# Karayolları genel müdürlüğünün teşkilat ve görevleri hakkında kanun tasarısı ile istanbul milletvekili bayram meral ve 20 milletvekilinin; 5539 sayılı karayolları genel müdürlüğü kuruluş ve görevleri hakkında kanunda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi (s.s.:499)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Akif Hamzaçebi (CHP, Trabzon)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 123. Birleşim
- **Tarih:** 24 Haziran 2010
- **Gündem:** KARAYOLLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜNÜN TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN TASARISI İLE İSTANBUL MİLLETVEKİLİ BAYRAM MERAL VE 20 MİLLETVEKİLİNİN; 5539 SAYILI KARAYOLLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ KURULUŞ VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ (S.S.:499)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-akif-hamzacebi-23-2010-06-24-karayollari-genel-mudurlugunun-teskilat-ve-gorevleri-hakkinda-kanun-ta-2

> Mehmet Akif Hamzaçebi (CHP), 24 Haziran 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 123. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KARAYOLLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜNÜN TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN TASARISI İLE İSTANBUL MİLLETVEKİLİ BAYRAM MERAL VE 20 MİLLETVEKİLİNİN; 5539 SAYILI KARAYOLLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ KURULUŞ VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ (S.S.:499)); konuşma 1.015 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bir süreden bu yana bir gelenek oluştu, artık gece yarısına doğru gelmişse Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulundaki görüşmeler, bir önerge de geliyor ise muhtemelen Ankara Büyükşehir Belediyesi patentli bir önerge görüşüyoruz demektir. (CHP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)

Geçenlerde, Kentsel Dönüşüm Yasası’nda gece yarısı bir önerge geldi buraya. Ankara Büyükşehir Belediyesinde hazırlandığı anlaşılan önerge, çok şükür ki uyarılarımız üzerine kabul görmedi. Sayın Meclis Başkanı, o oturumu yöneten Sayın Başkan Anayasa’ya aykırı olması nedeniyle o önergeyi işleme koymadı ve bir hukuksuzluk önlenmiş oldu. Bu son derece önemli bir gelişmeydi.

Şimdi görüştüğümüz önerge, yine Ankara Büyükşehir Belediyesi patentli bir önerge. “Büyükşehir Belediyesi” yazmıyor tabii burada. Önergenin muhtevası şu: Büyük şehirlerin veya çeşitli kentlerin şehir içi ulaşım sistemleriyle yani metro ve raylı ulaşım sistemlerini Bakanlar Kurulu isterse Hükûmetin yapmasına karar verebilir. Buradan hareketle bunun üzerine inşa edilen bir model var. Bakanlar Kurulu eğer Hükûmet tarafından yapılmasına karar verirse bu, Ulaştırma Bakanlığı tarafından yapılacak, işletme aşamasında tekrar ilgili belediyeye veya onun bağlı kuruluşuna, ilgili kuruluşuna veya hissedarı olduğu kuruluşa devredilecek. Devirden sonra işte, bedelin belli bir bölümü, işletme hasılatının belli bir bölümü maliyet bedelinin karşılığına gelecek şekilde Hazine Müsteşarlığına devredilecek.

Şimdi, model bu. Bu bir ihtiyaçtan doğuyor olabilir. Ankara Büyükşehrin metrosunu yapalım, Ankara büyük bir kent, İstanbul’un da yapalım, diğer kentlerin de yapalım ama Sayın Başbakana, Sayın Bakana sormak gerekir: Siz diğer kentlere eşit mi davranıyorsunuz kendi belediyelerinize davrandığınız gibi? Gece yarısı buraya bu önergeyi getirerek Ankara Büyükşehir Belediyesine bir şey yapayım derken bugüne kadar sizin partinizden olmaması nedeniyle dışladığınız, projelerini gerçekleştirmediğiniz, programa almadığınız belediyeler için ne söyleyeceksiniz? Kayseri Büyükşehir Belediyesinin raylı sistemi var. Kayseri önemli bir kentimiz, sanayide yükselen bir kentimiz, hak ediyor raylı sistemi. Hiçbir şekilde itiraz etmem, tartışmam. Yine Karadeniz’de Samsun’un raylı sistemi var, tartışmam, Samsun önemli bir kent, olmalıdır, hiç tartışmıyorum, bugüne kadar yapılmamış olmasını eksik bulurum ama Mersin Büyükşehir Belediyesi defalarca Sayın Başbakana proje sunduğu hâlde bu projesi kabul görmemiştir, onun bir gece yarısı önergesiyle projesine sahip çıkılmamıştır. Böyle bir partizanlık anlayışıyla gelen bir önergedir bu, samimiyetinden şüphe ederim. Bunu yapalım, yapalım ama Ankara Büyükşehir Belediyesine de “Şu hazineye olan borçlarını ödedin mi? Ne zaman ödeyeceksin?” diye de soralım arkadaşlar. İktidar partisi milletvekili arkadaşlarıma özellikle öneriyorum. Ankara Büyükşehir Belediyesine hep veriyoruz, ama almıyoruz, yani verilen paraların karşılığını da Ankaralı hizmet olarak almıyor. En küçük yağmurda Ankara’da bütün geçitler su baskınına uğruyor, araç ve yolcu trafiği duruyor, en küçük bir yağmurda. Altyapı diye bir şey yok Ankara’da. Havaalanına yol yaptı Ankara Büyükşehir Belediyemiz, ama Ankara’da geçitler çalışmıyor.

Ankara Büyükşehir Belediyesi Hazineye olan borçlarını ödemiyor.

Bakın, Hazine Müsteşarlığının raporuna göre hazineye olan mahallî idare borçları -vadesi geçmiş borçları söylüyorum, yani Hazine açısından alacak tahakkuk etmiş, vadesi geçtiği hâlde tahsil edilememiş- toplam 7,3 milyar TL’lik bir alacağı var hazinenin tüm yerel yönetimlerden. Bunun sadece 4,2 milyar TL’si Ankara Büyükşehir Belediyesi, ASKİ, EGO gibi kuruluşlardan. Yani, hazinenin yerel yönetimlerden alacaklarının yüzde 57,5’i Ankara Büyükşehir Belediyesi ve bağlı kuruluşlarından. Şimdi, biz, şu düzenlemeyi yaparken, bu düzenlemede imzası bulunan arkadaşlara da sormayacak mıyız, Ankara Büyükşehir Belediyesi bu borçlarını ne zaman ödeyecek?

Enerji şirketlerinin hazineye olan borçlarının tahkimine ilişkin bir yasa tasarısını Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşüyoruz. Enerji şirketleri, maalesef, Hükûmetin enerji politikası ve Ankara Büyükşehir Belediyesine yönelik Hükûmet politikası nedeniyle zor durumda. Şimdi, tahkimden çözüm umuyoruz. Niye zor durumda? Bu zorlukta Ankara Büyükşehir Belediyesinin payı var, elektrik borçlarını ödememiş, EGO’ya olan gaz borcunu ödememiş. Gaz borcunu ödememiş, “Gazı bana verin, özelleştireyim, satayım, buradan aldığım parayla borcumu ödeyeyim.” demiş, onu yüzüne gözüne bulaştırmış, onu becerememiş. Bu kadar başarısız bir belediyeye şimdi bir önergeyle bir şey yapıyoruz. Evet, ihtiyaçsa bunu yapalım arkadaşlar, ama lütfen diğer belediyelere de yapalım, Ankara’ya da bu borçları soralım yalnız.

Bir önerim de şudur: Değerli arkadaşlar, bazı düzenlemeler son anda yapılabilir; bir ihtiyaçtır, gelebilir. Ama lütfen, değerli arkadaşlar, bu kadar önemli bir düzenleme yapıyor isek, iktidar partisi grup başkan vekillerimiz gelip nezaketen bir bilgi versinler. “Arkadaşlar, şöyle bir önerge var. Bir yarım saat ara verelim. Şu önergeleri birlikte bir değerlendirelim. Uygun görün veya görmeyin ama siz de bir değerlendirin.” Demokrasi bu değil midir? Katılımcı demokrasi bu değil midir? Ortak irade, ortak akıl bu değil midir? Yani bir büyükşehir belediye başkanının söylediğinin ucuna takılıp buraya önerge getirip tartıştırmadan bunu burada oylamak doğru mudur değerli arkadaşlar? Bir ihtiyaçsa, lütfen, zaman verin, yarım saat verilsin, tartışalım. Bu budur. Bakın, niye son anda getirdiniz de demiyorum size. Ama maalesef iktidar partisinin yasa anlayışı bu.

Şimdi, üçüncü köprüye değinmek istiyorum. Üçüncü köprü İstanbul’a planlandı. Bizzat Sayın Başbakan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ile İstanbul’u havadan gezdi, baktı. Esasen daha önce karar verilmiş olan bir şeyi sanki bizzat Başbakan incelemiş de çok doğru karar vermiş, verilmiş izlenimini yaratmak için açıkladılar. Nereye? İstanbul’un akciğeri olan kuzeydeki ormanların içine bir üçüncü köprü planlanıyor.

Sayın Başbakan İstanbul’a olan göç konusunda çözüm olarak şunu sunmuştu tüm Türkiye’ye, İstanbullulara: “İstanbul’a vizeyi düşünmek gerekir.” İstanbul’a vizeyi düşünmek, İstanbul konusunda, büyük kentlere göç konusunda projesi olmamak demektir. Yazık ki, büyükşehir belediye başkanlığından gelen, bugün Başbakanlık koltuğuna oturmuş olan, ülkeyi yönetmekte olan Sayın Recep Tayyip Erdoğan İstanbul konusunda projesi olmayan bir kişidir. “İstanbul’a köprü burada yapılacaktır.” diyen Sayın Başbakan İstanbul’u, yani iyi niyetli açıdan alırsak, tanımıyor demektir.

İstanbul’daki iki köprüdeki araç trafiği içerisinde ağır vasıtanın payı yüzde 7’lerdedir. Üçüncü köprüye ağır vasıta trafiğinin kaydırılacağını söylüyor Sayın Başbakan. Yani yüzde 7’lik bir araç trafiği için İstanbul’a üçüncü köprüyü koyuyoruz. Her köprü yeni bir köprüyü tetikliyor. Bunu hepimiz biliyoruz artık, bu bir gerçek, bu bir doğru. E, ne yapacağız? Üçüncü köprüden sonra dördüncü köprüyü yapacağız, beşi yapacağız. İşte, New York’tan örnek verilebilir, Paris’te eski, Seine Nehri üzerindeki köprülerden örnek verilebilir. Ne Seine Nehri, ne New York’taki deniz İstanbul Boğazı değil değerli arkadaşlar. Çözüm var ama çözümü düşünebilecek kadrolar yönetimde değil. Sorun buradadır.

Bu maddede, Ankara Büyükşehir Belediyesi patentli bu maddede de bu çözümsüzlük ışığında birtakım düzenlemeler yapılıyor ama bunlar sağlıklı düzenlemeler değildir. Doğru olduğu kanaatinde değilim. Bu, ayrıca siyasi olarak Hükûmetin belediyeler arasında ayrım yapmasına imkân veren bir düzenlemedir. Gelin buraya açık açık yazalım: Nüfusu şu kadardan fazla belediyelerde raylı sistem yapılır. Samsun ve Kayseri’nin nüfusunu esas alalım, bu nüfusun üzerinde hangi belediye var ise raylı sistemi koyalım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Akif Hamzaçebi (CHP, Trabzon). “Karayolları genel müdürlüğünün teşkilat ve görevleri hakkında kanun tasarısı ile istanbul milletvekili bayram meral ve 20 milletvekilinin; 5539 sayılı karayolları genel müdürlüğü kuruluş ve görevleri hakkında kanunda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi (s.s.:499)”. TBMM Genel Kurulu, 123. Birleşim tutanağı, 24 Haziran 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-akif-hamzacebi-23-2010-06-24-karayollari-genel-mudurlugunun-teskilat-ve-gorevleri-hakkinda-kanun-ta-2 (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
