# Plan ve Bütçe Komisyonu toplantısındaki konuşma

- **Tür:** Komisyon konuşması (TBMM 28. Dönem)
- **Konuşmacı:** Lütfü Türkkan (İYİ Parti, Kocaeli)
- **Yer:** TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu
- **Tarih:** 6 Kasım 2026
- **Gündem:** Tutanak Metni
- **Tutanak (TBMM):** https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeKomisyonKonusmaTutanakDetay?tutanakId=91768
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/lutfu-turkkan-2026-11-06-ham-tutanak-1

> Lütfü Türkkan (İYİ Parti), 6 Kasım 2026 tarihinde TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu oturumunda konuştu (gündem: Tutanak Metni); konuşma 1.105 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) - Evet, Sayın Bakan, Sayın Bakan Yardımcıları, kurumların değerli genel müdürleri; hepiniz hoş geldiniz.

Öncelikle, bu bütçenin ülkemize, Bakanlığımıza hayırlı olmasını diliyorum.

Ben, burada, Kültür ve Turizm Bakanlığının bütçesini konuşurken bir milletvekili olmakla beraber, aynı zamanda turizm sektöründe yatırım yapan, istihdam sağlayan bir iş insanı olarak konuşmak istiyorum. Dolayısıyla, sektörün sorunlarını sadece raporlardan değil, işletmelerin karşılaştıkları güçlükleri yaşayarak, yatırımcıların endişelerini ve çalışanların beklentilerini yakından bilerek zatıalinize hitap etmek istiyorum.

Turizm, siyasi tartışmaların ötesinde, hepimizin sahip çıkması gereken stratejik bir sektör zira katma değer üretmesi açısından en çok katma değer üreten sektör. Sanayici olunca bunu daha iyi karşılaştırma imkânı buluyorsunuz. Sanayicinin ara malları var, ithal girdileri var ve ciddi anlamda dışarıya bağlı ara girişleri var; turizm öyle değil, istihdamı en çok yoğun, katma değeri en çok fazla, çok önemli bir sektör. Ülkenin, gelir sağlayacak vergiden başka hiçbir şeyi olmayan, bütün özelleştirme yapılacak kurumların, binaların, Türkiye'de ne varsa her şeyin AK PARTİ'nin içinden geçtiği bir dönemde Turizm Bakanlığının faaliyetleri çok daha önem arz ediyor.

Dolayısıyla, Türkiye'nin, tüm aksaklıklarıyla beraber turizmde elde ettiği başarıları da görmezden gelemeyiz. Burada Sezar'ın hakkını da Sezar'a vermek istiyorum. 2025 yılında turizm gelirimiz 65,2 milyar dolara ulaştı. Bu önemli bir başarı. Bu başarıda, Bakanlığın çalışmalarının, sektör temsilcilerinin, Bakanlık çalışanlarının, yatırımcıların ve yüz binlerce emekçinin emeği bulunuyor ancak önemli olan, mevcut başarıyı sürdürülebilir ve büyümeye açık hâle getirmektedir çünkü turizmde artık yalnızca turist sayısını artırmanın yeterli olmadığını hepimiz biliyoruz. Daha fazla gelir elde etmek, sezonu uzatmak, işletmelerin kârlılığını artırmak ve turizm gelirini ülkenin tamamına yaymak zorundayız.

Sayın Bakan, 2027 yılı için Bakanlığınıza 95 milyar lira bütçe öngörülmüş. Bir önceki yılın başlangıç bütçesine göre yüzde 35,9 artış var. Diğer bakanlıklarla karşılaştırdığımda yüzde 46 artışı olan bakanlıklar var. Dolayısıyla, size biraz cimri davranmışlar ancak buna rağmen, Turizmin Geliştirilmesi Programı'ndaki artış yalnızca yüzde 13,6, Millî Kültür Programı'ndaki artış sadece yüzde 47,1. Burada bir öncelik sorunu görüyor musunuz? Turizmden her yıl daha fazla döviz geliri beklerken turizmin geliştirilmesine ayrılan kaynağın artışını neden bu kadar sınırlı tutuyorsunuz? Üstelik Bakanlığın 2027 yatırım tahsisinde doğrudan turizm sektörü başlığına ayrılan tutar yalnızca 329 milyon 800 bin lira, 330 milyon lira; 26 milyar lirayı aşan toplam yatırım tahsisinin sadece ve sadece yüzde 1,26'sı. Elbette turizme yapılan yatırımlar bu kalemden ibaret değil ancak şu soruyu sormak zorundayım: Turizmden milyarlarca dolar gelir bekleyen bir ülkenin yatırım öncelikleri bu tabloyla ne kadar örtüşüyor? Turizm bölgelerindeki altyapı, çevre düzenlemesi ve sezon uzatma yatırımları için yeterli kaynak ayırabiliyor muyuz? Bu yatırımların önemli bölümünü yerel yönetimlere ve özel sektöre bırakmak ne kadar doğru? Üstelik, yerel yönetimlerin iktidarla uyumlu çalışmadığını devamlı işaret ederken sizler, bu tip yatırımları yerel yönetimlere bırakmak, "Bu yatırımlar yapılmasın." anlamına gelir.

Sayın Bakan, 2025 yılında turizm gelirimiz yüzde 6,75 artmış ancak ziyaretçilerin ortalama geceleme süresi hiç değişmedi. 2026 yılının ilk altı ayında ise ziyaretçi sayısı 694 bin kişi azaldı, turizm gelirimiz de aynı dönemde sınırlı bir gerileme gösterdi. Şimdi size sormak istiyorum: Turizmde başarıyı yalnızca toplam gelir ve ziyaretçi sayısıyla değerlendirmek yeterli olur mu? Turistin ülkemizde daha uzun kalmasını sağlayacak hangi yeni politikaları uygulayacaksınız? Turizm gelirindeki artışın ne kadarı işletmelerin gerçek kârlılığına yansıyor?

Bir başka önemli meselemiz daha var Sayın Bakanım, turizmi on iki aya yaymak; Ege'de, Marmara'da, Karadeniz'de turizm iki ayla sınırlı. 2025 yılında Bakanlık belgeli tesislerimizin doluluk oranı mart ayında yüzde 26,8; Ağustosta 71,2. Böyle bir uçurum hiç bir Avrupa devletinde yok. Bu fark bize önemli bir şeyi söylüyor: Türkiye'de milyarlarca dolarlık turizm yatırımları yılın önemli bir bölümünde yeterince değerlendirilmiyor; otellerimiz boş kalıyor, çalışanlarımız sezonluk işlere mahkûm oluyor. Peki, bu sorunu çözmek için bütçede hangi somut teşvikleri öngörüyoruz? Sezon dışında açık kalan işletmelerin enerji ve istihdam maliyetlerini azaltacak bir programınız var mı? İspanya'da yıllardır farklı bir model uygulanıyor. IMSERSO programıyla emeklilerinin düşük sezonda tatil yapması kamu kaynaklarıyla destekleniyor. Yunanistan'da da "Herkes İçin Turizm" programıyla vatandaşların tatil harcamalarına katkı sağlıyor devlet. Bu ülkeler turizmi yalnızca yabancı ziyaretçilere de dayandırmıyor, kendi vatandaşlarının tatil yapabilmesini de ekonomik bir politika olarak değerlendiriyorlar. Biz neden emeklilerimize, dar gelirli ailelerimize ve gençlerimize onlara yönelik daha kapsamlı bir tatil destek programı oluşturmuyoruz? Bu konuda bir çalışmanız var mı? Böyle bir uygulamayla hem vatandaşlarımızı tatille buluşturabiliriz hem de sezon dışında otellerin doluluklarını arttırabiliriz.

Sayın Bakan, turizm yatırımcısının bugün en büyük sorunlarından birisi de artan işletme maliyetleri. Çok basit bir örnek vereceğim: Geçen sene Ezine peynirini 275 liraya alan bir işletme, bu sene 430 liraya aldı. Geçen yıl verdiği kurla bu seneki kur arasında artış sadece yüzde 24 ama girdilerindeki artış yüzde 50-60-70. İstediğiniz kadar fiyatı sabit tutun, kur artışının diğer girdilerin altında kalması nedeniyle işletmeler yurt dışındaki firmalarla rekabette zorlanmaya başladılar. Bu girdilerin içerisinde söylediğim örnek yetmiyor, enerji var, personel var aynı şekilde, bakım, finansman giderleri, bunların hepsi işletmelerimizi zorluyor. Biz döviz geliri elde eden bir sektörüz ancak maliyetlerimizin önemli bölümü Türkiye'deki fiyat artışlarından etkileniyor. Biraz evvel söylediğim gibi, ters bir paradoksla karşı karşıyayız. Bu uluslararası pazarda fiyat rekabetimizi güçleştiriyor, o yüzden "Yunanlara turistler kaçıyor." diye bağırıyoruz; bu konuda Yunanların bir kabahati yok, kendimizle bir yüzleşmemiz gerekiyor. Burada zatıalinizin ve Bakanlığınızın yapması gerekenlerin dışında, ekonomi kurmaylarının biraz takkeyi önlerine koyup düşünmeleri gerekiyor.

Bir otelin yüksek dolulukta çalışması mutlaka yüksek kâr ettiği anlamına da gelmiyor. Peki, turizm işletmelerinin gerçek kârlılığını düzenli olarak Bakanlığınız ölçtü mü, bilmiyorum? İspanya, Yunanistan ve İtalya'daki rakip işlemelerle maliyet karşılaştırması yapabildiğiniz mi şimdiye kadar? Turizm sektöründeki vergi yükünü, enerji maliyetlerini ve finansman şartlarını uluslararası rekabet açısından yeniden değerlendirmeyi düşünüyor musunuz? Özellikle sezon dışında faaliyet gösteren işletmelere yönelik bir destek modeli geliştirebilir misiniz?

Bir başka önemli konu, tanıtım harcamaları. Türkiye Turizm, Tanıtım ve Geliştirme Ajansının uluslararası faaliyetlerini önemli buluyorum ancak sektörün katkısıyla oluşan kaynakların sonuçlarını daha ayrıntılı değerlendirmek zorundayız. Hangi ülkede ne kadar tanıtım harcaması yapıldı? Bu harcamalar sonucunda kaç ilave ziyaretçi kazanıldı? Bunları ölçmek gerekiyor. Hangi pazarda geceleme sayısı ve turist başına gelir arttı? Tanıtım harcamalarının ekonomik getirisini gösteren bağımsız bir değerlendirme düzenli olarak kamuoyuyla paylaşılmalı, özellikle sektör temsilcileriyle.

Sayın Bakanım, İtalya 114 milyon euroluk Dijital Turizm Merkezi yatırımıyla küçük işletmelerin dijital pazara erişimini güçlendirmeyi hedeflemiş; Türkiye'nin bu alanda çalışmaları var ancak küçük ve orta ölçekli turizm işletmelerimiz uluslararası pazarlama kanallarına yeterince erişemiyor. Dijital rezervasyon platformlarına ödenen komisyonların işletmeler üzerindeki yükünü azaltacak bir stratejiniz var mı? Türkiye'de küçük konaklama işletmelerini doğrudan turistlerle buluşturacak ortak bir dijital altyapıyı geliştiremez miyiz?

Sayın Başkanım, Sayın Bakanım; turizm gelirini ülke geneline yaymak da önemli bir sorumluluğumuzdur. Kapadokya, İstanbul ve Antalya kadar Anadolu'nun diğer şehirlerini de dünya turizmine kazandırmalıyız. Baki Ersoy bakıyor; mesela Kayseri bu konuda çok yarım kaldı, Kayseri'ye de bu konuda öncelik kazandırın. Kars'ın, Mardin'in, Amasya'nın, Safranbolu'nun, Bursa'nın ve Edirne tarihî zenginliklerini daha yüksek ekonomik değere dönüştürebiliriz. Bunun için yalnız tanıtım yeterli değil; ulaşım, konaklama, çevre düzenlemesi ve nitelikli insan kaynağı gerekiyor bunun için. 2027 bütçesinde turizm gelirlerini Anadolu'ya yaymak için herhangi bir somut projeniz bulunuyor mu?

Teşekkür ediyorum.

---

**Kaynak gösterme:** Lütfü Türkkan (İYİ Parti, Kocaeli). “Plan ve Bütçe Komisyonu toplantısındaki konuşma”. TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu tutanağı, 6 Kasım 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/lutfu-turkkan-2026-11-06-ham-tutanak-1 (erişim: 6 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeKomisyonKonusmaTutanakDetay?tutanakId=91768

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
