# 633 sayılı diyanet işleri başkanlığının kuruluş ve görevleri hk.kan.(ss . 870 )

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mahmut Göksu (AK Parti, Adıyaman)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 90. Birleşim
- **Tarih:** 27 Nisan 2005
- **Gündem:** 633 SAYILI DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞININ KURULUŞ VE GÖREVLERİ HK.KAN.(SS . 870 )
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mahmut-goksu-22-2005-04-27-633-sayili-diyanet-isleri-baskanliginin-kurulus-ve-gorevleri-hk-kan-s

> Mahmut Göksu (AK Parti), 27 Nisan 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 90. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 633 SAYILI DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞININ KURULUŞ VE GÖREVLERİ HK.KAN.(SS . 870 )); konuşma 989 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MAHMUT GÖKSU (Adıyaman) - Yazılı olarak öyle vermiştim de...

BAŞKAN - Buyurun.

Süreniz 10 dakika.

MAHMUT GÖKSU (Adıyaman) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; 870 sıra sayılı, 633 Sayılı Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin geneli üzerinde söz almış bulunmaktayım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, dün, burada, Emniyet Teşkilatımıza yeni alınacak 10 000 yeni polisin yasasını görüştük. Yani, dün çıkan yasayla, Emniyet Teşkilatımıza 10 000 insanımız daha katılacak; bu teşkilata katılan insanlarımız, vatandaşımızın can ve mal emniyetini sağlayacaktır.

Şimdi, o yasa görüşülürken...

FERAMUS ŞAHİN (Tokat) - Yasayı konuş, yasayı!..

MAHMUT GÖKSU (Devamla) - Tamam, yasaya geleceğim işte; niye acele ediyorsunuz ki?!

FERAMUS ŞAHİN (Tokat) - Bırak şimdi onu...

MAHMUT GÖKSU (Devamla) - O yasa görüşülürken, birçok konuşmacı arkadaş, işte, Avrupa'da şu kadar kişiye 1 polis düşerken, bizde daha az düştüğünü ifade ettiler.

Değerli arkadaşlar, bazı emniyet binalarının duvarlarında görürüz: "Kişinin polisi, kendi vicdanıdır" diye... Dolayısıyla...

FERAMUS ŞAHİN (Tokat) - Sayın Başkan, hangi yasadan bahsediyor bu?!

MAHMUT GÖKSU (Devamla) - Bu yasadan bahsediyorum işte; Sayın Vekilim, niye acele ediyorsunuz, niye heyecanlanıyorsunuz?!

FERAMUS ŞAHİN (Tokat) - Yasaya gel, yasaya...

MAHMUT GÖKSU (Devamla) - Lütfen yani... Heyecanlanmayın.

FERİDUN FİKRET BALOĞLU (Antalya) - Çok heyecanlanıyor...

MAHMUT GÖKSU (Devamla) - Heyecanlanmaya gerek yok ki... Yani, bir bağlantı kurmaya çalışıyorum; yanlışsa, yanlış dersiniz.

Bazı emniyet binalarının duvarlarında, bu ibare yazılmaktadır. Dolayısıyla, biz, her insanın başına bir polis de diksek, kişilerin vicdanına birtakım değerleri, birtakım güzellikleri yerleştirmeden, asla, toplumda güvenliği sağlayamayız. Bu güzellikleri yerleştirecek olanlar da, öğretmenlerimiz ve din görevlilerimizdir, değerli arkadaşlar.

Şimdi, çok yalın bir mantıkla düşünürsek, bu kadar tartışmaya bile gerek yoktur. 1990 yılından bu yana Diyanete hiç kadro tahsis edilmemiş; yani, onbeş yıldan beri, bu teşkilata kadro verilmemiş. Oysa ki, bu teşkilatta görev yapan insanlarımız, onbeş yıldan beri emekli olanlar var, vefat edenler var, istifa edenler var; yani, 15-20 bin insanımız azalmış. Bunun yanında binlerce de cami yapılmış. Camii kim yapıyor; vatandaşımız yapıyor. Vatandaşımızın yapmış olduğu bu camie, devletin elinde olan, kontrolünde olan, devletin bir teşkilatı olan, anayasal bir kuruluş olan Diyanet İşleri Başkanlığına mensup imamları vermekten daha doğal bir şey olabilir mi değerli arkadaşlar; olamaz. Eğer, biz, Diyanet İşleri Başkanlığına mensup, onun kontrolünde olan imamı vermezsek, vatandaş, herhangi birisini getiriyor, oraya imam diye tayin ediyor, onun maaşını da cebinden veriyor. İşte, birtakım olumsuzluklar ondan sonra arka arkaya sökülüp geliyor.

Dolayısıyla, biz, bu ülkede can ve mal güvenliğini sağlamak istiyorsak, o polis sayılarını ileriye doğru daha da artırmamak istiyorsak, mutlaka, insanımıza birtakım vicdanî değerleri, birtakım güzellikleri vermek ve yerleştirmek durumundayız; çünkü, değerli arkadaşlar, eğer, biz, dinimizi sağlıklı yollardan öğrenmek isteyen insanlara, onların bu ihtiyaçlarını veremezsek, o zaman, bu insanlar yanlış yollara sapıyorlar, yanlış yollara giriyorlar.

Oysaki, Diyanet İşleri Başkanlığının 633 sayılı Kuruluş ve Görevleri Hakkındaki Yasaya baktığımız zaman, Diyanet İşleri Başkanlığının görevi nedir: "İslam dininin inançlarını, ibadet ve ahlak esaslarıyla ilgili işleri yürütmek ve din konusunda toplumu aydınlatmaktır" diyor. Ayrıca, anayasal kuruluş olan Diyanet İşleri Başkanlığının hizmetlerini tadat ederken, 136 ncı maddede, laiklik ilkesi doğrultusunda bütün siyasî görüşlerin dışında kalarak milletçe dayanışma ve bütünleşmenin altı çiziliyor; yani, biz, milletimizi yüksek bir ruh ve büyük ilkeler etrafında toplamak istiyorsak Diyanet İşleri Başkanlığına çok önem vermemiz lazım.

Bakınız, arkadaşlarımız ifade etti. Anayasa Mahkemesi ile Diyanet İşleri Başkanlığını ben kıyaslamak istemiyorum; ikisi de saygın bir kuruluştur, ikisi de anayasal bir kuruluştur.

RASİM ÇAKIR (Edirne) - Bütün gece onu yaptınız ama...

MAHMUT GÖKSU (Devamla) - Efendim, gerek yok, bunu yapmaya gerek yoktur.

RASİM ÇAKIR (Edirne) - Sen yapmadın, arkadaşın yaptı.

MAHMUT GÖKSU (Devamla) - Ama, kuruluş itibariyle, Diyanet İşleri Başkanlığı, cumhuriyetle yaşıt olan bir kuruluştur ve cumhuriyetle yaşıt olan bu kuruluşumuz, Diyanet İşleri Başkanlığı kurulurken değerli arkadaşlar, cumhuriyetimizin banisi Mustafa Kemal Atatürk, Diyanet İşleri Başkanının ve Genelkurmay Başkanımızın maaşını tayin ederken Diyanet İşleri Başkanının maaşını 5 kuruş fazla tayin ediyor; çünkü "dinin, diyanetin, milletin gönlünde apayrı bir yeri vardır, bunlar manevî önderlerimizdir" diyerek onu onore ediyor.

İşte, cumhuriyeti kuran Mustafa Kemal Atatürk, dini, diyaneti, şahadeti, savaş meydanında, o ulvî değerlerin ne olduğunu çok iyi bildiği için, ona bu payeyi veriyor değerli arkadaşlar. Şimdi, O'nun kurmuş olduğu bir teşkilatın, bugün, biz, eksiklerini gideriyoruz; buna hep beraber sahip çıkmamız lazım.

İşte, arkadaşlarımız ifade etti, gerekçede de var; 24 000'e yakın camide ezan okunmuyor veya ehliyetsiz insanlar tarafından din hizmeti verilmeye çalışılıyor. Bundan birkaç sene önce sözde Hizbullah olayları meydana geldiği zaman, o günün İçişleri Bakanı aynen bu kürsüde öyle demişti: "Biz, dinimizi doğru kanallardan insanımıza öğretmek durumundayız." Çünkü, değerli arkadaşlar, bir insan matematik bilmeyebilir, tarih, coğrafya bilmeyebilir; bunların cahili olabilir; tabiî, olmaması lazım; ama, bu, kendini bağlar. Bir insan din konusunda cehalete düştü mü kendini bağlamıyor; kendini yaktığı gibi, toplumu da karanlığa sürüklüyor. Din adına cehalet, hem kendisinin hem toplumun geri gidişine sebebiyet veriyor.

Onun için, her konuda cehalet kötüdür; ama, din konusunda cehalet çok daha kötüdür. Dolayısıyla, toplumumuzda din konusunda aydınlatma görevi, yasalarla, Anayasayla kime verilmiş; Diyanet İşleri Başkanlığına verilmiş. Bugün, toplumumuzda uyuşturucu, tinercilik, balicilik, sokakta kalan çocuklarımızın sorunları; yasadışı yapılan birtakım eylemler, gasp olayları, kapkaçlar... Bütün bunların temelinde ne vardır; taa sözümün başında ifade ettiğim gibi, bu vicdanî değerleri, bu güzel değerlerimizi çocuklarımıza tam olarak, kâmilen veremeyişimiz vardır.

Değerli arkadaşlar, bakınız, yasa, Başkanlık görevlisi bu arkadaşlarımıza, ibadet ve ahlak esaslarını öğretme görevini veriyor. Şu sayacağım ahlak esaslarına kimin itirazı olabilir? Ne var bizim ahlak esasımızda; manevî değerlerimize saygı var, doğruluk var, adalet var, yardımseverlik var, şefkat var, merhamet var, üretkenlik var, üretime katkı sağlamak, sorumluluk duygusunu geliştirmek, çalışkanlık -Peygamberimiz öyle buyurur "iki günü birbirine denk olan aldanmıştır; her gün biraz daha ileri gideceksin, çalış" diyor- anne-babaya pozitif manada itaat var, ülkeye bilinçli bir bağlılık var, bayrağa, vatana, tarihe tabiî ki; birlik ve kardeşlik, dayanışma ve paylaşma var, hoşgörü var, kul hakkı var, yetim hakkı var, kamu hakkı var. Dolayısıyla, bunları bilen bir insanın, bir başka ifadeyle, doğruyu yanlışı helali haramı, sevabı günahı bilen bir insanın yanlış yapma şansı olabilir mi?! Bu güzellikleri toplum bildiği zaman, bilinçli olarak bunu hayatına geçirmeye çalıştığı zaman, inanın, o dün çıkarmış olduğumuz yasayla Emniyet Teşkilatımıza yeni alınan polislere de ihtiyaç kalmayacaktır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Mahmut Göksu (AK Parti, Adıyaman). “633 sayılı diyanet işleri başkanlığının kuruluş ve görevleri hk.kan.(ss . 870 )”. TBMM Genel Kurulu, 90. Birleşim tutanağı, 27 Nisan 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mahmut-goksu-22-2005-04-27-633-sayili-diyanet-isleri-baskanliginin-kurulus-ve-gorevleri-hk-kan-s (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
