# Bitkisel yağ üretimine ve ithalatına ilişkin, gübre ve mazot fiyatlarına yapılan zam, pancar üretim kotasının düşürülmesine lişkin (6/238,240,245)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Ali Şahin (AK Parti, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 97. Birleşim
- **Tarih:** 24 Haziran 2003
- **Gündem:** BİTKİSEL YAĞ ÜRETİMİNE VE İTHALATINA İLİŞKİN, GÜBRE VE MAZOT FİYATLARINA YAPILAN ZAM, PANCAR ÜRETİM KOTASININ DÜŞÜRÜLMESİNE LİŞKİN (6/238,240,245)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ali-sahin-22-2003-06-24-bitkisel-yag-uretimine-ve-ithalatina-iliskin-gubre-ve-mazot-fiyatlari

> Mehmet Ali Şahin (AK Parti), 24 Haziran 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 97. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BİTKİSEL YAĞ ÜRETİMİNE VE İTHALATINA İLİŞKİN, GÜBRE VE MAZOT FİYATLARINA YAPILAN ZAM, PANCAR ÜRETİM KOTASININ DÜŞÜRÜLMESİNE LİŞKİN (6/238,240,245)); konuşma 1.258 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Tekirdağ Milletvekili Sayın Enis Tütüncü ve Kırklareli Milletvekili Sayın Yavuz Altınorak arkadaşlarımın Tarım ve Köyişleri Bakanımız Sayın Sami Güçlü'ye tevcih ettikleri soruları cevaplandırmak üzere huzurunuzdayım.

Önce, Tekirdağ Milletvekili Sayın Enis Tütüncü'nün bitkisel yağ üretimine ve ithalatına ilişkin olarak vermiş olduğu sözlü soru önergesinin cevabını arz ediyorum.

Değerli milletvekilleri, ülkemiz, tarımsal üretim potansiyeli açısından, yağlı tohumlu bitkiler de dahil olmak üzere, çok çeşitli tarım ürünleri yetiştirecek bir konumdadır; ancak, uzun yıllardır uygulanan yanlış destekleme ve üretim politikaları, ülkemizde, bazı ürünlerde arz fazlası yaratırken, bazı ürünlerde ise yurtiçi talebi karşılayamaz hale getirmiştir.

Ülkemizde üretilen toplam bitkisel yağ miktarı, yıllar itibariyle, 1997 yılında 560 000 ton iken, 1998 yılında 832 000 tona, 2000 yılında 850 000 tona çıkmış, 2002 yılında ise yaklaşık 700 000 ton olmuştur. Buna karşılık, ülkemiz bitkisel yağ tüketimi ortalama 1 100 000 ton civarındadır. Bu üretim-tüketim dengesi içinde ülkemizin bitkisel yağ açığı ortalama 500 000 ton dolaylarındadır.

Değerli milletvekilleri, ülkemizde son beş yıllık dönemde yapılan yağlı tohumlar ve yağ ithalatımız ile ithalata ödenen döviz miktarlarını arz etmek istiyorum.

1997 yılında, yağ ithalatı 1 112 000 ton, yağlı tohumlar ithalatı 591 000 ton olup, toplam ödenen döviz miktarı ise, 650 000 Amerikan Dolarıdır.

ENİS TÜTÜNCÜ (Tekirdağ) - Bin mi, milyon mu?

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla) - 1998 yılında, yağ ithalatı 1 102 000 ton, yağlı tohumlar ithalatı 705 000 ton olup, toplam ödenen döviz miktarı ise, 688 000 Amerikan dolarıdır.

1999 yılında, yağ ithalatı 978 000 ton, yağlı tohumlar ithalatı 503 000 ton olup, toplam ödenen döviz miktarı ise, 536 000 Amerikan Doları olarak geçmektedir.

ENİS TÜTÜNCÜ (Tekirdağ) - Milyon dolar olması lazım Sayın Bakan...

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla) - 2000, 2001 ve 2002 yıllarına ait veriler aşağı yukarı birbirine paralellik arz etmektedir.

Değerli milletvekilleri, ülkemizdeki yağ açığının kapatılması açısından, yağlı tohum ve bitkilerden ayçiçeği, soya fasulyesi ve kanola ile zeytinyağında prim sistemi uygulaması yapılmaktadır. Bu kapsamda, 1998 yılı ürünü pamuk ve zeytinyağına yaklaşık 111 trilyon Türk Lirası prim ödemesi yapılmıştır.

Bu politika, 1999 yılı ürünü pamuk, yağlık ayçiçeği ve soya fasulyesi, 2000 ve 2001 yılı ürünleri pamuk, yağlık ayçiçeği, soya fasulyesi, kolza ve zeytinyağı için uygulanmış; sırasıyla, yaklaşık 180, 335, 180 trilyon Türk Lirası ödeme yapılmıştır.

Değerli milletvekilleri, 2002 yılı ürünü pamuk, yağlık ayçiçeği, soya fasulyesi, kolza ve zeytinyağı için de 2003 yılı bütçesinden prim ödemesi yapılmasına ilişkin Bakanlar Kurulu kararı yayımlanmış olup, ürün bazında prim miktarlarının saptanmasına yönelik çalışmalar tamamlanmıştır.

Prim ödemesine ait 2003/11 sayılı tebliğ, 30 Nisan 2003 tarih ve 25094 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu tebliğe göre, yağlık ayçiçeğine 85 000 TL/kilogram, soya fasulyesine 100 000 TL/kilogram, kanolaya 90 000 TL/kilogram olarak ödenecektir. Ayrıca, sertifikalı tohumluk kullanmak suretiyle soya fasulyesi üretimi yapan ve bu durumu belgelendiren üreticilere verilecek prim miktarı yüzde 10 fazla ödeme yapılmak suretiyle karşılanacaktır.

Değerli arkadaşlarım, diğer taraftan, üretim fazlası olan ürünlerin yerine, yağ açığının kapatılması açısından, yağlı tohumlu bitkilerin üretilmesi planlanmıştır. Bu kapsamda, ilk etapta, fındık ve tütün ele alınarak, üretimin yurtiçi ve yurtdışı tüketim miktarında kalması sağlanarak, üretimden çekilecek alanlarda öncelikle Türkiye'nin ihtiyacı olan ürünlerin yetiştirilmesini öngören alternatif ürün projesi hazırlanmıştır. Bu çerçevede, alternatif ürün olarak, mısır yetiştiren üreticilere dekar başına 132 000 000 Türk Lirası, ayçiçeği yetiştiren üreticilere dekar başına 126 000 000 Türk Lirası, soya yetiştiren üreticilere dekar başına 116 000 000 Türk Lirası ve çokyıllık yem bitkisi yetiştiren üreticilere dekar başına 95 000 000 Türk Lirası ödenecektir. Telafi edici ödeme kapsamında tahsisi sağlanan kaynak 55 trilyon Türk Lirası civarındadır.

Sayın Tütüncü'nün sözlü soru önergesinin cevabını bu şekilde arz ediyorum.

Şimdi, Kırklareli Milletvekili Sayın Yavuz Altınorak'ın, yine Tarım ve Köyişleri Bakanı Sayın Güçlü'ye tevcih ettiği, gübre ve mazot fiyatlarına yapılan zamlarla ilgili sormuş olduğu sözlü soru önergesini cevaplandırmaya çalışacağım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bitkisel üretimde kullanılan girdilerin üretim maliyeti üzerindeki etkisi ürünler bazında değişiklik göstermektedir. Örneğin, gübre girdisinin buğday maliyeti üzerine etkisi yaklaşık yüzde 14'ken, mısırda etkisi yüzde 7, tütünde yüzde 1, şekerpancarında yüzde 6, pamukta yüzde 4, patateste yüzde 10'dur.

Tohum girdisinin buğday maliyeti üzerindeki etkisi yüzde 12 iken, mısırda etkisi yüzde 8, şekerpancarında yüzde 1, ayçiçeğinde yüzde 5, pamukta yüzde 1 ve fasulyede yüzde 15'tir.

Ziraî mücadele ilaçlarının maliyetteki etkisi ise, buğdayda yüzde 2, tütünde yüzde 1, ayçiçeğinde yüzde 1 ve pamukta ise yüzde 8,5'tir.

Bitkisel üretimin en önemli girdilerinden olan ve maliyetler üzerinde önemli bir etkisi olan mazotunsa, ürünler bazında maliyete etkisi -yaklaşık olarak- buğdayda yüzde 25, mısırda yüzde 20, şekerpancarında yüzde 28, pamukta yine yüzde 28, patateste yüzde 29, soyada ise yüzde 16'dır.

Değerli milletvekilleri, aynı değerlendirmeyi hayvansal üretimde kullanılan girdiler için yapacak olursak, hayvansal üretim maliyetinde yemin etkisi yüzde 70'ler civarındadır. Tavukçulukta ise, yemin maliyet üzerindeki etkisi yüzde 80'lere çıkmaktadır. Su ürünleri üretimindeki girdilerin maliyetinde ise, yemin maliyet üzerindeki etkisi yüzde 50'lerin oldukça üzerindedir.

Değerli milletvekilleri, bu nedenle, hedefimiz, bitkisel ve hayvansal üretimde kullanılan girdilerin üreticiye daha ucuz fiyatla sunulması, üretim maliyetlerinin düşürülmesi, üretici gelirlerinin artırılması ve böylece, tüketici alım gücünün de artırılmasıdır.

Bu anaçerçeve içerisinde, mazot, gübre, yem gibi önemli girdilerin üreticilerimize daha ucuz ulaştırılabilmesi için, değişik alternatifler üzerinde yapılan çalışmalar ve girişimler, Tarım Bakanlığımız tarafından, ilgili kurumlarla işbirliği halinde sürdürülmektedir; ancak, kimyevî gübre sistemi 1986 yılında Bakanlar Kurulu kararıyla libere edilmiş olup, kimyevî gübre fiyatları serbest piyasa koşullarına göre oluşmakta ve devletin, fiyatlara herhangi bir müdahale etkisi bulunmamaktadır.

Kimyevî gübre sektörümüz yüzde 90'lara varan oranda dışa bağımlı bir sektör olup, dış piyasalarda meydana gelen gelişmeler ile döviz kurunda olan artışlara paralel olarak kimyevî gübre fiyatlarında değişmeler yaşanmaktadır.

Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, ancak, çiftçilerimizin kaliteli ve zamanında gübre temin etmesi amacıyla yapılabilecek diğer düzenlemelere ilave olarak, kimyevî gübre sektöründe gerekli düzenlemeler ve denetimler sürekli olarak yapılmaktadır. Ayrıca, piyasayı düzenlemek açısından ithalat ve ihracatla ilgili ortaya çıkan sorunları giderici tedbirler zamanında alınarak, aşırı fiyat artışlarının önüne geçilmeye çalışılmaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; mazot girdisi, tarımdaki teknoloji kullanımını sağlayan veya etkileyen en önemli araçtır. Mazot olmadan hiçbir girdi kullanılamıyor. Toprak işlemeden tutun, gübreleme, tohum atma, ilaçlama, hasat ve taşıma gibi tüm tarımsal faaliyetler, mazot girdisiyle doğrudan ilişkilidir. Bunun içindir ki, Avrupa Birliği ülkeleri, çiftçinin kullandığı mazotu çeşitli şekillerde desteklemektedirler. Ülkelerin bazıları federal bütçelerinden, bazıları eyalet bütçelerinden ayırdıkları paralarla mazot girdisini yaklaşık yüzde 50 oranında desteklemektedirler. Amerika Birleşik Devletlerinde ise mazot fiyatları, Türkiye'deki fiyatların yaklaşık üçte 1'i düzeyinde olduğu için, ayrıca desteğe gerek görülmemektedir. Avrupa Birliği ve dolayısıyla ortak tarım politikasına uyum gösterirken, Avrupalı çiftçinin eline geçen fiyatlar ile girdiler için ödediği fiyatları da dikkate almamız gerektiğini belirtmek istiyorum. Aksi takdirde, ülkemizde tarımsal üretimin devamını zorlaştırmış olduğumuz gibi, üretim maliyeti artacağından, uluslararası pazarlarda rekabet edebilme şansını da çiftçimizin elinden almış oluruz.

Sonuç olarak, tarımın Avrupa Birliğine uyumunun ve tarım reformunun tartışıldığı bu ortamda, ürün fiyatları kadar girdi fiyatlarının da uyumu dikkate alınmalı ve çiftçimizin kullandığı mazotun, gelişmiş ülkelerle fiyat uyumunun sağlanarak üreticilerimize ulaştırılması gereklidir diye düşünüyoruz. Buna bağlı olarak Tarım Bakanlığı, diğer bakanlıklarla da koordinasyon içinde, mazotta uygulanacak böyle bir desteğin kullanılma sistemleri üzerinde de alternatifli olarak çalışmalar sürdürmektedir. Tarımsal faaliyette kullanılan mazot için çiftçilere destekleme ödemesi yapılmasına ilişkin 2003 yılında 25096 sayılı Resmî Gazetede yayımlanmış olan bir düzenleme mevcuttur. Bu desteklemeye ait uygulama tebliği ise 29.5.2003 tarih ve 25122 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu tarihten itibaren dekar başına 3 900 000 Türk Lirası olmak üzere azamî 500 dönüme ödeme öngörülmüş ve sadece birinci taksit icmalleri gönderilmiş ve ödemeleri yapılmıştır. İkinci taksit ödemeleri 2003 yılı doğrudan gelir desteği kayıtlarına göre sonbahar döneminde yapılacaktır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kırklareli Milletvekili Yavuz Altınorak'ın gübre ve mazot fiyatlarına yapılan zamlarla ilgili olarak yöneltmiş olduğu sözlü soru önergesinin cevabını takdim ettim.

Şimdi son olarak...

Sayın Başkan, ne kadar vaktim var?

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Ali Şahin (AK Parti, İstanbul). “Bitkisel yağ üretimine ve ithalatına ilişkin, gübre ve mazot fiyatlarına yapılan zam, pancar üretim kotasının düşürülmesine lişkin (6/238,240,245)”. TBMM Genel Kurulu, 97. Birleşim tutanağı, 24 Haziran 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ali-sahin-22-2003-06-24-bitkisel-yag-uretimine-ve-ithalatina-iliskin-gubre-ve-mazot-fiyatlari (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
