# 2005 mali yılı bütçe kan.tas. ( 11 inci tur görüşmelerinde ) sağlık bakanlığı,çalışma ve sosyal güvenlik bakanlığı

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mahfuz Güler (AK Parti, Bingöl)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 41. Birleşim
- **Tarih:** 26 Aralık 2004
- **Gündem:** 2005 MALİ YILI BÜTÇE KAN.TAS. ( 11 İNCİ TUR GÖRÜŞMELERİNDE ) SAĞLIK BAKANLIĞI,ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANLIĞI
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mahfuz-guler-22-2004-12-26-2005-mali-yili-butce-kan-tas-11-inci-tur-gorusmelerinde-saglik-ba

> Mahfuz Güler (AK Parti), 26 Aralık 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 41. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2005 MALİ YILI BÜTÇE KAN.TAS. ( 11 İNCİ TUR GÖRÜŞMELERİNDE ) SAĞLIK BAKANLIĞI,ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANLIĞI); konuşma 854 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AK PARTİ GRUBU ADINA MAHFUZ GÜLER (Bingöl) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bütçesi üzerinde AK Parti Grubu adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, AK Parti Hükümetinin kurulduğu günden bugüne değin, özellikle sosyal güvenlik alanında ciddî adımlar atılmış ve gerçekten, reform niteliğinde çalışmalar yapılmıştır.

Ülkemizin en büyük sosyal güvenlik kuruluşları olan SSK, Bağ-Kur ve İş-Kur, geçen hükümet döneminde en talihsiz dönemlerini yaşamışlar ve ikibuçuk yıl gibi uzun bir süre, teşkilat yasasından yoksun olarak ayakta kalmaya çalışmışlardır. Bizim hükümetimiz, geçen yıl, her üç sosyal güvenlik kuruluşumuzun teşkilat yasalarını çıkarmış ve bu kuruluşlarımızı, âdeta, yeniden yasal bir statüye kavuşturmuştur.

SSK, 1946 yılından beri, toplumun yarısına yakınına hem sağlık hem de sigorta hizmeti vermeye çalışmaktadır. Kurum, son yıllara kadar kendi yağıyla kavrulmuş, geçmişte, değişik iktidarlar döneminde getirilen popülist uygulamalarla aktuaryel denge bozulmuş ve giderek açık vermeye başlamıştır; 1992 yılından sonra Hazineden sürekli destek almak zorunda bırakılmıştır.

SSK, çok sayıda kişiye az sayıda tesis ve personelle sağlık hizmetini vermekte ve bu durum da, kişi başına sağlık maliyetini aşağı çekmektedir. Kurum, yaklaşık 10 000 hekim, 12 500 hemşire ve diğer çalışanlarla birlikte toplam olarak 55 000 personelle bu hizmeti veriyor.

SSK, sahip olduğu 148 hastane, 212 dispanser, 202 sağlık istasyonu ve 9 ağız ve diş sağlığı merkeziyle, nüfusumuzun yarısına yakınına sağlık hizmeti vermeye çalışmaktadır; ancak, son yıllarda, giderek artan sigortalı sayısına oranla yeterli sağlık tesisi inşa edilememiş ve bu da sağlık hizmetinin sunumunda ciddî sıkıntılara sebep olmuştur. Bu nedenle, Sağlık Bakanlığıyla yapılan protokol sonucu, dileyen SSK'lı, Sağlık Bakanlığına bağlı dilediği sağlık tesisinde tedavi olabilmektedir. Bütün Türkiye'de yapılan bu uygulamayla başarılı sonuçlar elde edilmiştir. SSK'lı çalışanlarımız devlet hastanelerinde tedavi olabilme imkânına kavuşmuşlardır.

Değerli arkadaşlar, Temmuz 2004 tarihi itibariyle SSK'nın toplam 5,5 katrilyon lira sigorta prim alacağı birikmiş ve bugüne kadar tahsil edilememiştir. Bu borcun 3,6 katrilyon lirası özel sektöre aittir. Belediyelerin SSK'ya borcu ise 1,6 katrilyon liradır. Geriye kalan kısım, KİT'ler ve kamu kuruluşlarına aittir. Bu alacakların tahsili için mutlaka yeni düzenlemelere ihtiyaç duyulmaktadır. Vatandaşlarımızın SSK'ya olan prim borçları da günden güne katlandığından, yeniden ele alınarak ödemelerde kolaylık sağlanmalıdır.

Aynı şekilde, Bağ-Kurun da toplam alacağı 19,9 katrilyon liraya ulaşmıştır. Bağ-Kurda, 1479 sayılı Yasaya tâbi olanlardan yüzde 21,5'i; yani, yaklaşık 530 000 kişi bugüne kadar hiç prim ödememiştir. Bunların toplam prim borcu 6,8 katrilyondur. 1479'a göre borcu olmayan Bağ-Kurlu oranı, sadece, yüzde 37,3'tür.

Yine, 2926 sayılı Yasaya tâbi olanlardan yüzde 41'i ise bugüne kadar bir kuruş bile prim ödememiştir. Bunların toplam borcu 3,5 katrilyonu bulmaktadır. 2926'ya göre hiç borcu olmayan Bağ-Kurlu oranı ise, sadece yüzde 23,5'tir.

Bütün bu rakamlar bize açıkça şunu gösteriyor: Bağ-Kur prim alacaklarının tahsilinde ciddî sıkıntılar vardır ve mutlaka, biriken bu prim alacaklarının tahsili için yeni bir düzenlemeye ihtiyaç bulunmaktadır.

Değerli arkadaşlar, İşsizlik Sigortası Fonuyla ilgili bir iki önemli noktaya temas etmek istiyorum. Geçen hükümetin çıkardığı, bizim de muhalefette olduğumuz dönemde çıkarılan bu yasayla, sigortalı ve devletin yüzde 1, işverenin ise yüzde 2, prime esas aylık brüt kazançlar üzerinden yapılan kesintilerle bu fon oluşturulmuştur.

Yasada, işsizlik ödeneği hak kazanma şartları şu şekilde oluşturulmuştur: Hizmet akdinin sona erdiği tarihten önceki son üç yıl içinde en az 600 gün sigortalı olarak prim ödenmiş olması; bir. İkincisi ise, iş akdinin feshedildiği tarihten geriye doğru 120 gün ödeyerek sürekli çalışmış olması gibi şartları taşıyanlardan, 30 gün içinde İş-Kura başvurmaları halinde işsizlik ödeneği ödenmektedir.

Görüldüğü gibi, işsizlik ödeneği alabilme şartlarının oldukça ağır olduğu, bugüne kadar, başvuranlardan ancak, yaklaşık 333 000 kişiye kısa vadede ödeme yapıldığı tespit edilmiştir. Bunlara toplam yapılan ödeme ise, 336 trilyon civarındadır. Oysa değerli arkadaşlar, fonda biriken para 12,8 katrilyonu bulmuştur. Bu nedenle, işsizlik ödeneğini alabilme şartları yeniden gözden geçirilmeli, 600 gün çalışma yerine 300 gün getirilmeli ve işini kaybeden insanımıza, daha esnek şartlar oluşturularak, en az asgarî ücret düzeyinde ödeme yapılması sağlanmalıdır.

Değerli arkadaşlar, ülkemiz, 1932 yılında Uluslararası Çalışma Örgütü ILO'ya üye olmuş ve bugüne kadar, aralarında temel çalışma haklarına ilişkin 8 sözleşmenin de bulunduğu uluslararası çalışma sözleşmelerinden 56'sını onaylayarak, müfredatına katmıştır. Bu sözleşmelerin 20'si, hükümetimiz döneminde ilgili komisyonlardan geçmiş, Genel Kurulda kabul edilmiş ve yasalaşmıştır.

Türkiye, son otuz yıla yakın bir süreden beri sadece üç kez aplikasyon komitesine alınmamış ve savunması istenmemiştir. Bunların ikisi geçen iki yıl içerisinde gerçekleşmiştir. Geçen iki yıl dışında, hemen hemen her yıl, ülkemiz, âdeta, çalışanların hak ihlalleri konusunda ILO komisyonlarında hesaba çekilirdi. Bizim dönemimizde, aplikasyon komitesine alınmamanın nedeni, çalışma hayatımızda yapılan yasal düzenlemelerdir.

Ayrıca, Bakanlığımızın yaptığı yeni bir çalışmayla, SSK'lı çalışanlarımız da yılbaşından itibaren diledikleri eczaneden ilaç alabilme imkânına kavuşacaklardır. Yıllardır eczane kuyruklarında ömür tüketen hastalar, bundan böyle, hiç beklemeden, üstelik yüzde 14'lere varan indirimli fiyatlarla ilaçlarını alabileceklerdir.

Söz ilaçtan açılmışken, önemli bir hususu Sayın Sağlık Bakanımızın dikkatine sunmak istiyorum. Veri imtiyazıyla ilgili tartışmalar ve müzakereler, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de devam etmektedir. Bu konuda, her ülke, sağlık harcamalarını ve yerli ilaç sanayiini olumsuz etkilemeyecek çözümler aramaktadır. Ulusal ilaç sanayiimizin gelişmesi ve kamu ilaç harcamalarındaki tasarruf hedefleri doğrultusunda fiyat avantajı sağlayan yeni jenerik ilaçların pazara en kısa sürede verilmesinin gerekliliği açıktır. Bu nedenle, son iki yıldır tıkanmış durumda bulunan ruhsatlandırma süreçleri hızlandırılmalıdır. Avrupa Birliğinde olduğu gibi, jenerik tıbbî farmasötik ürünlerde, hızlandırılmış prosedür olan ruhsat sürecinin yüzelli güne indirilmesi koşulları Sağlık Bakanlığımızca dikkate alınmalıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Mahfuz Güler (AK Parti, Bingöl). “2005 mali yılı bütçe kan.tas. ( 11 inci tur görüşmelerinde ) sağlık bakanlığı,çalışma ve sosyal güvenlik bakanlığı”. TBMM Genel Kurulu, 41. Birleşim tutanağı, 26 Aralık 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mahfuz-guler-22-2004-12-26-2005-mali-yili-butce-kan-tas-11-inci-tur-gorusmelerinde-saglik-ba (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
