# Nazım hikmet'in ölümünün yıldönümü nedeniyle

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Malik Ecder Özdemir (CHP, Sivas)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 113. Birleşim
- **Tarih:** 4 Haziran 2008
- **Gündem:** NAZIM HİKMET'İN ÖLÜMÜNÜN YILDÖNÜMÜ NEDENİYLE
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/malik-ecder-ozdemir-23-2008-06-04-nazim-hikmet-in-olumunun-yildonumu-nedeniyle

> Malik Ecder Özdemir (CHP), 4 Haziran 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 113. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: NAZIM HİKMET'İN ÖLÜMÜNÜN YILDÖNÜMÜ NEDENİYLE); konuşma 587 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; büyük Türk şairi Nazım Hikmet’in 45’inci ölüm yıl dönümü nedeniyle gündem dışı söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygılarımla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, tarihin hemen her döneminde ve hemen her toplumda kurulu düzenin bozuk yönlerine karşı başkaldıran, güçlünün değil haklının yanında olan bilim adamları, sanatçılar, şairler, ozanlar ömürlerinin çoğunu ya sürgünlerde ya da hapishanelerde geçirmişlerdir. Onları büyük kılan, asırlar sonrasına taşıyan da, hayatları pahasına da olsa, bedel ödeyerek de olsa doğru bildiklerini söylemekten geri kalmamış olmalarıdır.

Bozuk düzene sazıyla, sözüyle savaş açan Pir Sultan Abdal’a dönemin Sivas Valisi Hızır Paşa haber gönderir, der ki: “İçinde ‘şah’ kelimesi geçmeyen bir şiir okusun hayatını bağışlayacağım.” Buna karşılık Pir Sultan’ın sözü:

“Alınmış abdestim aldırırlarsa,

Kılınmış namazım kıldırırlarsa,

Sizde şah diyeni öldürürlerse,

Ben de bu yayladan şaha giderim.” olmuştur.

Pir Sultan Abdal gibi Nazım Hikmet de doğru bildiklerini söylemenin bedelini ağır ödeyenlerdendir. Nazım, emperyalizme, onun yerli iş birlikçilerine, kapitalist sömürü düzenine karşı, paranın padişahlığı, yobazın karanlığına karşı işçi sınıfının iktidarını savunmuştur. Ulusal Kurtuluş Savaşı’mızın destanını en güzel Nazım yazmıştır:

“Dört nala gelip uzak Asya’dan

Akdeniz'e bir kısrak başı gibi uzanan

bu memleket bizim." diyen Nazım ne acı ki vatan hainliğiyle suçlanmış, ömrünün büyük çoğunluğunu hapishane hapishane dolaştırılarak geçirmiştir ve en sonunda hayatına kastetmek isteyenlerin kurduğu komplodan kurtulmak için yurt dışına çıkmakta bulmuştur çareyi. Son arzusu, Anadolu’da bir köy mezarlığına gömülmek olan Nazım’ın ne yazık ki mezarı hâlâ yurt dışındadır.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; Nazım’ı, onun şiirlerini, edebiyatını, memleket sevgisini beş dakikalık bir sürede anlatmanın zorluğunu biliyorum. Onun şiirlerini özgün sesiyle, sazıyla en iyi yorumlayan, kendisi de tıpkı Nazım gibi sosyalist ve yurtsever bir aydın olmanın bedelini canıyla ödeyen Ruhi Su’yu rahmetle anıyorum. Nazım’ın şiirlerini ete kemiğe büründüren büyük usta, tiyatrocumuz Sayın Genco Erkal’ı buradan saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, Nazım’ı anlatmak zor ama Nazım’ı anlamak kolaydır. Yıllar öncesinde yazdığı şiirlerin bugün ne kadar geçerli olduğunu, bugünkü tabloyu ne kadar güzel ifade ettiğini şiirlerinde görüyoruz. İnsanlarımızın inançlarının nasıl sömürüldüğünü, kutsal değerlerinin siyasete nasıl alet edildiğini büyük usta “Ellerinize ve Yalana Dair” şiirinde şöyle ifade eder:

“insanlar, ah, benim insanlarım,

Yalanla besliyorlar sizi,

Hâlbuki açsınız,

Etle, ekmekle beslenmeye muhtaçsınız.

Ve beyaz bir sofrada bir kere bile yemek yemeden doyasıya,

Göçüp gidersiniz bu ölümlü, bu yaşanası dünyadan.

İnsanlarım, ah, benim insanlarım,

Antenler yalan söylüyorsa,

Yalan söylüyorsa kitaplar,

Duvarda afiş, sütunda ilan yalan söylüyorsa,

Beyaz perdede yalan söylüyorsa çıplak baldırları kızların,

Dua yalan söylüyorsa,

Ninni yalan söylüyorsa,

Ellerinizden gayri her şey

Herkes yalan söylüyorsa,

Elleriniz karanlık gibi kör,

Elleriniz balçık gibi itaatli,

Elleriniz çoban köpekleri gibi aptal olsun

Ve elleriniz isyan etmesin diyedir.

Ve bu kadar az misafir kaldığımız

Bu ölümlü, bu yaşanası dünyada

Bu bezirgân saltanatı bitmesin diyedir.”

Bu aldatmacada, büyük usta, aldatanlar kadar olmasa da aldatılanların da insanlarımızın da kabahati olduğunu “Kabahat senin demeye de dilim varmıyor ama kabahatin çoğu senin canım kardeşim.” diyerek kibarca ifade etmiştir.

Sayın milletvekilleri, değerli arkadaşlarım; Nazım’ın hayatı boyunca en çok şikâyetçi olduğu şey, iki şey, bugün ne yazık ki çok güçlü bir şekilde iktidarda.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özdemir, devam edin.

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Devamla) - Nazım, ömrü boyunca paranın padişahlığına ve yobazın karanlığına karşı çıkmıştır. Bugün, ülkede bu tablo karşısında iktidardan Nazım’ın yurt dışındaki mezarını Türkiye’ye getirtmeyi beklemek belki fuzuli olabilir. Ancak özellikle AKP sırasındaki arkadaşlarımdan ricada bulunuyorum: Meclisteki çoğunluğunuzu bir kere olsun ülke lehine değerlendirelim ve Nazım Hikmet’in vatandaşlıktan çıkarılmış olunan kararını yeniden düzelterek ülkemiz üzerinde yaşanan, geçmişte yaşanan bu kara lekeyi hep birlikte kaldıralım diyorum.

Bu yıl dönümünde büyük ustayı tekrar rahmetle, şükranla anıyor, yüce heyetinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Malik Ecder Özdemir (CHP, Sivas). “Nazım hikmet'in ölümünün yıldönümü nedeniyle”. TBMM Genel Kurulu, 113. Birleşim tutanağı, 4 Haziran 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/malik-ecder-ozdemir-23-2008-06-04-nazim-hikmet-in-olumunun-yildonumu-nedeniyle (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
