# Tarım ve hayvancılık sektöründeki desteklemelerin zamanında ödenmemesi veya kaldırılması, temel gıda maddelerinde meydana gelen aşırı fiyat artışları ile de halkın mağduriyetine sebep olduğuna ilişkin tarım bakanı mehmet mehdi eker hakkında verilen gensorusu (11/1)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Akif Paksoy (MHP, Kahramanmaraş)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 96. Birleşim
- **Tarih:** 29 Nisan 2008
- **Gündem:** TARIM VE HAYVANCILIK SEKTÖRÜNDEKİ DESTEKLEMELERİN ZAMANINDA ÖDENMEMESİ VEYA KALDIRILMASI, TEMEL GIDA MADDELERİNDE MEYDANA GELEN AŞIRI FİYAT ARTIŞLARI İLE DE HALKIN MAĞDURİYETİNE SEBEP OLDUĞUNA İLİŞKİN TARIM BAKANI MEHMET MEHDİ EKER HAKKINDA VERİLEN GENSORUSU (11/1)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-akif-paksoy-23-2008-04-29-tarim-ve-hayvancilik-sektorundeki-desteklemelerin-zamaninda-odenmemesi

> Mehmet Akif Paksoy (MHP), 29 Nisan 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 96. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TARIM VE HAYVANCILIK SEKTÖRÜNDEKİ DESTEKLEMELERİN ZAMANINDA ÖDENMEMESİ VEYA KALDIRILMASI, TEMEL GIDA MADDELERİNDE MEYDANA GELEN AŞIRI FİYAT ARTIŞLARI İLE DE HALKIN MAĞDURİYETİNE SEBEP OLDUĞUNA İLİŞKİN TARIM BAKANI MEHMET MEHDİ EKER HAKKINDA VERİLEN GENSORUSU (11/1)); konuşma 1.216 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MEHMET AKİF PAKSOY (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Tarım ve Köyişleri Bakanı hakkında Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak verdiğimiz gensoru üzerinde önerge sahipleri adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi ve bizleri televizyonları başında seyreden vatandaşlarımızı saygıyla selamlıyorum.

Tarım sektörü ekonomik, sosyal ve kültürel olmak üzere çok fonksiyonlu yapısı olan önemli bir sektördür. Bu nedenle, tarım sektörü bütün dünyada öncelikli olarak değerlendirilir. Özellikle son yıllarda gıda güvenliği ve güvencesinin önem kazanması nedeniyle bu sektörün önemi daha da artmıştır.

Diğer yandan, ülkemize baktığımızda kırsal kesimde yaşayan 23 milyon insanımız geçimini tarımdan sağlamakta, çalışanların yaklaşık yüzde 30’u bu sektörde istihdam edilmektedir. Toplam gayrisafi millî hasılamızın yüzde 10’u tarım sektöründen sağlanmaktadır. Bütün bunların yanında, tarım sektörü, beslenme açısından da dar gelirli halkımızı yakından ilgilendirmektedir. Son yıllarda, özellikle tarımdan geçimini sağlayan çiftçilerimiz büyük sıkıntılar yaşamaktadır. Uygulanan yetersiz ve yanlış politikalar sonucu çiftçilerimizin refah seviyesi düşmüştür. Çiftçilerimiz, asgari geçimlerini dahi sağlayamamaktadır. Son aylarda, temel gıda maddeleri olan buğday ve pirinç başta olmak üzere tüm gıda maddelerinde yaşanan fiyat artışları halkımızı ciddi anlamda sıkıntıya sokmuştur.

Bu sorunlar yaşanırken tarım politikalarının oluşturulmasından sorumlu olan Tarım ve Köyişleri Bakanı görevini maalesef yerine getirememiştir. Hükûmet, vatandaşlarımızın sağlıklı ve yeterli gıdaya ulaşması konusunda gerekli tedbirleri almamıştır. Son günlerde, bazı gıda ürünlerinin piyasaya arzında sıkıntılar ortaya çıkmış, bunu fırsat bilen bazı spekülatörler, mutfaklarımızın ana maddesi olan, başta pirinç, bulgur ve bazı bakliyat ürünlerinde fiyatları 2 katına çıkarmıştır. Bu durum karşısında piyasaları düzenlemekle görevli olan Toprak Mahsulleri Ofisi, bu görevini yapamadığı gibi, acil hâller için gerekli olan stokların temini konusunda da gerekli tedbirleri alamamıştır. Geçen sene yaşanan kuraklıktan dolayı dünya piyasalarında, özellikle buğday ve pirinç arzında sıkıntı olacağı belli iken Toprak Mahsulleri Ofisi, alım sezonunda gerekli miktarda alım yapmamıştır. Bu arada, dünya buğday fiyatları, 250 dolardan 540 dolara çıkmıştır. Bugün, Toprak Mahsulleri Ofisi buğday ithal etmektedir. Bu ithalatın Türkiye’ye maliyetinin 500 milyon dolar civarında olacağı tahmin edilmektedir. Yani Türk üreticisi ve çiftçisine hizmet etmek için kurulmuş olan TMO, öngörüsüz yöneticileri sayesinde, ABD, AB ülkeleri ve diğer ülkelerin çiftçi ve tüccarlarına fazladan para ödemektedir. Hâlbuki, TMO yaz aylarında yeterince buğday alsaydı, bugün buğday fiyatları bu kadar yükselmez, hazine de 500 milyon dolar zarar etmezdi. Bu sayede, hem çiftçimizin yüzü güler hem de tüketicilerimiz mağdur olmazdı. Sizin tabirinizle, garip gureba, pahalı bulgur ve ekmek satın almak zorunda kalmazdı.

Diğer taraftan, hasat mevsiminin yaklaştığı bugünlerde yapılacak olan ithalat erken hasat yapan Çukurova çiftçilerini mağdur edecek, tüccara fiyatları indirmesi için bir bahane verecektir. Bu da bir başka yanlıştır.

Bir diğer ana tüketim maddemiz pirinçte izlenen yanlış politikalar sonucu tüketici yüksek fiyatla pirinç satın almak zorunda kalmıştır. Geçen sene yaşanan kuraklık sonucu, buğdaya benzer şekilde, dünya pirinç üretimi de düşmüştür. Ancak ülkemizde geçen yılın üretim ve ithalat değerleri birlikte değerlendirildiğinde, son günlerde ortaya çıkan fiyat artışlarının arz eksikliğinden ziyade bir tedbir eksikliğinden kaynaklandığı açıktır. Yani piyasada pirinç kıtlığı yoktur, spekülasyon ve yönetim hatası vardır. Toprak Mahsulleri Ofisi hasat döneminde pirince ucuz fiyat vermiş ve çiftçiler Toprak Mahsulleri Ofisi yerine tüccara yönelmiştir. Geçen yılki kuraklıktan dolayı dünya pirinç fiyatlarının yükseleceği belliydi. Buna rağmen Toprak Mahsulleri Ofisi pirinç alım fiyatlarını artırmamış ve piyasayı düzenleyecek miktarda pirinç almamıştır; üstüne üstlük, Toprak Mahsulleri Ofisi, elinde stok olarak bulunan 40 bin ton çeltiğin 32 bin tonunu belirli firmalara satarak spekülasyona, dolayısıyla haksız kazanca ve fiyat artışına sebep olmuştur.

Şimdi, tedbir makamı olan Sayın Bakan şikâyet etmektedir, bazı spekülatörlerin stokçuluk yaparak fiyat artışına neden olduğunu söylemektedir. Elbette, siz elinizdeki pirinci yandaşlarınıza verirseniz onlar da fiyatları speküle ederler.

Sonuç olarak, 2007 yılı yanlış pirinç alım politikaları hem pirinç üreticisini mağdur etmiş hem de pirinç tüketicisi mağdur olmuştur. Kazanan yine spekülatörler olmuştur. Bu durum karşısında üzülerek ifade etmek isterim ki, Başbakan ve Sayın Bakanın bulduğu tek çözüm, vatandaşlarımıza bir hafta veya bir süre pirinç yememeleri yönünde çağrıda bulunmaktır. Bu çağrının üzerinden bir hafta da geçti, on beş gün de geçti, niye pirinç fiyatları düşmedi? Niye düşmediğini ve düşmeyeceğini herkes gayet iyi biliyor. Sayın Başbakan annelerimizi bir süre pirinç yememeye çağıracağına, bu yanlışları yaparak halkımıza pahalı pirinç yediren Bakanı göreve çağırsa daha iyi olmaz mı? Gerekli tedbirleri almak yerine vatandaşlarımıza böyle bir çağrıda bulunmasını yüce Türk milletinin engin sağduyusuna bırakıyorum.

Hükûmetin tarımsal destekleme politikaları çiftçilerimizin faaliyetlerine devam etmesini karşılamaktan çok uzaktır. Dünyada bütün ülkeler tarım sektörünü desteklerler. Ülkemizde görev yapan bütün hükûmetler de tarımı desteklemişlerdir. Son dönemde tarıma verilen destekler rakamsal olarak artmakla birlikte, maalesef gayrisafi millî hasıla ile paralel artmamıştır. Bunun sonucu olarak birçok çiftçimiz üretimden vazgeçmek zorunda kalmış ve sektördeki istihdam düşmüştür. İstatistik Kurumunun yıllık istihdam verilerine göre, 2002 yılında tarım kesiminde 7 milyon 458 bin kişi çalışırken, bu sayı 2007 sonunda 6 milyon 277 bin kişiye düşmüştür. Yani son beş yılda tarım sektöründe 1 milyon 181 bin kişi işini kaybetmiştir. İnsanlar tarımdan koparılmıştır. Bu, aynı zamanda kırsaldan şehre kaçıştır ve devlete ilave yüktür.

Bunlara ilaveten, zaten yetersiz olan tarımsal destekler zamanında ödenmediği gibi, özellikle küçük ve orta işletmeleri hedefleyen doğrudan gelir desteği ödemeleri de her yıl azaltılmıştır. 2002 yılında 16 YTL olan doğrudan gelir ödemesi 2007 yılında 7 YTL’ye düşürülmüş, 2008 yılının hasat mevsiminin yaklaştığı bugünlerde 2007 yılı doğrudan gelir desteği ödemesinin yarısı -3,5 YTL’si- ödenmeye başlanmıştır. Sadece doğrudan gelir desteği ödemelerinde çiftçilerimizin yıllık kaybı 1 milyar 530 milyon YTL’dir.

Ayrıca, destekleme kalemlerinde yapılan hatalı değişikliklerle bazı stratejik ürünlerde desteklemeler kaldırılmış veya azaltılmıştır. Mesela, yeni yayınlanan Bakanlar Kurulu kararıyla, hayvancılık destekleri kapsamında yapılan süt destekleri, suni tohumlama destekleri ve besin destekleri kaldırılmıştır. Ancak, yerli sığır ırkları destekleme dışı tutulmuştur. Bu durum, özellikle sütçülük işletmelerini zor durumda bırakacaktır. Çiğ süt fiyatları daha da düşecektir.

Hâlen yem fiyatlarında yaşanan artışlar nedeniyle damızlık vasfı olan düveler kesime gönderilmektedir. Süte yapılan desteklemenin kaldırılmasıyla kesime gönderilen inek ve düve sayısında artış olacaktır. Bu konuda size bir örnek vermek istiyorum: Damızlık belgeli hayvanda süt, buzağı, belge, suni tohumlama ve benzeri gibi desteklerde 2007 yılında bin YTL olan hayvan başı destek, 2008 yılında 350 YTL’ye düşürülmüştür. Buna karşılık 2003-2004 yıllarında üretici 1 litre sütle 1,4 kilogram yem alırken, 2008 yılında ise 1 kilogramdan daha az yem alabilir duruma gelmiştir. Üreticiden 0,50 YTL civarında alınan sütün market raflarındaki litresi 2 YTL’yi geçmiştir.

Ülkemiz açısından stratejik öneme sahip olan mısıra verilen prim miktarı da bu Hükûmet döneminde azaltılarak kilogram başına 2 yeni kuruşa düşürülmüştür. Ülkemizin 4-4,5 milyon ton civarında mısıra ihtiyacı vardır. Mısır üretimine yapılan teşvikler ile Türkiye 2004 yılında kendi ihtiyacını karşılayacak miktarda üretim şansını yakalamış iken, 2005 yılında yapılan yanlış alım politikaları ve girdiler de ortaya çıkan fiyat artışları nedeniyle mısır üretimi tekrar düşmeye başlamıştır. Bu yüzden ülkemiz yeniden 1 milyon tondan fazla mısır ithal etme noktasına gelmiştir.

Yine, 2004 yılında fındık üreticisine ödenmesi gereken don zararının yüzde 30’u ödenmiş geri kalan kısmı ödenmemiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET AKİF PAKSOY (Devamla) – Ödenmeyen miktar 200 milyon YTL’dir.

Tarımsal girdi fiyatları aşırı şekilde artmıştır. Aslında artmış demek doğru değildir, fiyatları uçmuştur. Bunun sonucu çiftçilerimiz gübre kullanamaz, arazisini yeterince işleyemez olmuştur. Özellikle gübre, yem ve akaryakıtta yaşanan aşırı fiyat artışlarının ödenmesi için Tarım ve Köyişleri Bakanlığı bir tedbir geliştirememiştir. Özellikle gübrede ortaya çıkan tekel önlenememiş ve son bir yılda çeşitlerine göre gübrede fiyat artışları 2 katını geçmiştir. Çiftçinin gübre için aldığı destek, ödediği yüzde 18’lik KDV’yi bile karşılamaktan uzaktır.

Değerli arkadaşlar, bu kısa süre içerisinde aysbergin sadece bir yüzünü sizlere anlatmaya çalıştım. Eğer önergemize destek verirseniz, istisnasız bütün yanlışları, doğruları huzurlarınızda yüce milletimize arz edeceğiz. Takdir sizin.

Bu duygularla önergemize desteğinizi bekliyor, beni sabırla dinlediğiniz için hepinize saygılarımı sunuyorum. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Akif Paksoy (MHP, Kahramanmaraş). “Tarım ve hayvancılık sektöründeki desteklemelerin zamanında ödenmemesi veya kaldırılması, temel gıda maddelerinde meydana gelen aşırı fiyat artışları ile de halkın mağduriyetine sebep olduğuna ilişkin tarım bakanı mehmet mehdi eker hakkında verilen gensorusu (11/1)”. TBMM Genel Kurulu, 96. Birleşim tutanağı, 29 Nisan 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-akif-paksoy-23-2008-04-29-tarim-ve-hayvancilik-sektorundeki-desteklemelerin-zamaninda-odenmemesi (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
