# 16 ekim dünya gıda günü münasebetiyle

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Akif Paksoy (MHP, Kahramanmaraş)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 9. Birleşim
- **Tarih:** 20 Ekim 2010
- **Gündem:** 16 EKİM DÜNYA GIDA GÜNÜ MÜNASEBETİYLE
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-akif-paksoy-23-2010-10-20-16-ekim-dunya-gida-gunu-munasebetiyle

> Mehmet Akif Paksoy (MHP), 20 Ekim 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 9. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 16 EKİM DÜNYA GIDA GÜNÜ MÜNASEBETİYLE); konuşma 540 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MEHMET AKİF PAKSOY (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 16 Ekim Dünya Gıda Günü münasebetiyle gündem dışı söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Kıymetli arkadaşlar, bütün canlıların varlıklarını sürdürmeleri için olmazsa olmaz iki şey vardır: Birisi güvenlik, diğeri de gıda. Yeterli miktarda, uygun fiyatta ve kalitede, güvenli ve sürekli gıdaya ulaşmak bir insanlık hakkıdır. Kuşkusuz, yaşamımızı sağlıklı ve mutlu bir şekilde sürdürebilmemiz açısından diğer unsurların da yeterli ve olumlu olması gerekir. Ancak güvenliğini ve beslenmesini sağlayamayan hiçbir canlı organizma, maalesef, yaşamını sürdüremez.

Sayın milletvekilleri, şüphesiz ki açlık bu ülkenin de bugün için en önemli problemlerinin başında gelmektedir. En az 1 milyon insan fiilen açtır, en az 15 milyon insan yoksulluk sınırının altındadır. Yani, insan gibi yaşamak için yeterli miktar ve kalitede gıdaya erişme hakkından mahrumdur ve bu ülkede çok büyük bir gelir dağılımı bozukluğu vardır. İstatistiklere baktığınızda göreceksiniz ki Türk halkı yeteri kadar beslenememektedir, ciddi bir protein açığı vardır.

Sayın milletvekilleri, hâl böyleyken, Türkiye için çok önemli olan bu trajik konu Hükûmetin gündemini hiç işgal etmemektedir. AKP hükûmetleri boyunca gelir dağılımı gitgide bozulmuş, geniş halk kitleleri daha çok fakirleşmiş, sağlıklı ve dengeli beslenmeden mahrum bırakılmıştır. Son aylardaki yaşanan gelişmelere, gıda fiyatlarındaki artışlara, özellikle ette ve sütte yaşananlara ve bu durum karşısında Hükûmetin ve özellikle de Bakanın ilgisiz, lakayt tutumuna bakınca bugün gelinen noktanın hiç de sürpriz olmadığı görülecektir.

Sayın Bakan, Türk halkına varlık içinde yokluk yaşattınız, en büyük kaynağını, hayvancılığı kuruttunuz. Milletten özür dilemeniz gerekirken, hâlen gereksiz açıklamalarla milleti aldatmaya devam ediyorsunuz.

Kıymetli arkadaşlar, ette geldiğimiz nokta malum. Türkiye, tarım potansiyeli bakımından kendi kendine yeterli, hatta ihracat potansiyeli bulunan bir ülkeyken, geldiğimiz süreçte, önce buğdayla başlayan, pirinçle devam eden, nihayet ete sıçrayan, gelecekte de fındığa ve turunçgillere kadar ulaşabilecek olan bu kriz, önümüzdeki en büyük tehlikedir. Hükûmetin, istatistik oyunlarıyla “tarıma şu kadar, yok bu kadar destek verdik” demesinin bizim nazarımızda hiçbir ehemmiyeti bulunmamaktadır, biz neticeye bakarız. Milletimiz lafa değil gerçeklere bakar.

Bu Hükûmet döneminde Türk tarımı yerlerde sürünmektedir. Süt üreticisinin zarar etmesinden dolayı önce süt hayvanlarımız kesime gönderildi, bu sayede damızlık kalmadığından besi hayvanlarının sayısı azaldı, sonuçta da et fiyatları roket gibi yükseldi. Hükûmetin et fiyatları konusundaki önermesi, “Spekülasyon yapılıyor.” iddiasından ibarettir. Varsa bir spekülasyon, bunu önlemenin birinci yolu mevcut yasal mekanizmaları çalıştırmaktır.

AKP Hükûmeti bir sorunla karşılaştığı zaman, hükûmet gibi çözüm noktasında gereğini yapmak yerine mağdur gibi şikâyet etmektedir. Hükûmet, şikâyet makamı değil, çözüm makamıdır. AKP Hükûmetinin bugüne kadar bildiği tek çözüm yolu ise ithalat olmuştur. Milletin mağduriyetinden ithalat adı altında tıpkı mısırda, pirinçte ve buğdayda olduğu gibi bir kısım yandaş unsurlar ihya edilmiştir. Bu, karaborsacılıktan daha büyük bir vebaldir. Et ve Balık Kurumunun görevi ithalat yapmak değildir, kuruluş kanunu amacında böyle bir görevi bulunmamaktadır. İthalat, ancak gelişmiş ülkelerle eşit kulvarlarda koşulabildiğinde, ithal ürünlerle rekabet edilebilir hâle gelindiğinde üreticiye zarar vermeyecek şekilde yapılabilir.

Et sorununda yapıldığı gibi piyasayı düzenlemek üzere ithalata yönelmek, ithalatı üretici üzerinden bir sopa gibi kullanmak sorunu çözmekten öte büyümesine neden olur. Yaşanan süreçler bizi haklı çıkartmıştır. Piyasa dengelerini ithalat düzeltemez. Önce doğru ve gerçekçi destekler, peşinden etkin ve yeterli bir denetim ve müdahale kurumlarının hayata geçirilmesi gerekir. Bunu sağlayamadığımız sürece, yukarıda da ifade ettiğimiz gibi ithalat kapısı Pandora’nın kutusu gibi açıldığında, bu sadece etle sınırlı kalmayacak, bugün itibarıyla hangi ürün dışarıda ucuz ise o ürün ithal edilecektir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Akif Paksoy (MHP, Kahramanmaraş). “16 ekim dünya gıda günü münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 9. Birleşim tutanağı, 20 Ekim 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-akif-paksoy-23-2010-10-20-16-ekim-dunya-gida-gunu-munasebetiyle (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
