# 2008 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı (gençlik ve spor genel müdürlüğü, devlet personel başkanlığı, başbakanlık yüksek denetleme kurulu, tütün, tütün mamulleri ve alkollü içkiler piyasası düzenleme kurumu, türkiye ve ortadoğu amme idaresi enstitüsü) beşinci tur

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Akif Paksoy (MHP, Kahramanmaraş)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 32. Birleşim
- **Tarih:** 7 Aralık 2007
- **Gündem:** 2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI (GENÇLİK VE SPOR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ, DEVLET PERSONEL BAŞKANLIĞI, BAŞBAKANLIK YÜKSEK DENETLEME KURULU, TÜTÜN, TÜTÜN MAMULLERİ VE ALKOLLÜ İÇKİLER PİYASASI DÜZENLEME KURUMU, TÜRKİYE VE ORTADOĞU AMME İDARESİ ENSTİTÜSÜ) BEŞİNCİ TUR
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-akif-paksoy-23-2007-12-07-2008-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-tasarisi-genclik-ve-spor-genel

> Mehmet Akif Paksoy (MHP), 7 Aralık 2007 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 32. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI (GENÇLİK VE SPOR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ, DEVLET PERSONEL BAŞKANLIĞI, BAŞBAKANLIK YÜKSEK DENETLEME KURULU, TÜTÜN, TÜTÜN MAMULLERİ VE ALKOLLÜ İÇKİLER PİYASASI DÜZENLEME KURUMU, TÜRKİYE VE ORTADOĞU AMME İDARESİ ENSTİTÜSÜ) BEŞİNCİ TUR); konuşma 880 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MHP GRUBU ADINA MEHMET AKİF PAKSOY (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Devlet Personel Başkanlığı ve Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü bütçesi hakkında, Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun görüşlerini açıklamak üzere söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi ve bizleri televizyondan seyreden vatandaşlarımızı saygıyla selamlıyorum.

Türkiye Amme İdaresinin üç ana kuruluş gayesi bulunmaktadır. Bunlar: Kamu idaresinin geliştirilmesi amacıyla çalışmalar yapmak, idari alanda eleman yetiştirmek ve memurların hizmet içinde yetiştirilmelerini sağlamaktır. Ancak, uygulamada bu gayenin gerçekleştirilemediği aşikârdır. Dolayısıyla, bu kurumun işlerlik kazanabilmesi için, teşkilat yasasının süratle gözden geçirilmesi, kurumun görevlerinin ve yapısının yeniden tanımlanmasına ihtiyaç bulunmaktadır. Bu düzenlemeyle Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresinin öncelikle kamu yönetimi içindeki yeri ve statüsü açıklığa kavuşturulmalıdır.

Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü bu hâliyle, deve kuşu misali, ne akademik bir kuruluş ne de bir genel müdürlüktür. Teşkilatlanması itibariyle genel müdürlük, hizmetleri itibariyle akademik bir kuruluştur. Bu kurumun ne olması gerektiğine öncelikle karar verilmelidir. Akademik kuruluş olarak kabul edilirse, genel müdürlük şeklindeki örgütlenmesinin değiştirilmesi gerekmektedir. Mevcut yapı özerk olmadığından, kurum bağımsız hareket edememekte, teşkilat kanunundan kaynaklanan görev ve hedefleri ile hükûmet program ve hedefleri arasında sıkışıp kalmaktadır.

Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi, Millî Güvenlik ve Adalet Akademisi gibi, kamuya yönetici yetiştiren bir akademiye dönüştürülmelidir. Kurum, rutin kamu personeline eğitim veren bir birim olmaktan çıkartılmalıdır. Aksi takdirde, bu kurum giderek işlevini kaybedecek ve atıl duruma düşecektir. Şu anki konumu itibarıyla, Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi, mahallî yönetim personeline seminer veren bir eğitim merkezine dönüşmüştür.

Sayın milletvekilleri, konuşmamın bu bölümünde Devlet Personel Başkanlığı bütçesi hakkında görüşlerimi arz etmek istiyorum.

Devlet Personel Başkanlığının temel kuruluş gerekçesi, kamu yönetiminin ihtiyaç duyduğu düzenlemeleri yaparak, kamu personel rejimini uyumlu bir şekilde yürütmektir. Oysa bugün kamu yönetimi sistemimizle ilgili sorunlar ve aksaklıklar içinden çıkılmaz bir hâl almıştır. AKP Hükûmeti, Türkiye'yi reform cehennemine çevirdi ancak personel reformunu bir türlü çıkaramadı. Ben bu durumu IMF'ye bağlıyorum. Eğer IMF bu reformun öne alınmasını isteseydi kuşkusuz hemen bu reform çıkarılırdı. Hâlbuki yapılan ve yapılacak reformların başarıya ulaşması öncelikli olarak personel reformunun hayata geçirilmesine bağlıdır. Reformu bir yana bırakalım mevcut kamu personel sistemi giderek daha adaletsiz, daha dengesiz ve içinden çıkılmaz bir hale getirilmiştir. Ancak kamu personel rejiminin sağlıklı işleyebilmesi için rasyonel bir teşkilatlanmanın olması şarttır.

AKP Hükûmeti döneminde rasyonel teşkilatlanma yerine daha çok hizmete alınma kıstaslarıyla oynanmaktadır. Önceki hükümetler döneminde uygulamaya geçen merkezî sınav sistemi sulandırılmaya çalışılmaktadır. Niçin? Birkaç eş dost, birkaç yandaş daha istihdam etmek için mi? Partinizin başında “adalet” kelimesi var. Partinize "AKP" denilmesine kızıyorsunuz ancak bir belediyenin alacağı zabıta memuru, itfaiye eri için mülakat yaptırıyorsunuz. Bu mu adalet? Daha da vahimi, sözleşmeli ve geçici personel uygulamasını yaygınlaştırarak kamu hizmetlerini taşeronlaştırıyorsunuz. Özellikle Tarım ve Sağlık Bakanlığındaki sözleşmeli personelin hali içler acısı. Tayin hakları yok, becayiş dışında mazeret hakları yok. Aynı işi yapan, hatta benzer ücretleri alan 2 kişiden 1'i memur, diğeri sözleşmeli. Ben bunun mantığını bir türlü anlayamıyorum. Hükûmetiniz adına biri çıkar da -hadi Şırnak, Ardahan'ı anladık- Gaziantep, Hatay veya Kahramanmaraş'ta niçin sözleşmeli sağlık personeli çalıştırıldığını yüce Meclis vasıtasıyla Türk milletine izah ederse hep beraber öğrenmiş oluruz.

4/C uygulaması: Sayın milletvekillerim, kamu çalışanlarına bir zulümdür, adınıza yakışmaz bir uygulamadır. Aynı işi yapan iki insan arasındaki bu farklılık kabul edilemez. 4/C çalışanı, yıl içinde çalıştığı süre on iki aya bölündüğünde, bazı kurum ve kuruluşlarda asgari ücretin altında ücret almaktadır. Yine altı ay çalışanı kadroya aldınız, beş ay yirmi dokuz gün çalışanı kadroya almadınız. Örneğin, Orman Genel Müdürlüğü, Şeker Fabrikaları Genel Müdürlüğünde işçiler mağdur edilmişlerdir.

Sayın milletvekilleri, AKP Hükûmetleri, söz verdiği hâlde personel rejimini hayata geçirmemişlerdir, memurlar arasındaki ücret adaletsizliğini devam ettirmektedir. Aslında Hükûmetin kafasındaki personel rejimi ile bizim bütçesini tartıştığımız personel rejimi arasında ciddi farklar vardır. Hükûmete göre, adalet, güvenlik, maliye ve bir kısım genel idare hizmetleri dışındaki tüm hizmetlerin hizmet alımı veya sözleşmeli personel eliyle yürütülmesi düşünülmektedir.

Bugün, kamu personelinin yapılarında, mali ve sosyal haklarında, statülerinde çok büyük farklılıklar bulunduğu aşikârdır. Personelin dağılımı dengesizdir. Bazı yerlerde fazla personel varken, bazı yerlerde hiç personel bulunmamaktadır. Ücret adaletini sağlamak bir yana, ücret rejimi giderek bozulmaktadır. Ücretlerin yetersizliğinden daha çok aynı işi yapanlar arasındaki ücret adaletsizliği çalışanları üzmektedir. Örneğin, bugün, hastanelerimizde bazı yardımcı hizmetler, hepimizin de bildiği gibi, temizlik şirketlerinin çalışanlarına asgari ücret karşılığı yaptırılmaktadır. Yani aynı odada aynı işi 1 kadrolu çalışan ile 1 asgari ücretli çalışan birlikte yapmaktadır. Buradan verimli bir çalışma ve sonuç almak mümkün müdür?

Yine okullarımızın yardımcı hizmetli kadroları yetersizdir. Bağış almak da yasak. Peki, okulda yapılması gereken işleri kim yapacak? Ben gittim, gördüm. Müdürler, müdür yardımcıları, hatta bir kısım öğretmenler memurların yapması gereken işleri memur olmadığı için kendileri yapıyorlar. Hizmetlilerin yapması gereken işlere ise dışarıdan vatandaş çağırılıyor. Parası olan okullar sigorta yaptırıyor, olmayan mecburen sigortasız çalıştırıyor. Okullarımızda sigortasız çalışan bu vatandaşlardan bir tanesi yarın okul müdürlerini şikâyet ederse bunun hesabını kim verecek? Varsa cevabınız, çıkınız bu kürsüde veriniz.

Devlet Memurları Kanunu’nun çıkartıldığı 1965 yılının şartlarına göre özellikli bazı görevler için uygulamaya konulan istisnai memurluğun kapsamı genişletilmiştir. Bu durum, hizmet ihtiyacından ziyade sistem dışına çıkılarak sınavsız memuriyete geçiş yolu olarak kullanılma çabasının bir sonucudur. Yapılan münferit düzenlemelerle bazı meslek gruplarının ücretlerinde iyileştirmeler yapılmışken, hâkim, savcı, sağlık personeli gibi, diğer memurlar ve kamu çalışanları göz ardı edilmektedir. Ücret adaletsizliğini giderecek çözümler yerine belirli baskı gruplarının talepleri dikkate alınarak gün kurtarılmaya çalışılmaktadır. Özellikle, polis, öğretmen, teknik personel ve diğer memurların ücretlerinin ekstra düzenlemelerle düzeltilmesi gerekmektedir. Örneğin, DSİ Bölge Müdürü 1.750 YTL, bir mühendis 1.200 YTL maaş alıyor…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Akif Paksoy (MHP, Kahramanmaraş). “2008 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı (gençlik ve spor genel müdürlüğü, devlet personel başkanlığı, başbakanlık yüksek denetleme kurulu, tütün, tütün mamulleri ve alkollü içkiler piyasası düzenleme kurumu, türkiye ve ortadoğu amme idaresi enstitüsü) beşinci tur”. TBMM Genel Kurulu, 32. Birleşim tutanağı, 7 Aralık 2007. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-akif-paksoy-23-2007-12-07-2008-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-tasarisi-genclik-ve-spor-genel (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
