# Futbolda şike,rüşvet,vb.meydana gelen istenmeyen olayların araştırılması amacıyla meclis araşt.açılmasına ilişkin önergeler(10/63,113,138,179,228)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Ali Şahin (AK Parti, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 20. Birleşim
- **Tarih:** 23 Kasım 2004
- **Gündem:** FUTBOLDA ŞİKE,RÜŞVET,VB.MEYDANA GELEN İSTENMEYEN OLAYLARIN ARAŞTIRILMASI AMACIYLA MECLİS ARAŞT.AÇILMASINA İLİŞKİN ÖNERGELER(10/63,113,138,179,228)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ali-sahin-22-2004-11-23-futbolda-sike-rusvet-vb-meydana-gelen-istenmeyen-olaylarin-arastirilma

> Mehmet Ali Şahin (AK Parti), 23 Kasım 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 20. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: FUTBOLDA ŞİKE,RÜŞVET,VB.MEYDANA GELEN İSTENMEYEN OLAYLARIN ARAŞTIRILMASI AMACIYLA MECLİS ARAŞT.AÇILMASINA İLİŞKİN ÖNERGELER(10/63,113,138,179,228)); konuşma 2.059 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinize sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum.

Muhtelif tarihlerde verilmiş, aynı amaca yönelik 5 ayrı araştırma önergesini, bugün, Genel Kurulumuzda birleştirerek görüşeceğiz. Biraz önce, önerge sahibi arkadaşlarımızı Sayın Başkanımız takdim ettiler.

Diyarbakır Milletvekili arkadaşımız Sayın Değer, araştırma önergesinde özetle şöyle diyordu: "Son günlerde, sahalarda, tribünlerde ve maç sonrası meydana gelen olaylar hoş karşılanmamakla birlikte, meydana gelen anarşinin bir an önce durdurulması ve bu konuda Türkiye Büyük Millet Meclisinde bir araştırma komisyonu oluşturulup bu olayların araştırılmasıyla, meydana gelişi ve nedenleri aydınlığa kavuşturulmalıdır."

Diğer bir milletvekili arkadaşımız, İzmir Milletvekili arkadaşımız Sayın Ülkü, 26 arkadaşıyla birlikte vermiş olduğu araştırma önergesinde "futbolun güzelliğine gölge düşüren şike ve bunun gibi iddiaların araştırılıp açıklığa kavuşturulması, sadece iddiaları öne sürülen ya da suçlamalara maruz kalanlar için değil, temiz toplum için gereklidir; bu konuda, Türkiye Büyük Millet Meclisi, bir araştırma komisyonu kurarak bunların üstüne gitmelidir" diyor.

Yine, aynı şekilde, İzmir Milletvekili arkadaşımız Sayın Ersin "bir süreden beri, bazı yazılı ve görsel basında yer alan ve kamuoyunu rahatsız eden şike haberleri ve itiraflar, bu başarıları gölgelemekle kalmayıp, genel olarak Türk sporunu zan altında bırakmaktadır" değerlendirmesini yapmak suretiyle, bütün bu iddiaların araştırılmasını, 23 arkadaşıyla birlikte, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulundan talep etmişler.

Yine, Musa Uzunkaya, aynı şekilde, bu araştırma önergesiyle, hakem hataları ve varsa kasıtlı kural ihlallerinin, genelde Anadolu takımları için kullanılan taraflı davranılıyor iddialarının, çete, mafya ve şike iddialarının varlığı ve sporun sonuçlarını etkilediği ve bazılarının bundan maddî menfaat sağladığı iddialarının, spor sahalarına hiç yakışmayan kötü tezahüratın ve şiddetin önüne geçilebilmesi için alınacak önlemlerin ortaya konulması amacıyla, 26 arkadaşıyla birlikte bir Meclis araştırması önergesi vermiş ve bir komisyon kurulmasını talep ediyor.

Son olarak da, Sayın Özak, 22 arkadaşıyla birlikte, başta futbol olmak üzere, diğer spor dallarında şike ve benzeri durumların olup olmadığının araştırılması, teşvik primi denilen uygulamanın hukukî ve ahlakî açıdan değerlendirilmesi, Türk sporuna katkısının araştırılması, televizyonlarda yayınlanan spor programlarının Türk sporuna katkısının ve taraftar şiddetine etkisinin araştırılması ve gereken önlemlerin alınması amacıyla bir Meclis araştırması önergesi vermiş.

Tüm arkadaşlarıma, böylesine önemli bir konuyu, Türkiye'nin, özellikle spor camiasının gündeminde hep yer alan konuları araştırma önergelerine konu yapıp Genel Kurulun önüne getirdikleri için teşekkür ediyorum.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, spor, belki bireysel olarak başladı; ama, daha sonra bir yarışma sporu hüviyetine büründü. Belki, sporun faaliyet alanı önce yöreseldi, daha sonra ülkesel hale geldi; daha sonra da bölgesel oldu, bölge ülkeleri, kendi aralarında her türlü spor alanında müsabakalar yapmaya başladılar ve daha sonra, bu, evrensel hale geldi. Dolayısıyla, bugün, dünyada, spora önem vermeyen, özellikle performans sporcusu yetiştirmeyen ülke hemen hemen yok gibidir. Nitekim, en son yapılan Atina Olimpiyatlarına 202 ülkenin sporcularıyla birlikte katılmış olması, ülkelerin spora vermiş oldukları önemi gösterir; çünkü, başarılı sporcu yoluyla ve spor alanında başarılar yoluyla, ülkeler kendilerini tanıtmayı arzu etmektedirler.

Dünyada, bazı ülkelerin anayasalarında spordan bahsedilir; ama, bizim Anayasamız -geçmişteki anayasaları da kastediyorum, şimdiki, yürürlükte bulunan Anayasamızı da kastediyorum- 59 uncu maddesinde, spora yer veren, sporun tabana yayılması gerekliliğini vurgulayan ve başarılı sporcunun korunmasını amaçlayan bir düzenlemeyi bünyesinde barındırmaktadır.

Kuşkusuz, spor, diyalog, barış, dostluk gibi güzel kavramların gelişmesine hep yol açmıştır, yol açmalıdır. Hagi'nin Türkiye-Romanya ilişkilerinin gelişmesine katkısını inkâr edebilir miyiz?! İbrahim Kutluay'ın Atina'da bir basketbol takımında oynamış olması Türk-Yunan ilişkilerinin normalleşmesine önemli katkılar sağlamıştır; Atina'da, olimpiyatlar esnasında, bizzat, kendisiyle birlikte bulunduğum bir gün bunu yaşadığımı ifade etmek istiyorum. Derwall'ın, Schumaer'in Türk-Alman ilişkilerine katkısını inkâr edebilir miyiz?! Dolayısıyla, başarılı sporcular, bana göre, gönüllü birer elçilerdir. O nedenle, her ülke, başarılı sporcular yoluyla hem kendisini tanıtmakta hem de diğer ülkelerle olan ilişkilerinin olumlu istikamette gelişmesine çalışmaktadır.

Değerli arkadaşlarım, her büyüyenin, her gelişenin sorunları da oluyor. Dünyada ve ülkemizde spor gelişiyor; ama, tabiî, gelişen ve büyüyen sorunlarla birlikte karşımıza çıkıyor. Bugün, burada, demin söylediğim güzellikleri daha geniş şekilde görüşmeyi, konuşmayı, sporun faziletlerini, ondan yararlanma sonucunda elde ettiğimiz güzellikleri dakikalarca anlatmayı arzu ederdim; ama, maalesef -biraz önce önergelerin özetinde de ifade etmiştim- genelde sporun, özelde de futbolun sorunlarını konuşmak zorunda kaldık. Bu niçin böyledir; niçin sporun ve özelde de futbolun olumsuz yönlerini burada konuşmak durumunda kaldık?

Değerli arkadaşlarım, hem dünyada hem ülkemizde özellikle futbol bir ekonomik sektör haline geldi. Rakamlar doğru mudur, bilemiyorum; ancak, basın yayın organlarında yer alan haberlerde, bir yıl içerisinde tüm dünyada futbol sektöründe 250 milyar doların döndüğü ifade ediliyor; bu çok önemli bir rakamdır. Ülkemizde de, özellikle son yıllarda, futbol sektörü, kuşkusuz ki, büyük paraların işlem gördüğü bir sektör haline geldi. Bu durum, zaman zaman, futbolun görsel bir sanat olma özelliğinin önüne geçiyor; yani, ekonomik bir sektör olması, futbolun güzelliğinin, bir seyir sanatı olmasının önüne geçiyor. O nedenle, işte şu anda konuşmakta olduğumuz, biraz sonra konuşacağımız sorunları yaşıyoruz.

Birtakım menfaat odakları "çete" diyebileceğimiz "mafya" diyebileceğimiz birtakım örgütler, böylesine önemli bir kaynaktan pay alabilmek için, bu işin içerisine girme ihtiyacını duyuyorlar. Tabiî, muvaffak oluyorlar mı olamıyorlar mı, onu kamuoyunun ve siz değerli milletvekili arkadaşlarımın takdirine bırakıyorum; ama, konuşulanlar ve iddialar, bu konuda hiç de başarısız olmadıkları şeklinde bir kanaati, ifade etmeliyim ki, pekiştiriyor.

Tabiî, bu, birtakım menfaat çatışmalarını da gündeme getiriyor. Tabiî, bundan bir şiddet türüyor, fanatizm doğuyor ve aynı zamanda haksız rekabet de gündeme geliyor. "Doping" dediğimiz, yasak maddelerin kullanılması da, sporun bugün içinde bulunduğu olumsuzluklardan biridir. Nitekim, bunca kontrole rağmen Atina Olimpiyatlarında, 10'dan fazla sporcunun, doping maddesi kullandıkları için, ya yasaklandığını yahut da bazılarının almış olduğu madalyalarının geri alındığını hepiniz biliyorsunuz.

Değerli arkadaşlarım, bütün bu olumsuzluklar var diye, bunları yaşıyoruz diye, biz, spordan, sporu geliştirmekten, başarılı sporcu yetiştirmekten vazgeçecek miyiz? Anayasanın 59 uncu maddesinde ifadesini bulan, biraz önce ifade ettiğim, sporun kitlelere yayılmasını teşvik etmekten, başarılı sporcuları korumaktan, kollamaktan, yetiştirmekten vazgeçecek miyiz? Nasıl ki, affedersiniz, mikrop var, hastalık var diye yaşam mücadelesinden vazgeçmiyorsak, bu olumsuzluklar var diye spordan ve sporu geliştirmekten de vazgeçecek değiliz.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, spor, önce, ifade edeyim ki, sivil bir alandır; çünkü, spor kulüpleri sivil toplum örgütleridir ve Dernekler Kanununa göre faaliyette bulunurlar. Devletin görevi, bu alanı daha da genişletmek ve daha da özgürleştirmektir. Nitekim, Futbol Federasyonu, yanılmıyorsam, bundan oniki yıl önce, spor alanını genişletmek ve sporun gerçek aktörleri tarafından yönlendirilmesini sağlamak amacıyla özerk hale getirilmiştir. Nitekim, bu yılın başlarında, Yüce Parlamentomuz, iktidarıyla muhalefetiyle sizler, benim Bakanlığımca hazırlanıp, Parlamentoya hükümet tasarısı olarak sevk edilen, diğer federasyonlara da özerklik yolunu açan kanun tasarısını kabul ettiniz, şu anda yürürlüktedir. Yanılmıyorsam, şu ana kadar, futbol dışında 8 tane federasyonumuz da özerklik statüsüne kavuşmuştur.

Biz, Hükümet olarak, yani, devlet erkini kullanan organlar olarak, spor alanının özerk bir statüde olmasını, kuşkusuz ki, arzu ediyoruz. Nitekim, bununla ilgili de, içerisinde bulunduğumuz yılın başında, demin söylediğim yasal düzenlemeyi yaptık; ama, değerli arkadaşlarım, özerklik başıboşluk değildir, denetimsizlik değildir. Nitekim, çıkarmış olduğumuz yasalarda da bu önlemleri alacak düzenlemelerimiz vardır.

Eğer, spor alanında, özellikle futbolda, sporla bağdaşmayan işler oluyorsa, devlet, hükümet, herhalde, bunlara seyirci kalamaz, kalmamalıdır. Bugün, burada, Türkiye Büyük Millet Meclisinin yaptığı da budur. Millet iradesinin tecelli ettiği yer olan Türkiye Büyük Millet Meclisi, sivil bir alan olmasına rağmen, sporda meydana geldiği ifade edilen, iddia edilen hususlar karşısında sessiz kalmıyor, seyirci kalmıyor; bütün bu iddiaları araştırmak için önergeleri gündemine alıyor, büyük bir ihtimalle de, bu önergelerin görüşülmesinden sonra, sizlerin oylarıyla bir araştırma komisyonu kurulacak. Bu, Türkiye Büyük Millet Meclisinin yasama görevinin dışında ikinci önemli bir görevi olan denetim görevinin de bir gereğidir, bir sonucudur.

Bendeniz, biliyorsunuz, hükümette aynı zamanda spordan da sorumluyum; ama, yasaların bana vermiş olduğu yetki, sporla ilgili, özellikle futbolla ilgili denetim ve gözetim yetkisidir. Ben, bu görevimi Başbakanlık Teftiş Kurulu kanalıyla kullanabiliyorum. Peki, göreve geldiğiniz süre içerisinde bu yetkinizi kullandınız mı; kuşkusuz ki, kullandım. Basında, kamuoyunda yer alan ve bu araştırma önergelerine konu olan iddiaların doğru olup olmadığı, doğru ise sorumlularının tespiti amacıyla Başbakanlık Teftiş Kurulunu görevlendirdim, kendilerinden bir rapor da aldım. Ancak, bu raporda, Başbakanlık Teftiş Kurulu, başka hususların da araştırılmasına ihtiyaç duyduğu için yeniden onay istedi. Bu onayı da vermek suretiyle daha geniş çaplı bir araştırma yapılmasını arzu ettik, bu talimatı verdik; şu anda o çalışma devam ediyor.

Türkiye Büyük Millet Meclisi, özellikle sporda şiddet ve düzensizlikle ilgili, bana göre, üzerine düşeni bu yılın nisan ayında yerine getirdi. 7 Mayıs 2004 tarihinde Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Spor Müsabakalarında Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun, bu Parlamentoda iktidar ve muhalefet partilerinin işbirliğiyle ve destekleriyle çıktı.

Şimdi, bu olaylar niye oluyor; neden bu olumsuzlukları yaşıyoruz; bu şike söylentileri nereden kaynaklanıyor; bunların aslı var mı; neden spor sahalarımızda, tribünlerde şiddete maruz kalıyoruz? Şiddet görüntüleri hepimizi rencide ediyor, yaralıyor. Nitekim, pazar günü akşamı, bir futbol karşılaşmasında, tribünde gencecik bir vatandaşımızı maalesef kaybettik. Kendisine Cenabı Hak'tan rahmetler, ailesine de sabır diliyorum.

Peki, bizim çıkarmış olduğumuz yasa, hâlâ yürürlükte olan Spor Müsabakalarında Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Yasa neler öngörüyordu, şöyle, ne gibi düzenlemeler getirdiğimize bakarsak, bu olayların niçin meydana geldiğinin de cevabını buluruz.

Bakın, o Yasa neler öngörmüştü: "Spor alanlarında sağlık ve güvenlikle ilgili her türlü düzenlemeyi yapma görevi, evsahibi kulübe aittir." En önemli maddelerden biri; evsahibi kulüp, güvenlikle ilgili tedbirler alma konusunda görevlendirilmiş. Kim görevlendirmiş; Türkiye Büyük Millet Meclisi, sizler, bizler görevlendirdik.

"Spor alanlarında çocuklar ve engellilerin müsabakaları izleyebilmeleri için, durumlarına uygun yerler tahsis edilir" demişiz ve devam etmişiz "spor alanlarında seyircilerin oturma yerleri numaralandırılır. Koltuk sayısı kadar bilet bastırılır ve satışa sunulur. Spor alanlarına kapasitenin üzerinde ve biletsiz seyirci alınamaz." Ne zaman demişiz bunu; işte, bu yılın nisan ayında demişiz ve bu konuda yapmış olduğumuz yasal düzenleme de, Resmî Gazetede 7 Mayısta yayımlanarak yürürlüğe girmiş.

Şimdi, işte, bu olaylar neden oluyor, neden tribünlerde bir kargaşa var sorusunun cevabı aslında burada yatıyor. Biz, yasama organı olarak, bu tür olayların meydana gelmemesiyle ilgili, aslında, yasal önlemleri almışız, bunu yürürlüğe de koymuşuz.

Ayrıca "spor alanlarında güvenliğin sağlanması ve yasalara aykırı davrananların tespiti amacıyla, gerekli teknik donanımlar kurulur" demişiz. Bunlar ne; bunlar, güvenlik kameralarıdır. Bunlar, giriş-çıkışta biletsiz seyirci girmesin diye, elektronik sistemlerin kurulmasıyla ilgili düzenlemelerdir.

V. HAŞİM ORAL (Denizli)- Turnikeler...

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla)- Turnikelerdir kuşkusuz; ama, bir de, bu yasayı uyguladınız, il güvenlik kurulları, bu olaylara sebep olanları tespit etti, müsabakalara belirli süre girmesine men cezası verdi. Peki, o kişinin stada ertesi hafta girmemesini nasıl temin edeceksiniz? Bununla ilgili, orada, görüntüsünden, resminden tanıyacak olan bir sisteme ihtiyaç var. Kuşkusuz ki, bütün bunların kurulması gerekliliğini, biz, çıkarmış olduğumuz yasada öngörmüşüz.

Başka neleri öngörmüşüz; "spor kulüpleri, güvenliği sağlamaya yetecek sayıdaki güvenlik elemanlarını müsabaka öncesinden müsabakanın tamamlanıp seyircinin ve sporcuların tahliyesine kadar geçecek dönem içerisinde, müsabakanın yapılacağı yerde bulundurmak ve spor alanının iç güvenliğini sağlamakla yükümlüdürler" demişiz.

"Müsabakaların yapılacağı spor alanına, güvenlik güçlerince gerçekleştirilecek kontrolden sonra seyirci alınır" demişiz.

Genel güvenlik güçlerince veya genel güvenlik güçlerinin denetiminde, özel güvenlik güçlerince üst araması yapılacağını ve bu kanunun amacına aykırı madde ve cisimlere elkonulacağını öngörmüşüz. Bunların sağlıklı şekilde yapılmaması veya yakalanması halinde bu maddelerin, bunların para cezası, hapis cezası, müsabakadan men cezası gibi müeyyidelerini öngörmüşüz.

Çıkarmış olduğumuz yasanın gerekçelerine ve çıkış amacına uygun tatbik edilmemesinden, şöyle söylemek daha da uygun olur, tam olarak tatbik edilmemesinden kaynaklanan birtakım sorunları yaşadığımızı huzurunuzda ifade etmek zorundayım.

Ayrıca "emniyet teşkilâtı tarafından; fanatizmin önlenmesi, faillerin tespiti, eylemlerin delillendirilmesi, verilen cezaların takibi ve bu kanuna aykırı eylem ve davranışların engellenmesi amacıyla bilgi bankası oluşturulur." Nerelerde; illerimizde, emniyet müdürlüklerinde ve "toplanan bilgiler üç ayda bir ilgili federasyonlara bildirilir" demişiz; yani, bu işin takibiyle ilgili de bilgi bankası oluşturulmasını il güvenlik kurullarına ve dolayısıyla, il emniyet...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla) - Sayın Başkan, özetliyorum.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Bakan.

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla) - Çok teşekkür ederim.

Bu kadar kısa sürede... 20 dakika ne kadar çabuk doldu. Bazen heyecanlı maçlarda da böyle oluyor, zamanın nasıl geçtiği belli olmuyor.

Evet, sözlerimi toparlamak durumundayım.

Değerli arkadaşlarım, bu yasanın, şu anda kamuoyunda tartışılan, hepimizi rahatsız eden ve araştırma önergelerine konu olan olumsuzlukların yaşanmamasıyla ilgili eksikleri olabilir. Biz, yasama organı olarak, bir yasal düzenlemeyi ortaya koyduk. Şimdi, görünen o ki -biraz önce de ifade ettim- bu yasanın tam olarak uygulanmamasından doğan sıkıntıları ve problemleri yaşıyoruz. O halde, bu yasayla görevli ve sorumlu kılınan herkese, bundan sonra bu tür olayların yaşanmamasıyla ilgili sorumluluklar düşüyor. Önce, spor kulüplerimizin başkanlarına ve değerli yöneticilerine önemli sorumluluklar düşüyor.

Birtakım spor kulübü taraftarlarının taşkınlıklarının arkasında, spor kulüp yöneticilerinin bazıları tarafından desteklenmesi, kendilerine ekonomik destek sağlanması iddiaları var. Bunlar çok ciddî iddialardır. Sahadaki futbolcu profesyoneldir, para karşılığı o kulüpte top oynamaktadır. Çok az da olsa, birtakım seyirciler, kendilerini profesyonel seyirci olarak görmeye ve sadece o profesyonelliğin gereğini yapmaya başlamışlardır. Sorun buradan kaynaklanıyor. O halde, önce kulüplerimiz, il güvenlik kurullarımız, valilerimiz, emniyet müdürlerimiz ve tabiî ki Futbol Federasyonumuz -bu yasa, Futbol Federasyonumuza da, bütün bu önlemlerin takibiyle ilgili görevler yüklemiştir- herkes, görevini en iyi şekilde yerine getirecek.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Ali Şahin (AK Parti, İstanbul). “Futbolda şike,rüşvet,vb.meydana gelen istenmeyen olayların araştırılması amacıyla meclis araşt.açılmasına ilişkin önergeler(10/63,113,138,179,228)”. TBMM Genel Kurulu, 20. Birleşim tutanağı, 23 Kasım 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ali-sahin-22-2004-11-23-futbolda-sike-rusvet-vb-meydana-gelen-istenmeyen-olaylarin-arastirilma (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
