# Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanununda değişiklik yapılmasına dair (s.s.307)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Akif Hamzaçebi (CHP, Trabzon)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 60. Birleşim
- **Tarih:** 19 Şubat 2009
- **Gündem:** YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI TEŞKİLATI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR (S.S.307)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-akif-hamzacebi-23-2009-02-19-yuksekogretim-kurumlari-teskilati-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dai

> Mehmet Akif Hamzaçebi (CHP), 19 Şubat 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 60. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI TEŞKİLATI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR (S.S.307)); konuşma 1.146 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tasarının 1’inci maddesi üzerinde görüşlerimi açıklamak üzere Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz aldım. Sözlerime başlarken hepinizi saygıyla selamlıyorum.

TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi 2003 yılında çıkarılan bir kanunla kurulmuştur. Bu üniversiteyi arkasında TOBB’un olduğu TOBB Eğitim ve Kültür Vakfı kurmuştur. Ekonominin eğitimli insan gücü ihtiyacına paralel olarak yükseköğretimdeki eğitim programlarının ihtiyaçlar paralelinde düzenlenmesi gibi bir gerçekten, ülkemiz sorunundan hareketle kurulan bu üniversite o günden bugüne yükseköğretimin başarılı örneklerini vermektedir. Gerçekten kısa zamanda önemli mesafeler katetmiş olan başarılı bir üniversitemizdir. Bu madde ile üniversite faaliyetini gerçekleştiren vakfa, üniversite dışında ilköğretim ve ortaöğretim okullarını da kurmak üzere -ki bunlar kurulacak olan eğitim bilimleri enstitüleri bünyesinde kurulacaktır- bu okulları kurmak üzere bir vergi teşviki öngörülmektedir. Bence, bu tasarının en can alıcı noktası burasıdır.

Bu düzenlemenin bir benzeri 2006 yılında Bilkent Üniversitesi için yine Parlamento tarafından yapılmıştır. Gerek Bilkent Üniversitesi için kabul edilen kanun gerekse şu anda görüşmekte olduğumuz tasarının ortak noktası bu açıdan şudur: Bilkent Üniversitesi için Bilkent Üniversitesi kampüslerinde çalışan personelin, TOBB Üniversitesi için TOBB Üniversitesi kampüslerinde çalışan personelin ücretlerinden kesilen gelir vergileri yirmi beş yıl süreyle özel bir hesapta toplanacak ve bu özel hesapta toplanan paralardan öğrencilere burs verilecektir.

Değerli arkadaşlar, bu, son derece önemli ve üzerinde dikkatle durmamız gereken bir müessesedir, bir düzenlemedir. Her şeyden önce ifade edeyim ki gerek Bilkent Üniversitesi için getirilen gerekse bu tasarıyla TOBB Üniversitesi için getirilmesi düşünülen bu düzenleme Anayasa’mızın eşitlik ilkesine aykırıdır. Eşitlik ilkesi, hepinizin bildiği gibi, Anayasa’mızın 10’uncu maddesinde “Kanun önünde eşitlik” olarak yer alır. Bunun biraz daha detayına girecek olursak şunları söyleyebilirim: Kanunlar herkes için çıkarılır. Kanun karşısında bütün vatandaşlar, bütün kurumlar eşittir. Herhangi bir kişiye, herhangi bir kuruma ayrıcalık sağlamak üzere bir kanun çıkarılması doğru değildir. Niyet ne kadar iyi olursa olsun, niyet ne kadar eğitime katkı yapma, eğitimin seviyesini düzeltmek gibi halisane olursa olsun, ayrıcalıklı bir kanunu çıkarmak belli bir kişiye, gruba veya vakfa ayrıcalık sağlayacak şekilde bir kanun çıkarmak doğru değildir.

Şimdi, o zaman Bilkent için yapılan şimdi TOBB için yapılması düşünülen, personelin yirmi beş yıl süreyle gelir vergilerinin Maliyeye ödenmesi yerine bunların bir hesapta toplanmak suretiyle öğrencilere burs olarak verilmesi, biraz önce sözünü ettiğim eşitlik ilkesine aykırıdır. Bu doğru değildir.

Burada, tabii ki şunu sormak gerekir: Neden 2 üniversite için? 36 tane vakıf üniversitesi var. Bu tasarıyla kurulması öngörülenler de yasalaşırsa 38 olacak. Böyle bir düzenleme eğer yapılması gerekiyorsa bu, kanunların genelliği ilkesine uygun olarak Yükseköğretim Kanunu’nda bir düzenleme olarak yapılması gerekir; birincisi bu.

İkincisi: “Böyle bir düzenleme yapılmalı mıdır?” sorusunu sorarsak buna vereceğim cevap çok net bir şekilde “Hayır.”dır. Bütün vergi gelirleri bütçeye girmek zorundadır. 2006 yılında yürürlüğe giren Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu vardır. Sayın Millî Eğitim Bakanımız, o Kanun’a aykırılık yönündeki bir iddiayı, bir görüşü burada açıklamalarıyla çürütmeye çalıştı ancak doğru değil. Sayın Bakanın görüşlerine katılmıyorum.

Tabii ki Parlamento her zaman yasa çıkarır, sonra çıkan bir yasa da eğer öncekinden daha farklı bir hüküm taşıyorsa sonraki geçerlidir. Ama Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu maliye teorisinde “Mali Anayasa” olarak isimlendirilir. Bütün bütçe kanunları, bütün vergi kanunları, harcamaya ilişkin bütün kanunların sahip olacağı ilkeler bu Kanun’da belirtilmiştir. Bunu o zaman Hükûmetimiz bir reform olarak sunmuştu. O Kanun’un yasalaşmasına Cumhuriyet Halk Partisi olarak hem katkı verdik hem destek verdik. Eksiklikleri de vardı ama reform konusunda önemli bir adımdı. Şimdi, bu kanun, bu tasarı kabul edilirse bu reformun bir kenara atılmasıdır. Belli vergi gelirlerini bütçeye koymayalım belli kişilere verelim, bu doğru değil.

Yapılması gereken şudur: Yapılması gereken, eğer ilköğretim ve ortaöğretimde biz özel okulu teşvik etmek istiyorsak bunu iki tane vakıf üniversitesi için yapmayalım, bütün vakıf üniversiteleri için de yapmayalım; bu okulları kim kuruyorsa onlar için yapalım. Eşitlik ilkesi bunu gerektirir. Eğer kamunun bu kadar kaynağı varsa, vergi gelirlerinden bu kadar vazgeçme lüksüne sahipsek ülke olarak, bütün ilköğretim okulu kuranları teşvik etmemiz gerekir ve bu teşvik de bütçeden nakit desteğiyle olur arkadaşlar. Bu şekilde “Personelinin vergi gelirlerini bana ödeme, bununla git öğrenciye burs ver.” şeklinde bir uygulama disiplinsizliktir.

HARUN ÖZTÜRK (İzmir) – Kabile yönetimi bu, kabile.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Değerli milletvekilleri, böyle bir şey olmaz. 2006’da bir yanlışın yapılmış olması bu yanlışın tekrar edilmesini gerektirmez. Bir teşvik paketi getirirsiniz, bu teşvik paketiyle Doğu ve Güneydoğu Anadolu illerinde eğer özel okulu teşvik etmek istiyorsanız, nitelikli okulların olmasını istiyorsanız oralarda –ki olabilir, ihtiyaç da olabilir buralarda- o okulları kuracak ve işletecek olanlara bütçeden nakit transferi yapmak çok daha doğrudur. Bakın, 2006’daki Bilkent Üniversitesinin kuruluşunda ben böyle bir gerekçe görüyorum. Nerelerde bu okulların kurulacağını saymışlar: Şanlıurfa, Erzurum, Van. Kanunda sayılmış. Gerekçede belirtilmiş: “Efendim, buralara nitelikli personel gitmiyor, öğretmendi, subaydı, doktordu, mühendisti, bunlar gitmiyor.” Neden? “Çünkü çocuklarını okutacak iyi okullar yok. O hâlde biz iyi okulları orada kuralım.” Düşünce güzel ama araç yanlış. TOBB Üniversitesinin bu tasarısında böyle bir gerekçe de yok. Bakın, istediği yerde, Ankara’da da kurulabilir bu okul. Ankara’daki okulun öğrencisine de yüzde 70 oranında burs verilecek, öğrencilerin yüzde 70’i burslu olacak daha doğrusu. Kamunun bu kadar bol kaynağı yok, bu kadar vergi gelirimiz yok ki bunlardan vazgeçelim.

Bu, bir teşvik paketi düzenlemesi olabilir. Doğu ve Güneydoğu Anadolu illerinde eğitimin kalitesini yükseltmek amacıyla bu okulların teşvikini öngörebiliriz. Bunu da bütçeden nakit transferiyle yapmalıyız.

Tabii ki işin diğer yönü, devlet üniversiteleri için bu olanak neden verilmiyor? Yani Erzurum Atatürk Üniversitesi Vakfının kuracağı ilköğretim okulu için neden bu teşviki vermiyoruz, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Vakfının kuracağı oradaki ilköğretim ve ortaöğretim okulu için bu teşviki neden vermiyoruz? Onlar için de verelim. “Van Yüzüncü Yıl Üniversitesinin kuracağı ilköğretim ve ortaöğretim okullarındaki öğrencilerin yüzde 70’i burslu okutulur, bunun da kaynağı Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi personelinin ücretlerinden kesilen gelir vergisidir…” Neden bunu Karadeniz Teknik Üniversitesi için yapmıyoruz Trabzon’da? Çoğaltabiliriz bu örnekleri değerli arkadaşlar, bunun bir makulü yok. Doğru bir düzenleme değil.

TOBB’un niyetinin halisane olduğunu biliyorum, TOBB’un eğitimin seviyesini yükseltmek gibi bir amacının olduğunu biliyorum. TOBB gibi bir kuruluşun farklı bir amacının olması esasen düşünülemez ama kullanılan araç yanlış.

Bütçeden nakit transferiyle çözülebilecek bir olaydır. Olay çok farklı yerlere gidiyor. Bakın bunu başka üniversiteler talep edecektir, başka üniversitelerin talebi üzerine YÖK Kanunu’na böyle bir madde ekleyelim, denecektir ve bir anda bakmışız ki hiçbir vakıf üniversitesi gelir vergisi ödemiyor. Bunu kaldırabilir miyiz?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Hamzaçebi.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Değerli arkadaşlar, bunu kaldırmak mümkün müdür?

Bakın, vergi gelirleri baş aşağı gidiyor, vergi gelirleri baş aşağı gidiyor. 2006 yılından bu yana bütçenin gelir tarafı iyi değil. “Bu rakamlardan ne olur?” denilebilir, “Çok küçük rakamlardır, çok da önemli değil.” denilebilir ama disiplinsizlik böyle başlar. 1983 yılında fonlar da ilk kez kurulurken müthiş bir buluş olarak getirilmişti. 2000’li yıllara geldiğimizde fonların kamuda mali disiplini nasıl yok ettiğini, bütçe dışında nasıl bir büyüklüğün denetimsiz kaldığını gördük ve 2000’den bu yana fonları kaldırdık. Birkaç istisna dışında fon yoktur. Bu da fon benzeri bir uygulamadır, kamuda kötü harcama alışkanlığının bir yoludur.

Son derece sakıncalı bulduğum bu madde konusundaki görüşlerimi sizlere ifade etme fırsatı buldum. Beni dinlediğiniz için teşekkür ediyorum, hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Akif Hamzaçebi (CHP, Trabzon). “Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanununda değişiklik yapılmasına dair (s.s.307)”. TBMM Genel Kurulu, 60. Birleşim tutanağı, 19 Şubat 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-akif-hamzacebi-23-2009-02-19-yuksekogretim-kurumlari-teskilati-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dai (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
