# Sporda şiddet ve düzensizliğin önlenmesine dair kanunda değişiklik yapılması hakkında kanun teklifi (s.s.: 80)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 24. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mahmut Tanal (CHP, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 23. Birleşim
- **Tarih:** 24 Kasım 2011
- **Gündem:** SPORDA ŞİDDET VE DÜZENSİZLİĞİN ÖNLENMESİNE DAİR KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFİ (S.S.: 80)
- **Tutanak (TBMM):** https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=20194
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mahmut-tanal-24-2011-11-24-sporda-siddet-ve-duzensizligin-onlenmesine-dair-kanunda-degisiklik-yap-3

> Mahmut Tanal (CHP), 24 Kasım 2011 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 23. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SPORDA ŞİDDET VE DÜZENSİZLİĞİN ÖNLENMESİNE DAİR KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFİ (S.S.: 80)); konuşma 991 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA MAHMUT TANAL (İstanbul) – Değerli Başkan, değerli milletvekili arkadaşlar; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bugün Öğretmenler Günü ancak seçimler olmadan önce Millî Eğitim Bakanı “Biz eğer iktidara gelirsek 55 bin öğretmen atayacağız.” demişti ancak bugün Türkiye’de 300 bin öğretmen var. O dönem, 55 bin öğretmenin sözü verildi ancak 11 bin öğretmen atandı, atanamayan 44 bin öğretmen var.

Tüm öğretmenlerin Öğretmenler Gününü kutluyorum. Ancak, eğer oy uğruna, yapılamayacak olan taahhütler var ise ve bu taahhütler de yerine getirilmemişse bunun hukuktaki adı siyasi dolandırıcılıktır değerli arkadaşlar yani yapılamayacak olan bir hususla ilgili bu taahhüdün dile getirilmemesi gerekirdi, bu anlamda, eğer bu vebalin altından siyasal iktidar kurtulmak istiyorsa atanamayan 44 bin tane öğretmenimizin atanmasını talep ediyorum.

Değerli arkadaşlar, sporda şiddet ve düzensizliğin önlenmesiyle ilgili 15’inci maddeyle ilgili söz almış bulunmaktayım, yani 4’üncü maddenin 15’inci maddesi.

Şimdi, 15’inci maddede daha önce unutulan bir hüküm vardı, o hüküm de şuydu: Birinci fıkradaki adli para cezası, kaç günlük adli para cezası verileceği hükmü yok idi. Ancak yeni tasarıda bu, elli günle sınırlandırılmış durumda. Bu elli günde, örneğin diyelim siz maça gideceksiniz biletinizi aldınız ancak vaktiniz denk düşmedi, o biletinizi alıp ya danışmanınız veya bir arkadaşınıza biletinizi, elektronik biletinizle girecek ise ve o elektronik biletle birlikte içeri giren kişi yakalanır ise siz hem üç aydan bir yıla kadar hapis cezasına mahkûm olacaksınız hem de elli gün adli para cezasına mahkûm olacaksınız.

Değerli arkadaşlar, kaş yapayım derken siyasal iktidar bu arada gözü çıkarmış durumda. Yani bu anlamda eğer maddeyi, 15’inci maddenin dördüncü fıkrasını eğer okur iseniz karşılaşacağınız tablo budur. Yani burada bugüne kadar yapılan tablo hep şuydu: Kanunların üzerinde tartışılmadan, incelenmeden, rehberi, kılavuzu belli olmayan kişilerle kanun yapılırsa, bugün yaptığımız kanun yine eksik ve tutarsız bir şekilde karşınıza gelmiş durumda. Yani bu anlamda bunun, bir teklif sunduk, bu teklif eğer bu şekliyle değiştirilebilirse gerçekten yararlı olur.

Gelelim 22’nci madde basın mensuplarıyla alakalı. Basın mensuplarıyla alakalı, herhangi bir mahalli yerdeki bir basın mensubunun orada yapacağı bir haber 100 bin ile 500 bin liraya kadar bir para cezasına mahkûm olmuş olacak.

Peki değerli arkadaşlar, bugün 11’inci maddede düşündüğümüz o ağır ceza, 22’nci maddedeki 100 bin ile 500 bin liralık ağır ceza ondan daha vahametli.

Kanunlar nasıl yapılır? Bir, genel olmalı. İki, eşit olmalı. Üç, objektif olmalı, yani subjektif olmamalı. Biz baktığımız zaman, eğer mademki bu kanun, gerçekten böyle bir imkân var. Hükûmet “Efendim, biz yanlışlık yaptık.” diyorlar. Yanlışlık yapmayla bu iş olmaz. Parlamentonun aslında hukuksal bir sorumluluğu var yani Parlamento bir yazboz tahtası değil. Parlamento bunu kaçırdıysa, peki, Cumhurbaşkanı ne iş yapar? Cumhurbaşkanı yani orada bir noter vazifesi mi görüyor? Yani, Cumhurbaşkanının dünya kadar danışmanları var. Biz ne yapıyoruz? Bir memur hata yaptığı zaman hukuksal sorumluluğu var. Bir yargıç hata yaptığı zaman hukuksal sorumluluğu var. Peki, Parlamentoda çoğunluğu bulunan siyasal iktidar, muhalefet partilerinin sözlerini, düşüncelerini, görüşlerini almadan “Eh, biz yaptık, bir şey olmaz, bir daha bunu değiştiririz…” Değerli arkadaşlar, bunun adı istikrarsızlıktır. Hep şunu dersiniz: “Efendim, biz istikrar yapıyoruz, istikrar…” İstikrarla alakası yok değerli arkadaşlar. Yani, insanoğlunu hayvan âleminden ayıran bir olay, tamamen, uzun vadeli, planlı, programlı yaşamasıdır. İnsanların uzun vadeli, planlı, programlı yaşaması da kanunlar dâhilinde olur.

Yani, nisan ayında değiştirilen kanun, bugün Kasımın 24’ünde, her tarafı sakat, yamalı bohça. Örneğin, 11’inci madde dün geçti. 11’inci maddeyle ilgili hemen, ben size yani burada üzerinde düşünülmeden, incelenmeden geçti ikinci fıkradaki katkı. Değerli arkadaşlar, metinde kullanılan “katkı” ibaresi, “katkı” sözcüğünün anlamı açısından, yine bir yanlış çünkü katkı sağlamak olumlu sonuçlar içindir. Oysa, şike gibi istenmeyen bir sonuca katkı sağlanmaz fakat şikeye neden olunur. Mademki bu 11’inci madde önümüze geldi ve burada “katkı” kelimesini çıkarmak gerekir idi.

Örneğin, yine burada, 14’üncü madde var. 14’üncü madde de hemen şunu söylüyor: Yani siz alana girdiğinizde orada herhangi bir cümle söylediğinizde, bunu duyan 2 kişi eğer bunu hakaret olarak nitelendirirse yine ceza yiyorsunuz. Yani bu, kişiden kişiye, duyan kişilerden kişilere subjektif bir anlam çıkar. Atıyorum, Ankara’da 2 kişinin duyduğu ve o cümleye verdiği mana hakaret teşkil edebilir, İstanbul’da etmeyebilir, Urfa’da edebilir, Diyarbakır’da etmeyebilir, Edirne’de edebilir, Mersin’de etmeyebilir.

Yani bu anlamda herhangi bir objektif bir kriter yok 14’üncü maddede. Yine orada objektif bir kriter getirmek lazım değerli arkadaşlar.

Yine 15’inci maddenin 5’inci fıkrasında 10 bin güne kadar ağır para cezası, 10 bin güne kadar adli para cezası… Bunun alt limiti belli değil değerli arkadaşlar. Alt limitte de en azından bir ya bir “beş gün” denilirdi, “on gün” denilirdi, “on beş gün” denilirdi. Aynı eylemi yapan bir kişi için A şehrinde üst limit olan 10 bin gün olabilir, B şehrinde 5 bin gün olabilir, C şehrinde 100 gün olabilir. Yani bu anlamda objektif kriterlere bağlanmayan bu yasanın gerçekten ele alınıp bu şekilde değiştirilmesine ihtiyaç var ise bu yapılması gerekirdi, aksi taktirde bu şekliyle bu yani hangi koşullar doğdu da… Gerçekten nesnel olmayan, objektif olmayan, genel olmayan, sadece kişiye özgü soruşturması başlamış olan bir davayla ilgili böyle bir hususun gündeme gelmesi,

<![if !supportLists]>1) <![endif]>Yargıçların görev yapmasını engellemekte,

<![if !supportLists]>2) <![endif]>Savcıların görev yapmasını engellemekte,

<![if !supportLists]>3) <![endif]>Zamanı olmadığından dolayı kamu vicdanını da zedelemekte.

Peki, bu ceza bu kadar ağır, bundan şikayetçiyiz, Türkiye’de cezanın ağırlığından, tutukluluğun ağırlığından şikâyetçi olan başka kimseler yok mu? Yani bu anlamda eğer objektif olacaksak, gerçekten adaletin terazisi için uğraşıyor isek Türkiye’de buna benzer zulüm anlamına gelebilecek, cezayı zulme dönüştürebilen çok ceza maddeleri var, çok hükümler var, en azından bunlar da bununla birlikte gündeme gelmiş olsaydı gerçekten çok yararlı olurdu, samimiyete inanılır idi ama burada demek ki herhâlde bir yerde bir güç işaret verdi ki hele hele geçen hafta Başbakanın bir yakınının yakalanmasından sonra serbest bırakılıp bu tasarının gündeme gelmesi de apayrı bir hadise. Aynı şekilde, biletsiz olarak tribüne giren bir kişinin alabileceği ceza üç ayla bir yıl arası arkadaşlar. Döner bıçağıyla girerseniz ise alacağınız ceza yine üç ayla bir yıl arasında! Yani bileti olmayan ile döner bıçağı olanın aynı cezai maddeyle cezalandırılması yine vicdanları yaralar.

Yani gerçekten kimler bu tasarıyı önünüze getirdi, imza atıldı ama, yani kılavuz kim? Yanlış bir kılavuz seçilmiş durumda. Bu kılavuz sizi doğru bir yola götürmüyor. Ceza adaleti açısından bu sakıncalı.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum, iyi akşamlar diliyorum arkadaşlar. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Mahmut Tanal (CHP, İstanbul). “Sporda şiddet ve düzensizliğin önlenmesine dair kanunda değişiklik yapılması hakkında kanun teklifi (s.s.: 80)”. TBMM Genel Kurulu, 23. Birleşim tutanağı, 24 Kasım 2011. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mahmut-tanal-24-2011-11-24-sporda-siddet-ve-duzensizligin-onlenmesine-dair-kanunda-degisiklik-yap-3 (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=20194

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
