# CHP Grubu önerisi münasebetiyle

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 26. Dönem)
- **Konuşmacı:** Lezgin Botan (HDP, Van)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 18. Birleşim
- **Tarih:** 23 Aralık 2015
- **Gündem:** CHP Grubu önerisi münasebetiyle
- **Tutanak (TBMM):** https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=42486
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/lezgin-botan-26-2015-12-23-chp-grubu-onerisi-munasebetiyle

> Lezgin Botan (HDP), 23 Aralık 2015 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 18. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: CHP Grubu önerisi münasebetiyle); konuşma 837 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

LEZGİN BOTAN (Van) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarımız; ben de sizleri saygıyla selamlıyorum.

Benden önce konuşan hatipleri dinlerken gerçekten sanki bu ülkede değil de başka bir ülkenin parlamentosunda konuşan hatipler olarak hissettim.

RUHİ ERSOY (Osmaniye) – Ne alakası var?

LEZGİN BOTAN (Devamla) – Değerli arkadaşlar, ben, bir haftadır Şırnak’ta çatışmaların, saldırıların yoğun yaşandığı bölgeden geliyorum. Konuşmama başlarken Şırnak’ta öldürülen annelerimizi, bebeklerimizi anarak başlamak istiyorum. Orada öyle söylendiği gibi, abartıldığı gibi Cizre’den, Nusaybin’den, Sur’dan, tankları, topları olan başka bir ülkeden Ankara’ya yürüyen ordular yok, asimetrik bir ordu, konvansiyonel kitle imha silahlarıyla kuşatılmış ilçeler var.

16 Ağustos 2015 tarihinden beri uygulamaya konulan sokağa çıkma yasaklarının ne yasal ne de anayasal hiçbir hukuki değeri yok. Sokağa çıkma yasakları 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’nun 11’inci maddesine dayandırılmaktadır. Buna göre “İl sınırları içinde huzur ve güvenliğin, kişi dokunulmazlığının, tasarrufa müteaallik emniyetin, kamu esenliğinin sağlanması ve önleyici kolluk yetkisi valinin ödev ve görevlerindendir.” Valilerin ve kaymakamların yetkilerini sınırsızca, sorumsuzca kullanması durumundan doğan sokağa çıkma yasağı ilanları halkta huzur ve güvenliğin sağlanmasının tersine halk üzerinde ciddi terör, korku ve panik ortamının oluşmasına neden olmuştur. Yasalarda kolluğa verilen silahların, özellikle konvansiyonel silahların hiçbir şekilde yurttaşlara, halka karşı kullanılamayacağı yönündedir.

Meclisin ciddi bir darbeyle yüz yüze kaldığını görüyoruz. Meclis yetkisinin kamu adına bölgede faaliyet yürütenler tarafından gasbedildiğini görüyoruz. Mevcut Hükûmetin 7 Hazirandan sonra ortaya çıkan siyasi iradeyi yok saydığı gibi, darbelediği gibi, yok hükmünde saydığı gibi, bu yetmiyormuş gibi bir de daha önce olağanüstü hâlde valiler vardı, 1 valiydi, şimdi her kaymakam, her vali birer süper vali olmuş, süper kaymakamlarımız olmuş ve âdeta bölgede ağır, aşırı askerî yığınak ve kitle imha silahlarının, tankların, topların kullanıldığı, sivil halkın, hedef gözetilerek öldürüldüğü bir süreci yaşıyoruz. Anayasa’nın 13’üncü maddesinde çok net bir şekilde belirtilmiş, temel hakların özüne dokunulmaksızın gerektiğinde Parlamento ve hükûmetin, yasamanın karar alabileceği yönündeyken, şimdi bölgede olağan yaşamın akışını tümden ortadan kaldırılan faşizan, askerî, ırkçı bir süreç yaşanmaktadır. Cunta dönemlerini katbekat aratan bir uygulama söz konusudur. İnsanların eğitim hakları ellerinden alınmış, barınma hakları elinden alınmış, barınakları toplarla, tanklarla başlarına yıkılmakta, doğal tedavi hakları, tedavi olma hakkı gasbedilmiş. Cizre’de 100 bin insan yaşamakta, oradaki insanların çoğunun değişik hastalıkları söz konusuyken bu insanların şu an tedavi hakları elinden alınmış, seyahat etme özgürlükleri ellerinden alınmış, günlerce, haftalarca evlerine tıkanmış, yetmiyormuş gibi evleri yıkılan insanlar, evlerinden dışarı çıktıkları vakit “sniper”lar tarafından -âdeta Saraybosna’dakine benzer, Srebrenica’dakine benzer durumlarla- dışarı çıkan çocuk, kadın, yaşlı, ihtiyar gözetilmeksizin öldürülmektedirler. Bugüne kadar öldürülen 21 insanımızın yaş kategorileri: 7 tane insanımız 70 ile 80 yaş arasındadır. Bu 21’in içerisinde 9 tanesi 18 yaşın altında, 4 tanesi 10 yaşın altında. Öldürülenlerin çoğu kadınlarımız. Güler Yanalak bir hamile kadın, sokağın başında doğrudan evi gözetilerek kapıdan çıktığı anda karnından vuruluyor. Kendisi şu an bitkisel hayatta ve bebeğini maalesef yitirdik.

Şimdi, ben, burada şunu ifade etmek istiyorum: Biliyorsunuz, daha önce Gezi olaylarında, Kabataş’ta, bir kadın kardeşimize, başı örtülü diye -sonra da öyle olmadığı fazlasıyla çıktı- ciddi bir hassasiyet gösterildi.

Yine Manisa’da “Örtülü kadınlara kelepçe vuruldu.” diye bu kadınlara yönelik bu uygulamayı burada kınarken orada da ciddi bir hassasiyet gösterildi. Söz konusu kolluk, görevinden uzaklaştırıldı, incelemeye tabi tutuldu. Ancak, başı örtülü Hediye Şen, 3 çocuk annesi, kapısında vurularak katledildi ve hiçbir şekilde buna hassasiyet gösterilmiyor. Aynı hassasiyetin, Kürt olunca başı örtülü de olsa sanki öldürülmeleri, katledilmeleri… İşte, Van’da, kadınlar yerde sürüklenerek, tekmelenerek, işkence edilerek…

NURETTİN YAŞAR (Malatya) – Hediye Şen’i kim vurdu?

LEZGİN BOTAN (Devamla) – Siz iyi biliyorsunuz. Senin zihniyetin vurdu; senin o faşist zihniyetin vurdu; senin o ırkçı, ayrımcı zihniyetin vurdu.

NURETTİN YAŞAR (Malatya) – PKK’lı faşistler vurdu.

LEZGİN BOTAN (Devamla) – Dolayısıyla, Kürt kadınlarına, Kürt çocuklarına aynı hassasiyet gösterilmiyor. Öyle ayrımcı, ırkçı bir dil var ki… Burada bölgeden gelen can kayıplarının bir kısmına “acı haber” denirken veya birilerini burada rahmetle anarken… Biz de rahmetle anıyoruz, biz de acı duyuyoruz. İster asker ister polis ister gerilla ister genç ister kadın ister çocuk hepsi bu ülkenin, hepsi bu toprakların çocukları. Hepsinin ölümlerinden acı ve ıstırap duyduğumuzu, hepsinin acılarını paylaştığımızı belirtmek isterim. Ancak burada birileri aynı hassasiyeti göstermiyor.

Müezzinoğlu’nun bir lafı vardı: “Doktorların geri çekilmesi ihanettir.” Ama öğretmenleri aynı zihniyet, aynı Hükûmet, aynı yaklaşım geri çekiyor. Eğer o ihanetse, öğretmenleri, diğer kamu görevlilerini oradan çekip getirmek hangi zihniyetin ürünüdür? Bakın, bu bir okul, görüyorsunuz, buradaki ırkçı, ayrımcı yaklaşımları burada görüyorsunuz. Yine bir okulun tahtasına yazılanlar ve savrulan tehditleri, ırkçı, ayrımcı, aşağılayıcı, küçümseyici, dışlayıcı, şovenist yaklaşımı görüyorsunuz. Yine burada, bu bir hastane, Cizre’de hastane. Bu hastane halka nasıl sağlık hizmeti verecek? Size soruyorum.

HALİL ELDEMİR (Bilecik) – Niye öyle oldu?

LEZGİN BOTAN (Devamla) – Vicdanlarınıza elinizi bir koyun. Burası bir askerî garnizon değil. Eğer güvenlik alacaksanız onun etrafında güvenliğinizi alırsınız. Bakın, bu zihniyetle, bu ayrımcı, ırkçı zihniyetle -şu an getirdiğiniz nokta- en büyük bölücülüğü, en büyük ırkçılığı bölgeye uyguluyorsunuz.

Hediye Şen’i görüyorsunuz, 3 çocuk annesi, başörtülü. Sizin diğer başörtülü kadın kardeşlerimize gösterdiğiniz hassasiyeti neden bu kadın kardeşimiz için göstermiyorsunuz? Bu konuda mevcut anlayışı ve zihniyeti kamuoyunun vicdanına havale ediyorum. Yine burada görüldüğü gibi…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

LEZGİN BOTAN (Devamla) – Bakın, bu bir hastane, bu bir askerî garnizon değil. Şimdi, burada vatandaş nasıl sağlık hizmeti alacak? Sizin “kamu düzeni” dediğiniz…

---

**Kaynak gösterme:** Lezgin Botan (HDP, Van). “CHP Grubu önerisi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 18. Birleşim tutanağı, 23 Aralık 2015. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/lezgin-botan-26-2015-12-23-chp-grubu-onerisi-munasebetiyle (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=42486

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
