# 2006 merkezi bütçe kan.tas.(adalet bak.,ceza ve infaz kur.ile tutukevleri iş yurtları kur.,türkiye adalet akademisi başk.,yargıtay başk.) 9 uncu tur

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Ali Özpolat (CHP, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 36. Birleşim
- **Tarih:** 19 Aralık 2005
- **Gündem:** 2006 MERKEZİ BÜTÇE KAN.TAS.(ADALET BAK.,CEZA VE İNFAZ KUR.İLE TUTUKEVLERİ İŞ YURTLARI KUR.,TÜRKİYE ADALET AKADEMİSİ BAŞK.,YARGITAY BAŞK.) 9 UNCU TUR
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ali-ozpolat-22-2005-12-19-2006-merkezi-butce-kan-tas-adalet-bak-ceza-ve-infaz-kur-ile-tutukevl

> Mehmet Ali Özpolat (CHP), 19 Aralık 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 36. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2006 MERKEZİ BÜTÇE KAN.TAS.(ADALET BAK.,CEZA VE İNFAZ KUR.İLE TUTUKEVLERİ İŞ YURTLARI KUR.,TÜRKİYE ADALET AKADEMİSİ BAŞK.,YARGITAY BAŞK.) 9 UNCU TUR); konuşma 890 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA MEHMET ALI ÖZPOLAT (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Grubum adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bugün, Türk yargısı siyasallaşma tehlikesi altında, bina, personel, donanım yetmezliği içinde ve ağır iş yükü altında ezilmektedir. Günü kurtarma anlayışı, yargının sorunlarını büyütmek dışında bir işe yaramamıştır. Oysa iyi işleyen bir adalet sistemi, toplumsal barışın ve demokrasinin temelini oluşturur. Çağdaş demokrasilerde hukukun üstünlüğü ilkesi geçerlidir. Biz de ise, devleşen sorunlar yargı bağımsızlığını etkiliyor ve adalete güven duygusunu giderek azaltıyor. Yargının genel bütçeden aldığı payın azlığı, yargılamanın ağır işlemesi, adaletin gecikmesi, bu nedenle zamanaşımı durumuyla sıkça karşılaşılması, vatandaşın yargıya güveninin azalması, hakkını bizzat almaya kalkması, yargı, savcı, avukat ve diğer adliye personelinin özlük sorunları, adliyelerimizin yeterli fizikî koşullara sahip olmaması, cezaevlerinin fizikî koşullarının insan haklarına uygun olmaması, yargı bağımsızlığının tartışılır olması, işte, dünden bugüne büyüye gelen temel yargı sorunlarıdır. Bu sorunların çözülemediği bir ülkede hukuk devletinden söz edilemez.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; adaletin en çok gerektiği yerlerden birisi de cezaevleridir. Cezaevlerine ilişkin sorunlar siyasî, ekonomik ve sosyal süreçten bağımsız değildir. Hukuk devleti, kendi elindeki kişilerin haklarını sonuna dek koruyan devlettir. Suçun niteliği ne olursa olsun, cezaevine giren adaletin şemsiyesi altındadır. Hukuk devletine düşen görev, suçlunun adil biçimde yargılanmasını ve insan onuruna yakışır biçimde cezasını çekmesini sağlamaktır. 21 inci Yüzyılın Türkiyesinde cezaevlerindeki fizikî koşulların yetersizliği sorunu henüz çözülememiştir. Van Kapalı Cezaevinde beş ay süreyle yargı önüne çıkarılmayı bekleyen Ender Arpalı'nın intiharı, cezaevlerindeki fiziksel ve psikolojik ortamı anlatan en dramatik olaylardan birisidir. Bir kere, cezaevleri çok kalabalıktır, temizlik, beslenme, sağlık ve güvenlik sorunlarında bir iyileşme yoktur. F tipi cezaevlerinde tecrit ve işkence bitmiş değildir. Basın ilgi göstermiyor diye buralarda sorunların bittiği anlamına gelmiyor. Tutuklu ve hükümlülerin yakınlarıyla görüşmeleri çağdışı şartlarda yapılıyor. Paraya ve güce sahip çete mensupları cezaevlerinde krallık ilan ederken, diğerleri son derece kötü şartlarda çile dolduruyorlar. Devlet, cezaevlerine düşeni kaderine terk ettiği için, eğitim işi suç çetelerine düşüyor. Böylece, içeriye düşen kişi, yetişmiş bir suç elamanı olarak dışarıya çıkıyor.

Avukatların cezaevlerine girişleri konusu da cezaevleri sorununun önemli bir uzantısıdır. En ufak madenî parçaya duyarlı cihazlar sayesinde avukatların cezaevlerine girişleri bir işkenceye dönüşmektedir. Kemer tokasından, çamaşırdaki madenî düğmeye, ayakkabıdaki çiviye kadar duyarlı olan bu cihazlar sayesinde avukatlar, içeriye, âdeta, soyunarak giriyorlar. Bir savunma mensubu, bu cihazlarından cep telefonuyla geçtiği için ağır cezada yargılanmıştır. Dolayısıyla, cezaevlerindeki uygulamaların insan haklarına uygun hale getirilmesi, yargı reformunun bir parçasıdır ve acilen ele alınmalıdır.

İstanbul'da kent içine sıkışmış bir durumdaki Bayrampaşa Cezaevi kent dışına taşınabilir ve boşalan yer bölge adalet sarayı yapılabilir. Baronun bu önerisini Adalet Bakanlığımız değerlendirmelidir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yargının en önemli sorunu olan yargı bağımsızlığı ve yargının siyasallaştırılması konusunun altını önemle çizmek gerekiyor. Özelikle bu dönem, yargının siyasallaştırılması girişimlerinin zirveye ulaştığı bir dönem olarak tarihimize geçecektir. Bunun en tipik uygulaması da Van'daki trajedidir. Burada siyasî baskı, yargı araç yapılarak uygulanıyor; yani, yargı üzerinden bir hesaplaşmaya gidiliyor. Hortumcular ve toplu katliam sanıkları dokunulmazlık zırhıyla veya başka himayeler altında itibarla cirit atarken, üniversite rektörü demir parmaklıklı hastane odasında tutuluyor, kaçar, delilleri karartır diye salıverilmiyor. Bu durum, Türk yargısı üzerinde siyasetin yarattığı bir kara lekedir ve hiçbir şekilde de temize çekilemeyecektir.

Değerli arkadaşlar, eğer gizlilik kararı alınmamışsa, bütün duruşmalar, kimliklerine ve statülerine bakılmaksızın herkese açıktır. Herkes duruşmaları izleyebilir, tutanakları inceleyebilir. Hatırlayınız, 12 Eylül darbesinden sonra DİSK, barış, aydınlar dilekçesi davaları yerli ve yabancı gözlemciler ve basın mensuplarınca izlenmişti. O günün darbecileri bile duruşmaları izlemeye gelenlere yargıya müdahaledir demediler. Yani, bugünkü iktidar darbecilerin bile gerisine düşmüştür. Yargıya bir müdahale varsa, o da AKP Hükümetinin müdahalesidir. Acaba, bu tutumun altında duruşmaların gizli yapılması yönünde bir zemin çalışması mı yatıyor? Bundan böyle yargıya siyasî müdahalenin rahatça yapılabilmesi mi hedefleniyor? Demokrasimiz için en büyük tehdit, siyasetin, yargıyı kullanarak, kendinden olmayana siyasî baskı uygulamasıdır.

İyi işleyen tam bağımsız bir yargı için, yargı, siyasî vesayet boyunduruğundan çıkarılmalı, yurttaşın adalete güveni yeniden tesis edilmelidir.

Hâkim ve savcılar bilgi edinme hakkından yararlanabilmeli, Adalet Bakanlığı müfettişlerinin kendileri hakkında yazdıkları fişleri ömür boyu bir yazgı gibi taşımaktan kurtarılmalıdırlar. Bu yöndeki yargı denetiminin hâkim ve savcılara da açık olması sağlanmalıdır.

Savunma makamının bağımsızlığı sağlanmalı, özlük, sosyal güvenlik sorunları çözülmelidir.

Ceza Muhakemesi Kanunu uygulaması nedeniyle baroların görevlendirdiği avukatlar ücretlerini alamamaktadır. Yasa çıkmıştır; ama, ekonomik altyapısı hazırlanamamıştır. Sonuçta mağdur olan taraf avukatlar ve avukatlara para ödemeyen barolar olmaktadır. Staj yapan avukatlara ücret ödenmelidir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yasa yapmakla iş bitmiyor. İlgili düzenlemeleri yapmak, fiziksel ve ekonomik altyapısını oluşturmak gerekiyor. Yasa değil, hukuk devleti olmak gerekiyor. Örneğin, Ceza Muhakemeleri Kanunuyla hayatımıza giren uzlaşma uygulamasının çalıştığını söyleyebilen var mı? Yasası var ama, düzenlemesi, altyapısı yok. Bir kere, bu kurumu çalıştırmak için adliyelerde yer yok. Uzlaşma nerede olacak, uzlaştırıcının ücretini kim ödeyecek belli değil. Oysa, bu müessese, hukuk devletlerinde davaların yüzde 60'ını çözüyor. Adaletin yükünü azaltıyor. Ama, bizde, bu, sorunlar yumağına dönüşmüştür.

Sayın Adalet Bakanına sormak istiyorum: Uzlaşma kurumu işler durumda mıdır ve altı ayda adaletin yükünü ne ölçüde azaltmıştır?

Adliyelerimizin durumu da içler acısıdır. Durumunu iyi bildiğim İstanbul Adliyesinin birçoğu bir apartman katına sığınmış ve izbe haldedir. Üç yıl önce Sayın Adalet Bakanı "Adaletin bütçesinden zırnık bile kesilmemeli" demişti "hâkim odaları bekçi kulübelerinden daha kötü" demişti. Oysa, dosyalar yığılmaya, adalet, pul parasına muhtaç olmaya devam ediyor.

Adliyelerdeki güvenlik sorunları da sürüyor. Kim olursa olsun, durumu adliyeye intikal etmiş kişinin güvenlik içinde yargılanması gerekir.

Değerli arkadaşlarım, adaletimizin devrimsel nitelikte bir yargı reformuna ihtiyacı vardır. Yargıyı siyasî çıkarlarına kurban edenlere Konfüçyüs'ün anlamlı bir sözünü anımsatarak konuşmamı bitirmek istiyorum: Hukuksuz bir hükümdar zalim bir kaplandan daha tehlikelidir.

Saygılar sunuyorum hepinize. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Ali Özpolat (CHP, İstanbul). “2006 merkezi bütçe kan.tas.(adalet bak.,ceza ve infaz kur.ile tutukevleri iş yurtları kur.,türkiye adalet akademisi başk.,yargıtay başk.) 9 uncu tur”. TBMM Genel Kurulu, 36. Birleşim tutanağı, 19 Aralık 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ali-ozpolat-22-2005-12-19-2006-merkezi-butce-kan-tas-adalet-bak-ceza-ve-infaz-kur-ile-tutukevl (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
