# Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Kürşat Atılgan (MHP, Adana)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 95. Birleşim
- **Tarih:** 26 Nisan 2010
- **Gündem:** TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/kursat-atilgan-23-2010-04-26-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas-2

> Kürşat Atılgan (MHP), 26 Nisan 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 95. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)); konuşma 1.037 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MHP GRUBU ADINA KÜRŞAT ATILGAN (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Anayasa’nın 157’nci maddesi üzerinde yapılan değişiklik üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, 24 Şubat 1972 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisine AYİM’le ilgili, yani Askerî Yüksek İdare Mahkemesiyle ilgili kanun tasarısı sunuldu, 4 Temmuzda kabul edildi, 20 Temmuzda da yani 1972 yılında yürürlüğe girmiştir.

Peki, neden böyle bir mahkemeye ihtiyaç duyulmuştur derseniz, bunun gerçek sebebi şudur: İdari nitelikteki askerî işlem, eylem ve kararların, özellikle Danıştayın görevine giren işlerin özelliğinden çok farklı olması ve herhangi bir konuda takdire yer vermesi gerekirken, askerî eylem ve işlemlerin askerlik alanındaki derece ve yetkisine bakılarak yapılması zorunlu olmuştur. Bunun somut örneği ise yine bildiğiniz gibi Danıştay paşaları hadisesidir. Dolayısıyla Danıştay kararıyla Silahlı Kuvvetlere dönen birçok general Silahlı Kuvvetler içinde büyük bir kargaşanın doğmasına neden olduğu için Askerî Yüksek İdare Mahkemesi kurulmuştur. Şu anda idare hukukunun asker kişileri ilgilendiren ve askerî hizmete ilişkin uygulamasından kaynaklanan uyuşmazlıklar Askerî Yüksek İdare Mahkemesinde çözümlenmektedir.

Değerli arkadaşlarım, askerî yargı üzerinde yapılacak her türlü değişiklik çok dikkatli bir şekilde yapılmak zorundadır. Yapılan değişikliklerin hiçbir şekilde ordunun en kuvvetli silahı olan disiplini üzerinde bir olumsuz etkisi olmamalıdır. Ancak, 156’ncı maddenin değişikliğinde de söylediğim gibi, şu anda Türk Silahlı Kuvvetlerinin askerî yargıda görevli hâkim ve savcılarının sicil, terfi, tayin işlemleri belirsizlik içindedir çünkü dört ay önce Anayasa Mahkemesinin, askerî bir hâkimin açtığı dava sonucu, komutanların askerî hâkimlere sicil verememesiyle ilgili aldığı karar, askerî hâkimlik ve askerî yargıda görev yapan hukukçuların durumunu belirsiz hâle getirmiştir. İşte, Millî Savunma Bakanımız da dinliyor. En kısa zamanda bu belirsizlik giderilmezse askerî yargıda görev yapan arkadaşlarımızın gerek terfileri gerek tayinleri çok sıkıntılı bir şekilde önümüze gelecektir. Dolayısıyla, çok geçmeden bu durumu açıklığa kavuşturacak bir çalışma yapılmak zorundadır.

Değerli arkadaşlarım, milletimizin ve ülkemizin geleceği ve bağımsızlığı için çok önemli olan Silahlı Kuvvetlerimizin disiplinini zafiyete uğratmamak gerekir. Disiplini bozulmuş bir ordu hiçbir anlam ifade etmez. Zayıflatılmış ve morali bozulmuş bir ordu, üzerinde oyun oynanan ve… Silahlı Kuvvetleri her gün yıpratmanın bu ülkeye, bu millete, hiçbirimize bir faydası yoktur. Silahlı Kuvvetler, hepimizin ordusudur, milletin ordusudur, dünyada örneği görülmeyen millî bir ordudur. Yani, ülkenin her kesiminden, milletin her kesiminden, ülkenin her yerinden gelen Anadolu çocuklarının bir şekilde eğitilerek bu ülkenin hizmetine hayatlarını verdiği ve gerçekten halkın ve milletin bütününü temsil eden gerçek bir millî ordudur ve dünyada örneği çok azdır. Dolayısıyla, bu ordu düşmanlığını bir kenara bırakmak gerekir ve ayrıca, ordu üzerindeki oyunlar üzerinde herkes gerekli hassasiyeti göstermesi gerekir. Özellikle ordunun bağlı olduğu Başbakan ve Başkomutan olan Cumhurbaşkanı, orduyla ilgili yapılan spekülasyonlarda en kısa zamanda devreye girerek ordunun bir şekilde açıklamalarını önlemeli ve ayrıca, siyasete müdahale gibi olan birtakım söylemlerini de önlemesi gerekir. Eğer bu kurumlardaki zatlar müdahale etmezse, mecburen ordu kendini savunmak için birtakım açıklamalar yapar, o da siyasete müdahale gibi anlaşılır. Dolayısıyla, Başbakan ve Cumhurbaşkanı anayasal sorumluluklarını yerine getirip, ordunun kalkanı olmak zorundadır.

MEHMET ERDOĞAN (Adıyaman) – Müdahale…

KÜRŞAT ATILGAN (Devamla) - Çünkü, morali bozulan ve yıpratılan bir ordu, sadece ve sadece senin işine yaramaz değerli kardeşim, bu ülkeyi bölmek isteyenlerle, bu coğrafyada büyük olan, hesapları olan güçlerin, emperyalist güçlerin işine yarar. Belki sana dokunuyordur böyle orduyu savunuyormuş gibi bir görüntü ama bu orduyu kimlerin nasıl yıprattığını hepimiz çok iyi biliyoruz.

Değerli arkadaşlarım…

SUAT KILIÇ (Samsun) – Orduyu savunmak bu grupta hiç kimseye dokunmaz.

KÜRŞAT ATILGAN (Devamla) - Orduyu savunmak senin de görevin Sayın Kılıç.

KEMALETTİN AYDIN (Gümüşhane) – Hepimizin görevi.

KÜRŞAT ATILGAN (Devamla) - Yaşın gençtir, belki orduda görev yapmamışsındır ama ordunun en önemli savunucularından biri sen de olmak zorundasın. Anayasa…

SUAT KILIÇ (Samsun) – Orduyu savunmak bu grupta kimseye dokunmaz.

KEMALETTİN AYDIN (Gümüşhane) – Hepimiz savunuyoruz, merakın olmasın, hepimiz savunuyoruz.

KÜRŞAT ATILGAN (Devamla) - Aferin, savunmaya devam edin, dolayısıyla takdir edelim biz de sizi. Savunduğunuzu gayet iyi biliyoruz, çok iyi biliyoruz, aferin!

KEMALETTİN AYDIN (Gümüşhane) – 336 kişi de savunuyor. Merak etme sen, endişeli olma.

KÜRŞAT ATILGAN (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, orduyla ilgili söyleyeceklerim bu kadar.

Tekrar Anayasa değişikliği üzerindeki görüşlerime gelmek istersem, yine, iş biraz çığırından çıktı bu Anayasa görüşmeleri esnasında bu Mecliste. Bir anekdotla sözlerime devam etmek istiyorum. Bir tarih öğretmeni bir okula tayin olur ve çocukların bilgi seviyesini kontrol etmek için ortaya bir soru sorar: “Çocuklar Roma’yı kim yaktı?” der. Çocuklar hep bir ağızdan der ki: “Hocam biz yakmadık.” Hoca hiddetlenir ve koridora çıkar, koridorda müdürle karşılaşır, hocanın yüzündeki kızgınlığı gören müdür der ki: “Hayrola hocam, ne oldu?” Der ki: “Böyle bir soru sordum, bana böyle bir cevap verdiler.” Müdür der ki: “Hocam, üzülme, bu talebe milleti hem yakar hem de yakmadım der.” der. Hoca daha da hiddetlenir ama bir şey diyemez müdür olduğu için. Akşam evine gider, yüzünden hiddet bellidir. Karısı der ki: “Bey, ne oldu?” Der ki: “Bugün okula girdim, böyle böyle dedim, onlar bana bunu dedi, daha sonra müdürle karşılaştım, o da bana bunu dedi.” der. Bunun üzerine eşi der ki: “Üzülme. Az önce televizyonda Kenan Doğulu diye bir şarkıcı vardı ‘Roma’yı da yakarım, Roma’yı da yakarım’ diye şarkı söylüyordu, muhtemelen o yakmıştır” der.

Değerli arkadaşlarım, bu Anayasa değişikliğiyle ilgili soruyorum: Roma’yı kim yaktı? Evet, hepiniz biliyorsunuz Roma’yı kimin yaktığını.

KEMALETTİN AYDIN (Gümüşhane) – Ülkeyi kim yaktı, ülkeyi, onu söyle!

KÜRŞAT ATILGAN (Devamla) – Roma’yı kimin yaktığını hepiniz biliyorsunuz ama sessiz kalıyorsunuz, sessiz.

KEMALETTİN AYDIN (Gümüşhane) – Bu ülkeyi 2002’ye kadar kim yaktı, onu söyle.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sen yakmış olabilirsin Paşam!

KÜRŞAT ATILGAN (Devamla) – Elitaş da çok iyi biliyor Roma’yı kimin yaktığını ama sessiz kalıyor.

SUAT KILIÇ (Samsun) – Sen yakmışsın gibi bir hâlin var Paşam!

KÜRŞAT ATILGAN (Devamla) – Ama milletin geleceği söz konusu ise sessiz kalmak ihanetle eş değerdir değerli arkadaşlar.

Değerli milletvekilleri, getirmek istediğiniz düzen… Aslında kadılık sistemini geri getirmek istiyorsunuz ama esas itibarıyla kadılık sisteminden bile geri bir sistem getirmek istiyorsunuz çünkü kadılık sisteminde padişahlar ve vezirler zaman zaman kadının karşısına çıkarak hesap verirdi. Siz hesap vermemenin yollarını arıyorsunuz ama hiç unutmayın ki herkes yaptığının karşılığını, bu dünyada da öbür dünyada da hesabını vermek zorundadır ve verecektir.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Hesabı millet sandıkta verir.

KÜRŞAT ATILGAN (Devamla) – Değerli arkadaşlarım, sadece sandıkta vermez…

SUAT KILIÇ (Samsun) – Bu dünyada da öbür dünyada da verecek…

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Hesabı millet sandıkta görür.

KÜRŞAT ATILGAN (Devamla) – Sadece sandıkta vermez Elitaş, sadece sandıkta vermez; öbür dünyada da vereceğiniz hesap var, merak etmeyin.

---

**Kaynak gösterme:** Kürşat Atılgan (MHP, Adana). “Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)”. TBMM Genel Kurulu, 95. Birleşim tutanağı, 26 Nisan 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kursat-atilgan-23-2010-04-26-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas-2 (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
