# Türk sporunda şiddet,şike,rüşvet ve haksız rekabet iddialirı hak.10/63,113,138,179,228 esas numaralı mec.araşt.kom.rap.(s.sayısı:956)genel görüşmesi

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Ali Şahin (AK Parti, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 15. Birleşim
- **Tarih:** 8 Kasım 2005
- **Gündem:** TÜRK SPORUNDA ŞİDDET,ŞİKE,RÜŞVET VE HAKSIZ REKABET İDDİALİRI HAK.10/63,113,138,179,228 ESAS NUMARALI MEC.ARAŞT.KOM.RAP.(S.SAYISI:956)GENEL GÖRÜŞMESİ
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ali-sahin-22-2005-11-08-turk-sporunda-siddet-sike-rusvet-ve-haksiz-rekabet-iddialiri-hak-10-63

> Mehmet Ali Şahin (AK Parti), 8 Kasım 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 15. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRK SPORUNDA ŞİDDET,ŞİKE,RÜŞVET VE HAKSIZ REKABET İDDİALİRI HAK.10/63,113,138,179,228 ESAS NUMARALI MEC.ARAŞT.KOM.RAP.(S.SAYISI:956)GENEL GÖRÜŞMESİ); konuşma 1.934 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi saygıyla sevgiyle selamlıyorum.

Geçtiğimiz ay -18 Ekimde- şu anda görüşmekte olduğumuz komisyon raporu görüşülmeye başlanmıştı, ancak, araya hem bayram girdi hem de bazı denetim konuları girdiği için, bu komisyon raporuyla ilgili görüşmelerimize bugün kaldığı yerden devam etme imkânı bulduk. Gerek 18 Ekimdeki oturumda söz alan arkadaşlarımız gerekse bugün kişisel olarak görüşlerini bizimle paylaşan arkadaşlarımız, Türk sporunda şiddet, şike, rüşvet ve haksız rekabet iddialarının araştırılması suretiyle gerekli önlemlerin belirlenmesi amacıyla kurulmuş olan komisyon raporu üzerinde ayrıntılı değerlendirmeler yaptılar. Ben de spordan sorumlu bir bakan arkadaşınız olarak, komisyon raporu üzerinde özet bir değerlendirme yapmak, daha sonra da özellikle gruplar adına 18 Ekimde yapılan konuşmalarda ve bugün kişisel olarak düşüncelerini söyleyen arkadaşlarımızın eleştirel anlamda gündeme getirdiği bazı konularla ilgili değerlendirmeler yapmak istiyorum.

Önce, değerli arkadaşlarım, spor, aktif bir alandır, dinamik bir alandır, sürekli rekabetin yaşandığı bir alandır. Zaten rekabet olmasa spor da olmaz. Yarışmacı bir sporun rekabet olmasa meydana gelmesi düşünülemez; ancak, takdir edersiniz ki, rekabetin olduğu her yerde zaman zaman rakibini veya rakiplerini haksız şekilde devredışı bırakabilmek ve ona karşı avantaj elde edebilmek için birtakım olumsuzlukları geçmişte yaşadık, bugün de yaşıyoruz. Sanıyorum, geçmişte de yaşandığı gibi gelecekte de buna benzer olumsuzlukları yaşamak durumunda kalacağız.

Dünyanın her ülkesinde olduğu gibi bizim ülkemizde de sporun güzelliklerinin yanı sıra, maalesef, çirkinliklerini de zaman zaman yaşıyoruz ve bundan da hepimiz üzüntü duyuyoruz. İşte, bu yılın başında, hem İktidar Partisine mensup arkadaşlarımız hem de muhalefet partisine mensup arkadaşlarımız, araştırma önergeleri vermek suretiyle, spor adına yapılan bazı olumsuzlukların, bunlar şike olabilir, rüşvet olabilir, haksız rekabet olabilir, bu iddiaların araştırılmasını ve ortaya çıkan duruma göre alınması gereken önlemlerin tespiti amacıyla önergeler verdiler, biz de Hükümet olarak ve özellikle spordan sorumlu bakan olarak, bu önergelerin birleştirilerek bir an önce öne alınarak görüşülmesine destek verdik ve bu komisyonun kurulmasını ben de canı gönülden destekledim; Türkiye Büyük Millet Meclisi böylesine Türkiye'de geniş halk kitlelerinin ilgi duyduğu spor alanındaki bu yanlışlıkları ve çirkinlikleri tespit edebilsin, üzerine gidebilsin ve millet adına bir fotoğraf çekebilsin diye düşündüm. Hemen memnuniyetle ifade edebilirim ki, komisyon çok değerli bir çalışma ortaya koydu. Bilemiyorum, tetkik etme imkânını buldunuz mu, şu rapor, âdeta spor alanında kitaplaştırılabilecek özgün bir eser olarak, bana göre, ortaya çıktı. Arkadaşlarımız sadece spordaki olumsuzlukları ve bununla ilgili önerilerini bu raporda toplamamışlar, geçmişten beri değişik spor dallarıyla ilgili ciddî bir değerlendirme yapmışlar. O nedenle, ben, komisyon başkanı Sayın İpek'e de ifade ettim, bunu, eğer, bir kitap haline getirebilirseniz, bunu üniversitelerimizin beden eğitimi ve spor yüksekokullarına gönderebilirseniz, tüm spor kulüplerimize, federasyonlara gönderebilirseniz -ki, biz, federasyonlarımıza bunları dağıttık- çok yararlı olacağı düşüncesini kendisine de ifade ettim. O da, zaten, böyle bir düşünce içerisinde olduğunu söyledi, bundan da fevkalade memnun oldum. O nedenle, başta Komisyon Başkanı arkadaşımız olmak üzere, bu komisyonda görev yapmış olan tüm komisyon üyesi arkadaşlarımıza gerçekten teşekkür ediyorum, emeği geçen herkese takdirlerimi ve minnet duygularımı ifade etmek istiyorum.

Bu komisyon raporunun 28 sayfası -ki, 237 ile 265 inci sayfalar arasıdır- asıl, bu komisyon raporunun üzerinde durulması gereken bölümlerini toplamaktadır içinde; bu da, Türk sporunun yeniden yapılandırılmasına yönelik komisyonun çözüm önerileri başlığını taşımaktadır. Komisyon, Türk sporunun yeniden yapılandırılmasına yönelik olarak bazı öneriler ortaya koymaktadır. Ben, bu önerileri, son derece değerli öneriler olarak değerlendiriyorum. Bunlardan ilki, Türk sporunda şiddeti önlemeye yönelik çözüm önerileridir. Bununla ilgili medyaya düşen görevler komisyonca ortaya konmuştur raporda, Türkiye Futbol Federasyonu ve Merkez Hakem Kuruluna düşen görevler tespit edilmiş ve rapora yazılmıştır, statlarımızın fizikî koşullarının iyileştirilmesiyle ilgili tespitleri ve bu alanda yapılması gerekenlerle ilgili öneriler ortaya konmuştur, güvenlikle ilgili alınması gereken tedbirlerle ilgili öneriler açıklanmıştır. Ayrıca, spor eğitimiyle ilgili yapılması gerekenler ve kuralların tarafsız uygulanmasıyla ilgili tespit ve öneriler de ayrıca şiddeti önlemeye yönelik çözüm önerilerinin içerisinde yer almıştır. Tabiî, bunların ayrıntılarına giremiyorum, girersem 20 dakikalık süre çok kısa sürede geçer; ama, raporda bunlar ayrıntılı şekilde yer alıyor.

Belki de, bu önerilerin içerisinde en dikkati çeken, ikinci alt başlıkta ifade edilen husus olmalı. "Türk Sporunda Şike ve Teşvik Primini Önlemeye Yönelik Çözüm Önerileri." Komisyon bu başlık altında, bu alt başlık altında, tespitlerinin ışığında bazı öneriler getiriyor. Bunların başında şu geliyor: "Olayların tespiti için -yani, spordaki şiddet, şike ve teşvik primi gibi olumsuzlukların önlenmesi bakımından olayların tespiti için- özel görevliler istihdam edilmelidir" diyor komisyon. Tahkik Kurulunun, sadece şike değil, tüm yozlaşmaya dayalı eylemlerde görevli kılınmasını öneriyor. Ayrıca, zamanaşımı süresinin artırılmasını tavsiye ediyor, özellikle altını çizerek. Her iddianın üstüne de federasyonların resen gitmesini öneriyor. Ayrıca, komisyon, bu bölümde, Türk Ceza Kanununun "Kamu Güvenine Karşı Suçlar" bölümüne "şike" başlığı altında yeni bir suç ihdasını öneriyor ve "bu suçun da müşterek bahisler yoluyla haksız menfaat elde edilmesini ağırlaştırıcı neden olarak koyalım" diye teklif ediyor ve ayrıca, bu komisyon, bir şike olayı meydana geldiğinde... Futbol Federasyonu bünyesinde o olaydan sonra bir komisyon kuruluyor, tahkik komisyonu; yani, sürekli görev yapan bir komisyon yok. Şimdi, ilgili arkadaşlarımız, bu raporu yazan arkadaşlarımız diyorlar ki: Bu konuda sürekli görev yapacak olan kurul anlamında bir ekip, bir birim oluşsun ve üstelik, bu birime Ceza Muhakemesi Kanununda yer alan ispat kolaylığı sağlayıcı düzenlemelerin doğurduğu yetkiler de verilsin. Çünkü, bu tür iddialarla ilgili eğer ispat bakımından elinizde gerekli delilleriniz yoksa, bu delillere ulaşamıyorsanız, iddianın ispatı havada kalacağı için, bu olayların üstüne gidilmiyormuş gibi bir izlenim doğuyor. Doğrusu, şimdi bir iki cümleyle ifade ettiğim hususu, bir arkadaşınız olarak son derece önemsediğimi ifade etmek istiyorum. Bu raporu elime alır almaz tetkik ettim ve federasyon başkanı arkadaşlarımı olağanüstü toplantıya çağırarak, bu raporun demin ifade ettiğim öneriler bölümünü çoğaltarak kendilerine verdim. Futbol Federasyonuna da, zaten komisyon göndermişti, ben bir kez daha gönderdim.

Dün, Futbol Federasyonundan başka arkadaşımız geldi. Ayrıca Federasyon Başkanıyla da görüşmüştüm. Futbol Federasyonundan bahsediyorum. Şimdi onlar, özellikle, bu şike, işte teşvik primi gibi konuları sürekli takip edecek, bunlarla ilgili delillere ulaşma bakımından birtakım yetkilerle donatılmış şekilde oluşturulması gereken bir kurulun kurulması çalışmalarını yaptıklarını ifade ettiler ki, ben de kendilerinden bunu isteyecektim. Bu bir yasa değişikliğini de gerektirebilir. Türkiye Futbol Federasyonunun yasasına -tabiî ki, genel kurul tarafından seçilmesinin daha doğru olacağını düşünüyorum- sürekli görev yapacak ve Ceza Muhakemeleri Kanunundaki yetkilerle de donatılmış bir birimin kurulmasında ben de yarar görüyorum. Çünkü, şike tahkik komisyonları kuruluyor; ama, delillere ulaşma imkânları yok; bir yerden belge isteseler, bu belgeleri temin etme imkânları yok. Dolayısıyla, eğer, bir kurumu veya bir birimi yetkili kılmışsanız, o, yetkisini sonuna kadar kullanabilmeli ve o noktadaki tüm iddiaları açıklığa çıkarıcı bir çalışma yapabilmelidir. O nedenle, komisyonumuzun bu konudaki önerilerini büyük bir saygıyla karşıladığımı ve Türk sporuna hizmet edici öneriler olarak değerlendirdiğimi ifade etmek istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, ayrıca, öneriler bölümünde, Türk sporunda haksız rekabeti önlemeye yönelik çözüm önerileri var. İşte, yayın hakları ve gelirlerinin dağılımına yönelik önerilerdir. İşte, gelirlerin bir kısmının sportif performansa göre dağıtılması gibi, ki, bu sene, biliyorsunuz, naklen yayın gelirleriyle ilgili böyle bir uygulamaya da başlandı.

Şimdi, en önemli konulardan birine geliyorum. Komisyon raporunda Türk sporunda dopingle mücadeleye yönelik öneriler de yer almaktadır. Gerek 18 Ekimde burada yapılan görüşmelerde gerekse bugün görüşlerini ortaya koyan arkadaşlarımız, doping maddesi kullanımı nedeniyle bazı sporcularımızın ve tabiî, bu arada federasyonlarımızın, millî takımlarımızın ve Türkiye'nin bir sıkıntı ve sorun yaşadığını ifade ettiler. Bu doğrudur.

Değerli arkadaşlarım, dünyada dopingle mücadele konusunda sistemli bir uygulama, 1999 yılından sonra, WADA'nın kuruluşuyla, Dünya Antidoping Ajansının kuruluşuyla başladı. Biz, Türkiye olarak, 2003 yılında, WADA'nın yetkisini almış, akreditesini almış, akredite olmuş Hacettepe Üniversitesi bünyesinde Doping Kontrol Merkezi Laboratuvarını kurduk. Dünyada akredite olmuş böyle 33 tane laboratuvar vardır, bunlardan biri de Türkiye'dedir. Niye bunu kurduk; çünkü, biliyoruz ki, öteden beri tüm dünyada, maalesef, doping maddesi sporcular tarafından kullanılmaktadır. Türkiye'de de kullanılmıştır, zaman zaman kullanılmaktadır. Nitekim, bizim kontrollerimizde, WADA'nın kontrollerinde de bu ortaya çıkmaktadır. Ancak, şunu hemen ifade edeyim: Bakın, önümde bir iki tane sonuç var. 2004 Atina Olimpiyatlarından sonra doping yapan ülkeler ve doping yapan sporcu sayılarıyla ilgili bir uluslararası metin var elimde. 2004 Atina Olimpiyatlarından sonra sadece Amerika'da atletizmde 17 sporcuda doping numunesi çıkmış, Rusya'da 16, Fransa'da 13 tane. Türkiye'yi bu ülkelerle kıyasladığımızda, dünyada doping maddesi kullanan ülkelerden ilk 10'un arasında Türkiye yok. Diğer ülkeler, bu konuda, belki bizim kadar dopingle mücadele edemiyorlar sonucunu çıkarabiliriz. Örneğin, 2004 yılında Fransa'da 465 sporcunun hepsinde doping numunesi çıkmış, 2004 yılında bizde sadece 28 sporcuda doping numunesi çıkmış. Belçika'da 247. Bunları çoğaltabiliriz. Demek ki, doping işi tüm ülkelerin, yani, dünya sporunun baş belalarından biridir. Onlar da mücadele ediyorlar kuşkusuz; çünkü, uluslararası tüm federasyonlar ve özellikle kısa adı WADA olan Antidoping Ajansı, doping kullanımıyla ilgili ciddî bir mücadele yapıyor; ama, buna rağmen, işte, doping kullanan sporcular, maalesef, çıkıyor. Bizde de, işte, çıktı. Biraz önce Sayın Ersin ifade etti; 3 tane haltercimiz, millî takım kampında, doping numunesi almak için gelen WADA yetkililerine doping numunesi vermedikleri için ve 2'den de fazla sporcu böyle bir sorunla karşı karşıya kaldığı için, işte, bu ayın 15'inde Katar'da yapılacak olan Dünya Halter Şampiyonasına Türkiye katılamıyor, 3 tane sporcumuz doping numunesi vermekten kaçındığı için. Doping almışlar mı almamışlar mı onu da bilmiyoruz. Şu anda Gençlik Spor Genel Müdürlüğü ve Başbakanlık Teftiş Kurulu ayrıca bu konuyu araştırmakla ilgili çalışmalarını yürütüyor; ama, sonuç ne? İşte sonuç: Türkiye, bir dünya şampiyonasına, halter gibi iddialı bir branşta katılamama durumuyla karşı karşıya kaldı.

Zaman zaman, kendi çocuğumuza sigara içme deriz; ama, gider gizli gizli içer. Kendi çocuğumuzun sigara içmesini bile önleyemeyiz. Bu, birazcık, tabiî, bireysel bir iş; yani, bir sporcunun ne zaman doping maddesi alıp almayacağını kontrol etmede başarısız da olabiliyorsunuz; çünkü, onun veya antrenörünün kendi aralarındaki bir işlem olarak değerlendirilebilir, tüm sporcuları 24 saat takip etme imkânına sahip olamıyorsunuz.

Ancak, komisyon raporunda bu konuyla ilgili şu önerileri çok anlamlı bulduğumu ifade etmek istiyorum. Diyor ki: Dopingle mücadelede -komisyonumuz değerli bir çalışma yapmış ve kıymetli öneriler ortaya koyuyor- bir defa, sporcularımızın, mutlaka, bu konuda ciddî bir eğitimden geçirilmesi lazım ve sürekli bir eğitim içerisinde bulundurulması gerekir ve bilgilendirilmesi gerekir; doğrudur. Biz de bu çalışmayı zaten yapıyorduk; ama, şimdi, daha ciddî şekilde yapmaya başladık.

Ayrıca, numune alım sayılarının artırılması gerekir. Şimdi, bizim Hacettepe Üniversitesi bünyesindeki Doping Kontrol Merkezimiz, bir numune götürüldüğünde tahlil ediyor; yani, sporcuları, kamplarda, çalışırken, ani baskınlarla ondan numune alıp kontrol yapma gibi bir işlem yapmıyor bizim kontrol merkezimiz. Şimdi, biz, adına "TADA" diyeceğimiz, Türkiye antidoping ajansı diye bir ajans kurma çalışmaları içerisindeyiz. Tıpkı Dünya Antidoping Ajansının yaptığı gibi, biz de elemanlarımızı, sporcularımıza ani baskınlar yapmak suretiyle, onların numunelerini alarak, doping kullanıp kullanmadığını kontrol etmek durumundayız; yani, Dünya Antidoping Ajansının yaptığını, Türkiye'de biz yapmalıyız. Bununla ilgili çalışmalarımız büyük bir hızla devam ediyor.

Aslında, Uluslararası Antidoping Ajansına şunu söyletmek istiyoruz: Türkiye'ye bizim eleman göndermemize gerek yok; Türkiye'de öyle bir ekip kuruldu ki, bunu en az bizim kadar ciddî şekilde yapıyorlar. Bunu dedirtmek zorundayız.

Ben, demin... İşte, 28 tane çıkmış 2004'te. Hiç çıkmamalı, bizim sporcularımız bu tür maddeler kullanmamalı; ama, maalesef, dünyada çok yaygın. Geçmişte çok daha fazla kullanılıyormuş; çünkü, müsabakalardan sonra, kurayla bir iki tane sporcu alınıp, ondan idrar veya kan örneği alınıyor ve diğer sporcular eğer bu kurada çıkmamışsa, bunlarla ilgili herhangi bir işlem yapılmıyordu. Şimdi iş ciddî tutulunca, aslında, sanki daha önce hiç kullanılmıyordu da şimdi doping kullanılıyormuş gibi bir izlenim var. Aslında, şimdi, geçmişe nispetle, doping kullanım oranının daha az olduğunu ifade edebilirim; çünkü, doping kullanım oranının geçmişe nispetle düştüğünü söyleyebilirim.

Değerli arkadaşlarım, tabiî, bütün bunları söylerken, zamanım da bitme noktasına geldi.

AHMET ERSİN (İzmir) - Halterden kim sorumlu Sayın Bakan?

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla) - Efendim?..

AHMET ERSİN (İzmir) - Halterden hangi genel müdür yardımcısı sorumlu?

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, şimdi, tabiî, önerilerin içerisinde, demin de ifade ettiğim gibi, bizim değerlendirebileceğimiz, Türk sporunun malî problemlerine yönelik çözüm önerileri var, yasadışı bahsi önlemeye ve İddaa'nın Türk sporuna olumsuz etkilerini kaldırmaya yönelik çözüm önerilerimiz var, spor federasyonları, kulüpler ve medyayla ilgili çözüm önerileri var. Tabiî, bütün bunlarla ilgili, bu önerileri, çok ciddî bir şekilde, genel müdürlük olarak, federasyonlar olarak değerlendirmeye aldığımızı ifade etmek istiyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Ali Şahin (AK Parti, İstanbul). “Türk sporunda şiddet,şike,rüşvet ve haksız rekabet iddialirı hak.10/63,113,138,179,228 esas numaralı mec.araşt.kom.rap.(s.sayısı:956)genel görüşmesi”. TBMM Genel Kurulu, 15. Birleşim tutanağı, 8 Kasım 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ali-sahin-22-2005-11-08-turk-sporunda-siddet-sike-rusvet-ve-haksiz-rekabet-iddialiri-hak-10-63 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
