# 2007 yılı merkezi yönetim bütçesi kanun tasarısı (adalet bakanlığı, ceza ve infaz kurumları ile tutukevleri iş yurtları kurumu, türkiye adalet akademisi başkanlığı, yargıtay başkanlığı, bayındırlık ve iskan bakanlığı, karayolları genel müdürlüğü, tapu ve kadastro genel müdürlüğü) 13.tur

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Ali Bulut (AK Parti, Kahramanmaraş)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 40. Birleşim
- **Tarih:** 22 Aralık 2006
- **Gündem:** 2007 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ KANUN TASARISI (ADALET BAKANLIĞI, CEZA VE İNFAZ KURUMLARI İLE TUTUKEVLERİ İŞ YURTLARI KURUMU, TÜRKİYE ADALET AKADEMİSİ BAŞKANLIĞI, YARGITAY BAŞKANLIĞI, BAYINDIRLIK VE İSKAN BAKANLIĞI, KARAYOLLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ, TAPU VE KADASTRO GENEL MÜDÜRLÜĞÜ) 13.TUR
- **Tutanak (TBMM):** https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c142/b040/tbmm221420400010.pdf
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ali-bulut-22-2006-12-22-2007-yili-merkezi-yonetim-butcesi-kanun-tasarisi-adalet-bakanligi-ce

> Mehmet Ali Bulut (AK Parti), 22 Aralık 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 40. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2007 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ KANUN TASARISI (ADALET BAKANLIĞI, CEZA VE İNFAZ KURUMLARI İLE TUTUKEVLERİ İŞ YURTLARI KURUMU, TÜRKİYE ADALET AKADEMİSİ BAŞKANLIĞI, YARGITAY BAŞKANLIĞI, BAYINDIRLIK VE İSKAN BAKANLIĞI, KARAYOLLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ, TAPU VE KADASTRO GENEL MÜDÜRLÜĞÜ) 13.TUR); konuşma 890 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AK PARTİ GRUBU ADINA MEHMET ALİ BULUT (Kahramanmaraş) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2007 Yargıtay bütçesi üzerine Grubum adına konuşmak üzere söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, 1868 yılında Divanı Adliye adıyla kurulan, sırasıyla İstanbul, Sivas ve Eskişehir'de faaliyet gösteren Yargıtay, adalet sistemimizin köklü bir kurumu olup, 1935 yılından günümüze kadar da Ankara'da çalışmalarına devam etmektedir.

Anayasa'mızın 9'uncu maddesinde "Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır." hükmü yer almaktadır. 154'üncü maddede ise "Yargıtay, adliye mahkemelerince verilen ve kanunun başka bir adlî yargı merciine bırakmadığı karar ve hükümlerin son inceleme merciidir. Kanunla gösterilen belli davalara da ilk ve son derece mahkemesi olarak bakar." ifadesi yer almaktadır.

Anayasa'nın yanı sıra Yargıtay Kanunu da bu yüksek mahkemenin işlevini belirlemekte ve işleyişini düzenlemektedir. Bu anlamda, adliye mahkemeleri tarafından verilen kararların hukuka uygunluğunu denetlemekle görevli yüksek mahkeme olan Yargıtay, bu denetim işlevine bağlı olarak ülke düzeyinde hukuk uygulamasında birliği sağlamakta ve yasa maddelerinin yorumuna açıklık getirerek içtihat üretmektedir.

Ancak, Yargıtayın 2005 yılı verilerine göre iş yükünü incelediğimizde: Yargıtay hukuk dairelerine 324.533, ceza dairelerine 147.771 olmak üzere, toplam 472.304 dava dosyası gelmiş, önceki yıldan devreden davalarla birlikte yıl içerisindeki dosya sayısı 724.477'lere ulaşmıştır. Bu davalann yıl içinde 581.881 adedi sonuçlanmıştır. Ayrıca, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına da 2005 yılı içinde 224.381 dava dosyası gelmiş, önceki yıl devirleriyle bu sayı 364.485'e ulaşmıştır. Bunların da ancak 280.826 kadarı sonuçlanabilmiştir. Değerli milletvekilleri, Yargıtayın asli görevi içtihat mahkemesi olmasıdır ve bütün mahkemelerde kanunun aynı şekilde uygulanmasını sağlamaktır. Bu kadar çok dosyayı incelemek zorunda olduğu Yargıtayın içtihat mahkemesi olması herhalde düşünülemez. Yükü azaltacak ve Yargıtayı gerçek bir içtihat mahkemesi fonksiyonunu bihakkın icra edebilecek hâle getirebilmek için bölge adliye mahkemelerinin bir an önce faaliyete geçmesi herhalde gerekmektedir.

Günümüzde dünya çok hızlı bir değişim ve gelişim içindedir. Ülkemizde özellikle ekonomik, sosyal, kültürel ve hukuk alanında önemli gelişmeler yaşanmaktadır. İç hukukumuzda Avrupa Birliğiyle bütünleşmeyi gerçekleştirecek doğrultuda değişiklikler ve düzenlemeler yapılmaktadır. Birçok temel yasa hayata geçirilmiştir bu dönemde. Anayasa değişiklikleri ve uyum yasaları kapsamında insan hakları ve özgürlükler konusunda önemli adımlar atılmış ve diğer birçok kanunda millî iradenin tecelli edeceği düzenlemeler yapılmıştır.

Türkiye adalet ve yargıda en ileri evrensel düzeyi tutturmak zorundadır. Örneğin, 1999 yılı 8 Temmuzunda Türkiye, düşünce özgürlüğünü çiğnediği gerekçesiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesince bir gün içerisinde 11 kez hüküm giymiştir. Avrupa Konseyinin 46 ülkesi vardır ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine gelen bu dönemdeki 50 davadan 39'u Türkiye'ye aittir, geriye kalan 11 dava ise 45 ülkeye dağılmıştır. Böyle bir olumsuz durumu Türkiye'nin mutlaka çözmesi gerekmektedir. Madem Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ni kabul etmişiz, imza atmışız, o hâlde, yargı, kararını verirken İnsan Hakları Sözleşmesi'ni de dikkate almak zorundadır. Bu konuda en büyük görev de, elbette ki Yargıtayımıza düşmektedir.

Yargının işlevi, hukuk güvenliğini sağlayarak özgürlüğü güvenceye kavuşturmaktır. Yargı, bu üstün ilkeleri hayata geçirmek için tarafsız ve insani dayanışma içinde olmak zorundadır. Herkesin her şeye hakkının olduğu yerde gücün dayatmasıyla ve ayrımcılıkla karşılaşmak, hukuk karşısında eşitlik, özgürlük ve güvenlik isteyen bireyi herhalde toplum dışına itmek durumundadır.

Diğer yandan, medyanın, medya yargıçları yarattığı, yargının bağımsızlığı ve hukuka güveni sarstığı da kaygıyla izlenmektedir.

Değerli milletvekilleri, siyasilerden hoşgörü isteyen ve siyasetçilere yönelik ağır sözleri düşünce özgürlüğü kapsamında değerlendiren Yargıtayımız, kendi üyeleri ve kararlarıyla ilgili eleştirileri ise cezalandırmaktadır. Yakın geçmişte birçok örnekte basının kişiliğe yönelik saldırılan abarta- bileceğine hükmeden Yargıtay, kendileriyle ilgili hemen her habere dava açabilmektedir. Yargıtay üyelerinin basın mensuplarına karşı açtığı tazminat davaları, geçtiğimiz bu son üç yıl içerisinde 80'den fazla olmuştur.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, Sayın Başbakanı tezyif ve tahkir edici basında çıkan yayınlara yönelik hakaret davasıyla ilgili vermiş olduğu kararda "siyasetçiyi eleştirici, küçük düşürücü olabilir" deniyor, toplumun her an göz önünde olan siyasal kişileri eleştirmenin basının görevi olduğu -doğru- o an ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından da basının sorumlu tutulmaması gerektiği kaydediliyor. Yani "basın, sonradan yanlış çıkan, yalan çıkan olaydan sorumlu değil" deniyor. Bunun "çamur at, izi kalsın" mantığından farkı nedir? Böyle bir mantığın izahı da mümkün değildir.

Mahkemeler ve yargıçlar görevlerinde bağımsızdırlar, Anayasa'ya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanî kanaatlerine göre hüküm verirler. Elbette yargı mensupları adil olmakla mükelleftirler. Yargıtayın özellikle kendi mensuplarıyla ilgili kararlarda çok katı davrandığına ve eleştiri hakkını sınırlı olarak yorumladığına şahit oluyoruz, politikacılarla ilgili davalarda ise alabildiğine eleştiri özgürlüğünden yana kararlar vermektedir. Yargı söz konusu olduğunda özgürlükleri daraltma eğilimi baş gösteriyor. Yargıtay kararlan arasındaki bu çelişkinin ortadan kalkması gerekmektedir. Eleştiri hakkı ve düşünce özgürlüğünden politikacı, yazar, bürokrat ya da yargı mensubu ayrımı yapmadan herkes aynı ölçüde yararlanmalıdır. Değerli milletvekilleri, ülkemizde asıl sorun yargının bağımsızlığıyla ilgili değil, tarafsızlığıyla ilgilidir. Yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı sadece yasama ve yürütme organına karşı değildir. Bir yargıç başka yargıca, kamuya, hatta kendi ideolojisine, inançlarına karşı da tarafsız olmak zorundadır. Yargının görevi, devleti ya da mevhumları korumak değil, hakkın ve adaletin gerçekleşmesini sağlamaktır. Aksi hâlde, yargı ile devlet ya da yargı ile vatandaş karşı karşıya geldiğinde yargı, hukuk ve adaleti mi gerçekleştirecek, yoksa taraflı mı davranacaktır?

Değerli milletvekilleri, AK Parti İktidarı adalete ve adalet camiasına büyük değer vermektedir. Dönemimizde her yıl yargıya ayrılan bütçe payı artırılmıştır. Nitekim, enflasyonun yüzde 9'larda olduğu bu yıl, Yargıtaym 2007 bütçesinde yüzde 43 oranında artış yapılmıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Bulut.

MEHMET ALİ BULUT (Devamla) - Yine bu dönemde, hâkim ve savcılarımızın maaşları, yeterli olmasa da çok büyük oranda artırılmıştır.

Değerli milletvekilleri, diğer adliye çalışanlarımızın da maaş ve özlük haklarıyla ilgili gerekli düzenlemelerin kısa sürede yapılacağı inancıyla, 2007 yılı bütçesinin hayırlı olmasını diler, tekrar yüce Meclisi saygıyla selamlarım. (AK Parti sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Ali Bulut (AK Parti, Kahramanmaraş). “2007 yılı merkezi yönetim bütçesi kanun tasarısı (adalet bakanlığı, ceza ve infaz kurumları ile tutukevleri iş yurtları kurumu, türkiye adalet akademisi başkanlığı, yargıtay başkanlığı, bayındırlık ve iskan bakanlığı, karayolları genel müdürlüğü, tapu ve kadastro genel müdürlüğü) 13.tur”. TBMM Genel Kurulu, 40. Birleşim tutanağı, 22 Aralık 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ali-bulut-22-2006-12-22-2007-yili-merkezi-yonetim-butcesi-kanun-tasarisi-adalet-bakanligi-ce (erişim: 1 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c142/b040/tbmm221420400010.pdf

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
