# Kamu yönetimi temel kanunu tasarısı (ss.349)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Ali Şahin (AK Parti, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 54. Birleşim
- **Tarih:** 18 Şubat 2004
- **Gündem:** KAMU YÖNETİMİ TEMEL KANUNU TASARISI (SS.349)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ali-sahin-22-2004-02-18-kamu-yonetimi-temel-kanunu-tasarisi-ss-349

> Mehmet Ali Şahin (AK Parti), 18 Şubat 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 54. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAMU YÖNETİMİ TEMEL KANUNU TASARISI (SS.349)); konuşma 2.116 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Sayın Başkan, Meclisimizin saygıdeğer üyeleri; hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

Bu yasama döneminde, sanıyorum, en önemli tasarılardan birini görüşüyoruz. Benden önce yapılan konuşmalarda da ifade edildiği gibi, bu tasarı, sadece Partimizin veya Hükümetimizin bir özlemi değildi. Taa 1930'lardan beri, kamuda yeniden yapılanma, kamu yönetiminde günün şartlarına göre yeni düzenlemeler yapma ihtiyacı hep gündemde olmuştur. Dolayısıyla, bu kanun tasarısı, cumhuriyet dönemi boyunca özlemi duyulan bir yasal düzenleme ihtiyacının sonucudur ve ürünüdür. Bizden önceki hükümetler döneminde de -o hükümetlerin programlarını inceleyiniz- kamuda yeniden yapılanma ihtiyacının vurgulandığını, merkezde toplanmış olan birtakım yetki ve görevlerin yerel yönetimlere aktarılmasının vaat edildiğini göreceksiniz. Özellikle son yıllarda kurulmuş olan tüm hükümetlerin programlarında bu ihtiyaç açıkça vurgulanmış ve böyle bir yasal düzenlemenin yapılacağı, hükümet programlarında yer almıştır; ancak, şu ana kadar, bizim Hükümetimize kadar, bu konuda, hiçbir cumhuriyet hükümeti, böyle bir tasarıyla Türkiye Büyük Millet Meclisinin önüne gelemedi. Bunun değişik nedenleri olabilir. İstemelerine, arzu etmelerine rağmen, böyle bir tasarıyı veya buna benzer bir tasarıyı hazırlayarak Türkiye Büyük Millet Meclisine sevk edemediler. Belki, son yıllarda hep koalisyon hükümetleriyle yönetiliyor olmamızdan da kaynaklanabilir; çünkü, koalisyonlarla ülkenin yönetiminin ne kadar zor olduğunu burada bulunan arkadaşlarımızın birçoğu yakinen bilir; çünkü, bir metinde uzlaşmak her zaman kolay olmaz. Belki, bu yasama döneminin bir farkı, tek başına bir siyasî partinin iktidar olmuş olması, işte, öteden beri özlemi duyulan böyle bir düzenleme tasarısını Türkiye Büyük Millet Meclisine sevk etme imkânı sağladı; yani, 59 uncu cumhuriyet hükümeti, siyasî irade koydu, uzun süredir özlemi duyulan böyle bir yasa tasarısını Türkiye Büyük Millet Meclisine sevk etti.

Hemen şunu belirteyim: Sayın Başbakanca, bu tasarının hazırlanmasında görev şahsıma verilmiştir. Dolayısıyla, koordinasyon görevini baştan beri ben yaptım. Bu tasarının hazırlanmasında, tasarı haline gelmesinde hep ilk sırada bendeniz yer aldı. O bakımdan, kimlerle görüşüldü, nasıl bir çalışma yapıldı, kimlerin fikirlerine başvuruldu; bunu yakinen ben biliyorum.

Sanıyorum -biraz önce Sayın Fatsa da ifade etti- hiçbir yasa tasarısı, sevk edilmeden önce, kamuoyunda bu denli görüş alışverişine muhatap olmamıştır. Bakın, son iki ay içerisinde -Sayın Güneş aksini iddia etti; cevaben ifade ediyorum- memur sendikalarımız ve bu sendikaların bağlı olduğu konfederasyon başkanlarıyla ve yöneticileriyle ben görüştüm; KESK'le, Kamu-Senle, bugün Memur-Senle ve BASK'la. Bütün bu konfederasyonlarımızın sayın başkanları, geldi, bu konularla ilgili düşüncelerini, kimi sözlü olarak ifade etti, kimi de yazılı metinler haline getirdi, bazıları da bu konuda hazırlanmış olan kitapçıkları getirdi. Onların da görüşlerinden yararlandık. Hatta, Sayın Güneş dediler ki: "Bu konuda en etkin kurumlarımızdan, yüksek yargı organlarımızdan biri olan Danıştayın görüşü bile alınmadı."

Değerli arkadaşlar, Danıştay bu konuda bir sempozyum yaptı; ben katıldım buraya ve Danıştayda, Danıştay daire başkanlarının katılımıyla, Danıştay Başkanımız Sayın Nuri Alan'ın da bulunduğu atölye çalışması yaptık bir gün boyunca. Nitekim, bu atölye çalışmasında ortaya konulan görüşler istikametinde yasa tasarısında bazı değişiklikler yaptık; yani, Danıştayımızın Sayın Başkanının ve oradaki daire başkanı yargıçlarımızın önerilerinin önemli bir bölümünü, biz, bu yasa tasarısında değerlendirme imkânı bulduk.

Dolayısıyla, yeteri kadar tartışılmadı, yeteri kadar fikir alışverişi yapılmadı şeklindeki değerlendirmeye katılmak mümkün değildir; ancak, zaman zaman, her konuda olduğu gibi bu konuda da kurumsal milliyetçilik yapılıyor; altını çizerek ifade ediyorum. Sayın Başbakan, bu yasa tasarısı taslak halinde Bakanlar Kurulunda görüşülmeye başladığı gün tüm bakan arkadaşlarımıza hitaben şunu söyledi: "Hiç kimse bu yasa tasarısını, taslağını tartışırken, lütfen, kurumsal milliyetçilik içerisinde olmasın, herkes objektif davransın; çünkü, başında bulunduğumuz bakanlıkla ilgili birtakım düzenlemeler rahatsız edebilir, bürokrat arkadaşlarımızın bu konuda talepleri olabilir, onlar bizi etkileyebilir; burada bakan olduğunuzu unutacaksınız; Türkiye için nasıl bir yasa gereklidir; Türkiye için, halkımız için bu düzenlemeler lüzumlu mudur değil midir; bu açıdan, bu çerçeveden bakacaksınız."

Benim görüştüğüm birtakım sivil toplum örgütleri, özellikle memur sendikalarımızın ve konfederasyonlarımızın çok değerli başkanları -ki, onların hepsi benim arkadaşımdır- zaman zaman kendi sendikaları ve konfederasyonları açısından, onların gelecekle ilgili bir zarara uğrayıp uğramaması açısından yaklaştılar. Mesela, dediler ki: "Şu maddeyi şuradan çıkarın, biz destek vereceğiz." Sadece bir madde.

ZEKERİYA AKINCI (Ankara) - Sayın Bakan, kim dedi?

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla) - Tabiî, böylesine, mensubu bulunduğumuz kurumun veya sivil toplum örgütünün beklentilerini önplanda tutarak, bir tasarıya yaklaşırsanız, bir uzlaşma sağlanması mümkün olmaz. Bütün bu görüşleri telif ederek, bir yasa tasarısını Türkiye Büyük Millet Meclisine göndermekte zorlanırsınız.

Değerli arkadaşlarım, her yasa tasarısı eleştirilebilir. Kuşkusuz ki, Türkiye için önemli bir yasa tasarısı olan Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısı da eleştirilecektir, eleştirilebilir. Biz eleştirilerden asla korkmadık, her eleştiriyi büyük bir dikkatle izledik, bu olumlu olumsuz eleştirileri alarak değerlendirmeye gayret ettik, çalıştık.

Eleştiri iki şekilde olabilir; yani, bir yasa tasarısına kişi veya kurumlar bana göre iki şekilde karşı çıkabilir; birincisi, mevcut yapıdan memnun olunabilir, mevcut düzen iyidir onlara göre, hiç değiştirilmemesi gerekir; ben buna da saygı duyarım. Mevcut sisteme bir yeni değişiklikle yaklaşmanın doğru olmadığını, kişi veya kurum, değerlendirebilir; bu saygın bir görüştür veya o yasa tasarısında eksiklikler görülebilir, fazlalıklar görülebilir, Anayasaya aykırılık iddialarında bulunulabilir. Kuşkusuz ki, bunlar da değerli görüşlerdir. Nitekim, biz, bir yıl boyunca bu taslak üzerinde çalışırken bu konudaki değerlendirmeleri, önerileri büyük ölçüde dikkate almaya gayret ettik; ama, şunu huzurunuzda belirtmek istiyorum ve sizlerle paylaşmak istiyorum ki, hemen hemen herkes, her kurum, her siyasî parti, Türkiye'de kamu alanında yeniden yapılanmanın zaruretine inanmaktadır. Mutlaka, kamu yönetiminde yeni bir düzenlemeye ihtiyaç vardır; bu fikri, kendileriyle görüştüğüm herkes konuşmasının başında zikretmektedir. Evet, Türkiye'de hantal bir yapı vardır, yetkiler merkezde toplanmıştır, bunların önemli bir bölümünün merkezî yönetimden yerel yönetimlere aktarılması gerekir; bu düşünceyi, aşağı yukarı, görüştüğüm, görüş aldığım her kişi ve kurum ifade etmiştir. Nitekim, biraz önce burada dinlediğimiz muhalefet partilerimize mensup arkadaşlarımız, gerek Sayın Güneş gerekse Doğru Yol Partisi milletvekili arkadaşımız, bu kanaatlerini ifade ettiler "evet, kamu yönetiminde yeniden bir değişime ihtiyaç vardır" dediler.

İşte, biz de bu ihtiyacı gördük; nitekim, parti programımızda vardı, hükümet programımızda vardı. Biz, hükümet programımızda, bu konudaki yasal düzenlemeyi bir yıl içinde yapacağımızı vaat ettik. Biz, belki diğer hükümetlerden farklı bir hükümetiz; neyi, ne zaman yapacağımızı takvime bağlayan bir hükümetiz. Dolayısıyla, acil eylem planımıza almış olduğumuz ve bir yıl içinde gerçekleştirmeyi vaat ettiğimiz bu yasa tasarısını, biraz geç de olsa Türkiye Büyük Millet Meclisine sevk ettik.

Bizi acelecilikle suçluyorlar, aslında, bizi geç kaldığımız için suçlamanız lazım "niye geç kaldınız, bir yıl içinde yapacaktınız, neden onbeş ay sonra bunu getirdiniz" diye bizi eleştirmeniz lazım; muhalefetten biz bunu bekleriz.

Cumhuriyet Halk Partisi sözcüsü arkadaşımı dinlerken doğrusu hayretler içerisinde kaldığımı ifade etmek istiyorum, kusura bakmasınlar. Sayın Güneş diyorlar ki: "Bu tasarı, devleti yok etmektedir. Federal bir yaklaşımdır, üniter yapıya ters düşmektedir. Ülkeyi bir pazar yeri gibi görmektedir. Karşıdevrimcilerin niyetini taşımaktadır."

Değerli arkadaşlarım, eğer, bir ülkede yasama yetkisini, yargı yetkisini yerel yönetimlere devrederseniz, işte orada üniter yapı bozulur, orada federal bir yapıdan bahsedilebilir. Allahaşkına, bu tasarının neresinde, yasama yetkisi, yargı yetkisi yerel yönetimlere devredilmektedir?!

RESUL TOSUN (Tokat) - Onların kafasında...

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla) - Böyle bir değerlendirme yapılabilir mi?!

Şimdi, Sayın Güneş, 30 dakikaya yakın süren konuşması esnasında hep "devlet" dedi, bir de eksik olmasınlar "memurlar kamuda çalışanlar için yaşamı zorlaştıracak olan bir kanun tasarısıdır" dedi.

Değerli arkadaşlarım, biz, bu kanun tasarısını, 70 000 000 halkımız için çıkarıyoruz; onların hayatını kolaylaştırmak için çıkarıyoruz; onların yaşam standartlarını yükseltmek için çıkarıyoruz. Onlar, kamu hizmetlerini alırken "bugün git, yarın gel" sözüyle karşılaşmasınlar, işleri çabucacık görülsün, en ufak bir meseleleri için Ankaralara gelmesinler, yerinde çözülebilecek sorunlar yerinde çözülsün; bunun için bu yasa tasarısını sevk ettik. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Sayın Güneş, sizin partinizin ismi Cumhuriyet Halk Partisi; konuşmanızın içerisinde hiç halktan bahsetmediniz; hiç halktan bahsetmediniz... (AK Parti sıralarından alkışlar)

Bu tasarı halk için çıkıyor, halk için!.. (CHP sıralarından gürültüler)

OYA ARASLI (Ankara) - Anlamamışsınız!

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla) - Halkımızın memnuniyetini esas alan, halk memnuniyetini esas alan ve şu anda...

ZEKERİYA AKINCI (Ankara) - Siz de hiç "adalet ve kalkınma" demediniz; ne olacak?!

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla) - ...kamu kurum ve kuruluşlarının hizmetlerinden büyük ölçüde memnuniyetsizlik içerisinde bulunan halkımızın, kamu hizmetlerinden, devletten, merkezî yönetimden memnun olmasını sağlamak için hazırlandı. Böyle olursa, ne olur biliyor musunuz; böyle olursa, rejim daha da güçlenir, devlete olan bağlılık daha da artar.

ALİ RIZA BODUR (İzmir) - Demagoji yapma!

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla) - İşte, üniter yapı bozuluyor; işte, rejim burada ciddî tehlike içerisine giriyor falan... Hayır, bu tür tasarıları biz yasalaştırdığımızda ve başarıyla uyguladığımızda, işte o zaman, demokratik cumhuriyet daha da güçlenir.

O bakımdan, bu tür endişeleri, son derece yersiz buluyorum; ancak, kuşkusuz ki, muhalefet partileri, iktidarın getirdiği her yasa tasarısına destek verecekler, sahip çıkacaklar diye bir kural da yoktur; muhalefet de muhalefetliğini yapacaktır ve kaldı ki, iyi muhalefet yapamıyorsunuz diye eleştirilen Cumhuriyet Halk Partisinin, bu yasa tasarısı karşısında, tabiî ki, bir...

V. HAŞİM ORAL (Denizli) - Daha iyi muhalefet...

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla) - ...can alıcı veya daha etkin bir muhalefet yapma arzusunu, ben saygıyla karşılıyorum.

OYA ARASLI (Ankara) - Siz de, iyi iktidar olamadınız o zaman.

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla) - Kuşkusuz ki, gelecekler, eleştirecekler. Daha önce söylediklerinin, aşağı yukarı tamamını içerisinde taşıyan, hatta onun biraz daha gerisinde olan, kendi programlarının biraz daha gerisinde olan bu yasa tasarısına karşı olabilirler. Ben, üç dönemdir buradayım; buna benzer, muhalefetlerin konuşmalarını yakinen biliyorum ve hatırlıyorum. O nedenle, bu tür konuşmaları anlayışla karşıladığımı belirtmek istiyorum.

ZEKERİYA AKINCI (Ankara) - "Biz de böyle yapardık" mı demek istiyorsunuz?!

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, peki, biz, halkımızın hayatını nasıl kolaylaştıracağız bu yasa tasarısıyla, onların hayat kalitesini nasıl geliştireceğiz...

Kuşkusuz, halkımıza, kamu hizmetlerini adil, ayırımsız ve eşit sunmak istiyoruz; süratli, kaliteli, etkili ve verimli bir şekilde sunmak istiyoruz; Peki, bunu nasıl sağlayacaksınız? Bunun yolu yöntemi nedir? Bunun yolu yöntemi bize göre şudur: Merkezî idare ile mahallî idarelerin görev, yetki ve sorumluluklarını yeniden belirlemektir. Yani, merkezdeki birtakım yetkilerde, yerinde çözülebilecek olan birtakım hizmetlerin yerinden çözülmesini sağlayacak bir düzenleme yapmaktır; bir de, merkezî idarenin yeniden yapılanmasını sağlamaktır. İşte, bu tasarı, bu iki amacı hedeflemektedir. Yani, merkezî idare ile mahallî idarelerin görev, yetki ve sorumluluklarını yeniden belirliyor, merkezî idare teşkilatını yeniden yapılandırıyor. Peki, bunu gerçekleştirmek için hangi adımların atılması zarurî görülüyor; bu tasarı, kamuda ilk kez, bütün kamu kurum ve kuruluşlarının uyması gereken temel ilkelere sahip olmayı hedefliyor.

Tüm kamu kurum ve kuruluşları sürekli gelişim içerisinde olacaklar; bu, en önemli ilkelerimizden biridir. Yani, bir sene önceki, iki sene önceki kamu hizmetinin kalitesiyle, iki sene sonraki kamu hizmetinin kalitesi aynı olmamalıdır, olmayacaktır, bu sürekli denetlenecektir. Performans denetimleri işte bunun için getiriliyor. Tüm kamu kurum ve kuruşları, burada çalışanlar sürekli gelişim içerisinde olacaktır.

Katılımcılık da kamu yönetiminde esas olmalıdır. Bu ne anlama geliyor; işte, 3 numaralı kitapçığımız; belediye yasaları ve il özel idaresi yasalarıyla ilgili tasarılar buraya geldiğinde bunun açık cevabını göreceksiniz. Tabiî, vaktim çok sınırlı olduğu için detaylara giremiyorum.

Kuşkusuz ki, kamu yönetimdeki saydamlık, hesap verilebilirlik, öngörülebilirlik gibi ilkeler de mutlaka kamu kurum ve kuruluşlarının hizmetlerinde esas alınacaktır. Bilgi Edinme Kanununu çıkardık biliyorsunuz ve onun da uygulaması başladı. Vatandaşlarımız, öğrenmek istedikleri herhangi bir konuda -istisnaları var biliyorsunuz- kamu kurum kamu kuruluşlarından bilgi alma imkânına sahip olacaktır.

Değerli arkadaşlarım, bu tasarıyla, biz, devlet bakanlıklarının sayısı şu anda 20 iken -20'ye kadar sayıda devlet bakanı atayabilirsiniz- 8'e indiriyoruz. Aslında, bizim gibi bir siyasî partinin, tek başına iktidara gelmiş, güçlü bir gruba sahip olan bir siyasî partinin böyle bir şey düşünmemesi gerekir. Daha fazla milletvekili arkadaşına bakanlık vermek herhalde popülist açıdan daha doğrudur diye değerlendirilebilir; ama, biz, devlet bakanlıklarının sayısını 8'le sınırlandırmak suretiyle, aslında, kendi iktidarını değil, ülkeyi ve halkını düşünen bir iktidar izlenimini verdiğimizi herhalde takdir edersiniz.

Değerli arkadaşlarım, ayrıca, 15 icracı bakanlıktan 6'sı dışındaki bakanlıkların taşra teşkilatlarını bu tasarı yerel yönetimlere devrediyor. Şimdi, izin verirseniz, tasarı elinizde; bunlar üniter yapıyı bozar mı, rejim için bir tehdit oluşturur mu, bir bakalım. Bu tasarı yasalaşıp yürürlüğe girdiğinde ne olacak? Aslında, geçici 1 inci maddede, bu yasa tasarısının yasalaşması halinde neyin olacağı yazılıdır. İşte, bakalım: "a) Sağlık Bakanlığı taşra teşkilâtının görev ve yetkileri, eğitim hastaneleri hariç, sağlık evi, sağlık ocağı, sağlık merkezi, dispanser ile hastaneler ve donatım müdürlükleri araç, gereç, taşınır ve taşınmaz malları, alacak ve borçları, bütçe ödenekleri ve kadroları ile birlikte olmak üzere personeli il özel idarelerine devredilecektir." Şimdi, bir sağlık ocağının, bir sağlık merkezinin, bir dispanserin il özel idaresine devrinin memlekete ne zararı olabilir allahaşkına?! Cumhuriyete ne zararı olabilir allahaşkına?! Bir sağlık ocağının, bir dispanserin boyaya ihtiyacı varsa, bir yeri kırılmışsa, bunun ödeneğini Ankara'dan bekle, Sağlık Bakanlığı bütçesine konulsun, Devlet Planlama Teşkilatından onay alınsın, Meclise gelsin, komisyonlarda görüşülsün, buradan çıksın... Yahu, milletimizi bunun için bekletmeye ne hakkınız var?! Bu, yerinde çözülebilecek bir iştir, il özel idarelerine verirsiniz, onlar bunu şıkır şıkır yapar. Bunun, vatandaşımıza getirdiği kolaylığın dışında, hizmetlerin çabuk görülmesinin dışında, allahaşkına, ne zararı olabilir?! Nasıl bunlara karşı çıkabilirsiniz?!

"Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı ve ulusal nitelik taşımayan kütüphane, devlet güzel sanatlar galerisi ve müzeler ile halk kütüphaneleri ve kültür merkezleri, belediye sınırları içinde belediyelere, belediye sınırları dışında il özel idarelerine..."

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

DEVLET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla) - Sayın Başkan, ne kadar sürem kaldı?

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Ali Şahin (AK Parti, İstanbul). “Kamu yönetimi temel kanunu tasarısı (ss.349)”. TBMM Genel Kurulu, 54. Birleşim tutanağı, 18 Şubat 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ali-sahin-22-2004-02-18-kamu-yonetimi-temel-kanunu-tasarisi-ss-349 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
