# 2005 mali yılı bütçe kan.tas. (5 inci tur görüşmelerinde ) gençlik ve spor genel müdürlüğü,vakıflar genel müdürlüğü,danıştay başkanlığı

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mahmut Göksu (AK Parti, Adıyaman)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 37. Birleşim
- **Tarih:** 22 Aralık 2004
- **Gündem:** 2005 MALİ YILI BÜTÇE KAN.TAS. (5 İNCİ TUR GÖRÜŞMELERİNDE ) GENÇLİK VE SPOR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ,VAKIFLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ,DANIŞTAY BAŞKANLIĞI
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mahmut-goksu-22-2004-12-22-2005-mali-yili-butce-kan-tas-5-inci-tur-gorusmelerinde-genclik-ve

> Mahmut Göksu (AK Parti), 22 Aralık 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 37. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2005 MALİ YILI BÜTÇE KAN.TAS. (5 İNCİ TUR GÖRÜŞMELERİNDE ) GENÇLİK VE SPOR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ,VAKIFLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ,DANIŞTAY BAŞKANLIĞI); konuşma 1.028 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AK PARTİ GRUBU ADINA MAHMUT GÖKSU (Adıyaman) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Vakıflar Genel Müdürlüğü 2005 yılı bütçesi üzerine, AK Parti Grubu adına söz almış bulunmaktayım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, vakıf, şahısların sahip olduğu imkânları, kendi istekleri ve iradeleriyle, hayır amacıyla kamunun hizmetine sunmaktır. Vakıflar, dinî, sosyal, kültürel ve hukukî müesseselerdir. Bugün gelişen dünyada, kamu ve özel sektörün ardından üçüncü sektör olarak kabul edilen vakıflar, toplumun her alanında ve yaşamın her anında farklı ve kalıcı hizmetler vermektedirler. Üçüncü sektör, bugünkü modern dünya devletlerinin sosyal boyutunu teşkil etmekte ve güçlendirilmektedir.

Türk İslam medeniyetinde önemli bir yere sahip olan vakıfların, Osmanlı medeniyetinde en parlak dönemini yaşadığını söylemek mümkündür. Osmanlıda bütün kamu hizmetleri vakıflar marifetiyle yapılırdı. Devlet ise, aslî işleriyle, yani, savunma, adalet ve emniyetle uğraşırdı. Osmanlının başarıyla uyguladığı bu modeli gören gelişmiş Batı ülkelerinde ve özellikle Amerika'da bugün sağlık ve eğitim hizmetlerinde vakıfların önemli roller üstlendiğini görmekteyiz.

Değerli arkadaşlar, 1924 yılında Şeriyye ve Evkaf Vekâleti kaldırılınca, bu hizmetler, Vakıflar Genel Müdürlüğüne devredildi. Arkadaşlarımızın son dönemde de birçok hayırlı hizmete imza attığını görmekteyiz; mesela, imarethanelerden yemek alan kişi sayısı hızla artmıştır; 2005'te 100 000'lere ulaşacaktır. Muhtaç bağışından istifade eden kişi sayısı yine 5 000'lere ulaşmıştır. Bezmiâlem Vakıf Gureba Hastanesinde Genel Müdürlük adına tedavi gören hasta sayısı 4 600'e ulaşmıştır.

Vakıf Gureba deyince, burada bir hususun altını çizmek istiyorum. Bezmiâlem Vakıf Gureba Hastanesi dünyanın en büyük sekiz vakfından biridir. Asırlar boyu insanımıza tedavi hizmeti veren bu hastane, fakir fukaraya, garip gurebaya hizmet veren bu hastane, geçen dönem SSK'ya devredildi; o dönem de çok tartışıldı. Buradan hatırlatmak istiyorum, bugünlerde SSK hastanelerinin Sağlık Bakanlığına devri söz konusu iken, bir hakkı teslim adına, tarihimize saygı adına, bu müesseseyi tekrar kendi kurumuna mutlaka devretmemiz gerekir diye düşünüyorum.

Yine, onarımı devam eden eski eser sayısında büyük artışlar vardır. Bu arada, özellikle Adıyaman Kap Camii ve Besni Kurşunlu Camiinin de 2005 yatırım bütçesine girdiğini memnuniyetle öğrenmiş bulunuyorum. Kiralarda büyük oranda artışlar var; bunun, 130 trilyona vardığı ifade edilmektedir.

Yine, arşivlerde bulunan eser ve belgelerin bilgisayar ortamına aktarılması için ihale aşamasına gelinmiştir. Müzeler, kütüphaneler ve depolardaki tüm eserlerin yeniden sayımı bitirilmiştir. Yurt dışına kaçırılan eserler bir bir geri dönmeye başlamıştır.

Yine, vakıf eserlerinin daha iyi korunabilmesi amacıyla, önemli illerde vakıf eserleri müzelerinin çalışmaları devam etmektedir. Daha önemlisi, 2 Ocak 2004 tarihinde çıkarılan 5035 sayılı Kanunla, vakıf eserlerinin tamir ve inşaına harcanan paraların vergi matrahından düşürülmesiyle, tarihî eserlerimizin ayağa kaldırılması teşvik edilmektedir. Bu önemli adımı da, bu hükümet ve bu Parlamento atmıştır. Bu yasayla beraber 152 eserin ayağa kaldırılması çalışması başlamıştır.

Yine, ulusal ve uluslararası sempozyumlarla, çıkacak olan vakıf yasasının altyapısının daha da mükemmelleşmesi çalışmaları devam etmektedir.

Bu ve benzeri çalışmaları ortaya koyan, başta Sayın Bakanıma, Genel Müdürlüğümüzün mensuplarına buradan şükranlarımı sunuyorum. Yine, çok özverili çalışmalarıyla, bu tarihî eserleri ayağa kaldırma hususunda gayret gösteren Genel Müdürümüze de buradan şifalar diliyor, geçmiş olsun diyorum; çünkü, kendisi hastanede.

Değerli arkadaşlar, üzerinde çalışmalar yapılan vakıflar yasası hususunda bazı şeyleri sizlerle paylaşmak istiyorum. Çıkacak yasada, şu hususlara dikkat edilmesi gerektiği kanaatindeyim;

1- Kamu kurumlarına tahsisler yapılmamalıdır. Zira, bugüne kadar kamu kurumlarına yapılan tahsislerden verim alınamamıştır. Mesai mantığıyla vakıf hizmetleri yürütülememektedir. Vakıf işleri bir gönül işidir, özellikle eski eserlerimize tahsis yaparken, mutlaka, vakıflar başta olmak üzere, gönüllü kuruluşlara, sivil toplum örgütlerine öncelik vermeliyiz, onlara tahsis yapmalıyız.

2- Vakıf eserlerinin bakım ve onarımı için, Vakıflar Genel Müdürlüğü bünyesinde bir ihtisas kurulu teşekkül ettirilerek, Anıtlar Kurulunun yetkisi bu kurula devredilmelidir.

3- Vakıf eserlerinin restorasyon projeleri, Vakıflar Genel Müdürlüğü gözetim ve denetiminde dışarıda da yapılabilmelidir.

4- Tahsislerde restorasyon masrafları gözönüne alınarak, tahsis süresi, kiralamalarda olduğu gibi, yirmidokuz yıla çıkarılmalıdır.

5- Vakıflar Genel Müdürlüğüne bağlı olarak bir restorasyon okulu açılmalıdır. Burayı bitirenler restorasyon çalışmalarında istihdam edilmelidir.

6- Vakıflar Genel Müdürlüğü vakıfları denetlemelidir. Ancak, bu denetimler bir patron edasıyla değil, bir uzman rehber yaklaşımıyla olmalıdır. Özetle, amacına uygun denetimler esas alınmalıdır.

Yine, belli yerlerde, en azından vakıf eserlerinin yoğunlaştığı yerlerde ihtisas mahkemeleri kurulmalı, üniversitelerimizde vakıf konusunda yüksek lisans ve doktora bölümleri açılmalıdır.

Yine, bu yasada gözönünde bulundurulması gereken hususlardan bir tanesi, eski eserlerin restorasyonunda elzem olan malzemeler yurt dışından getirilirken, kuruma gümrük muafiyeti getirilmelidir.

Teftiş payları, bütün vakıflardan ya eşit şekilde alınmalı ya da hiç alınmamalıdır. Bugünkü uygulama, Türk vakıflarından alınıyor, azınlık vakıflarından alınmıyor; azınlık vakıflarının payını da bütçeden ödüyoruz. Bu haksız uygulamaya da son verilmelidir.

Yine önemli bir husus, Vakıflar Genel Müdürlüğümüze idarî ve malî özerklik mutlaka verilmelidir. Böylece, kurum, kendi özkaynaklarını harcama imkânına kavuşmuş olacaktır; çünkü, geçmişte, bu eserlerin gelirlerinin, vakıf eserlerinin gelirlerinin, maalesef, yerli yerince harcanmadığını gayet iyi bilmekteyiz.

Buna ilaveten, vakıf mallarının tespiti, haksız işgallerden arındırılması, vakıf senetlerindeki ilkelere uygun olarak değerlendirilmesi amacıyla, ciddî bir hukukî düzenleme gerekmektedir ve bu, yasada olmalıdır. Bugün, İstanbul başta olmak üzere birçok ilimizde, eski vakıf eserlerimizin amacı dışında kullanıldığını görmekteyiz. Süleymaniye Camiinin etrafında -gittiğinizde görürsünüz- lokantalar var, nargilehaneler var, kahvehaneler var. Artık, bu eserler, mutlaka aslına rücu ettirilmeli ve amacına uygun bir şekilde işletilmelidir, asla bir rant kapısı olmamalıdır; çünkü, o vakfı yapan insanlar, amacına uygun işletilirse dua ediyorlar, amacına uygun işletilmezse de beddua etmişlerdir.

Değerli arkadaşlar, yine, vakıf eserlerimizin gelirleri, o amaca uygun olarak harcanmalıdır. Örneğin, İstanbul Yeni Cami, yıllardan beri, bir dernek tarafından tamir ve restore edilmeye çalışılmaktadır; ama, biz biliyoruz ki, Yeni Camiin vakfiyesi Mısır Çarşısıdır. Mısır Çarşısının gelirleri camiye verilmiyor, cemaatten toplanan paralarla bu cami ayağa kaldırılmaya çalışılıyor. Bundan böyle, bu yasada, her vakfiyenin geliri, önce kendine olmak üzere harcanmalı, onun bakım ve onarımına ayrılmalıdır diye düşünüyoruz.

Değerli arkadaşlar, yine vakıf camilerimizde bulunan eski halı, kilim, keçe ve namazlık gibi sergiler depolarda çürütülmemeli, bu yasayla da, bunlara mutlaka bir çözüm getirilmelidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Toparlayın lütfen.

MAHMUT GÖKSU (Devamla) - Vakıf eserlerinin yoğunluk kazandığı şehirlerimizde tarihî doku mutlaka korunmalı, bu eserlerin çevresindeki biçimsiz yapılar yıkılmalı, yıkım ve istimlak yetkisi Vakıflar Genel Müdürlüğüne verilmelidir. Bu konuda, belediyelerimize de gerekli görevleri zaman zaman hatırlatılmalıdır.

Değerli arkadaşlar, ülkemizde, birtakım üniversitelerin, sağlık merkezlerinin, öğrenci yurtlarının, imarethanelerin ve diğer sosyal ve kültürel kurumların yeni vakıflarca kurulduğunu memnuniyetle görmekteyiz. Devletin yetişemediği; ama, sosyal devlet olmanın da şartı olan bu kurumların çoğalması için vakıflarımız teşvik edilmeli, köstek olunmamalıdır. Vakıflar Genel Müdürlüğü de, bu hizmet yarışında mutlaka yerini alarak, yenilerini katıp vakıf medeniyetimizin tekrar ihyası için öncülük etmelidir.

2005 yılı bütçesinin, öncelikle Genel Müdürlüğümüze, milletimize hayırlı olmasını diliyor, vakıf hizmetlerine katkı sağlayan herkese buradan şükranlarımı sunuyorum; teşekkür ediyorum. (Alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Mahmut Göksu (AK Parti, Adıyaman). “2005 mali yılı bütçe kan.tas. (5 inci tur görüşmelerinde ) gençlik ve spor genel müdürlüğü,vakıflar genel müdürlüğü,danıştay başkanlığı”. TBMM Genel Kurulu, 37. Birleşim tutanağı, 22 Aralık 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mahmut-goksu-22-2004-12-22-2005-mali-yili-butce-kan-tas-5-inci-tur-gorusmelerinde-genclik-ve (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
