# İstiklal madalyası kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.105)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Kürşat Atılgan (MHP, Adana)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 69. Birleşim
- **Tarih:** 26 Şubat 2008
- **Gündem:** İSTİKLAL MADALYASI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.105)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/kursat-atilgan-23-2008-02-26-istiklal-madalyasi-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-s-s-105

> Kürşat Atılgan (MHP), 26 Şubat 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 69. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İSTİKLAL MADALYASI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.105)); konuşma 1.134 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MHP GRUBU ADINA KÜRŞAT ATILGAN (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İstiklal Madalyası Kanununda Değişiklik Yapan Kanun hakkında MHP Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Sözlerime başlarken Türk milletinin bağrından çıkmış, ülkenin ve toplumumuzun her köşesinden ve her kesiminden insanların oluşturduğu kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerinin bölücü eşkıyalara karşı Irak’ın kuzeyinde başlayan ve devam eden harekâtta hayatını kaybeden vatan evlatlarına, şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum, Türk milletine başsağlığı dileklerimi sunuyorum. Ayrıca, Türk milletini bölmeye yemin etmiş bu eşkıya grubuna sözle, eylemle, mimikle ve Diyarbakır sokaklarında yürüyüşle destek verenleri ve böylece gerçek saflarını ve kinlerini açığa vuranları da şiddetle kınıyorum. Hatta bu çatı altında, bu kürsüde “demokratik çözüm” diye diye, “barış” diye diye Mehmetçiğe kurşun atanları destekleyen siyasi uzantılarını kınıyorum. (MHP sıralarından alkışlar) Bu ülkenin gücünü hafife alanları, milletimizin imparatorluk kültüründen gelen derin hoşgörüsünü ve sabrını acziyet ve zayıflık zannederek kalleş emellerini gerçekleştireceği hülyasına kapılanlara sesleniyorum: Bin yıllık kardeşlik hukukunu yıkabileceklerini zannedenlerin nasıl bir yanılgı içine düştüklerini görecekleri günlerin artık yakın olduğunu, ihanetin bedelini mutlaka ödeyeceklerini, gaflet ve ihanet rüyasından uyanıp bir an evvel Türk milletinden özür dilemeleri gerektiğini anlamalarını söylüyor, çünkü gittikleri yolun yol olmadığını, çıkmaz sokak olduğunu bir kez daha hatırlatmak istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, bir asır önce de Türk’ü esir etmek isteyenlerin, Anadolu’dan söküp atmak isteyenlerin bugünkü gibi gafil işbirlikçileri vardı. Onlar da tam hedeflerine ulaştıklarını sanırken bu toprağın insanlarının, milletimizin, çılgın Türklerin en namüsait şartlarda neler yapabileceğini gördüler. Kutsal mücadelemiz İstiklal Harbi’nin şehitlerine ve artık tamamı ebediyete intikal eden gazilerine bir kez daha şükranlarımı sunuyorum ve minnetle yâd ediyorum. Onlar, bu topraklar için, bizlerin güzel ülkemiz Türkiye’de bağımsız ve insan gibi yaşamamız için şehit oldular, en değerli varlıkları olan hayatlarını verdiler. Bu kutsal mücadele esnasında da müstevlilerle iş birliği yapan gafiller vardı. Hatta, Türkiye Büyük Millet Meclisinde bu mücadelenin büyük kahramanı, büyük önderi, büyük komutanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ne tür muhalefet yapıldığı hepinizin malumlarıdır.

Evet, değerli arkadaşlarım, bu ülkenin haini çoktur, ancak hainlerin kirli emellerini yok edecek, ülkesi için ölmesini bilen kahramanları da daha çoktur. Hiç kimsenin şüphesi olmasın, ülkesi için ölmeyi göze alan kahramanlar olduğu müddetçe hainler kirli emellerini gerçekleştiremezler. Bu topraklarda var olan bin yıllık kardeşliği bozmaya çalışanlar, yani bölücü eşkıya grubu ve onların siyasi uzantıları hiç ümitlenmesinler, emellerine ulaşmaları mümkün değildir. Buna Allah’a inandığım gibi iman ediyorum. Çünkü bu kardeşlik hukuku çok güçlüdür, temelleri, kökleri çok sağlamdır.

Barıştan bahsederken, “Barış, barış!” diye bu kürsülerde nutuk atarken eli silahlı uzantıları bu vatanın evlatlarına kurşun yağdırıyorlar. Şu andaki duruma göre 21 tane vatan evladı bu topraklar için hayatlarını vermiş durumdalar. Tekrar hepsini şükranla, minnetle anıyor, Allah’tan rahmet diliyorum. “Barış” diye diye ölüm ve kinlerini kusuyorlar. Milletimizin, bu hainlerin bazen bu kürsüden söyledikleri bu söylemleri ibretle ve sabırla izlediklerini de biliyorum.

Değerli arkadaşlarım, dünyanın en eşitlikçi, vatandaşları arasında hiç ayrım yapmayan, etnik kökeni ne olursa olsun herkesi muteber ve eşit vatandaş sayarak bu cumhuriyeti kuranlar, herkesi Türk milletinin eşit bireyi kabul etmiştir. Bu ülkeye karşı haksız ve kirli saldırıda bulunanlar, aslında yakın çevresinden ve tarihten ders almayan beyin fukarası canlılardır. Doksan yıl önce de aynı türden hainler olmuştur, ancak ihanet hayalleriyle yok olup gitmişlerdir.

Değerli arkadaşlarım, devletimizin, topraklarımızın, bu eşitlikçi anayasal düzenin hepimiz kıymetini iyi bilmeliyiz. Aksi hâlde hem kendimize hem milletimize hem de ülkemize yazık ederiz. Kafamızı biraz kaldırıp çevremize bakınca dünyadaki mücadelenin ne olduğunu, komşularımızın başına neler geldiğini hepimiz görüyoruz. Bunu göremiyorsanız, öyleyse yakın tarihimize şöyle bir bakmanın yeterli olacağını söylemek isterim.

Sayın milletvekilleri, madalyalar, kutsal bir mücadele neticesi, millet adına iyi bir iş veya başarılı bir sonuç elde edilince bunların şerefine ihdas edilmiş, manevi değeri çok yüksek olan simgelerdir. Türk Silahlı Kuvvetlerinin tarihinde birçok övünülecek destan ve olay vardır. Bu övünülecek olayların hiç şüphesiz ki en başında millî mücadelemiz gelir. Yedi düvele karşı yürütülen bu mücadele, savaşlardan savaşlara koşarak yorgun, bitkin, fakir düşen milletimizin olağanüstü çabasıyla gösterdiği bağımsızlık mücadelesidir, şerefle yaşama mücadelesidir, bu toprağın insanlarının insanca yaşama mücadelesidir. Bu ülkenin insanları, Osmanlı İmparatorluğu’nun Birinci Dünya Savaşı’nda içine düştüğü girdaptan el birliğiyle, doğulusuyla batılısıyla, kuzeylisiyle güneylisiyle, kahramanca yaptıkları mücadeleyle kurtulmasını bildiler, dünyanın ezilen ve tahakküm altına alınan bütün milletlerine emsal teşkil edecek olan Türk Kurtuluş Savaşı’nı dillere destan bir şekilde yaptılar, kan ve gözyaşı ile vatanın sınırlarını yeniden çizdiler. “Çanakkale geçilmez.” deyip göğsünü siper ederek bu hayâsızca akınlara dur demek için kendini feda eden bu aziz vatanın mübarek şehit ve gazileri aynı kararlılıkla İstiklal Harbi’ni yaptılar. Mondros’a, Sevr’e, Wilson ilkelerine geçit vermediler. Yunanlıları “Geldikleri gibi geri giderler.” diyerek İzmir’den denize döktüler. “Fransız kurşunu değmez adama.” diyerek gözlerini kırpmadan kurşunlara karşı süngülerle direndiler. Çünkü, onlar, şairin dediği gibi “Bedr’in aslanları kadar şanlıydı.” Nene Hatun’dan Şehit Kâmil’e, Sütçü İmam’dan Hasan Tahsin’e kadar bu şanlı vatan evlatları, ülkenin dört bir yanında bu kutsal savaşı bizlere parlak bir geleceği hazırlamak için yaptılar. Genç Türkiye Cumhuriyeti bu saydığım fedakâr vatan evlatlarının omzunda yükseldi. Şarktan garba kadar bu mücadele ayakta alkışlandı ve Türk Kurtuluş Savaşı 20’nci yüzyıl tarihinin en önemli olayları arasında yerini aldı, mazlum milletlerin ümit ışığı oldu.

Değerli milletvekilleri, işte, İstiklal Madalyası, bu mücadeleye katılan kahramanlara, yani, dedelerimiz, dedelerimizin babalarına verilmek üzere bir şeref timsali olarak ihdas edilmiş bir madalyadır. 29/11/1920 tarihli ve 66 sayılı İstiklal Madalyası Kanunu 15 Mayıs 1919’dan 9 Eylül 1922 tarihine kadar süren Kurtuluş Savaşı’mızın cephelerinde veya cephe gerisinde kahramanlık ve fedakârlık gösteren bu şanlı insanlara bahşedilmiştir. 20 Kasım 1920’den itibaren 1926 yılına kadar milletvekili, Kuvayımilliyeci, PTT memuru, mülki amir ve askerlerden oluşan toplam 6.920 kahraman Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından İstiklal Madalyasıyla ödüllendirilmiştir. 1968’de 1005 sayılı Yasa’nın 1 Mart 1968 tarihi itibarıyla kabulüne kadar geçen kırk yedi yıl içinde 17.557’si subay, astsubay ve 77.704’ü erbaş ve er olmak üzere toplam 95.261 kişiye İstiklal Madalyası verilmiştir. Öte yandan, Kore Savaşı’nda gösterdiği kahramanlıklardan ötürü Güney Kore devleti tarafından kendilerine hatıra nişanı verilenlerin yanında, daha sonraki yıllarda, Kıbrıs çıkarması ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamında, vatanın bölünmez bütünlüğünün korunması ilkesi esasına göre, yararlılıkları görülmüş kişilere birtakım liyakat madalyaları ihdas edilmiştir. Ancak, bugün de görüldüğü üzere, 66 sayılı İstiklal Madalyası Kanunu’nun günümüz koşullarına ve konjonktürüne uyarlı hâle getirilerek kanun üzerinde değişiklik yapılmasına dair görüştüğümüz kanun tasarısı ihtiyaç olmuştur.

Tasarının gerekçeli kararında da vurgulandığı üzere, bu mücadelenin kayıtları zamanındaki tespitlere göre kontrol edilerek verilen İstiklal Madalyalarından hakkı olmasına rağmen bunu alamayan, isimleri sonradan tespit edilenler olmuştur. Eski kanun, ebediyete intikal etmiş hak sahiplerinin vârislerine bu madalyanın verilmesi için bir imkân tanımıyordu. Yapılan yeni düzenlemeyle bu imkân sağlanmış oluyor. Dolayısıyla, gecikmeli de olsa bir övünç destanı olan kurtuluş mücadelemizi yapan o çılgın Türklerin vârislerine bu övünç ve gurur madalyasının verilmesi için bu düzenleme geç de olsa olumlu ve doğru bir gelişmedir, aynı zamanda bir haksızlığın giderilmesidir.

Bu nedenle, Milliyetçi Hareket Grubu olarak bu kanuna olumlu oy vereceğimizi söylüyor, bu vesileyle bir kez daha İstiklal Harbi’nin tüm katılanlarına Allah’tan rahmet diliyor, en büyük emanetleri olan vatan topraklarının sonsuza kadar Türk milletinin birliği ve beraberliğini koruyarak devam ettireceğimizden kimsenin şüphesi olmasın diyorum ve hepinize saygılar sunuyorum. (MHP ve AK Parti sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Kürşat Atılgan (MHP, Adana). “İstiklal madalyası kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.105)”. TBMM Genel Kurulu, 69. Birleşim tutanağı, 26 Şubat 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kursat-atilgan-23-2008-02-26-istiklal-madalyasi-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-s-s-105 (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
