# Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Kürşat Atılgan (MHP, Adana)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 102. Birleşim
- **Tarih:** 5 Mayıs 2010
- **Gündem:** TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/kursat-atilgan-23-2010-05-05-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas

> Kürşat Atılgan (MHP), 5 Mayıs 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 102. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)); konuşma 490 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

KÜRŞAT ATILGAN (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, 156’ncı maddeyle ilgili değişiklik önergesi üzerinde söz almış bulunuyorum. Bu madde Askerî Yargıtayla ilgilidir. Değerli arkadaşlarım, Askerî Yargıtay askerî yargımızın önemli bir anayasal kurumudur ve cumhuriyet tarihimizden eskidir. Doksan altı yıllık bir kurumdur ve 1914 yılında kurulmuştur. “Gerçekten askerî yargıya neden ihtiyaç vardır; var mıdır, yok mudur?” diye bir soru sormak lazım çünkü yapılan askerî yargıyla ilgili değişikliklerin mantığını anlamak çok kolay değil.

Değerli arkadaşlarım, bizim askerî yargımızın Batılı anlamda modernize edilmesi II. Mahmud’un yeni orduyu kurmasından sonraki yıllara rastlar. Hukukumuzun Batılı anlamda modernize edildiği 19’uncu yüzyılın ikinci yarısından başlayan, Danıştayın ve Sayıştayın 1868’de hukuk sistemimize girmesiyle birlikte, askerî yargı üzerinde birtakım değişiklikler yapılmış ve askerî yargımız da Batılı anlamda modernize edilmeye başlanmıştır ve bu modernizasyondaki mülahazalar ve kanunlar çoğunlukla Fransa’dan alınmıştır.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, dünyada ordular olduğu müddetçe onlara özgü yargılama usulleri de olmuştur ve olmaya devam edecektir.

Silahlı kuvvetlerin askerî yargıya ihtiyaç duyulan önemli iki prensibi vardır: Bunlardan biri disiplin, diğeri ise emirlere mutlak itaattir. Bu iki hususun sağlanması, bunun hilafında davrananların bir an önce cezalandırılması veya hukuki yönden tekrar disiplini ve itaati sağlamak için süratle bir hukuk sistemine ihtiyaç doğmuştur ve de bu da ancak askerî yargıyla mümkün olabilmiştir. O nedenle Türk Silahlı Kuvvetlerinde, çok ciddi bir -geleneksel olarak- askerî yargı sistemi oluşmuştur. Eğer yapılmak istenen şey silahlı kuvvetlerin siyasete müdahalesini önlemekse çok daha köklü şeyler yapmak gerekir.

Değerli milletvekilleri, Türk Silahlı Kuvvetlerinin, cumhuriyet öncesini söylemiyorum ama cumhuriyet dönemi, siyasete müdahalesi belli başlı beş tanedir: Birincisi 60 İhtilali, ikincisi 12 Mart Muhtırası, üçüncüsü 80 İhtilali, dördüncüsü 28 Şubat postmodern darbe, beşincisi ise 27 Nisan e-muhtırasıdır.

Şimdi, 60 İhtilali ve 12 Mart Muhtırası artık zihinlerde çok gerilerde kalmıştır ve milletimiz onu vicdanında yeteri kadar yargılamıştır ve tarihin vicdanına bırakılmıştır. Tarih, 60 İhtilali ve 12 Martla ilgili aşağı yukarı hükmünü vermiştir.

Diğeri ise 12 Eylül’dür. 12 Eylül’de, özellikle Milliyetçi Hareket Partisinin mensupları ve bir kısım solcu arkadaşlarımız çok büyük sıkıntılar çekmiştir, işkenceler görmüştür.

12 Eylül Anayasası’yla ilgili de günlerdir birtakım değişiklikler yapıyoruz ancak emin olun ki yapay değişiklikler yapıyoruz. Bu 12 Eylül’le ilgili de, yapanlarla ilgili, geçici 15’inci madde bildiğiniz gibi, gündemden kaldırılmak için bir madde var.

Diğer iki husus ise 28 Şubat’la ilgili ki bu çok enteresandır. Bu olay, özellikle AKP Grubunun büyük çoğunluğunun içinden geldiği siyasi yapıya karşı yapılmış olan bir postmodern darbe olmasına rağmen, buna karşı herhangi bir söyleminizin veya eyleminizin olmaması benim açımdan çok enteresandır. Yani burada 12 Eylül’le ilgili, diğer ihtilallerle ilgili o kadar çok şeyler söylendi ki, ancak 28 Şubat’la ilgili neden bir tek laf etmezsiniz; enteresandır. Yoksa “Sonuçları itibarıyla hayırlı olmuştur, gömleğimizi değiştirdik, AKP gömleği giydik, dolayısıyla iktidar olduk, o nedenle bu konuyu açmayayım.” mı diyorsunuz? Eğer böyle düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Yani demokrasi havarisi olmak veya gerçek anlamda demokrat olmak böyle düşünmeye engeldir değerli arkadaşlarım. Her durum ve şartta millet iradesini savunmak gerekir, millet iradesinin arkasında durmak gerekir.

Diğer bir konu ise 27 Nisan e-muhtırasıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Kürşat Atılgan (MHP, Adana). “Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)”. TBMM Genel Kurulu, 102. Birleşim tutanağı, 5 Mayıs 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kursat-atilgan-23-2010-05-05-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
