# Futbolda şike,rüşvet,vb.meydana gelen istenmeyen olayların araştırılması amacıyla meclis araşt.açılmasına ilişkin önergeler(10/63,113,138,179,228)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Ali Özpolat (CHP, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 20. Birleşim
- **Tarih:** 23 Kasım 2004
- **Gündem:** FUTBOLDA ŞİKE,RÜŞVET,VB.MEYDANA GELEN İSTENMEYEN OLAYLARIN ARAŞTIRILMASI AMACIYLA MECLİS ARAŞT.AÇILMASINA İLİŞKİN ÖNERGELER(10/63,113,138,179,228)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ali-ozpolat-22-2004-11-23-futbolda-sike-rusvet-vb-meydana-gelen-istenmeyen-olaylarin-arastirilma

> Mehmet Ali Özpolat (CHP), 23 Kasım 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 20. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: FUTBOLDA ŞİKE,RÜŞVET,VB.MEYDANA GELEN İSTENMEYEN OLAYLARIN ARAŞTIRILMASI AMACIYLA MECLİS ARAŞT.AÇILMASINA İLİŞKİN ÖNERGELER(10/63,113,138,179,228)); konuşma 1.631 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA MEHMET ALİ ÖZPOLAT (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; son günlerin önemli gündem maddesi futbolda şike iddiaları ve tırmanan şiddet olaylarıyla ilgili olarak Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, şahsım ve Grubum adına, Meclisi selamlıyorum.

Hatırlayacağımız gibi, ekim ayının son haftasında, spor camiasına, âdeta bir bomba düştü. Medya, bir kez daha, önemli bir vurguna ışık tuttu. İddialar gerçekten de dehşet vericiydi. Bir mafya liderinin ve adamlarının bazı telefon konuşmaları dinlenmeye takılmıştı. Futbolda şike iddiaları öteden beri vardı; ancak, ilk kez, bu denli deşifre oluyor, su yüzüne çıkıyordu. Bu konuşmalarda, süper lig maçlarına gölge düşürecek çok önemli iddialar vardı; süper lig üzerine oynanan kirli oyunlar ortaya döküldü, medya ve kamuoyu bu konunun genel adını "şike sohbetleri" olarak belirledi. Şike sohbetleri, mafya üyeleri ile futbol camiasından isimler arasında geçiyordu. Konuşmalar dudak uçuklatacak türdendi ve ihale dağıtılır gibi futbol maçlarını dağıttıkları, konuşmalarından anlaşılıyordu.

Emniyetin Sedat Peker ve grubuna karşı başlattığı operasyon, çetelerin ve mafyanın hayatımızın her alanını nasıl kuşattığını bir kez daha gösteriyordu; yani, babalar, artık, her yerde; siyasette, ticarette, futbolda bir babalar koalisyonu oluşmuştu sanki. Her şey kendi olağan seyrinde gelişmiyor, her şeye müdahale ediyorlar, her olayı kendi lehlerine çevirmeye, her şeyden çıkar sağlamaya çalışıyorlar; futbol camiası da, bu müdahale ve kirlenmeden fazlasıyla nasibini almış görünüyor.

Ne yazık ki, formalara ve yeşil çimlere de çamur sıçramıştır. Kulüp kongrelerini bile himayelerine almışlar. Milyonlarca insan futbol karşılaşması izlediğini sanırken, aslında, mafya ve işbirlikçilerine güç aktarıyor, kaynak yaratıyor. Oysa, insanlarımızın en temel eğlencesi futboldur. Futbol karşılaşmaları büyük bir ilgiyle izlenir. Taraftarın önemli bir oranı yoksul ve dargelirlidir; tek eğlencelerine kaynak ayırırken zorlanırlar, her şeye rağmen taraftarlıklarını büyük bir sadakatle, fedakârlıkla korurlar, temiz duygularla futbol karşılaşmalarına gider, sevdikleri renklere destek verirler; ama, iddialara bakılırsa, onlar futbol oyununu seyrettiklerini sanırken, aslında, mafyanın kendilerine oynadığı oyunu izlemektedirler. Mafya, taraftarla, spor kamuoyuyla, âdeta dalga geçiyor, maçların sonuçları baştan belli oluyor. Mafya, bahisçiler, futbolcular, kulüp yöneticileri ve hakemlerle sağladığı işbirliği sayesinde, sporun ruhunu yok ediyor.

Sporun ruhunu barış ve dostluk oluşturur. Sporun amacı, adaletli ve eşit koşullarda yarıştır, sağlıktır, iyiliktir, güzelliktir, eğlencedir. Öyle anlaşılıyor ki, burada da eğlenenler var. Mesela, bu karanlık kişiler pek eğleniyor, hem de taraftarların duygularıyla eğleniyorlar.

"Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur" demişler. Bu sözde, spor yapmanın önemi de vurgulanır; ama, bakıyoruz da, şu anda Türk futbolu, hasta kafaların yarattığı karanlıkların gölgesi altında. Gerçekten çok yazık. Mustafa Kemal Atatürk'ün "ben, sporcunun zeki, çevik ve akıllısını severim" sözünü şimdi utanarak hatırlıyoruz. Atatürk, zeki ve çevik olmak yetmez demek istemiştir; sporcu, asıl, ahlâklı olduğunda değerlidir.

Peki, nasıl oluyor da, futbolumuzda kirlenme bu denli yaygın olabiliyor?.. Sorunun kaynağı, mafya babalarını bu denli baş tacı eden anlayışta gizlidir. Kimi dönemlerde, kimi görevlerde mafya üyelerini kullanan devlet yöneticileri, sporumuza sirayet eden karanlık ilişkilerin de başta gelen sorumlusudur. Mafya elebaşıları, âdeta şımartılmıştır, baş tacı edilmiştir, kendilerine inanılmaz olanaklar, fırsatlar sağlanmıştır. Onlar da, semirdikçe semirmiştir. Bir süre sonra, bu olanaklar onlara az gelmeye başlamıştır. Pervasızca, hayatın her alanında söz sahibi olmak, egemenlik alanlarını genişletmek istemişlerdir. Bu çetelerin nasıl itibar gördüklerini hepimiz izliyor ve görüyoruz. Elleri her yere uzanıyor, önlerinde bütün kapılar kolayca açılıveriyor. Çatlı, Kırcı, Çakıcı örneklerini hatırlayınız. Kolayca pasaportlar alıyor, etkili ve yetkili kişilerle içli dışlı olunuyor, işlerini kolayca hallediyorlar. Futboldaki iddiaların temelinde de, uzun yıllara dayanan bu anlayış yatmaktadır.

Bu çeteler, gördükleri itibar ve yarattıkları korku imparatorlukları sayesinde, şimdi, her şeyi ele geçirmek istiyorlar. Artık, kendilerini yaratan ve büyütenlerin de kontrolünden çıkmış durumdalar. Mafya dizileri de, ne yazık ki, yaratılan bu güçlü etkinin bir parçası haline gelmiştir. Yoksul ailelerin çocukları bu çetelere özenmekte ve kolayca ağlarına düşmektedir. Böylece, çeteler bol eleman bulmaktadır. Sonuçta da, her alana müdahale cesaretini kendilerinde görmektedirler.

Bu noktadaki en temel sorun ise, hukuk devleti anlayışının yerleşmemiş olmasındandır; zira, hukukun güçlü ve üstün olduğu bir ülkede, mafya ve çeteler bu denli etkili olamazlar. En önemli bir eksiklik de, yolsuzluk ekonomisiyle ciddiyet, cesaret ve samimiyet gerektiren bir mücadele başlatılamamasıdır.

Cumhuriyet Halk Partisinin üzerinde ısrarla durduğu dokunulmazlıkların kaldırılması, bu mücadelenin ilk adımıdır; bu adım derhal atılmalıdır. Ülkemiz, bir an önce, yakın tarihiyle yüzleşmeli, hesaplaşmalıdır. Mafyanın siyasetten beslendiği süreçler artık geride kalmalıdır. Mafya-siyaset-ticaret ilişkileri, bu ülkenin geleceği önündeki en büyük engeldir. Sadece futbolumuza değil, karanlık ilişkilerin kirlettiği her alana itibarını yeniden kazandırmak gerekiyor. Bu görevi bu Meclis yapabilir. Cumhuriyet Halk Partisi, bu konuda üzerine düşeni yapmaya ve her tür desteği sağlamaya hazırdır. Milyonlarca taraftar, futbol-mafya ilişkilerinin boyutlarını merak ediyor; onların yüreğini ferahlatmak zorundayız.

Şike olaylarına karışanlar, bunlara olanak sağlayanlar deşifre edilmeli ve haklarında yasal süreç başlatılmalıdır. Olaylar ve iddialar sıcaklığını korurken işin üzerine gidilmelidir. Böylece, yeni hukukdışı girişimler önlenmeli, yeşil sahalar kirlilikten, korku ve şiddetten arındırılmalıdır.

Tribün terörü ve son olarak 16 yaşındaki genç taraftarın öldürülmesi, futbolumuzun sorunlarıyla ilgili önlemlerin ciddiyetle ele alınması gerektiğini bir kez daha göstermiştir.

Son zamanlarda, neredeyse her maçta olay var; olaysız geçen hafta yok gibi. Olaylar, öyle küçümsenecek türden de değil; cinnet türünden kavgalar çıkıyor; çünkü, tribünlerde rant çeteleri var. İddialara bakılırsa, tribünde daha güçlü görünmek adına, bu çocuklar, sahte bilet verilerek içeriye alınıyorlar veya biletsiz içeri alınıyorlar. Üstelik burada önemli bir vergi kaçağı da oluşuyor. Bunu yapanlar da kulüp yöneticileri.

Yine, değerli bir spor yazarının iddiasına göre, çoğu 14-20 yaş arasındaki bu taraftar çocuklara maçlara gitmeden önce uyuşturucu veriliyor; çünkü, kendilerinden geçerek takımlarını desteklemeleri isteniyor. Böylece, tribün üstünlüğü sağlanmış olacak.

Yine, tribünde güçlü olmak adına statlara bıçak, tornavida benzeri kesici, delici aletler sokulmasına göz yumuluyor.

Yine, iddia odur ki, bazı kulüp yöneticileri, üst araması yaptırmadan biletsiz olarak stada taraftar alınmasını... İçeriye içki bile sokuluyor. Bunca kötülük kaynağının içeriye alındığı bir yerde hangi futbol maçı sağlıkla yapılır?!

Mafya üyelerine pasaport sağlanmasının altından bile kulüp yöneticileri çıkıyor.

Düşünün, burada, futboldan, spordan bahsediyoruz; ama, içinde uyuşturucu var, şiddet var, cinnet var, cinayet var, sahtecilik var, şike var, mafya var, küfrün en ağırı var; ne kadar çirkinlik varsa hepsi futbolda; ortada, bir tek, sporun ruhu yok, gerçek futbol yok; çünkü, denetim yok, müeyyide yok; çünkü, yasalar olsa da uygulama yok.

Futbolumuzun bu denli şiddete ve kirliliğe teslim olmasının temel nedenleri işsizlik, açlık, yoksulluk, eğitimsizlik, kimsesizlik ve çaresizliktir. İşsizliğin, yoksulluğun, sosyal adaletsizliğin gençlerde yarattığı öfke tribünlerde patlıyor. Eğitim şansı olmayan idealsiz gençler, kimlik bunalımıyla kendilerini ait hissedebilecekleri bir mecra arıyor. Futbol, bu anlamda biçilmiş kaftan. Bir takımın taraftarı olmak, işte o aidiyet eksikliğini gideriyor. Hayatlarındaki belirsizlik ve boşluk, takım fanatizmiyle doluyor. Böylece, takımını ölümüne destekleyen bir cinnet durumu ortaya çıkıyor. Bu ölümüne bağlılıkla, her tür tuzağa düşmeye hazır hale geliyorlar. Uyuşturucu tüccarları için, mafya için, her tür karanlık durum için potansiyel oluyorlar, maşa haline geliyorlar.

Değerli arkadaşlarım, işsizlik, yoksulluk ve buna bağlı olarak eğitimsizlik, gençlerimizi birer suç makinesi haline çeviriyor. Gelecek kaygısı, gençlerimizi öfkeye, öfke de şiddete teslim ediyor. Böylece, ülkemiz iki temel terörün kıskacında çaresizleşiyor; biri tribün terörü, diğeri kapkaç terörü. Bu çocukların kaybedecekleri hiçbir şey yok, kolayca karanlık ilişkilerin içerisine düşüyor, kolayca suç işleyebiliyorlar.

Sahip çıkmadığımız, sokağa ittiğimiz, sorunlarını çözemediğimiz, iş vermediğimiz, eğitim şansı tanımadığımız, yok saydığımız, unuttuğumuz çocuklarımız, bize, kendilerini, işte böyle dehşet ve şiddetle hatırlatıyorlar. Açlık ve yoksulluk büyüdükçe, suç da büyüyor. Toplumsal barış ve güvenlik yok oluyor. Kentlerimiz, şiddete, suça teslim. Bir şiddet ve kirlenme kültürü oluşuyor. Şiddeti yücelten anlayış genişliyor. Medyaya sıkça yansıyan şiddet olaylarının görüntüleri, şiddeti kanıksatıyor, olağanlaştırıyor.

Dolayısıyla, her alandaki kirlenme ve şiddeti çözmek için, sorunun kaynağına inmek gerekiyor. Yoksulluk ve eğitimsizlikle, planlı ve programlı bir mücadele başlatmak zorunlu. Öyle, geçici tedbirlerle bu olayların önüne geçilemez. Yoksunluğu ve yoksulluğu yenmeden, ne şikeyi ne de şiddeti yenebiliriz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; taraftarın ve kamuoyunun güvenini yeniden sağlayacak, güçlü tedbirlere acilen ihtiyaç vardır. Milyonlarca masum taraftarın futbol keyfi, çetelerin ve işbirlikçilerinin ve basiretsiz yöneticilerin rant ve güç sevdasına kurban edilmemelidir. Futbol camiasındaki bazı kötü niyetliler de, ayıklanmalı ve haklarında bir an önce hukuk süreci başlatılmalıdır.

Bu anlamda, futbol camiasının yürekli ve temiz unsurlarının da katkısına ihtiyaç olacaktır. Herkes bildiklerini paylaşmalıdır. Futbolu kirletenleri içlerinden ayıklamalıdırlar. Elbette, Meclise, hükümete ve tabiî ki Futbol Federasyonuna, kulüp yöneticilerine, önümüzdeki süreçte önemli görevler düşüyor; bir daha, 16 yaşındaki genç fidanlar toprağa zamansız düşmesin diye.

Cihat Aktaş'a, bu gencecik çocuğumuza Allah'tan rahmet, ailesine ve gerçek futbol taraftarlarına, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına sabır ve başsağlığı diliyorum.

Bu cinayeti azmettirenler, buna zemin hazırlayanlar ve tüm sorumlular, kesinlikle yargıya hesap vermelidirler.

Buradan, genç taraftarlara da bir çağrıda bulunmak istiyorum: Futbol, güzellikler için oynanır, barış ve dostluğu geliştirir, pekiştirir. Futbolu gerçekten seviyorsanız, tribünlerde barışı koruyunuz. Bugünlerde, statlarda barışı korumak, ülkede barışı korumakla eşdeğerdedir. Futbolumuzu AB normlarına yükseltmek üzere yeniden ele almalı, ortak duyarlılıkla sorunlarını çözmeliyiz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sonuç olarak, bu ortak duyarlılık için önemli bir fırsat doğmuştur. Sporun sorunlarının çözümü noktasında, şu anda, hem kamuoyunda hem Mecliste bir uzlaşma vardır. Her tür karar, yasa ve yönetmelik, bu uzlaşı ortamında rahatlıkla çıkarılabilir. Üstelik, sadece futbolu değil, sporun tüm dallarını bir bütün olarak ele almak gerekiyor; haksız ranttan, şikeden, şiddetten, tacizden dopinge kadar tüm konuları masaya yatırmak gerekiyor. Araştırma komisyonu, bu anlamda çok değerli bir görevi yerine getirecektir.

Değerli arkadaşlarım, daima bilgi ve belgelerden söz ediliyor; ancak, bu belgeler bir türlü ortaya çıkarılamıyor; çünkü, insanlar, bildiklerini paylaşmaktan korkuyorlar. Zira, ortada çok büyük bir rant var. Bu ranttan olmak istemeyenler, insanlara korku salıyorlar; ancak, Meclis araştırması komisyonu için bu delillere ulaşmak daha da kolay olabilir; Meclisin güvenilirliği bu işi kolaylaştıracaktır. Bu noktada, bilgi sahiplerinin güvenliğinin sağlanması, sonuca ulaşmada büyük önem taşımaktadır.

Elbette, kurulacak komisyonda, tüm milletvekili arkadaşlarımız çok değerli ve titiz bir çalışma yapacaklardır, o duyarlılığa sahiptirler; ancak, kafalarda soru yaratmamak için, komisyonda, taraftarlığı öne çıkmayan arkadaşlarımızdan yararlanılması daha doğru olur diye düşünüyorum. Ben, komisyonda, her iki parti grubumuzun da bu duyarlılığa önem ve özen göstereceğini bekliyorum.

Olaylar sıcakken, bu geniş uzlaşı varken, Yüce Meclisimiz, sporu yeniden centilmenlik ruhuna, spor etiğine uygun hale getirecek çalışma ve düzenlemeleri aciliyetle yapmalıdır. Bu anlamda, tüm spor camiasını da göreve çağırıyoruz. Özellikle kulüp yöneticilerine görev düşüyor. Taraftarı onikinci oyuncu yapma sevdasından vazgeçmelidirler. Spor, savaş değil, oyun olmalıdır. Sporun sorunlarını diğer toplumsal sorunlardan soyutlamadan, çok yönlü olarak ele alma fırsatı elimizdedir; bu fırsatı iyi değerlendirelim.

Bu düşüncelerle teşekkür eder, Yüce Meclisimizi saygıyla selamlarım. (Alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Ali Özpolat (CHP, İstanbul). “Futbolda şike,rüşvet,vb.meydana gelen istenmeyen olayların araştırılması amacıyla meclis araşt.açılmasına ilişkin önergeler(10/63,113,138,179,228)”. TBMM Genel Kurulu, 20. Birleşim tutanağı, 23 Kasım 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ali-ozpolat-22-2004-11-23-futbolda-sike-rusvet-vb-meydana-gelen-istenmeyen-olaylarin-arastirilma (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
