# Korsan yayıncılığın tüm yönleriyle araştırılarak alınması gereken önlemler hak.mec araşt.açılmasına ilişkin önerge(10/123)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Ali Şahin (AK Parti, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 80. Birleşim
- **Tarih:** 27 Nisan 2004
- **Gündem:** KORSAN YAYINCILIĞIN TÜM YÖNLERİYLE ARAŞTIRILARAK ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLER HAK.MEC ARAŞT.AÇILMASINA İLİŞKİN ÖNERGE(10/123)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ali-sahin-22-2004-04-27-korsan-yayinciligin-tum-yonleriyle-arastirilarak-alinmasi-gereken-onle

> Mehmet Ali Şahin (AK Parti), 27 Nisan 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 80. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KORSAN YAYINCILIĞIN TÜM YÖNLERİYLE ARAŞTIRILARAK ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLER HAK.MEC ARAŞT.AÇILMASINA İLİŞKİN ÖNERGE(10/123)); konuşma 2.111 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; hepinize sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum.

Bilindiği gibi, İçtüzüğe göre, Bakanlar Kurulu üyelerine sorulan sözlü sorular sırayla cevaplandırılmaktadır. Ben de, şahsıma yöneltilmiş olan sorulara bu sıraya göre cevap vermeye gayret edeceğim.

İlk soru -ki, daha önce iki defa okunmuş; ama cevaplandırılmamış. O bakımdan, ona öncelikle cevap vermek durumundayım- Malatya Milletvekili arkadaşımız Sayın Aslanoğlu'nun sorusu. Soru biraz önce de okundu. Sayın Aslanoğlu, "Millî Piyango İdaresinin 1996 yılında yaptığı ihaleyle yabancı bir firmaya 28 000 000 dolara kurdurduğu online sayısal loto sistemi için yıllık bakım onarım ücreti olarak her yıl yaklaşık 6 000 000 dolar ödenmesi ekonomik midir" diye sormaktadır.

Değerli arkadaşlarım, bilindiği gibi, Millî Piyango İdaresi, özelleştirme kapsamındadır ve Maliye Bakanlığımıza bağlıdır. Maliye Bakanlığı yetkililerinden ve Millî Piyango İdaresi yetkililerinden aldığım bilgiye göre, konuyu birkaç cümleyle bilgilerinize arz etmek istiyorum.

Millî Piyango İdaresi tarafından ülkemizde online sayısal loto oyunlarının oynatılması amacıyla yapılan ihaleyi, en uygun sistem ve fiyat teklifini veren Gtech firması kazanmıştır. Millî Piyango İdaresi ile Gtech firması, 16 Şubat 1996 tarihinde, online sayısal loto sistemi kurulmasına yönelik bir sözleşmeyi imzalamışlardır ve 11 Kasım 1996 tarihinde de, şu anda hâlâ uygulaması devam eden sayısal loto oyunu başlamıştır. Millî Piyango İdaresi, başlangıçta, sistem kuruluşunda herhangi bir ücret ödemesi yapmamış; buna karşılık, ödemeler, elde edilen hâsılatın yüzde 6'sı şeklinde geri ödenmiş ve öngörülen süreden de önce bu ödemeler tamamlanmıştır. Millî Piyango İdaresi tarafından firmaya yapılan tüm ödemeler ile halen yapılmaya devam eden hizmet ödemeleri, 1996 yılında imzalanan sözleşme hükümlerine göre gerçekleştirilmektedir. Sayısal oyunların oynatılmasına yönelik olarak işletim, bakım, onarım, alan servisi, yazılım, destek ve benzeri hizmetler karşılığı olarak, firmaya, bir yılda ödenen 6 000 000 dolar tutarındaki bedel, Millî Piyango İdaresinden bize gelen bilgiye göre, elde edilen yıllık hâsılatın yüzde 2'lik kısmını teşkil etmektedir. Yine verilen bilgiye göre, dünya ülkelerinde bu oranın yıllık hâsılatın yüzde 3'ünün de üstünde olduğu şeklindedir. Sayın Aslanoğlu'nun sorduğu "bu oran yüksek değil midir" şeklindeki soruya cevap teşkil edecek olan bölüm burasıdır; verilen cevap, dünya ortalamasının altında bir oran olduğu şeklindedir.

Diğer bir husus da, 1996 yılında sözleşme imzalanırken, ülkemizde bu konuda daha önce yapılmış hiçbir uygulama olmamasına rağmen, Millî Piyango İdaresinin yaptığı ihale ve sözleşme sonucunda oluşan ödemelerin dünya ortalamalarının altında olduğu gerçeğidir.

Sayın Aslanoğlu tarafından sorulan diğer bir soruya cevap vermek istiyorum. Spor Toto Teşkilat Müdürlüğü, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğüne bağlıdır; Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü de bana bağlıdır. Dolayısıyla, şimdi sorulan iki sorunun muhatabı bizzat bendeniz oluyorum. O bakımdan, birkaç cümleyle, bu sorulara da cevap vereceğim.

"Millî Piyango bünyesinde bulunan online sayısal loto sisteminde Spor Toto Teşkilatının müşterek bahis oynatması için protokol yapılmış mıdır" deniliyor. Evet; 1997 yılında, Millî Piyango İdaresine -demin söylediğim- Gtech firmasının kurduğu sistemden yararlanmak için, Spor Toto Teşkilat Müdürlüğü de, geçmişte, 1997 yılında bir protokol imzalamıştır.

Şimdi, Sayın Aslanoğlu soruyor: "Bu protokole dayanılarak Spor Toto Teşkilatı tarafından aynı yabancı firmaya yeniden bakım onarım ücreti adı altında ödeme yapılmış mıdır?" Sanıyorum, bu sorunun en can alıcı noktası budur; yani, Millî Piyango İdaresinde bir sistem var; bu sistem için Millî Piyango İdaresi bir para ödüyor; bu sistemden yararlanmak için Spor Toto Teşkilat Müdürlüğü de ayrıca bir protokol yapıyor "aynı firma, hem Millî Piyango İdaresinden hem de Spor Toto Genel Müdürlüğünden 'kullanım' adı altında, 'bakım' adı altında para alıyor mu" diye soruyor Sayın Aslanoğlu. Aslında, önemli bir sorudur. Gerçekten, aynı firmanın, Spor Toto Teşkilat Müdürlüğünden de para almış olduğu gerçeğini görüyoruz. Peki, ne kadar almış; tesis edilen terminal başına her ay 5 dolar; bir hesap yaptırdım, aylık 17 000 dolar, altı yıl boyunca da 1 172 000 dolar. Sayın Aslanoğlu "bu para lüzumsuz yere verilmiş bir para değil midir" diye soruyor. Evet, bize göre de lüzumsuz yere verilmiş bir paradır, mükerrer bir paradır.

Peki siz ne yaptınız derseniz; biz, tabiî, göreve gelir gelmez, bu konuyla ilgili, Teftiş Kurulunu görevlendirdik. Teftiş Kurulundan, Spor Toto Teşkilat Müdürlüğünden bu ilgili firmaya ödenen, ikinci kez ödenen -çünkü, aynı sistem için Millî Piyango İdaresi ödüyor- paranın mükerrer olduğu şeklinde bir rapor verildi; aynı zamanda, bir bilirkişi raporu aldık; orada da mükerrer olduğu söylenince, biz de konuyu yargıya intikal ettirdik. Şu anda, bu paranın geriye dönük olarak alımı, geri alımıyla ilgili, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü bir süreç başlatmıştır, dava sürecini başlatmıştır. Peki, Spor Toto Teşkilatı bu sistemi kullanmaya devam ediyor mu; hayır. Biz, 26 Şubatta buna da son verdik; çünkü, Spor Toto işletmesi kendi sistemini şu anda kurdu, kendi sistemi içerisinde hizmetlerine devam etmektedir.

Sayın Aslanoğlu'na, böyle bir konuyu Muhterem Genel Kurula kısaca arz etme imkânı verdiği için teşekkür ediyorum.

Şimdi, Sayın Ersin'in sorusuna geliyorum. Sayın Ersin "Türk sporu, son dönemlerde çeşitli iddialarla sarsılmaktadır. Özellikle Süper Ligde şike ve benzeri teşvik primleri, hem Türk sporunun kirlenmesine neden olmakta" diye başlayan bir soru önergesinde "Altayın uğradığı haksızlığın tespiti için tarafsız bir kurul oluşturup, şike ve teşvik primi iddialarını araştırmayı düşünüyor musunuz? Türk sporunu kirleten şike ve teşvik primlerine karşı daha etkin tedbir alacak mısınız" diye soruyor. Tabiî, bu soru bir sene önce sorulmuş.

Bir sene önce de, liglerin bitimine yakın, şimdi olduğu gibi, yine şike tartışmaları, teşvik primi tartışmaları vardı demek; her ne hikmetse, ligin sonuna doğru bu tür tartışmalar gündeme bomba gibi düşüyor.

Şimdi, Sayın Ersin'in geçtiğimiz yılla ilgili sormuş olduğu bu soru üzerine ne yapılmış? Türkiye Futbol Federasyonu acaba bir işlem yapmış mı yapmamış mı? Hemen şunu ifade edeyim ki, sadece Altay maçıyla ilgili değil, Türkiye Futbol Federasyonu, geçtiğimiz yıl temmuz ayı içerisinde -yanılmıyorsam- Süper Ligin son karşılaşmalarından olan, Diyarbakırspor-Elazığspor, İstanbulspor-Altay ve Bursaspor- Gençlerbirliği müsabakalarında anlaşmalı ve hileli müsabaka yapıldığı şeklinde çıkan haberleri ihbar kabul ederek, 5 kişiden oluşan bir Şike Araştırma Kurulu kurmuş, Şike Araştırma Kurulu, geçtiğimiz yıl bir çalışma yapmış; bu çalışmada, gazetelerde çıkan haberler, televizyonlarda bu konuyla ilgili açıklamaların kasetleri, iddiada bulunan spor kulübünün yetkilileri, şike yaptığı iddia edilen kulübün yetkilileri ve sporcularına yönelik bir çalışma yapmış, onların ifadelerine başvurmuş -ki, rapor şu anda önümdedir- ve "şike, bir futbol müsabakasının sonucunu hukuka aykırı, gayrimeşru veya normal olmayan biçimde değiştirmek üzere tarafların anlaşması olarak tarif edilmektedir. Futbol Müsabaka Talimatının 28/g maddesinde, bir müsabaka neticesi üzerinde, o müsabakada taraf olan futbolcu ve teşekkülün anlaşmaları hükme bağlanmış olmakla, yukarıda açıklanan şike tarifi doğrulanmıştır. Müsabakanın tarafları arasında o müsabaka için yapılacak anlaşma ‘şike’ olarak ifade edilmiştir. Gerek Altay Spor Kulübünün iddialarında ve gerekse dosyada belirtilen incelemelerde, açıklanan futbol müsabakalarında, somut bir beyan ve delile rastlanmamıştır" şeklinde, Şike Tahkim Kurulunun bir raporu, Futbol Federasyonu tarafından şahsıma gönderildi, ben de inceledim.

Sayın Ersin, sorunuzun cevabı olarak ifade ediyorum ki, geçtiğimiz yıl vermiş olduğunuz soru önergesindeki konuyla ilgili olarak Futbol Federasyonu bir komisyon kurarak bunu inceletmiş; ancak, iddiaları ispata yeter derecede delil bulunamadığı sonucuna varılarak, başkaca herhangi bir işlem yapılmamıştır.

Tabiî, işin ilginç yanı şu: Aynı iddialar, aynı söylentiler, aynı haberler şimdi de çıkmaktadır. Bilindiği gibi, Süper Lig ve İkinci Lig maçlarının bitmesine üç hafta kalmıştır ve son haftalarda, değişik haberler, değişik yorumlar yapılmaktadır. Hatta, iki milletvekili arkadaşımızın ismi dahi bu işe bulaştırılmaya çalışılmıştır; bazı gazetelerde, Cumhuriyet Halk Partisi Mardin Milletvekili Muharrem Doğan arkadaşımıza atfen haberler çıkmıştır; bir yemekte, bizim Trabzon Milletvekili arkadaşımız Faruk Özak'ın da bulunduğu orada, Trabzonspor-Gençlerbirliği maçına yönelik birtakım pazarlıkların yapıldığını duyduğu şeklinde ihbarlar gazetelere yansımıştır; ama, ben, Muharrem Beyle görüştüm, bugün bana geldi, kendisinin tekzip metinleri de elimde "ben böyle bir beyanda bulunmadım, bu tür iddialar bana ait değildir" şeklinde açıklama yapmış olmasına rağmen, hâlâ, bazı basın-yayın organları bu olayın üstüne gitmektedir. Gerek Sayın Doğan gerekse Sayın Özak, Türkiye Büyük Millet Meclisinin iki saygın milletvekilidir. Özellikle Faruk Bey, Türk futboluna hizmet etmiş, yöneticilik yapmış, Türkiye Büyük Millet Meclisinin en seçkin milletvekillerinden biridir; böyle bir şeye bazı basın-yayın organları tarafından bulaştırılmak istenmesini esefle karşıladığımı ifade etmek istiyorum. Çünkü, Türkiye Büyük Millet Meclisinin üyeleri, yasama görevinin yanı sıra denetim görevini de yapmaktadırlar; bu tür olayların üstüne gitmesi gereken arkadaşlarımızdır. O bakımdan, ben, bu soruya cevap verirken, herkesi sorumlu davranmaya davet ediyorum. Sporla ilgilenen herkesin, yazarların, kulüp başkanlarımızın, liglerin bitmesine üç hafta kala ağızlarından çıkan sözleri kulakları duymalıdır; çünkü, bir söz, söylemediğimiz sürece bizim esirimizdir; bir söz söylendiği takdirde biz o sözün esiri oluruz. O bakımdan, futbola, spora şaibe bulaştıracak ve bu anlama gelecek açıklamalar yapmak ve bu anlama gelecek davranışlarda bulunmak, Türk sporuna gölge düşürür. O nedenle, herkesi sorumlu davranmaya davet etmenin, görevim olduğunu düşünüyorum.

Bunun dışında, bu konularda elinde bilgi, belge, delili olan birtakım iddia sahipleri var ise, spordan sorumlu Devlet Bakanı olarak başta bana gelebilirler, Futbol Federasyonuna gidebilirler; bunların üzerine gitmek bizim görevimizdir; ama, delilsiz, uluorta konuşarak, kafaları karıştırmaya, spora ve özellikle futbola gölge düşürmeye hiç kimsenin hakkı olmadığı kanaatindeyim.

İzmir Milletvekili Sayın Ahmet Ersin arkadaşımızın sorusu üzerine bu açıklamayı yapma ihtiyacını hissettim. Özellikle teşvik primiyle ilgili iddialar da, son zamanlarda, yoğun şekilde gündemdedir. Bu konuyla ilgili, hem Bakanlığım hem Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü ve hem de Futbol Federasyonu çok dikkatli bir şekilde, Türkiye'deki futbol müsabakalarını, öncesinde, müsabaka esnasında ve sonrasında, ciddî şekilde takip etmektedir. İnanıyoruz ki, bu 2003-2004 sezonu şaibesiz şekilde sonuçlanacaktır; ama, kiminin şampiyon olacağı, kiminin de kümeden düşeceği bir süreçte, bu tür söylentilerin çıkmasını biraz da olağan karşılamak gerekir diye düşünüyorum; ama, bir cümlemi tekrar etmeme lütfen izin veriniz. Herkesi, şu süreçte sorumlu davranmaya davet ediyorum.

Diğer bir soru, yine İzmir Milletvekili arkadaşımız Hakkı Ülkü Beye ait. Bu da, aşağı yukarı bir sene önce sorulmuş bir soru, ancak sırası şimdi geldi, şimdi cevaplandırma imkânı buluyorum.

"13 Temmuz 2003 tarihinde ÖSYM sınav merkezi tarafından düzenlenecek olan -ki, düzenlendi tabiî, o zaman düzenlenecek olandı- kamu personeli seçme sınavının sadece öğretmen adaylarını kapsayacağı duyurulmuştur. Bu sene kamu personelinin merkezî sınav dahilinde alınması uygulaması neden öğretmenlik dışındaki meslek gruplarını kapsamamaktadır" deniliyor.

Değerli arkadaşlarım, bilindiği gibi, kamu kurum ve kuruluşlarında boş kadrolar var; ama, ekonomik nedenlerle, bu boş kadrolara, her yıl, bunları dolduruncaya kadar atama yapma imkânımız yok.

2003 yılında, sadece 35 000 kadro için açıktan atama izni verebildik. Bu, bütçe kanununda da yer almıştı. Bu 35 000 açıktan atama izninin 20 000'ini, Millî Eğitim Bakanlığı öğretmenler için kullanmıştı ve öğretmenler için, gerçekten, geçtiğimiz yıl bir sınav yapılmıştı ve bu sınav sonucunda da, öğretmenlerimiz kurayla atanmışlardı, hatırlayacaksınız.

Geriye kalan kadrolarla ilgili de "peki, açıktan atama yapılacak olan kişileri nereden seçtiniz" diyecek olursanız, bilindiği gibi, 1999 yılında bir devlet memurları sınavı yapılmıştı, 2002 yılında da kamu personeli seçme sınavı yapılmıştı. Bu sınavda -ki, ÖSYM tarafından yapıldı- başarı gösteren ve yüksek puan alanlardan başlamak üzere, ÖSYM tarafından, talep edilen kamu kurum ve kuruluşlarına, bu atamalar, geçtiğimiz yıl yapılmıştır.

Bu sene de, yine, 1999 ve 2002'de yapılan sınavların sonucuna göre, boş kadrolara, tabîi, atama izni çerçevesinde atama yapılmaktadır; ancak, gerek 1999 gerekse 2002'de yapılan sınavların süresinin, yönetmelik gereği, artık sonuna geldik. 3 Mayıs 2004'te, 1999 yılında yapılan sınavın süresi doluyor; yine, bu yılın temmuz ayında da, 2002'de yapılan kamu personeli seçme sınavının süresi doluyor.

Sayın Ülkü "başka sınav yapmayacak mısınız; sadece öğretmenler için mi sınav yapacaksınız" diyor. Bu sene, 10 ve 11 Temmuzda, kamu personeli seçme sınavı ÖSYM tarafından yapılacaktır. Bilindiği gibi, şu anda da müracaatlar yapılmaktadır; bu ayın sonuna kadar da, ilgililer, müracaatlarını yapacaklardır. Şu anda, 1999 veya 2002 sınavını kazanan veya kendilerine puanları bildirilen kişilerin -1999 sınavı için mayısa kadar, 2002 sınavı için temmuz ayında yapılacak sınava kadar- atamaları da, yine kamu kurum ve kuruluşları tarafından -tabiî ÖSYM kanalıyla- gerçekleştirilecektir.

2003 yılında izni alınıp da, 2003 yılında ataması yapılamayan 2 386 açık atama için, şu anda, 1999 ve 2002 sınav sonuçlarına göre, zaten, ÖSYM bir atama süreci de başlatmıştır; nitekim, elinde "kazandı" belgesi olan vatandaşlarımız buraya başvurmaktadır.

2004 yılında açıktan atama izni 40 000'dir. Bunun yarıya yakını, 18 000'i öğretmen atamalarıdır; 10 000'i atandı, 8 000'i önümüzdeki süreçte atanacak. Yine, büyük bir bölümü, 6 600'ü, üniversitelerimiz içindir. 5 500'ü, polis okullarından mezun olacak mecburî hizmetle yükümlü polislerimiz içindir. Bunun dışında, kamu kurum ve kuruluşlarına, yönetmelik gereği, Maliye Bakanlığı, Devlet Personel Başkanlığı ve Başbakanın onayıyla, 40 000 açıktan atama izni, kamu kurum ve kuruluşlarına taksim edilmiştir. Bu çerçevede, şu anda bunları kullanmak isteyen kamu kurum ve kuruluşları, henüz süreleri dolmamış olan sınav sonuçlarına göre atama yapmaktadırlar; ama, bir kısmı da, herhalde, temmuzda yapılacak olan sınavdan sonra bu atama işlemlerini yapacaklardır.

Sayın Ülkü bir soru daha soruyor: "Siz, bu sistemi devam ettirecek misiniz?" Yani, yine aynı sistem mi devam edecek; yine merkezî sistem yoluyla mı personel almaya devam edeceksiniz? Evet; şu anda, Hükümetimiz, yine bu sistemi uygulamaya devam etmektedir. İşte, bu sene yapacağımız sınav sonucunda da, yine, ÖSYM tarafından, kamu kurum ve kuruluşlarına atama işlemleri gerçekleştirilecektir.

Değerli arkadaşlarım, sözlerimin sonuna geldim. Bir soru daha vardı "Eurovision Şarkı Yarışmasının İzmir'de, Selçuk'ta yapılmasını düşünüyor musunuz" diye, Kültür ve Turizm Bakanımıza bir soru yöneltilmişti. Bilindiği gibi, Eurovision Şarkı Yarışması Türkiye'de yapılacak; ama, İstanbul'da, Abdi İpekçi Spor Salonunda yapılması kararlaştırıldı. Şu anda da Abdi İpekçi Spor Salonu bu iş için tahsis edildi, hazırlıklar da büyük bir hızla devam ediyor. Geçtiğimiz yıl olduğu gibi, inşallah, bizim sanatçılarımız, Türk sanatçılarımız, Eurovision Şarkı Yarışmasında başarılı olurlar.

Tüm sanatçılara da şimdiden başarılar diliyor, hepinize saygılar sunuyorum efendim. (Alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Ali Şahin (AK Parti, İstanbul). “Korsan yayıncılığın tüm yönleriyle araştırılarak alınması gereken önlemler hak.mec araşt.açılmasına ilişkin önerge(10/123)”. TBMM Genel Kurulu, 80. Birleşim tutanağı, 27 Nisan 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ali-sahin-22-2004-04-27-korsan-yayinciligin-tum-yonleriyle-arastirilarak-alinmasi-gereken-onle (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
