# 2003 mali yılı bütçesinde 9 nci tur görüşmeleri

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Ali Bulut (AK Parti, Kahramanmaraş)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 56. Birleşim
- **Tarih:** 26 Mart 2003
- **Gündem:** 2003 MALİ YILI BÜTÇESİNDE 9 NCİ TUR GÖRÜŞMELERİ
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ali-bulut-22-2003-03-26-2003-mali-yili-butcesinde-9-nci-tur-gorusmeleri

> Mehmet Ali Bulut (AK Parti), 26 Mart 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 56. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2003 MALİ YILI BÜTÇESİNDE 9 NCİ TUR GÖRÜŞMELERİ); konuşma 979 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MEHMET ALİ BULUT (Kahramanmaraş) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Millî Eğitim Bakanlığı bütçesi üzerine şahsım adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sözlerime, artık, bir özdeyiş haline gelmiş, eski bir maarif nazırının sözüyle başlamak istiyorum: "Şu mektepler olmasaydı, maarifi ne güzel idare ederdim." Bu cümle, söyleniş maksadı ne olursa olsun, aslında, oldukça uzun bir arka plana sahip eğitim politikamızın, daha doğrusu, politikasızlığımızın hazin bir ifadesiydi; aslında, bir itirafı da içeriyordu. Bugün, millî eğitimimizin içinde bulunduğu kronik sorunların, uzun bir geçmişe uzanan boş vermişliğin ve geleneksel "bir şey olmaz" tavrının ürünü olduğunu söylemek de kehanet olmaz sanıyorum.

Türkiye, uzun yıllar, bu muvazaacı politikalarla bu güne geldi ve tüm sistemiyle birlikte eğitim sistemini de kilitledi. Çözüm olarak sunduğu öneriler, projeler yeni sorunlar haline geldi; açılması, sürekli yenilenmesi gerekirken, içine kapandı, çıkmaz sokakta kilitlendi.

Burada, birtakım analitik değerlendirmeler ve uzmanca derinliklerle ilgili cümleler sarf etmek yerine, ayrıntıda boğulmadan makro değerlendirmeler üzerinde durmayı önemsiyorum. Onun için, 2 kere 2'nin 4 ettiği formülasyonlardan çok, sizleri, ülkemizin geleceğiyle ilgili bir ufuk turunda gezdirmenin ve buralardan bazı noktaları izletmenin daha doğru olacağını düşünüyorum. Artık, sanayi çağının kapandığı ve dünya toplumlarının bilgi çağının enstrümanlarıyla iş gördüğü bir dünyada, biz, bırakınız bilgi çağının enstrümanlarını, bilgi çağının bekleme odasına bile giremiyoruz; ama, dudak tiryakiliğine alıştığımız bilgi çağı nakaratını da dilimizden düşürmüyoruz; oysa, dudak tiryakiliği ayrı, ciğerlerimize kadar solumak ayrıdır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bilindiği üzere, 3 Kasım seçimleri üzerinden yaklaşık beş ay geçti. Bildiğiniz gibi, 58 inci ve devamla 59 uncu hükümet kuruldu. Hiç kimse, bizim millî eğitim sistemimizin içerisinde bulunduğu sorunları ve devasa bir ordu görünümünde olan ailenin problemlerini bir anda çözmemizi bekleyemez. Niçin bekleyemez; çünkü, ülkemizin içerisinde bulunduğu tüm sorunların konjonktürel değil, yapısal sorunlar olduğunu her şeyden önce bilmemiz gerekiyor. AK Parti olarak, bizi diğer hükümetlerden ayıran temel fark budur; yani, AK Parti olarak biz, sorunların günübirlik çözümlerle değil, bir zemin temizlemesiyle, bir daha ürememek üzere steril bir ortam sağlanarak çözüleceğine inanıyoruz; millî eğitim politikamızın da temel bakış açısı budur.

Sayın milletvekilleri, ülkemizin geleceğini bugünden kuramazsak, onların yaşayacakları dünyayı bugünden oluşturamazsak, onları özürlü bir dünyaya bırakmış oluruz. Geleceği bugünden kurmanın yolu da, iyi eğitilmiş, dünyayla yarışabilecek beyinlere sahip olmaktır. Bugün, ülkemizin bugününü ve yarınını bekleyen en önemli tehlikelerden biri, hiç şüphesiz, beyin göçüdür. Ülkemizin geleceğinde beyin takımı olarak yer alacak potansiyel taşıyan iyi eğitim almış gençlerimizin çoğu, istikballerini burada göremiyorlar. Bu konuda yapılan araştırmalarda, Türkiye'de iyi eğitim gören 100 kişiden 59'unun yurt dışına göç ettiği tespit edilmiştir ve Türkiye, dünyada en fazla beyin göçü olan 34 ülkeden 24 üncü sırada yer almaktadır. Bu, gözlerden henüz uzak, çok vahim bir tehlikedir. Halbuki, yükseköğretim olarak 74 üniversitesi, 1 700 000 yükseköğrenim öğrencisi, 72 000 öğretim elemanı; ilköğretim ve lise olarak da 60 000 okul ve kurum, 16 000 000 öğrenci, 600 000 öğretmeni bulunan bir ülkeden beyinlerin göç etmesi, asla hazmedilir ve kabul edilir bir durum değildir.

Genç kuşaklarımızın doğup, büyüdükleri yerde doyup, yaşamalarını temin edecek yegâne sistem, zoraki manipülasyonlar değil, ilköğretimden üniversite sonrasına kadar, kaliteli bir eğitim sürecini yapısal hale dönüştürmek olacaktır.

Türkiye, insan kaynaklarıyla, hiçbir ülkeye nasip olmayacak şekilde bir potansiyele sahiptir; ancak, genç insan kaynaklarının, iyi bilgiler verilmekten çok, iyi eğitilmeleri gerekiyor. Sadece bilgi üretmek değil, üretilen bilgiyi talep edilir hale getirmek de gerekiyor. Bu talep de, eğitimin kalite ekseninden sapmamasıyla kaimdir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2003 yılı eğitim bütçesine baktığımızda, ülkemizin genel sosyoekonomik tablosundan kaynaklanan olumsuzlukların bir uzantısı olarak -üniversiteler hariç- Millî Eğitim bütçemiz 10,1 katrilyon civarındadır. Genel bütçe içindeki payı yüzde 6,8 oranındadır. Bir önceki yıla göre yüzde 36,4 oranında artmıştır. Eğer, bir ülkede bütçeden borç faizlerine ayrılan pay yüzde 50'ler, eğitime ayrılan pay yüzde 6'lar düzeyinde olursa, bu tablonun tehlike sinyali vermesi doğaldır. Çözüm, tablonun tersine çevrilmesidir.

Bildiğiniz üzere, ülkemizin temel ekonomik sorunlarından birisi, gelir dağılımının adaletsizliğidir. Her türlü önleme rağmen, gelir grupları arasındaki makas gittikçe açılmaktadır. Gelir dağılımındaki bu adaletsizlik bilgi dağılımındaki adaletsizliği de beraberinde getirmektedir. Ülkemizin bölgesel gelişmişlik düzeyi eğitime de yansımış ve Marmara, Ege ve Akdeniz Bölgelerimizle mukayese edilemeyecek derecede Orta Anadolu, Karadeniz, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerimizde eğitim kalite ve hizmetleri oldukça düşük ve yetersizdir. Bunları biliyoruz, bilinenleri tekrarlamak istemiyorum; ancak, Türkiye, yıllar sonra önemli bir fırsatı yakalamıştır; tek partili bir siyasî iktidar ve istikrar sürecine girmiştir. Bu süreçte, inanıyorum ki, tüm bakanlıklarımızın çabaları birbirine sinerjik etki yapacaktır. Asla fanatik bir mensubiyet duygusuyla söylemiyorum, Millî Eğitim Bakanımızın da bu bilinç ve azimde olduğunu müşahede ediyorum. Biz AK Parti olarak, 59 uncu hükümetin Millî Eğitim Bakanının, yükseköğretimin içinden gelmiş, eğitimci, siyasetçi, yönetici vasfıyla eğitimimizin bir bütün olarak sorunlarına vâkıf olduğu izlenimi ediniyoruz ve kısa sürede sorunların çözümünde mesafe kaydedeceğini düşünüyoruz. Öncelikle, Millî Eğitimimizin merkezî idare ve yapılanmada reorganizasyona gidileceğinin ilk sinyalleri verilmeye başlanmıştır. Hantal bürokratik yapıyı etkin ve üretken bir yapıya dönüştürmenin ilk şartı da merkezî yönetimdeki dönüşümdür; çünkü, bizim toplumumuzun genetiği, öncelikle baştakine göre şekillenen bir yapıya sahiptir.

Bilimsel yayınlardan kütüphane sayımıza, her yıl üniversiteye girmek için bekleyen 1 500 000 gencimize, sekiz yıllık eğitimden, artık, her kesimde yoğun olarak tartışılan ve bugünkü yapısıyla yükseköğretimin sorunlarını çözmek yerine, kendisi ayrı bir sorun olan YÖK'e kadar bir kronik sorunlar örgüsü haline gelen eğitim sistemimizi, mevcut labirentlerden aydınlığa çıkarmak için, karanlıktan şikâyet etme yerine, küçük bir mum yakarak aydınlatmayı prensip edinerek ve bütün uzun yolculuklara bir ilk adımla başlanır ilkesinden hareketle, AK Parti olarak, yola çıkmış bulunuyoruz. Yükümüzün ağırlığını biliyoruz, sorumluluğumuzun idraki içindeyiz, eğitimin, kazaya bırakılamaz bir ibadet olduğunun bilincindeyiz. İnsanlarımız çalışkandır, dayanıklıdır, atılgandır, sabırlıdır, vefakârdır; yani, eğitimin bize mahsus tüm altyapısına maliktirler. Yapılması gereken şey, onların gelecek nesillerinin şekilleneceği pozitif bir genetik eğitim haritasını ortaya çıkarabilmektir. Biz, AK Parti olarak, tüm grubumuzla bunun çabasındayız.

Eğitim sistemimizin sorunları hepimizin sorunlarıdır; çünkü, hepimiz, bu eğitim sisteminin ürünüyüz; çocuklarımız da aynı sistemden beslenmektedir. Onun için, sorunlarımızı yok sayamayız. Sorunlar, üzerine gidilmekle ve gerçek bir hasar tespiti yapmakla çözümlenebilir.

Değerli milletvekilleri, son olarak, seçim bölgemdeki Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesinden bahsetmek istiyorum: 1992 yılında 3837 sayılı Kanunla kurulan 22 üniversiteden kampusüne taşınamayan tek üniversite Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Ali Bulut (AK Parti, Kahramanmaraş). “2003 mali yılı bütçesinde 9 nci tur görüşmeleri”. TBMM Genel Kurulu, 56. Birleşim tutanağı, 26 Mart 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ali-bulut-22-2003-03-26-2003-mali-yili-butcesinde-9-nci-tur-gorusmeleri (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
