# Tapu kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.: 223) ve 223' e 1 inci ek

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Ali Şahin (AK Parti, Antalya)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 117. Birleşim
- **Tarih:** 12 Haziran 2008
- **Gündem:** TAPU KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.: 223) VE 223' E 1 İNCİ EK
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ali-sahin-23-2008-06-12-tapu-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tasarisi-s-s-223

> Mehmet Ali Şahin (AK Parti), 12 Haziran 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 117. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TAPU KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.: 223) VE 223' E 1 İNCİ EK); konuşma 1.002 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinize saygılar sunuyorum.

Sayın Birdal’ın gündem dışı yapmış olduğu konuşmayla ilgili, ben de Hükûmet adına, düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istiyorum.

Sayın Birdal’ın da ifade ettiği gibi, gerçekten, işkence, kötü muamele bir insanlık suçudur. Özellikle geçtiğimiz yüzyıl iki dünya savaşı yaşamış olan insanlık, Birleşmiş Milletleri kurduğunda, 10 Aralık 1948 yılında İnsan Hakları Evrensel Bildirgesini kabul ettiğinde, üzerinde durduğu en önemli hususlardan bir tanesi de 5’inci maddesinde düzenlenmişti. 5’inci madde aynen şu şekildedir: “Hiç kimse işkenceye maruz bırakılmamalı, kimseye zalimce, insanlık dışı ve aşağılayıcı muamele edilmemelidir.” Başta İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi olmak üzere uluslararası hemen hemen birçok sözleşmeye taraf olmuş olan Türkiye, bu konuda Avrupa Konseyi tarafından kabul edilmiş olan İşkencenin ve İnsanlık Dışı veya Aşağılayıcı Davranışların veya Cezalandırmaların Önlenmesine Yönelik Avrupa Sözleşmesi’ni de kabul etmiştir. Ayrıca, iç hukukumuza da altına imza koyduğu uluslararası sözleşmelerdeki bu hükümleri taşıyarak uygulama konusunda da kararlılığını büyük bir açıklıkla ortaya koymuştur. Anayasa’mızın 17’nci maddesi “Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tâbi tutulamaz.” demektedir.

Değerli arkadaşlarım, bilindiği gibi geçtiğimiz Parlamento döneminde Türk Ceza Kanunu yeniden düzenlendi ve Türkiye Büyük Millet Meclisinden yeni Ceza Kanunu geçerek 1 Haziran 2005 tarihinden itibaren uygulamaya geçildi. Bunları şunun için söylüyorum: İşkenceye karşı önlem konusunda Türk Ceza Kanunu’yla nelerin getirildiğini birkaç cümleyle sizlerle paylaşmak için bunları söylüyorum. Biraz önce Sayın Birdal da kısmen Ceza Kanunu’nun ilgili maddelerine atıfta bulundu. Türk Ceza Kanunu’nun 94, 95 ve 96’ncı maddelerinde ayrıntılı olarak işkence ve kötü muamele suçları düzenlendi. Bu suçlardan mahkûm olunması hâlinde Türk Ceza Kanunu’nun 53’üncü maddesine göre ilgili kamu görevlisinin, sürekli, süreli veya geçici olarak görevinden yoksun bırakılmasına yargılamayı yapan mahkemece karar verilebileceği hükme bağlandı.

Bilindiği gibi kamu görevlilerinin yargılanabilmeleri için -görevi esnasında ve görevi nedeniyle bir suç işlediğinde- izin şartı vardır ama 1 Haziran 2005 tarihinden itibaren yürürlüğe giren yeni Ceza Kanunu’yla, bir kamu görevlisi, bir güvenlik görevlisi eğer işkence suçu işlemişse bunun için izin şartı aranmamaktadır. Türkiye Cumhuriyeti devletinin ve bizim hükûmetlerimizin işkenceye karşı almış olduğu bu tedbirlerin bir tanesini sizlere ifade ediyorum.

Ayrıca, demin ifade ettiğim Türk Ceza Yasası’nın 94’üncü maddesi çok açık bir şekilde “Bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, algılama veya irade yeteneğinin etkilenmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışları gerçekleştiren kamu görevlisi hakkında üç yıldan oniki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.” şeklinde daha da ağırlaştırıcı bir düzenleme getirmiştir.

Yine demin ifade ettiğim, işkence yaptığı iddia edilen kamu görevlileriyle ilgili izin prosedürünü devre dışı bırakan bir düzenleme de 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Yasa’da ortaya konmuş ve yürürlüğe girmiştir.

Ayrıca, değerli arkadaşlarım, yine 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren, Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliği’nin “Sağlık kontrolü” kenar başlıklı 9’uncu maddesiyle, yakalanan kişinin göz altına alınacak olması veya zor kullanılarak yakalanması hâllerinde hekim kontrolünden geçirilerek yakalanma anındaki sağlık durumunun belirlenmesi çok açık şekilde ifade edilmek suretiyle işkenceye karşı önlem amaçlı bu düzenlemeler yapılmıştır.

Ayrıca, değerli arkadaşlarım, 2001 yılında 4681 sayılı Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri İzleme Kurulları Kanunu çıktı ve ceza infaz kurumlarında yasalara aykırı eğer birtakım muameleler olursa oradaki tutuklu ve hükümlüler bunları hangi şekilde ilgililere duyuracaklar, eğer orada, demin ifade ettiğim işkence ve kötü muameleye maruz kalırlarsa bunlarla nasıl mücadele edilecek… İşte, bu önlemler babında, bu Kanun’la ceza infaz kurumları ve tutukevleri izleme kurulları kuruldu.

Biz, aşağı yukarı bir sene olmadı, bundan altı veya yedi ay kadar önce bu Kanun’da da burada değişiklik yaptık hep birlikte. Bilindiği gibi, bu kurulların görev yapmasıyla ilgili uygulamadan kaynaklanan -yeni olduğu için- bazı sorunları giderici değişiklikler yaptık. Bu kurulların raporları Adalet Bakanlığına gönderilirdi. Biz, daha ciddi bir denetim olsun ve bu denetimde Parlamento ayağı da bulunsun diye, bu kurulların raporlarının aynı zamanda Türkiye Büyük Millet Meclisi İnsan Hakları Komisyonuna da gönderilmesini yasayla düzenledik. Böylece, gerçekten, kötü muamele, işkence konusunda yasal olarak tedbirlerimizi aldık. Tabii ki yasa yapmak önemli ama ondan çok daha önemlisi, takdir edersiniz ki bu yasaları başarıyla uygulayabilmektir.

Hemen şunu ifade edeyim: Türkiye, 2003 yılına kadar, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisinin “Sistematik işkence uygulayan ülkeler” listesindeydi ama o tarihten sonra, 2003 yılından sonra Türkiye, artık bu listeden çıktı yani dünyada sistematik şekilde işkence uygulayan ülkeler listesinde Türkiye yok çok şükür. Alınmış olan bu tedbirlerin de tabii ki bunda önemli payı vardır. Ama biraz önce Sayın Birdal bazı örnekler verdi. “Yüzde 100 -‘sıfır tolerans’ tabirini de kullandı Sayın Birdal- bunu Türkiye önlemiş midir diyebilir misiniz?” diye bana bir soru sorabilirsiniz. Yüzde 100 önlendiğini burada iddia edemem. Çok büyük bir ülkeyiz, kurumlarımız var ve bize intikal etmemiş, yetkili mercilere intikal etmemiş, edememiş eğer birtakım durumlar varsa, tabii ki, bunların yetkililere bildirilmesi hâlinde şiddetle üzerine gidileceğini herhâlde takdir edersiniz.

Bir isimden bahsetti Sayın Birdal, “Mehmet Bal” diye bir kişinin işkenceye maruz kaldığını ifade etti. Tabii, bu beyanını biz bir ihbar kabul ederiz. Ben, hemen ilgili arkadaşlarımı bu konuda uyaracağım, nerede kötü muameleye maruz kalmış… Düşüncesi ne olursa olsun, işlediği iddia edilen suç ne olursa olsun hiç kimse kötü muameleye maruz kalamaz, kalmamalıdır. Demin söylediğim, altına imza koyduğumuz uluslararası anlaşmalar, iç hukukumuz bütün bunları yasaklamaktadır. Bunlarla ilgili, ayrıca, cezalar da artırılmıştır. Bu tür durumlarla karşılaşıldığı takdirde, mutlaka yetkili merciler üzerlerine düşeni en kısa sürede yerine getirmeliler ve yasaları harfiyen uygulamak mecburiyetindedirler. O bakımdan, Sayın Birdal’ın biraz önce ifade ettiği bu özel konuyla ilgili -basına da intikal ettiğini ifade etti- ben henüz inceleme imkânı bulamadım. Bu konuyla ilgileneceğimi ifade etmek istiyorum.

Ayrıca, Sayın Birdal bir protokolün imzalandığını, ama sürecin Türkiye açısından henüz tamamlanmadığını ifade ettiler. Ek ihtiyari protokolün 14 Eylül 2005 tarihinde imzalanmasına rağmen, henüz onaylamanın gerçekleşmediğini ifade ettiler. Bu konu, daha çok, sanıyorum, Türkiye Büyük Millet Meclisi Dışişleri Komisyonunu ilgilendirir ve Dışişleri Bakanlığımızı ilgilendirir. Bununla ilgili, Dışişleri Bakanlığımızla ve Dışişleri Komisyonuyla da temasa geçmek suretiyle onaylama sürecinin hangi aşamada olduğunu da takip ederek ilgili milletvekili arkadaşımıza ve gerekirse muhterem Genel Kurula bilgi verme hakkımı mahfuz tutuyorum.

Bir gündem dışı konuşma üzerine, Türkiye'nin gerçekten üstünde ciddiyetle durduğu, bu konuda yasal önlemler aldığı ve uygulamada da başarılı olmak için gerçekten ciddi bir çalışma yaptığı konuda düşüncelerimi sizlerle paylaşma imkânı buldum.

Hepinize yeniden saygılar sunuyorum efendim. (AK Parti sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Ali Şahin (AK Parti, Antalya). “Tapu kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.: 223) ve 223' e 1 inci ek”. TBMM Genel Kurulu, 117. Birleşim tutanağı, 12 Haziran 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ali-sahin-23-2008-06-12-tapu-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tasarisi-s-s-223 (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
