faktör verimliliği düzeyinde önemli artışlar sağlamamız gerekiyor. Son yıllarda bu alanda büyük yol aldık. Yüksek teknoloji ürün gamını ihracatta ciddi bir şekilde artırdık ve bundan sonra da hep birlikte çalışarak, vurguladığım hedeflere ulaşacağımıza inancım tam.

Bu düşüncelerle bütçemizin hayırlı olmasını diliyor, saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Kürşad Tüzmen (AK Parti, Mersin). “2008 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı (devlet planma, türkiye istatistik, sermaye.bankacılık, gap bölge,dış ticaret, ihracatı geliştirme) dördüncü tur”. TBMM Genel Kurulu, 31. Birleşim tutanağı, 6 Aralık 2007. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kursad-tuzmen-23-2007-12-06-2008-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-tasarisi-devlet-planma-turkiy (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
