# Türk siilahlı kuvvetlerinin ırakın kuzey bölgesi ile mücavir alanlara gönderilmesi ve görevlendirilmesi hakkında başbakanlık tezkeresi

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Kürşat Atılgan (MHP, Adana)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 3. Birleşim
- **Tarih:** 8 Ekim 2008
- **Gündem:** TÜRK SİİLAHLI KUVVETLERİNİN IRAKIN KUZEY BÖLGESİ İLE MÜCAVİR ALANLARA GÖNDERİLMESİ VE GÖREVLENDİRİLMESİ HAKKINDA BAŞBAKANLIK TEZKERESİ
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/kursat-atilgan-23-2008-10-08-turk-siilahli-kuvvetlerinin-irakin-kuzey-bolgesi-ile-mucavir-alanlara

> Kürşat Atılgan (MHP), 8 Ekim 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 3. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRK SİİLAHLI KUVVETLERİNİN IRAKIN KUZEY BÖLGESİ İLE MÜCAVİR ALANLARA GÖNDERİLMESİ VE GÖREVLENDİRİLMESİ HAKKINDA BAŞBAKANLIK TEZKERESİ); konuşma 1.338 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

KÜRŞAT ATILGAN (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Irak’ın kuzeyine Türk Silahlı Kuvvetlerinin sınır ötesi harekât yapabilmesi için Hükûmete yetki veren tezkerenin süresinin uzatılması üzerine şahsım adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Bizler burada bu görüşmeleri yaparken, aldığım bilgiye göre, az önce Diyarbakır’da bir polis aracı tarandı, 1 ölü ve 15 yaralı var. Gerek şehit olan polisimizin gerekse geçen hafta Aktütün Karakolunda şehit olan evlatlarımızın aziz ruhu önünde saygıyla eğiliyorum, Allah’tan rahmet diliyorum; milletimize ve acılı ailelerine başsağlığı ve sabırlar diliyorum. Türkiye’yi bölmeye yemin etmiş kanlı terör örgütünden ve onun her türlü destekçisinden, er veya geç, kahraman evlatlarımızın aziz canlarının hesabının sorulacağına da inanıyorum.

Şimdi, değerli milletvekilleri, Türkiye bu terör belasıyla yirmi beş yıldır ciddi şekilde mücadele etmektedir. 1984’ten 2002 yılına kadar Türkiye’de bunun adı terör sorunuydu. Yani, bizim de içinde bulunduğumuz Hükûmet, 2002 yılında, AKP’nin iktidar olduğu yılda, iktidarı devrederken terör Türkiye’nin gündeminden düşmüştü; şehit sayısı senede 3’ü, 5’i, geçmeyecek noktalardaydı; olay sayısı da yüzde 500, yüzde bin azalmıştı. Peki, ne oldu da terör geçtiğimiz altı yılda bu kadar şiddetli bir şekilde arttı ve bugün Türkiye’nin en önemli gündem maddesi hâline geldi? Değerli milletvekilleri, bunun sebebi, bana göre, Milliyetçi Hareket Partisi Grubuna göre, daha önceki bütün bu işte mücadele edenler ve siyasi iktidarlar tarafından bu olayın adı ve teşhisi terör problemiyken, 2002 yılından itibaren bu iş biraz kimlik sorunu, biraz hak arama sorunu olarak görülmeye başlandı ve etnik kimlikler okşanarak siyaset yapılmanın yolu açıldı ve terörün ümitlenmesine, terör vasıtasıyla Türkiye’ye dayatılan isteklerinin halledilebileceği noktasında teröre prim verildi. Dolayısıyla, az önce, gerek AKP Grubunun gerekse Hükûmet Sözcüsünün konuşmalarını dinleyince biraz ümitlendim çünkü artık tekrar Türkiye’de bir millî mutabakat şeklinde, bu işin bir terör olduğu noktasında bir mutabakat sağlanmaya başlamıştır. Aradaki o beş yıllık farklı anlayış… Terörle mücadele edenler ile terörde en önemli enstrümanlardan biri olan siyasi iktidarın olaya farklı bakışının aynı noktaya gelmiş olmasından son derece memnunluk duyduğumu da belirtmek isterim.

Bugün eli kanlı bölücü terör eşkıyaları Irak’ın içinde bulunduğu şartlar nedeniyle Kuzey Irak’ta üsleniyor, geçtiğimiz yirmi beş yılda da büyük oranda Irak’ın kuzeyinde üslendiler. Irak’ın kuzeyinde üslenmek ne demek? Orada barındılar, iaşe edildiler, eğitim yaptılar, silahlandılar ve fırsat buldukları uygun zaman ve zeminde Türkiye’ye geçerek Türk askerine pusu kurdular veya münferiden geçerek büyük şehirlerde terör eylemleri yapıp masum insanlarımızın katledilmesine vesile oldular.

Tabii, Türk milletini derinden yaralayan ve kahreden, aslında teröristin sıktığı kurşundan daha çok, teröristin yaptığı her eylemden sonra gerek medyada gerekse birtakım basında gerçek niyetlerini gizleyerek sarf ettikleri söylemler ve eylemlerdir, Türk askerine ve milletine olan anlaşılmaz kinleridir, terörü lanetlemeyen tavırlarıdır. İbretle izliyorum. Bu millet büyük bir millettir. Ona ihanet edenlerin hâllerinin ne olduğunu anlamak için derin araştırmalara ihtiyaç yoktur. Kafamızı biraz kaldırıp etrafımıza baktığımız zaman bu büyük millete ihanet edenlerin nasıl zulümle idare edildiklerini, nasıl zulüm çektiklerini hep birlikte görmek gayet basittir.

Bu coğrafyanın insanları mazlumdur değerli milletvekilleri, insani değerleri yüksektir. Bu onurlu insanların tamamı, bu coğrafyada yaşayan insanların tamamı bu cumhuriyeti kurmuştur ve bu büyük milletin her biri bir ferdidir ve bütün farklılıklar ile bu coğrafyadaki tüm bu insanlar milletimizin bir parçasıdır. Bu coğrafyanın insanlarının kendine güvenmesi, kendine inanması ve birbirine kenetlenmesinden başka da çare yoktur. “Ben tüm bu değerlere rağmen birlik ve beraberlik istemiyorum, Türkiye’yi böleceğim.” diyen bölücü eşkıyaları saf dışı etmek ve inlerini başlarına yıkmak için bu tezkere tekrar önümüze gelmiş bulunuyor.

Gönül ister ki bu tezkere oy birliğiyle bu Meclisten geçsin. Çünkü, oy birliğiyle geçtiği zaman, bu tezkereye muhatap olanların, gerek teröristlerin gerekse bu teröristlere destek verenlerin alacağı mesajlar vardır ve o mesaj ise Türk Silahlı Kuvvetlerinin ve Türkiye Cumhuriyeti’nin caydırıcı etkisidir. Her türlü askerî gücün ve silahın birincil görevi hasmını caydırmaktır. Bu tezkereyle Türk Silahlı Kuvvetleri ve Hükûmet caydırıcı bir koz elde edecektir. Caydırılamazsa ve Türkiye’yi rahatsız etmeye devam ederlerse caydırılmasına vesile olacak operasyon yapılacaktır.

Değerli milletvekilleri, Kuzey Irak’ın sınırlarımızın Irak tarafında kalan kısmının Kuzey Irak yönetimince veyahut da merkezî hükûmetçe veyahut da o bölgedeki işgalci güç olan Amerika Birleşik Devletleri tarafından kontrol edilmesi ve güvenliğinin sağlanması gerekir gerçekte. Ancak, niyetler ile imkân kabiliyetlerinin örtüşmesi gerekir. Irak merkezî yönetiminin, niyet olsa bile, imkân kabiliyetleri Kuzey Irak’ı kontrol edebilecek noktada değildir veya sınırlarımıza yakın dağlık bölgeyi kontrol edebilecek noktada değildir. Amerika Birleşik Devletleri’nin ise Irak’taki önceliği farklıdır. Konuyu istihbarat paylaşımına getirip işin içinden sıyrılmıştır.

Barzani’nin PKK’ya verdiği destek hepimizce malumdur. Bu desteği kesmesini beklemek fazla saflık olur. Her fırsatta teröristleri kollayıcı açıklamalar ve eylemlerde bulunan bölgesel yönetim liderinin anlayacağı tek dil kalmıştır, o da kuvvettir. Yani Barzani’nin kötü niyetinin değişmesi ancak Türk Silahlı Kuvvetlerinin az önce sözünü ettiğim caydırıcı gücüyle mümkündür. Diğer bir ifadeyle, Türk siyasetinin Irak’taki en büyük kozu ve argümanı Türk Silahlı Kuvvetlerinin gücüdür. İşte bu gücün Irak’ta caydırıcı olması için bu tezkerenin mümkün olan en büyük oy oranıyla geçmesi gerekir.

Diyebilirsiniz ki: “Barzani neden PKK’ya destek versin?” Bu şahısla 1996 yılında Suriye’nin başkenti Şam’da bir buçuk saat görüşen bir kişi olarak söylüyorum: Yüz elli yıllık hayalini gerçekleştirmek üzere olduğunu düşünmektedir. Yüz elli yıllık hayalinin bir parça ötesine giderek Türkiye topraklarını da bu hayaline ve bu rüyasına dâhil etmiştir, o nedenle kullanmaktadır. Bu hayalci ve rüya gören bölgesel yönetim liderinin rüyasından uyandırılabilmesinin de en büyük etkeni yine Türk Silahlı Kuvvetlerinin gücü olacaktır. Önemli olan o gücü iyi kullanmaktır.

Şunu ifade etmek isterim ki ne Roma’da ne Bizans’ta ne Selçuklu’da ne Osmanlı’da Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde böyle bir vurucu kuvvet olmamıştır. Önemli olan, siyasi iradenin bu vurucu kuvveti maharetle ve basiretle kullanma becerisini göstermesidir. Hükûmetten beklediğimiz budur.

Her ne kadar 1 Kasım 2005’te Sayın Başbakanımız ve ABD Başkanı Bush’un Washington görüşmesinde PKK ortak düşman ilan edilse de bugünkü olan işlemler, PKK’yla Amerika Birleşik Devletleri mücadelesi, sadece ve sadece bir istihbarat paylaşımı noktasına indirgenmiştir. Müttefikliğin gereği sadece istihbarat paylaşımı değildir ve Türkiye Cumhuriyeti devletinde maalesef bu istihbarat paylaşımı gereğinden fazla abartılmıştır. Türkiye Cumhuriyeti devletinin bölgede yeteri kadar istihbarat unsurları vardır, yeteri kadar da bilgi alınmaktadır. Bunun birtakım medya tarafından Türkiye’de bozulan Amerika Birleşik Devletleri imajının düzeltilmesi amaçlı kullanıldığını da burada söylemek isterim. Doğru olan, Amerika Birleşik Devletleri’nin bilfiil kontrol ettiği Irak topraklarında PKK’yla, Türkiye’yle birlikte mücadele etmesidir. Kaldı ki Türkiye'nin bölgede yapmış olduğu PKK’yla mücadelenin yarım kesilmesi için geçen yıl Hükûmete Amerika Birleşik Devletleri tarafından yapılan baskıyı hepimiz bilmekteyiz.

Dolayısıyla, Türkiye’nin, gelinen noktada Kuzey Irak’la ilgili kontrol edilemez araziyi kendi gücüyle kontrol etmekten başka çaresi kalmamıştır. Türkiye'nin Irak’la olan sınırı kontrol edilebilir bir sınır değildir ve yanlış bir sınırdır.

Az önce söyledim, niyetler ve imkân kabiliyetler bu bölgeyi Türkiye’den başka kimsenin kontrol edemeyeceği bir noktaya getirmiştir. Türkiye’nin, bu sınırları kontrol edebilir bir noktaya ötelemekten ve oraya yerleştireceği unsurlarla kendisini rahatsız eden PKK terörünü yeteri kadar izole etmekten ve yok etmekten başka çaresi kalmamıştır. Aksi takdirde, az önce duyduğumuz, yüreğimizde duyduğumuz ve milletimizin duyduğu acıları birçok defa duymak zorunda kalırız. Dolayısıyla, Türkiye, bu tezkereyle birlikte Kuzey Irak’la ilgili planlarını tekrar gözden geçirmek zorundadır.

Değerli milletvekilleri, terörizmle mücadelenin ayrıca ekonomik, siyasi ve askerî bacakları vardır. Sadece askerî bacakla mücadele etme sonuç almaz. Dolayısıyla, özellikle terörizmin mali bacağının kırılması gerekir. Bugünkü bankacılık sisteminde ve finans sektörünün kontrolü ve otomasyonu içinde, bu teröre, kimlerin, nasıl, nerede, ne kadar miktarda yardım ettiğini tespit etmek zor değildir. Dolayısıyla, Hükûmetin, özellikle teröristlere yardım kaynaklarını ortaya çıkarıp bu yardım edenleri gerektiği şekilde cezalandırmaları gerekir. Diğer taraftan, teröre destek veren siyasilerle ilgili en kısa zamanda Mecliste dokunulmazlıkla ilgili yeni düzenlemeler getirilmelidir. Dokunulmazlık zırhına bürünerek teröre destek vermek bu Mecliste hiç kimsenin haddine olmamalıdır.

Diğer bir konu ise, son olarak söyleyeceğim…

BENGİ YILDIZ (Batman) – Bir an evvel kaldırın dokunulmazlıkları. Şamar oğlanı değiliz biz!

KÜRŞAT ATILGAN (Devamla) – …değerli milletvekilleri, bölgedeki göçer hareketlerinin kontrol altına alınmasıdır. Özellikle yurt içindeki teröristler göçerlerden lojistik destek almaktadırlar. İsteyerek veya istemeyerek bölgedeki göçerler teröristlere destek olmaktadır. O nedenle, göçerlerin problemlerinin çözülerek yerleşik düzene geçmesi için Hükûmetin bir plan içinde çalışması gerekir. Çünkü, göçerler, isteyerek ve istemeyerek içerdeki teröristlerin lojistik desteğinde önemli bir etken olmaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Hükûmet ve Meclisimizin bu tezkereye vereceği desteği milletin beklentisi doğrultusunda kullanmasını ve kararlılıkla kullanmasını, millî bir politika tespit etmesini, bir seferberlik anlayışı içinde artık bu belayı başımızdan kaldırmasını diliyor, hepinizi bu duygularla selamlıyorum. Ayrıca, o bölgede kahraman evlatlarımızın kutsal mücadelelerinde kuvvet ve başarı diliyorum. Allah hepsinin ömrünü uzun kılsın.

Hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Kürşat Atılgan (MHP, Adana). “Türk siilahlı kuvvetlerinin ırakın kuzey bölgesi ile mücavir alanlara gönderilmesi ve görevlendirilmesi hakkında başbakanlık tezkeresi”. TBMM Genel Kurulu, 3. Birleşim tutanağı, 8 Ekim 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kursat-atilgan-23-2008-10-08-turk-siilahli-kuvvetlerinin-irakin-kuzey-bolgesi-ile-mucavir-alanlara (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
