# Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Ali Özpolat (CHP, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 95. Birleşim
- **Tarih:** 26 Nisan 2010
- **Gündem:** TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ali-ozpolat-23-2010-04-26-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas

> Mehmet Ali Özpolat (CHP), 26 Nisan 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 95. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)); konuşma 973 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA MEHMET ALİ ÖZPOLAT (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 20’nci madde üzerinde partim adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sözlerime başlarken saygıdeğer hukuk adamı Özdemir Özok’u rahmetle anıyorum. Dönemin Cumhurbaşkanı tarafından Anayasa Mahkemesi üyeliğine atanmış, ancak kendisi bunu reddetmişti; hatırlayın ve hiç unutmayın “Ben CHP üyesiyim, tarafsızlığım sorgulanır.” demişti. Bu yüksek ahlakı ve yargıya saygıyı herkese örnek göstermek istiyorum.

Bilindiği gibi anayasalar uzlaşmayla oluşturulan metinlerdir. Katılım ve uzlaşmanın aranmadığı yerde demokrasiden söz edilemez. Mevcut Anayasa’yı beğenmeyip daha ileri bir anayasayla değiştirme iddiasını taşıyan bir parti en geniş mutabakatı aramazsa elbette samimiyeti sorgulanır, bugün olan da budur. İktidarın samimiyeti geniş kesimlerce sorgulanıyor. Sadece biz değil, sokaktaki insan da bu konuda iktidarın samimiyetini sorguluyor haklı olarak, çünkü bakın, biz haftalardır bize dayatılmış bir metni konuşuyoruz.

Daha baştan “İster beğenin ister beğenmeyin biz bu işi yapacağız” havası oluşturuldu. Her ne kadar muhalefetle görüşme talepleri olduysa da aslında içerik konusunda AKP’nin kararı kesindi ve hiç değişmedi. Bugün bu değişikliğin temel nedeni olan yargı konusunda AKP hiçbir zaman iknaya açık olmadı, çünkü yola çıkma nedeni buydu, amaç yargıyı kendi istediği doğrultuda oluşturmaktı. Nitekim yargı ayağa kalktı, çeşitli kesimlerden ciddi itirazlar yükseldi. Bu işin bu hâlde sakıncalı sonuçlar doğurabileceği söylendi ama AKP, bu itirazı ve eleştirileri dikkate alacağına bir de buna fena hâlde bozuldu.

“İyot gibi açığa çıktınız.” denildi; “Gidin, kurtarın, parti kurun.” denildi; “Yargı siyaset yapıyor.” denildi. Değişiklik metnini eleştirenler en tahammülsüz sözlerle azarlandı. Oysa yargı siyaset filan yapmadı. Yargı, yine yargıyla ilgili konuştu; kendisini ilgilendiren konularla ilgili kaygılarını, görüşlerini, örneklerini söyledi. Bu da bir görevdir. Buna niye bozuluyorsunuz? Yüksek yargı kendisini ilgilendiren konuyla ilgili konuşmayacak da neyle ilgili konuşacak? Sizin göreviniz de dinlemektir, dikkate almaktır, üzerinde düşünmektir; iktidar sorumluluğu bunu gerektirir.

Olması gereken bu duruma, Başbakan başta olmak üzere, birçok parti mensubu, yargıyı küçümseyen, hadsizlikle itham eden talihsiz beyanlarda bulundular. Zaten iktidarda var olan yargıya hasmane tavır, bu kez de Anayasa tartışmaları üzerinden iyice alevlenmiş oldu.

Bir taraftan “Tarihî önemde bir Anayasa değişikliği yapıyoruz.” diyeceksiniz diğer yandan sözünüzün üzerine söz istemeyeceksiniz.

Her yargı yılı açılışında, her fırsatta evrensel hukuka uygun bir yargı reformu istediklerini söyleyen yargı mensupları, şimdi yargının bundan iyice uzakta olmasından edişe duyuyorlar. Onlar daha dün ne istiyorlardı, bakın şimdi neler oluyor? Daha ilerisini isterken daha gerisine kuzu kuzu razı olmaları bekleniyor. Ömürlerini dosyalar arasında çürütmüş saygın hukuk adamlarının içi acıyor elbette.

Bu ülkede hukuku, adaleti gözlerinden sakınırcasına korumaya çalışan hukukçular, şimdi hukukun yok olmasına seyirci mi kalacaklardı? Çığlıkları bundandır. Bu ülkede hukuk devleti yaralanmasın istiyorlar, biz de bunu istiyoruz. Tüm sağduyulu yurttaşlar gibi, yargının siyasi iktidarın iki dudağı arasında olmasında sakınca buluyoruz. AKP’li sayın yöneticiler yargıyı CHP’yle aynı dilden konuşmakla itham ediyorlar. Doğruyu söylemek ne zamandan beri suç oldu? Yargı konuşuyor da ne diyor? Anayasa Mahkemesi ve Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun siyasallaşmamasını diliyorlar ve bunu Türk yargısının bağımsızlığını korumak adına istiyorlar. Ülke demokrasisi için aynı şeyleri, aynı doğruları savunan, neyse yanlış, evet biz de tıpkı yargı mensupları gibi bağımsız, tarafsız, siyasal müdahaleye imkân vermeyen çağdaş bir yargı istiyoruz. Anayasa siyasi çıkar amacıyla değişmesin istiyoruz. Anayasa Mahkemesi ve Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyelerinin seçiminde siyasetin çıkar amaçlı etkinliği bulunmasın istiyoruz.

Yüksek yargının Anayasa Mahkemesindeki etkinliğinin azaltılması, gücünün siyasetin eline geçmesi yasama ve yürütmenin denetlenemez olması sonucunu doğurur. Bunun sonu da baskıcı rejimdir. Anayasa Mahkemesi, Anayasa ve anayasal düzeni korumakla görevli yaşamsal önemde bir kurumdur.

Anayasa Mahkemesinin bağımsızlığı kuvvetler ayrılığının işlerliği açısından da çok önemlidir. Hele bugünkü gibi hem yürütmeyi hem yasamayı tek partinin elinde bulundurduğu durumlarda Anayasa Mahkemesinin denetleme yetkisi de olmazsa seçilmiş kralların egemenliği söz konusu olmaz mı? İstenilen bu mudur? Gizli gündem 60 öncesinin tek parti rejimine dönmek midir?

Yapılan düzenlemeyle Anayasa Mahkemesi, AKP mahkemesi hâline dönüşecektir. Başbakan, pek çok kurumda olduğu gibi, Anayasa Mahkemesine de kendi zihniyetini taşımak istiyor. Yüksek Mahkeme siyasetin emrine girecek, tarafsızlığını yitirecek, adaleti sağlama ve demokrasiyi koruma işlevinden uzaklaşacaktır. Böylece demokrasinin kendisini hukuk yoluyla koruma refleksi de kalmayacaktır.

Bu noktada, çok tehlikeli bir yoldasınız. Anayasa Mahkemesi gibi önemli bir yargı kurumunu etkisiz hâle getirmek demokrasimizi korumasız bırakmak demektir. “Batı demokrasilerinde yüksek yargıya cumhurbaşkanları üye seçiyor.” diyorsunuz. Evet, doğrudur ama sizin dediğiniz gibi değil. İşinize gelince Batı’dan örnek alıyorsunuz, işinize gelmeyince almıyorsunuz. Batı’da cumhurbaşkanları nitelikli çoğunluklarla gönderiyorlar, tarafsız insanları gönderiyorlar, liyakate önem veriyorlar, yani yandaş göndermiyorlar yargıya, yandaş.

Ahlaklı, olgun, demokrasi ve uzlaşma kültürüne sahip, hukukun üstünlüğünü siyasal güçlerin üstünde gören siyasetçiler bu işi şaibesiz yapabilirler, bu İktidar değil ama.

Tabiri caizse uzlaşmayı takmayan, üyeleri hakkında 608 dosya bulunan bir Parlamento yapısından, tarafsızlığı tartışmalı idarecilerinden, hukuka uygun atama yapmalarını beklemek ham hayaldir.

23 Nisanda koltuğuna oturan çocuğumuza, Sayın Başbakanın “Sen Başbakansın, ister asar ister kesersin.” demesi, ülkenin siyasi belleğine kaydedildi. Şimdi gelin de bu anlayışa tüm yetkileri teslim edin, iyi ki Allah’tan “yakabilirsiniz” de diyebilirdi, demedi.

Bakın, toplumun tüm beklentisi dokunulmazlıkların kaldırılmasıydı, ancak Sayın Başbakan “Dokunulmazlıkları kaldırırsak siyaset kurumu biter.” dedi. Yani açıkça, suçlumuz çok, hepsine dokunursak elimizde vekil kalmaz demek istedi.

Kamuoyu siyasetçilerin dokunulmazlığı kalksın beklentisi içindeyken, şimdi üstüne bir de parti dokunulmazlığı kavramıyla karşı karşıyayız. Parti kapatmayı Meclisin onayına bırakan düzenlemeyle, dokunulmazlık kavramı iyice güçlenmiştir.

Yeni düzenlemeyle getirilen, kulağa da pek hoş gelen kişisel başvuru hakkının ise ülkemiz gerçeklerine uymadığı ve ileride de olumlu sonuçlar vermeyeceği yaşanarak görülecektir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sekiz yıl boyunca yargıya hiçbir iyileştirici hizmet yapmayanlar, şimdi yolun sonu görünmüşken bir çırpıda yargı reformu yapıyorlar ve bu da tüm toplumu fazlasıyla endişelendiriyor. Zira yargının kodlarıyla oynamanın şakası yoktur. Bağımsız ve adil yargının bir gün herkese lazım olacağı unutulmamalıdır.

Sayın Cemil Çiçek, Adalet Bakanı olduğu ilk yıl “Adaletin durumu içimi sızlatıyor.” demişti. Bu yaklaşım, sorunların çözüleceği noktasında umut yaratmıştı. Ancak, bakın oradan nereye gelindi: Sayın Çiçek Erzincan soruşturmasına telefonla bizzat müdahalede sakınca görmedi. Bu mudur adalet hizmeti? Emrinize amade bir yargı vicdanınızı rahatlatıyor mu?

Değerli arkadaşlar, asıl amaç, bu anlayışın Türkiye’de yaygın olması isteği için bu Anayasa teklifi, değişikliği getirildi.

Geçen sekiz yılda bırakın sorunların çözülmesini, iktidarın yargıya âdeta savaş açtığına tanık olduk…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Ali Özpolat (CHP, İstanbul). “Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)”. TBMM Genel Kurulu, 95. Birleşim tutanağı, 26 Nisan 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ali-ozpolat-23-2010-04-26-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
