# Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun (s.s.:487)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Akif Paksoy (MHP, Kahramanmaraş)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 86. Birleşim
- **Tarih:** 14 Nisan 2010
- **Gündem:** YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI TEŞKİLATI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN (S.S.:487)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-akif-paksoy-23-2010-04-14-yuksekogretim-kurumlari-teskilati-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dai

> Mehmet Akif Paksoy (MHP), 14 Nisan 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 86. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI TEŞKİLATI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN (S.S.:487)); konuşma 1.053 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MHP GRUBU ADINA MEHMET AKİF PAKSOY (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 487 sıra sayılı Yükseköğretim Kurumları Teşkilat Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı hakkında Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, ilk defa olarak bu kürsüye çıkarken derin bir üzüntü içindeyim. Yüce Meclis gündemine Hükûmetçe sunulan bu tasarıda Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi bünyesinde kurulması öngörülen Medeniyetler İttifakı Enstitüsü benim üzüntümün kaynağı olmuştur. Bu zamana kadar bu Hükûmetin, ötesine dilim varmıyor ama birçok yanlış icraatından son derece elem duyduk. Ancak, öylesine vahim bir durum ki, rahmetli Sultan Fatih’in ve şühedanın ruhlarını muazzez edeceğimize muazzep ediyorsunuz. Ne idüğü belirsiz, gayesi, maksadı açıklanmamış ve anlatılmamış, milletimizce hiçbir şekilde tasvip edilmeyen malum mahfillerin projesini getiriyor mübarek bir ismin aziz hatırasını ihya etmek amacıyla kurulan bir üniversitede enstitü kurarak ihya etmeye çalışıyorsunuz.

Çok değerli arkadaşlar, bu kürsüden defaten söyledik ancak kulaklarınızı tıkamaya devam ediyorsunuz. Türkiye'nin bir öğretim sorunu var. Üstelik bu sorunun temeli ilköğretim ve ortaöğretimde. Siz bu alanda gerekenleri yapmıyorsunuz. Bugün Türkiye’de üniversite sayısı 140’a ulaştı. Bu üniversitelerle birlikte 146 olacak. Muhtemelen önümüzdeki yıllarda 200’ü bulacağız. Peki, 200 veya 500 üniversite açsak eğitim-öğretimin sorunlarını çözecek miyiz? Herkese sertifika verir gibi diploma verirsek bu insanlarımızın sorununu çözecek miyiz? On binlerce öğretmen adayı yıllardır atanamıyor, eylem yapıyorlar, diğer üniversite mezunları öğrenim gördükleri alanda iş bulmak bir yana ilköğretim ve ortaöğretim mezunlarının istihdam edildiği alanlarda bile iş bulmaya razılar.

Kıymetli arkadaşlar, üniversite açılmasına, geleceğimiz olan gençlerimizin çok iyi bir eğitim görmelerine hepimiz taraftarız ancak sırf talepten hareket ederek, sırf seçim meydanlarında “Biz bilmem ne kadar üniversite açtık.” edebiyatı yaparak insanları kandırmayalım, yazık hem de bu ülkenin parasına hem de insanların umutlarına yazık hem de çok yazık.

Bakın, üniversitelerin sayısı hızla artıyor, ancak nitelikleri ne durumda? Bina, öğretim üyesi, barınma ve benzer diğer imkânlar ne durumda? Bunları hiç düşündünüz mü? Bugün kırk beş, biri de geçenlerde kuruldu kırk altı vakıf üniversitesinin kaç tanesi yeterli düzeyde? Eskiden dershane açılıyordu, şimdi üniversite açılmaya başlandı. Yanılmıyorsam dershanelerin kapanacağına dair bir teziniz vardı. İlköğretim okulu açamadığınız yere üniversite açarak ve bu hızla vakıf üniversitesi açarak bu teziniz gerçekleşecek, dershanelerin kapanmasına gerek kalmayacak, ancak dershanelerin büyük çoğunluğu üniversite olacak.

Şimdi deniliyor ki: “Gelişmiş ülkelerde yükseköğrenim oranı yüzde 60’ı bulmasına rağmen ülkemizde yüzde 20 düzeylerindedir.” Kardeşim, gelişmiş ülkelerde başka kıstaslar da var, onlarla niye ilgilenmiyorsunuz? Veya madem konumuz üniversite, gelişmiş ülkelerin nasıl üniversite kurduğunu bir zahmet niye araştırmıyorsunuz? Komisyonda arkadaşlarımız dile getirdiler, üniversite sayısı ve öğrenci kontenjanlarının artırılması sadece diplomalı işsizlerin sayısını artıracaktır. Son yıllarda vakıf üniversitelerinin sayısında büyük artış gözlendiği, kurucu vakıfların mali yapıları ve üniversiteye tahsis ettikleri arazi ve alanlarda üniversite kurulmasıyla ilgili öğretim hayatını devam ettirebilecek kapasitede bulunup bulunmadıklarının iyi araştırılması gerekir. Bunların hiçbirisi yok, sadece, beylik laflarla geçiştirmeler var. “Yok, mal varlığı 15 milyon liranın altında bulunan vakıflara üniversite kurma izni verilmediği; yok, Öğretim Üyesi Yetiştirme Projesi kapsamında 2 bin araştırma görevlisi kadrosunun Bütçe Kanunu’na eklenmek üzere olduğu yani kurulacak eğitim fakültelerinde okul öncesi eğitim ve engelli eğitimi bölümlerinin açılmasına izin verildiği” gibi sudan gerekçeler üretiliyor.

Mevcut kırk beş vakıf üniversitesinin büyük bir kısmının kendilerinden beklenen performansı gösteremediği bir vakıadır. Bu üniversitelerin birçok bölümündeki kontenjanların dolmadığı da bilinmektedir. Üstelik, devlet üniversitelerinde bile birçok kontenjan ek yerleştirmelere rağmen dolmamaktadır. Mesela, seçim bölgem Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesinin Fizik Bölümünün ikinci öğretimine 1 öğrenci gelmiş, ek kontenjandan ise bu sayı ancak 4’e ulaşabilmiştir. Bu bölümün normal olarak kontenjanı 50 kişidir. Diğer devlet üniversitelerinde benzer kontenjan açıkları bulunmaktadır. Vakıf üniversitelerinde bu açıklar daha fazla sayılardadır.

Diğer yandan, öğretim üyesi temini önemli bir sorundur. Eğitim fakültelerine hoca bulunamamaktadır. Öğretim üyelerinin ücretleri bakımından iller arasında farklılıklar olduğundan, özellikle Kahramanmaraş gibi büyük illerimizde öğretim üyesi açığı oluşmaktadır.

Ayrıca, vakıf üniversitelerinin sayısının çoğalması, bu üniversitelerin imkânlarının devlet üniversitelerine nazaran daha iyi durumda olması sebebiyle devlet üniversitelerinden vakıf üniversitelerine büyük oranda geçişler yaşanmaktadır.

Üniversitelerimize mevcut bütçe imkânları içinde yeterli ödenek verilememektedir. Yeni kurulan birçok üniversitemizin mevcut durumları sadece tabeladan ibarettir. Her fırsatta tekrar ediyorum, etmeye de devam edeceğim: Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Tıp Fakültesinin kadroları on iki yıldan beri bir türlü verilememiştir.

Son zamanlarda veya istediğiniz zamanlarda yüce Meclise getirdiğiniz tasarı ve tekliflerin yeterince tartışılmasına bile tahammül gösteremiyorsunuz.

Kıymetli arkadaşlar, bizim bildiğimiz vakıflar bir veya birkaç amaç için kurulur ve faaliyet gösterir, kesinlikle kâr amacı gütmez. En azından, eski vakıflar bu amaçla kurulurdu ancak şimdi bu gayeden hızla uzaklaşıldığını görmekteyiz. Türkiye Diyanet Vakfı birçok hizmeti zaten gerçekleştiriyor, Vakıflar Genel Müdürlüğü ise bir devlet kurumu. Siz bir devlet kurumuna üniversite kurduruyorsunuz. Şunu anlarım: Ülkemizde çok ihtiyaç duyulan özel bir alanda üniversite kurulur veya bir vakfımız yurt yapar, diğeri burs verir, diğeri eğitim öğretim materyali sağlar, fiziki bina yapar, öğretim üyesi yetiştirilmesi için maddi ve diğer yönden katkı sunar. Ancak bunlar yapılmıyor iş ticarete döküldü. Bugün bütün vakıf üniversitelerinin adı vakıf üniversitesi, halk nezdinde hepsi özel, paralı üniversiteler. Burslu okuyan çok az sayıda öğrenci dışında -ki bunların da tamamı sınavda derece yapmış öğrencilerden seçiliyor- diğer öğrencilere yönelik bir kolaylık yok. Ben hiçbir vakıf üniversitesinin belli bir puanı almış dar gelirli çocukları, kimsesizleri, şehit ve gazi çocuklarını ücretsiz kabul ettiklerini görmedim. Siz gördüyseniz açıklayın biz de öğrenelim.

Diğer bir husus: Mühendislik eğitimi veren programlarda öğretim üyesi başına düşen öğrenci sayısı Avrupa ortalamasının 2 katından fazladır. Sizler de takdir edersiniz ki bu durum öğretimin niteliğini olumsuz yönde etkilemektedir. Hesapsız kitapsız hızla üniversite ve buna bağlı olarak bölüm açılması uzun vadede mühendislik hizmetlerinin niteliğini daha da olumsuz olarak etkileyeceği kesindir. Arkadaşlarımız bu hususu komisyonda dile getirmişler ancak ne Sayın Bakan ne de YÖK bu konuda doyurucu bir cevap vermemiş, zaten vermesi de mümkün değil. Bizce bu üniversitelerin açılması kamu kaynaklarının biraz daha savrulmasından başka bir fayda sağlamayacaktır. Türk yükseköğretiminin nicelik sorunu olduğu hepimizin kabulüdür, ancak bundan da ötesi, ilköğretim, ortaöğretim ve üniversitelerimizde ciddi bir nitelik sorunu bulunduğudur. Biz, öncelikle ve özellikle bu nitelik sorununa ve bundan sonraki istihdam sorununun çözümüne yönelik tedbirlerin alınmasını beklerdik. Size bu gidişle olacak olanı söyleyeyim. Sayın Bakanın tabiriyle 15 milyon TL varlığı olan her vakıf, üniversite kurmak için YÖK’ün kapısını çalacak, YÖK uygun gördüğü veya sizin yandaşınız olanlara izin verecek.

Tekrar bu Medeniyetler Arası İttifak Enstitüsüne dönmek istiyorum. Kıymetli arkadaşlar, hepimiz aslında bu projenin ne olup olmadığını gayet iyi biliyoruz ancak yine hepiniz hatırlarsınız, İsrail’in Gazze saldırıları sırasında Sayın Başbakanın eşi hanımefendi bu proje kapsamında İstanbul’da İsrail’i protesto etmek için lider eşlerinin katılacağı bir toplantı tertip etmişti.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Akif Paksoy (MHP, Kahramanmaraş). “Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun (s.s.:487)”. TBMM Genel Kurulu, 86. Birleşim tutanağı, 14 Nisan 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-akif-paksoy-23-2010-04-14-yuksekogretim-kurumlari-teskilati-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dai (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
