# Hakimler ve savcılar yüksek kurulu kanunu hakkında (s.s.574)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Akif Hamzaçebi (CHP, Trabzon)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 30. Birleşim
- **Tarih:** 10 Aralık 2010
- **Gündem:** HAKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU KANUNU HAKKINDA (S.S.574)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-akif-hamzacebi-23-2010-12-10-hakimler-ve-savcilar-yuksek-kurulu-kanunu-hakkinda-s-s-574-3

> Mehmet Akif Hamzaçebi (CHP), 10 Aralık 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 30. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: HAKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU KANUNU HAKKINDA (S.S.574)); konuşma 1.145 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın milletvekilleri, Sayın Başkanın yönetimine öteden beri güvenirim, objektif, tarafsız, bağımsız yönetir, bunda hiçbir zaman tereddüdüm yoktur, bugün de tereddüdüm yok. Sanıyorum, İç Tüzük’ün 68’inci maddesi o telaş içerisinde biraz gözden kaçtı, bir farklı niyet olduğu kanaatinde değilim. Sayın Başkana bu fırsatı bana verdiği için teşekkür ediyorum.

Konu, aslında iktidarın ve iktidar partisi grubunun yanlış tutumundan kaynaklanıyor. Önemli bir yasa tasarısını görüşüyoruz. Arkadaşlarımızın soruları oluyor, bu sorulara yönelik Sayın Bakanın açıklamaları oluyor, zaman zaman gergin konuşmalar da olabiliyor, iktidar partisi sözcüleri, grup başkan vekilleri buna yönelik açıklamalar da yapıyorlar ama işin esasına yönelik olarak temel konularda, İktidarın 12 Eylül referandumu öncesinde referandum meydanlarında söylediği söylemlerin aksine bir söz burada ifade edilince, ister istemez arkadaşlarımız, grubumuz tepkisini ifade ediyor.

Şimdi, ben, Sayın Bakanı hayretle izledim. “Sayın Bakanı hayretle…” derken Sayın Bakan konuşmalarında tutarlı olabilir. Şimdi, 12 Eylül referandumu öncesinde Sayın Başbakanın referandum meydanlarında halka sunduğu şuydu: “12 Eylül darbecilerinden hesap soracağız.” Ta 27 Mayısa kadar götürdü hatta, Aydın mitinginde bir beyaz gömlek, beyaz kıyafet giyerek, Adnan Menderes’in idamını hatırlatarak Aydınlılardan “hayır” oyu istedi. (AK PARTİ sıralarından “’evet’ oyu istedi” sesleri)

RASİM ÇAKIR (Edirne) – Grup toplantısında ağladı.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – “Evet” oyu istedi.

12 Eylül’ün acılarını istismar etti, kürsülerden, 12 Eylül’de idam edilen bazı gençlerin mektuplarını okudu, duygusal ortamlar yarattı.

RIDVAN YALÇIN (Ordu) – Tahrif ederek okudu.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Bütün bunlar 12 Eylül darbesinden, o darbecilerden hesap sormak içindi, referandum meydanlarında bunu kullandı. Sayın Başbakan, büyük bir popülizm yaptı, hâlâ yapıyor. Popülizm şudur: Popülizm yapan kişi kendisini geniş halk kitleleriyle özdeşleştirir, onun yerine koyar, mağdur konumuna koyar ve iktidar hegemonyasına, iktidar seçkinlerine saldırır. Sayın Başbakan, sekiz yıldır, dokuz yıldır bunu yapıyor. Bir iktidar seçkinleri var, iktidar hegemonyası var, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu mağdur, parti mağdur. “Siz hiç fakirin sofrasında soğuk çorbaya kaşık salladınız mı?” diyordu bir konuşmasında, çok iyi hatırlıyorum, çok güzel ama Sayın Başbakan, siz dokuz yıldır iktidardasınız, o soğuk çorbayı hâlâ ısıtamadınız mı? Hâlâ mağdur… (CHP sıralarından alkışlar)

Şimdi, Sayın Bakan diyor ki: “Ben, 12 Eylül darbecilerinden hesap sorulacağını hiçbir zaman söylemedim.” Olabilir, Sayın Bakanın söylemleri tutarlı mı değil mi, ben bunu takip etmiş değilim. Burada bunu söylüyorsa bunu kabul ederim, aksine elimde bir şey yok. Belki aksine elinde başka dokümanı, belgesi olan arkadaşlar varsa başka bir şey söyleyebilir, onların söz hakkını da burada sınırlamış olmayı istemem. Ama, Sayın Başbakan “12 Eylül darbecilerinden hesap soracağız.” dedi. Bunun adı: “Amaca varmak için her yol mübahtır.”

RASİM ÇAKIR (Edirne) – Toplumu kandırdı.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Siyaset teorisindeki adı budur, AKP terminolojisindeki adı takiyedir. Bu, bugün ortaya çıkmıştır, Sayın Adalet Bakanının açıklamalarıyla bugün ortaya çıkmıştır.

Değerli arkadaşlar, biraz önceki yani akşam yemeği için ara verilmeden önceki oturumda “Türkiye demokrasiye mi gidiyor? Türkiye daha demokratik bir Anayasa’ya mı sahip oluyor?” şeklindeki tartışmalar üzerine ve çeşitli başka değerlendirmeler üzerine, bu kürsüden bir şey söyledim, onu biraz daha açmak istiyorum. Siz, Adalet ve Kalkınma Partisi olarak, Adalet ve Kalkınma Partisi Hükûmeti olarak “Darbecilerden hesap soracağız.” diyorsunuz, sadece 12 Eylül’le sınırlı değil. 12 Eylül’den hesap soramayacağınız bugün ortaya çıktı Sayın Bakanın açıklamalarıyla ama sizin iktidar döneminizden sonra, ordu içinde darbe hazırlığı yapmış olan her kim var ise, bu iddia ile o kişiler bugün yargılanıyor. Bunlara hiçbir itirazımız yok. Orduda darbeyi düşünen, darbe için hareket eden, buna teşebbüs eden, buna teşebbüs planlarını yapan ne kadar komutan varsa, derhâl emekli edilmeli, yargı önüne çıkarılmalı, savcılar onlar hakkında takibat açmalı.

HASAN KARA (Kilis) – Hoş geldiniz! Hoş geldiniz!

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Ama, ben şunu merak ediyorum değerli arkadaşlar: 12 Eylül’e gidiyorsunuz “Hesap soracağız.” diyorsunuz, iktidar döneminizdeki darbe düşünmüş olan komutanlardan hesap soruyorsunuz, yargı hesap soruyor, ta 27 Mayıs’a gidip gerekirse Adnan Menderes döneminin acılarını söylüyorsunuz, onları kullanıyorsunuz. Yakın tarihimizde iki tane darbe var: Birisi 28 Şubat. Bunlar darbe düşünenler falan değil, darbenin kendisi 28 Şubat. Hükûmet değişti.

ÖMER FARUK ÖZ (Malatya) – Geliyor, geliyor; o da geliyor.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Hükûmet değişti. Acaba 28 Şubat’tan neden hesap soramıyorsunuz? (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

28 Şubat bir darbedir, Türkiye’de hükûmet değişmiştir. 27 Nisan e-muhtırası bir darbedir, Türkiye erken seçime gitmiştir, cumhurbaşkanı seçilmemiştir, Parlamento erken seçim kararı almıştır. Peki, neden siz bunlardan hesap soramıyorsunuz? Cevabını vereyim: Çünkü siz 28 Şubat paşalarından icazetlisiniz. (CHP sıralarından alkışlar)

HASAN KARA (Kilis) – Bunu ispat edemezseniz…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Oradan icazet alınarak kuruldunuz. Sizin kurucularınız 28 Şubat paşalarına gidip “Biz Erbakan Hoca gibi düşünmüyoruz. O bizim yolumuzu böyle açmazlara sürükledi. Biz öyle değiliz, bizi lütfen ayrı düşünün.” diye paşalardan icazet aldı.

HASAN KARA (Kilis) – Bu söylediklerinizi ispat edemezseniz…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Onun için 28 Şubata dönüp hesap soramıyorsunuz. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

HASAN KARA (Kilis) – Bu söylediklerinizi ispat etmek zorundasınız.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Bakın, ben bir şey söylüyorum: Darbe orada işte, darbe orada, darbeye niye hesap soramıyorsunuz? Neden savcılar harekete geçemiyor?

RASİM ÇAKIR (Edirne) – Onlar çünkü 12 Eylül’ün devamı, 12 Eylül’ün yavrusu!

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – 27 Nisan e-muhtırasını veren Genelkurmay Başkanına neden hesap sormak yerine ona devlet şeref madalyasını verdiniz? Hangi ittifaktır, hangi uzlaşmadır sizi o iki darbeyle beraber yaşamaya mecbur bırakan? Onun için, “Bu Anayasa değişikliğiyle Türkiye’ye demokrasi getirdim.” iddiasından lütfen vazgeçin.

Demokrasinin temeli kuvvetler ayrılığıdır. Siyasi liberalizmin babaları, Thomas Hobbes, John Locke, bunlarla başlar bu tartışma Montesquiou bunu kurumsallaştırır, Fransız İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesi’nin 16’ncı maddesinde bir insanlık ideali olarak yerini bulur. Hakların güvence altına alınmadığı, kuvvetler ayrılığının bulunmadığı toplumlarda anayasa yoktur. Şeklen anayasanız olabilir ama kuvvetler ayrılığını zedeliyorsanız, yargıyı hükûmetin kontrolüne almaya teşebbüs ediyorsanız, istediğiniz kadar “Özgürlükçü anayasa yaptım.” deyin, yapmış olmazsınız. Biz bu Anayasa’ya “Hayır.” derken, Türkiye'nin yeni ve özgürlükçü bir anayasaya sahip olma fırsatını elde etmesini istiyorduk, 12 Eylül darbe Anayasası’nı savunmuyorduk. O bir darbe Anayasası’dır, onun daha değişmesi gereken hükümleri vardır. Türkiye o Anayasa’ya sığamaz. Arkasında yüzde 93’lük bir halkoyu olması onu meşru kılmaya yetmiyor, Anayasa meşru olarak hazırlanmamıştır çünkü.

HALUK İPEK (Ankara) – Beraber değiştirelim.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – 27 Mayıs sonrasındaki 61 Anayasası’nda olduğu gibi, o da meşru bir anayasa değildir.

HALUK İPEK (Ankara) – Beraber değiştirelim.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Halkın katılımının olmadığı bir anayasa hazırlama süreci sonucunda ortaya çıkan anayasa meşru sayılamaz, demokratik bir anayasa değildir.

HALUK İPEK (Ankara) – Beraber değiştirelim.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Şimdi, iktidarlar zaman içerisinde yıpranırlar, tahammülleri azalır. Dokuzuncu yıldasınız, tahammülünüz azaldı, muhalif seslere tahammülünüz yok. En küçük bir öğrenci gösterisinde şiddete başvuruyorsunuz. Dünyanın bütün ülkelerinde, bütün toplumlarında, küçük eylemci gruplar, seslerini duyurmak için birtakım hareketler, birtakım eylemler yaparlar. Yoksa, sadece bildiri okusalardı seslerini duyuramazlardı. Buna karşı polisin, devletin, demokratik güçlerin, kurumların yapması gereken, şiddetle mukabele etmek değildir, tam tersine, ölçülü mukabele etmektir çünkü demokrasilerde şiddet kullanma tekeli devletindir. Devlet, bu tekeli, bu gücü kötüye kullanamaz. Ölçüsüz bir güç kullanılmıştır.

Şimdi, neden Yıldız Üniversitesindeki öğrenci olayları, İstanbul’daki öğrenci olayları, Siyasal Bilgiler Fakültesindeki öğrenci olayları peş peşe cereyan ediyor? Bunlara tepkiyle yaklaşmak yerine, anlayışla karşılamak gerekir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Akif Hamzaçebi (CHP, Trabzon). “Hakimler ve savcılar yüksek kurulu kanunu hakkında (s.s.574)”. TBMM Genel Kurulu, 30. Birleşim tutanağı, 10 Aralık 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-akif-hamzacebi-23-2010-12-10-hakimler-ve-savcilar-yuksek-kurulu-kanunu-hakkinda-s-s-574-3 (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
