# Dernek ve vakıf.kamu kurum ve kuruluşlarına ilişkin kanun tasarısının 1 maddesı hakkında

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Ali Şahin (AK Parti, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 45. Birleşim
- **Tarih:** 21 Ocak 2004
- **Gündem:** DERNEK VE VAKIF.KAMU KURUM VE KURULUŞLARINA İLİŞKİN KANUN TASARISININ 1 MADDESI HAKKINDA
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ali-sahin-22-2004-01-21-dernek-ve-vakif-kamu-kurum-ve-kuruluslarina-iliskin-kanun-tasarisinin

> Mehmet Ali Şahin (AK Parti), 21 Ocak 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 45. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: DERNEK VE VAKIF.KAMU KURUM VE KURULUŞLARINA İLİŞKİN KANUN TASARISININ 1 MADDESI HAKKINDA); konuşma 1.047 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Sayın Başkanım, değerli arkadaşlar; 59 uncu Cumhuriyet Hükümeti olarak, hem hükümet programımızda yer alan hem de acil eylem planımızda yapmayı taahhüt ettiğimiz işler arasında sayılan önemli bir kanun tasarısıyla huzurunuzdayız.

Kamu kurum ve kuruluşları bünyesinde faaliyette bulunan dernek ve vakıfların, kamu hizmeti alırken vatandaşlarımızdan "bağış" adı altında almış oldukları paraların, uzun süredir kamuoyunda ve vatandaşlar nezdinde şikâyet konusu olduğunu, herhalde en az benim kadar biliyorsunuz.

Biraz önce bizlere hitap eden Sayın Kepenek ve Sayın Açba da, böyle bir yasal düzenlemenin gerekliliğini vurguladılar ve böyle bir yasal düzenlemenin hangi ihtiyaçtan doğduğu konusunda teferruatlı bilgi verdiler. Bu nedenle, ben, arkadaşlarımın söylediklerini tekrar etmemeye özen göstereceğim; ancak "neden kamu kurum ve kuruluşları bünyesinde bu tür dernek ve vakıflara ihtiyaç duyulmuştur, bu nereden çıkmıştır" diye bir soru da yöneltilebilir kuşkusuz. Bunu araştırdığımızda, şu iki cevapla karşılaşıyoruz:

Birincisi, kamu kurum ve kuruluşlarımızın, hizmetlerini yapabilmek için, zaman zaman, yeterli ödeneğe sahip olmamaktan dolayı farklı arayışlar içerisine girdiklerine tanık oluyoruz veya yeterli ödeneğe sahip olsalar bile, harcama noktasındaki birtakım formaliteler, bürokratik engeller de, bazen kamu kurum ve kuruluşlarını farklı arayışlara itmiştir. Bu bakımdan, özellikle kamu kurum ve kuruluşları bünyesinde vakıf adı altında örgütlenmek ve bu vakıflar kanalıyla elde edilecek paraların çok kolay harcanabilir olmasından dolayı da, çok kısa sürede, aşağı yukarı tüm bakanlıkların, kamu kurum ve kuruluşlarının bünyesinde buna benzer vakıfların birdenbire çoğaldığı gerçeğiyle karşılaştık. Biraz önce de ifade ettiğim gibi, benden önce gruplar adına yapılan konuşmalarda arkadaşlarımızın da ifade ettiği gibi, vatandaşlarımızın, bir işimiz için kamu kurum ve kuruluşlarına gittiğimiz zaman, bizden, âdeta ikinci bir vergi gibi para alınıyor şikâyetleriyle karşılaştık. Ben bu göreve geldiğimde, özellikle Vakıflar Genel Müdürlüğünün bana bağlanmasından sonra, doğrusu, mektupla, telefonla, faksla ve başka yollarla vatandaşlarımızdan çokça şikâyet aldım. Bu şikâyetler daha önce de biliniyordu. O nedenle, biz, hem parti olarak bu konuda bir yasal düzenleme yapmayı programımıza aldık hem de hükümet olarak işbaşına geldiğimizde, bir yıl içerisinde, bu konuda bir yasal düzenleme yapacağımızı taahhüt ettik. İşte, üstünde çalışmış olduğumuz bir kanun tasarısıyla, şu anda, huzurunuzdayız.

Biraz önce Sayın Açba çok güzel bir şey söyledi. Aslında vakıf müessesi, tabiî, çok derin kökleri olan bir müessesedir. Vakıf yoluyla ecdadımız, şimdi de istifade ettiğimiz birçok eser bırakmıştır. Aslında vakıf, bir kişinin veya kişiler topluluğunun kendi mal varlıklarını, kendi mamelekini başka insanların istifadesi için tahsis etmesidir; yani, vakıf, özü itibariyle, bir kişinin başka insanların lehine fedakârlıkta bulunmasıdır; yani, özetle, vakıf, vermektir; ama, kamu vakıfları, vermek üzerine değil, almak üzerine kurulmuş; yani, vakfı tersine çevirmiş; alıyor vatandaştan, onu, işte, kamu hizmetleri için kullanıyor. Bu, aslında, bizim geleneksel vakıf kültürümüzle de, vakıf anlayışımızla da bağdaşmayan bir durumdur; vakıf müessesesinin zayıflatılması, tabirimi hoşgörün, dejenere edilmesi gibi bir sonuç doğurmaktadır. O bakımdan, bizim, hem vakıf müessesesine sahip çıkmak hem de vatandaşlarımızın bu konudaki şikâyetlerini dikkate alarak bir yasal düzenleme yapmak zorunluluğumuz vardı. İşte, huzurunuza, Bakanlar Kurulunda da çokça tartışılan bir kanun tasarısıyla geldik.

Şimdi, kısaca, size bazı bilgiler vermek istiyorum. Bu vakıfların yani, kamu kurum ve kuruluşları bünyesinde faaliyette bulanan bu vakıf sayısı, şu anda, 608'dir. Kamu kurum kuruluşları bünyesinde faaliyette bulunan derneklerin sayısı konusunda İçişleri Bakanlığı Dernekler Daire Başkanlığından -ki, yeni kurulmuş bir başkanlıktır- aldığım bilgi 18 000 küsur civarındadır. Dolayısıyla, bu vakıf ve dernekleri topladığınızda, aşağı yukarı 19 000 civarında kamu kurum ve kuruluşları bünyesinde faaliyette bulunan dernek ve vakıf vardır.

Bunların bariz vasıfları nedir; bir iki cümleyle bunları da sizlere arz etmek istiyorum.

Değerli arkadaşlar, bu vakıf ve dernekler kamu gücünü kullanmaktadırlar.

Bünyesinde kurulduğu kamu kurum ve kuruluşunun adını kullanmaktadırlar.

Kamu kurum ve kuruluşlarının hizmet binaları ve müştemilatı içinde faaliyet göstermektedirler; yani, kamu kurum ve kuruluşları bünyesinde faaliyet göstermektedirler.

Kamunun araç, gereç ve demirbaşlarını kullanmaktadırlar.

Kamu hizmetlerinde kullanılan araç, gereç, evrak, form ve benzer malzemelerin bu vakıflardan bedeli karşılığında temini istenilmektedir.

Ayrıca, kamu görevlileri, makam ve görev unvanlarını kullanarak, çoğu kez yönetim organlarında, çoğunlukla ekücret alarak görev almaktadırlar.

Kamu görevlileri, ücretleri kamudan karşılandığı halde, mesai saatlerinde vakıf hizmetlerinde çalıştırılmaktadır; yani, kamu kurum ve kuruluşunun personeli, o kamu kurum ve kuruluşundan ücretini alıyor; ama, orada çalışmıyor, gidiyor bu vakıfta çalışıyor.

Biraz önce ifade etmiştim, sayıları sizlere vermiştim. Şimdi, bu durum karşısında ne yapabilirdik?.. Biz, bu yasal düzenlemeyle, hiçbir vakfı veya derneği kapatmıyoruz; çünkü, biz, sivil toplum örgütlerinin sayısının, o ülkede, demokrasinin gelişmesiyle doğru orantılı olduğuna inanıyoruz. Ancak, bazı ilkeler getirmek durumundayız; yani, şu anda, Medenî Kanuna göre kurulmuş 4 500 civarında vakıf vardır. Bu vakıflardan 608 tanesi, kamu kurum ve kuruluşlarında faaliyette bulunmakta ve kamu imkânlarını kullanmaktadırlar. Bunun dışındaki vakıfların böyle bir avantajı yoktur. O halde, tüm vakıfların ve derneklerin de aynı kurallara uymaları gerekir.

İşte, şu anda tasarı elinizde; burada, şu ilkeler getirilmektedir; şu temel ilkelere, bundan sonra, her derneğin ve vakfın -kamu kurum ve kuruluşunun bünyesinde de kurulmuş olsa- uyması istenilmektedir:

Bu vakıflar ve dernekler, kamu kurum ve kuruluşlarının ismini alamayacaklardır. Bu kurum ve kuruluşların hizmet binaları ve müştemilatı içinde faaliyette bulunamayacaklardır. Bu kuruluşlara ait araç ve gereçleri de kullanamayacaklardır.

Dernek ve vakıflar, kamu kurum ve kuruluşlarının sundukları hizmetlerle ilgili olarak, gerçek ve tüzelkişilerden, ücret, bağış, katkı payı ve benzeri adlar altında herhangi bir karşılık alamayacaklardır; yani, bir vatandaşımız, herhangi bir kamu kuruluşuna gittiğinde, orada kamu hizmeti alırken, yasal olarak yapması gereken görevlerini yerine getirecek; ama, şu vakfa da bir bağışta bulunacaksın, onun makbuzunu getirmeden burada senin işlerin olmaz davranışıyla, vatandaşlarımız, eğer bu tasarı yasalaşırsa, karşılaşmayacaklardır.

Kamu hizmetlerinde kullanılan araç, gereç, evrak, form ve benzeri malzemenin bu kanun kapsamındaki dernek ve vakıflardan temin edilmesi de istenemeyecektir.

Vaktim doldu...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Bakanım.

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla) - Sayın Başkanım, sözlerimi tamamlıyorum; sürem doldu.

Bunun dışında, başka ilkeler de var; elinizdeki tasarıda, bu ilkeler ve gerekçeleri açıkça yazılmıştır. Bunlara uyulmaması halinde, vakıfların, derneklerin ve bunların yöneticilerinin hangi müeyyidelerle karşılaşacağı, bu tasarımızın biraz sonra görüşeceğimiz 3 üncü maddesinde de zaten ayrıca yazılı bulunmaktadır.

Biz, Hükümet olarak, önemli bir konuda, cesaretle, ciddî bir yasal düzenleme talebiyle huzurunuza geldiğimiz inancındayız. Bu yasal düzenlemenin burada gerçekleşmesi halinde, vatandaşlarımız açısından ciddî bir memnuniyetle karşılanacağını ve vatandaşlarımızın böyle bir yasal düzenlemeden son derece memnun olacaklarını düşünüyorum; çünkü, biz, onlara hizmet etmek için, onların şikâyetçi olduğu konuları düzelterek, kamu kurum ve kuruluşlarından hizmet alırken herhangi bir zorlukla karşılaşmamalarını da temin etmek durumundayız.

İşte, biz, bu düşüncelerle, böyle bir tasarıyla huzurunuza geldik. İktidar ve muhalefet partilerimiz olarak, bu tasarıya destek vereceğinize inanıyorum. Bu vesileyle, hepinizi, sevgiyle, saygıyla selamlıyorum efendim. (Alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Ali Şahin (AK Parti, İstanbul). “Dernek ve vakıf.kamu kurum ve kuruluşlarına ilişkin kanun tasarısının 1 maddesı hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 45. Birleşim tutanağı, 21 Ocak 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ali-sahin-22-2004-01-21-dernek-ve-vakif-kamu-kurum-ve-kuruluslarina-iliskin-kanun-tasarisinin (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
