# Zirai öğretimin yıl dönümü nedeniyle türk tarımı hakkında

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Akif Paksoy (MHP, Kahramanmaraş)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 47. Birleşim
- **Tarih:** 9 Ocak 2008
- **Gündem:** ZİRAİ ÖĞRETİMİN YIL DÖNÜMÜ NEDENİYLE TÜRK TARIMI HAKKINDA
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-akif-paksoy-23-2008-01-09-zirai-ogretimin-yil-donumu-nedeniyle-turk-tarimi-hakkinda

> Mehmet Akif Paksoy (MHP), 9 Ocak 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 47. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ZİRAİ ÖĞRETİMİN YIL DÖNÜMÜ NEDENİYLE TÜRK TARIMI HAKKINDA); konuşma 530 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MEHMET AKİF PAKSOY (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; zirai öğretimin 162’nci yıl dönümü dolayısıyla gündem dışı söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Toprak, su, bitki gibi değerli, kutsal varlıklarla uğraşan ziraat mühendisliği mesleğinin çok değerli temsilcilerinin hayatta olanlarını sevgi ve saygıyla, ölenlerini rahmetle anarak sözlerime başlıyorum.

Ülkemiz 26,5 milyon hektar tarıma uygun işlenebilir arazi varlığı bakımından dünyada on ikinci, Avrupa Birliğinde ise birinci sırada yer almaktadır. Yine, bazı meyve, sebze çeşitlerinin üretimiyle, bazı hayvan varlıkları bakımından, ülkemiz dünyada ve Avrupa Birliğinde hatırı sayılır bir konuma sahiptir.

70 milyonun üzerindeki nüfusu ile dünyada on altıncı Avrupa Birliği içinde ikinci sırada yer almaktadır. Bu nüfusun yaklaşık yüzde 32’lik kısmı olan 23 milyonu kırsal alanda yaşamını sürdürmekte ve geçimini tarımdan sağlamaktadır. Tarımın gayrisafi yurt içi hasıladan aldığı pay giderek düşmektedir; 2002 yılında yüzde 13,4 iken 2006 yılında yüzde 11,2’ye gerilemiştir. Yine, tarımın büyüme hızı 2002 yılında 7,1 iken, düşerek, 2006 yılında 2,9’a gerilemiştir. Ülkemiz 2006 yılı tarımsal ihracatı 8,6 dolarla genel ihracatta yüzde 9,2’lik bir paya sahip, ithalatı ise 7,2 milyar dolarla genel ithalatta yüzde 5,3’lük bir paya sahiptir. Bu potansiyelimize rağmen, ülkemizde çeşitli tarımsal sorunlarımız mevcuttur ve bu sorunlar gün geçtikçe artmaktadır.

Ülkemizde işletme sayısı 3,1 milyon ve ortalama işletme arazisi büyüklüğü 61 dekardır. Arazilerin çok parçalı olması nedeniyle toplam parsel sayısı ise 23 milyon civarındadır. İşletmelerin küçüklüğünün yanı sıra, birinci sınıf tarım arazilerinin sanayi ve iskâna açılması ile yanlış arazi işleme ve sulama nedeniyle erozyon ve çölleşme gibi sorunlarla da karşı karşıyayız. Tarım sektörü, yapısı gereği iklimsel faktörlere karşı da çok duyarlı ve sürekli bir risk altındadır. Bu olumsuzluklara ilave olarak, çiftçilerin gelir düzeyinin düşüklüğü, altyapı hizmetlerinin yetersizliği ve pazarlama sisteminin yetersiz ve üretici lehine işlememesi gibi sorunları da sıralayabiliriz.

Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan istihdam rakamlarına göre, tarım kesimindeki istihdam azalma eğilimindedir. 2002 yılında 10,2 milyon olan tarımdaki istihdam, 2006 yılında 9,2 milyona gerileyerek 1 milyon kişi azalmıştır. Kırsal alanda oturan yoksul sayısı son üç yılda 9,4 milyondan 11 milyona çıkarak, ülkemizde kırsaldaki yoksul insan sayısı yaklaşık 1,6 milyon artış göstermiştir. Yani, tarımla iştigal edenlerin yarıya yakını yoksulluk sınırının altında yaşamaktadır. Çiftçilerimiz, yumurtayı, eti, sütü pazardan alıp köyüne götürmek ya da yapılacak sosyal yardımlardan payını beklemek durumuna düşürülmüştür.

Sayın milletvekilleri, tarımsal potansiyelimiz, toprak ve su varlığımız, temiz arazi ve su kaynaklarımız, doğal çevremiz, iş gücü potansiyelimiz, ziraat mühendisleri varlığımız itibarıyla tarımsal üretimde dünyada her yönden üst sıralarda yer almamız gerekmektedir. Ancak, yanlış politikalar ve yanlış uygulanan projeler nedeniyle bu hedeflere ulaşmak zor görünmektedir. Tohumculukta dünyanın neresindeyiz? Sulama tekniklerinde, damızlık hayvan üretiminde, tarımsal verimlilikte dünyada kaçıncı sıradayız?

Tarımsal potansiyeli olmayan, çok daha zor şartlarda bulunan ülkeler bile bizi geride bırakmışlardır. Özellikle genetik çalışmalarda, sulama tekniklerinde ve tarımsal verimlilikte hedef büyütmemiz gerekmektedir.

Türk tarımcıları bu ülkede güzel şeyler yapmışlardır. Dünyanın neresinde yeni bir teknik geliştirilmişse tarımsal bir gelişme var ise çok defa o gelişme eş zamanlı olarak ülkemize de kazandırılmıştır. Ülkemiz insanı aç ve açık bırakılmamıştır. 1923 yılında 13,6 milyon nüfusu besleyen ülkemiz şu anda 70 milyonun üzerindeki nüfusu besler durumdadır. Nüfusun artışına eş değer ve hatta daha üzerinde üretim yapılarak toplumumuzun ihtiyaçları karşılanmıştır. Örneğin şeker pancarı verimi 1926 yılında 872 kilogram iken 2002 yılında 4.400 kilogram olmuştur. Buğdayda 70-100 kilogram verim alınırken 500-600 kilogram/dekara ulaşmıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Akif Paksoy (MHP, Kahramanmaraş). “Zirai öğretimin yıl dönümü nedeniyle türk tarımı hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 47. Birleşim tutanağı, 9 Ocak 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-akif-paksoy-23-2008-01-09-zirai-ogretimin-yil-donumu-nedeniyle-turk-tarimi-hakkinda (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
