# 2010 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı (s.s.: 442) ve 2008 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2008 bütçe yılı kesin hesap tasarısına ait genel uygunluk bildirimi ve eki raporların sunulduğuna dair sayıştay başkanlığı tezkeresi ile plan ve bütçe komisyonu raporu (s.s.:443)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Akif Hamzaçebi (CHP, Trabzon)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 41. Birleşim
- **Tarih:** 24 Aralık 2009
- **Gündem:** 2010 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI (S.S.: 442) VE 2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI İLE MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ KAPSAMINDAKİ İDARE VE KURUMLARIN 2008 BÜTÇE YILI KESİN HESAP TASARISINA AİT GENEL UYGUNLUK BİLDİRİMİ VE EKİ RAPORLARIN SUNULDUĞUNA DAİR SAYIŞTAY BAŞKANLIĞI TEZKERESİ İLE PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU RAPORU (S.S.:443)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-akif-hamzacebi-23-2009-12-24-2010-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-tasarisi-s-s-442-ve-2008-yi

> Mehmet Akif Hamzaçebi (CHP), 24 Aralık 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 41. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2010 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI (S.S.: 442) VE 2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI İLE MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ KAPSAMINDAKİ İDARE VE KURUMLARIN 2008 BÜTÇE YILI KESİN HESAP TASARISINA AİT GENEL UYGUNLUK BİLDİRİMİ VE EKİ RAPORLARIN SUNULDUĞUNA DAİR SAYIŞTAY BAŞKANLIĞI TEZKERESİ İLE PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU RAPORU (S.S.:443)); konuşma 888 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı’nın son maddesini görüşüyoruz. Maddeye ilişkin görüşlerimi ifade etmeden önce Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına sizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bu yılın sona ermesiyle birlikte uygulanmakta olan 5084 sayılı Teşvik Kanunu’nun uygulaması da sona erecektir. Hatırlanacaktır, 5084 sayılı Teşvik Kanunu Adalet ve Kalkınma Partisi hükûmetleri döneminde çıkarıldı, daha sonra çeşitli revizeler yapıldı ve hâlen 49 ilde bu yasa uygulanmaktadır, enerji desteği ve diğer bazı destekler açısından 51 ilde uygulanmaktadır.

Bu Yasa ekonomik krizin söz konusu olmadığı bir konjonktüre göre tasarlanmıştır ve öyle bir süreçte uygulanmıştır. Nitekim bu Yasa’nın uygulaması 2008 yılı sonunda bitmekteyken ekonomik kriz nedeniyle Hükûmet, bunun uygulama süresini 2009 yılı sonuna kadar uzatmıştır. 2008 yılında çok yüksek oranlı büyüme hedeflenirken 2008 yılının büyüme oranının yüzde 0,8’le sonuçlandığını unutmayalım. Yine 2009 yılı için yüzde 4 oranında büyüme hedeflenirken yıl sonunda bunun yüzde 6 küçülmeyle sonuçlanacağı tahmininin yapıldığını unutmayalım. Mademki 2008 yılı sonunda ekonomik krize giriyoruz düşüncesiyle bu Yasa’nın uygulaması bir yıl daha uzatılmıştır, o hâlde aynı gerekçe daha ciddi, daha ağır bir şekilde devam etmektedir. Bu nedenle, bu Yasa’nın, Teşvik Yasası’nın uygulama süresinin 2010 yılını sonuna kadar uzatılmasını öneriyoruz. Bu öneriyi burada yapıyorum. Kanun teklifi olarak, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak bunu Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunduk. Yıl sonu gelmiştir ama zaman geç değildir. Bütçeden sonra yapabiliriz, yeni yılın ilk haftasında bunu yapabiliriz ama bütün Anadolu sanayicisinin, Anadolu esnafının, Anadolu’daki KOBİ’lerin beklentisi budur. Bakın, kriz nedeniyle Kredi Garanti Fonu uygulamasına gidildi. Kredi Garanti Fonu’nun kaynaklarının 1 milyar TL tutarında artırılmasına yönelik yasayı 2009 yılının Haziran ayında burada kabul ettik ama hâlen o fon, bu kaynak işlerlik kazanamamıştır. Anadolu’daki KOBİ’ler, Anadolu’daki esnafımız, Anadolu’daki küçük sanayicimiz bunu bekliyor. Ne Kredi Garanti Fonu’nu onun imdadına yetiştirebildik ne de beklediği Teşvik Yasası’nın müjdesini kendisine verebildik. Bu Yasa’nın süresinin uzatılmasının şart olduğunu düşünüyoruz.

İşsizlik rakamlarını çokça konuştuk, bunları tekrar etmek istemiyorum ama bir ekonomik politikanın başarısını iki şeyle ölçtüğümüzü ifade etmek istiyorum. Bunlardan birincisi büyüme oranıdır, ikincisi de o büyüme politikasının, o ekonomik politikanın istihdamda yarattığı artıştır. Bu ikisinde başarı varsa ekonomik politikalar başarılıdır, halkın refahı artıyor demektir. Bu ikisinde eğer bir problem varsa, buralarda ekonomi tıkanıyorsa, birkaç adım gidip sonra tökezliyorsa, daha ilerlemeye, daha ileri gitmeye nefesi yetmiyorsa burada problem var demektir değerli arkadaşlar.

Şimdi, uygulanan ekonomik politikanın istihdamda yarattığı artışa baktığımızda bunun önceki dönemlere kıyasla oldukça aşağılarda seyrettiğini görüyoruz. Bir rakam vereceğim sizlere. 1989-2002 dönemini aldım, ortalama büyüme oranı 4, yıllık ortalama büyüme oranı yüzde 4’tür. 2003-2009 dönemini alıyorum, yıllık ortalama büyüme oranı yüzde 4,6’dır. 2010’u katmıyorum, henüz o yılı yaşamış değiliz, yaşayacağız daha, onu katsaydım büyüme oranı daha aşağı inecekti. Şimdi, 2003-2009 büyüme oranı yüzde 4,6 ama buna karşılık 2003-2009 yılında istihdam artışı 1 puan. Yani 2009 yılı büyümesinin istihdama yarattığı katkı yüzde 21,7 oranında. 1989-2002 dönemindeki ortalama yıllık yüzde 4’lük büyümenin istihdamda yarattığı artış yüzde 37,5’tir. Yani o dönemin daha düşük büyüme oranı, yüzde 4’lük büyüme oranı Adalet ve Kalkınma Partisinin yüzde 4,6’lık büyüme oranından çok daha yüksek oranda bir istihdam artışı yaratmış durumdadır, neredeyse 2 katına yakın. Bu, uygulanan ekonomi politikasının bir yerlerde yanlış olduğunu gösterir.

Şimdi zaman müsait değil, bunu bastırdığımız kitapta, sizlere dağıttığımız kitapta ayrıntısıyla incelenmeye, sizlerin bilgisine sunmaya çalıştık. Plan ve Bütçe Komisyonu raporunda da bu görüşlerimiz ayrıntısıyla yer almaktadır.

Bakın, 2002 yılında, Adalet ve Kalkınma Partisinin hükûmeti devraldığı dönemdeki işsizlik oranı yüzde 10,3 iken, tam on yıl sonrası için, 2012 için Hükûmetin Türkiye’ye vaat ettiği işsizlik oranı yüzde 13,3’tür. On yıl sonra on yıl öncekinden Türkiye daha yüksek bir işsizliğe sahip olacaktır.

İşsizlik rakamları bir istatistik değildir değerli milletvekilleri. Burada çok güzel sözler söylendi. Stalin’in “Bir işçinin ölümü trajik, 1 milyon işçinin ölümü istatistiktir.” lafını Sayın Başbakanımız kullandı. Evet, bir işçinin işsiz kalması dramatik ama milyonlarca işçinin, 2009 Ağustosunda 3,4 milyon işçinin işsiz kalmış olması bir istatistik değildir, bir sosyal problemdir, bir derin ekonomik problemdir. Bunun üzerinde ciddi olarak düşünmek gerekir.

İşsiz kalıp da iş aramaktan umudunu kesen vatandaşlarımızın sayısı 2002 yılında 73 bin iken 2009 yılında bu rakam 679 bine çıkmıştır. 679 bin vatandaşımız iş arama umudu olmadığı için İş Kurumuna gidip “iş arıyorum” tercihinde bulunmamıştır, bildiriminde bulunmamıştır.

Teşvik Yasası’nın uzatılmasını bütçe imkânlarıyla değerlendirmek isteyecektir Hükûmetimiz belki. Şüphesiz, bütçe imkânları önemlidir ama kriz sürecinde olduğumuzu, ekonomik kriz nedeniyle bütçe açığının 2009 yılında bir miktar artmasına razı olduğumuzu, razı olduğunu Hükûmet beyan etmiştir. Esasen Türkiye’nin almış olduğu önlemlerin tutarı, diğer ülkelerle kıyasladığımızda çok yüksek değildir.

Size oran vermek istiyorum: Bütün ülkelerin ekonomik kriz nedeniyle almış olduğu bütün önlemlerin -yani vergi indirimleri olabilir bu, kamu harcamaları olabilir- oranına baktığımızda Türkiye bu 18 ülke içerisinde -ki bu 18 ülke içerisinde Kore’den Brezilya’ya, İngiltere’den Meksika’ya, Fransa’dan Almanya’ya kadar OECD ülkeleri veya Türkiye’nin rekabet ettiği ülkeler var- Türkiye bu önlemlerin gayrisafi yurt içi hasılaya oranı olarak 0,3 puanla, yani binde 3 oranıyla 18’inci sıradadır, sonuncu sıradadır. Yani, Türkiye bir miktar daha kriz nedeniyle önlem alabilir. Bu önlemleri bütçe açığına oranlayabiliriz. Hükûmet öyle diyebilir. Bütçe açığına bakmamız gerekir. Bütçe açığına oranladığımızda da Türkiye 15’inci sıradadır. Kaldı ki, alınan vergi önlemleri de, bir ekonomik program içerisinde alınamadığı için saman alevi gibi kaybolup gitmiştir, etkisini yitirmiştir. Otomobil satışları bunun en açık göstergesidir. Otomotiv sektöründeki satışlara bakın, indirimlerin sona erdiği tarihten sonra satışlar dibe vurmuştur. Vergi indirimleri sadece stokların erimesine yol açmış, yeni üretimi teşvik edecek bir özellik taşımamıştır. Bu nedenle, Türkiye açıklamış olduğu Orta Vadeli Program’a gerçek bir…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Akif Hamzaçebi (CHP, Trabzon). “2010 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı (s.s.: 442) ve 2008 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2008 bütçe yılı kesin hesap tasarısına ait genel uygunluk bildirimi ve eki raporların sunulduğuna dair sayıştay başkanlığı tezkeresi ile plan ve bütçe komisyonu raporu (s.s.:443)”. TBMM Genel Kurulu, 41. Birleşim tutanağı, 24 Aralık 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-akif-hamzacebi-23-2009-12-24-2010-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-tasarisi-s-s-442-ve-2008-yi (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
