# Temel ceza kanunlarına uyum amacıyla çeşitli kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.: 56)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Ali Susam (CHP, İzmir)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 47. Birleşim
- **Tarih:** 9 Ocak 2008
- **Gündem:** TEMEL CEZA KANUNLARINA UYUM AMACIYLA ÇEŞİTLİ KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.: 56)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ali-susam-23-2008-01-09-temel-ceza-kanunlarina-uyum-amaciyla-cesitli-kanunlarda-degisiklik-yap

> Mehmet Ali Susam (CHP), 9 Ocak 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 47. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TEMEL CEZA KANUNLARINA UYUM AMACIYLA ÇEŞİTLİ KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.: 56)); konuşma 848 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA MEHMET ALİ SUSAM (İzmir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli Kanunlarda ve Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın dördüncü bölümünde, zeytinciliğin ıslahı ve yabanilerin aşılattırılmasıyla, çiftçi malları korumasıyla ilgili söz almış bulunmaktayım. Grubum ve şahsım adına saygıyla selamlıyorum.

Bugün konuştuğumuz konu, Avrupa Birliği müktesebatına uyum sağlamak için yasalarımızda bazı değişiklik yapılmasına ilişkin, zeytin aşılamak, mevcutlarını korumak ve çiftçi mallarını korumakla ilgili kanunda yapılacak bazı değişikler üzerine. Bu konuşmayı yaparken Türkiye’de zeytincilikle ilgili 400 bin aile ilgilenmektedir, direkt geçinen aile. 1 milyon 200 bin zeytinle ilgili çalışan insan vardır. Toplam 6 milyonun üzerinde nüfus da zeytincilik işiyle direkt geçinmektedir. Yani, bugün konuştuğumuz konu 6-7 milyon vatandaşımızı direkt ilgilendiren bir konudur. Bu yasal düzenlemelerdeki ceza miktarlarının iki yüz elliden beş yüze veya bine çıkması değil, 6-7 milyon nüfusu ilgilendiren zeytincilikle ilgili Türkiye Avrupa Birliğiyle hangi konumda? Avrupa Birliği nerede, Türkiye nerede? Bugün konuşmamda biraz da bunların karşılıklı mukayesesini yapmak istiyorum.

Türkiye zeytinin ana vatanı. Zeytin ağacı barışın simgesi. Türkiye zeytini bütün Avrupa’ya göndermiş olan ülke. Bugün Türkiye sofralık zeytinde dünya ikincisi, yağda dördüncüsü. Zeytinyağı dünyada sıvı yağ olarak kalp ve damar hastalıklarında bir numaralı yağ noktasına gelmiş. Zeytinyağı altın sıvı ve hiçbir şekilde yerine başka topraklarda ikame etme şansı olmayan bir ürün, yani nasıl Türkiye için bor bir madense, zeytin ve zeytinyağı da bir maden. O madenin asıl ülkesi olarak bugün Avrupa Birliğiyle kıyasladığımızda geldiğimiz nokta hiç de iç açıcı değil.

Bugün bizi dinleyen kahvesinde oturmuş zeytin üreticisi, hâlâ Aydın’da, İzmir’de, Edremit’te zeytin toplayan köylü, topladığı ürünün karşılığını alamamanın mutsuzluğu içerisindedir. Birçoğu toplattırdığı işçilik parasını ödeyememiş, bir kısmı kooperatife verdiği zeytinyağın fiyatının kaç para ettiğini bilememekte, bir kısmı ise zeytinin, koyduğu kapta değerinin ne edeceğini bilememektedir.

Değerli arkadaşlarım, bunun temel nedeni, Türkiye’de zeytincilikle ilgili bir strateji yoktur. Dünyada zeytinle ilgili coğrafi bilgiler tamdır. Bizim ülkemizde kaç tane zeytin ağacı var, kaç kilo zeytin çıkıyor, maalesef, bilinememektedir. Uzaktan algılama sistemiyle bunlar rahatlıkla saptanabilecekken ülkemizde bu sistem uygulanmamakta, bunlar yapılmadığı için de, az önce değerli arkadaşımın dediği gibi, farklı bölgelerde kendiliğinden farklı zeytinler ekilmektedir. Örneğin, Gemlik zeytini Aydın’da dikilmekte; örneğin, Edremit’teki çizik zeytin gidip Aydın’da dikilmekte ve böylece coğrafi işaretleme sistemine uyulmadan, farklı bölgelerde farklı bölgelerde farklı ürünler yapılmaktadır. Bunun sonucu, Türkiye’nin çok iddialı olacağı bir dalda iddiasını yitirmesine neden olmaktadır.

Bunun için, Türkiye’de zeytinin, ilaçlama, gübreleme, sulama, budama; elde edilen ürünün havuzda korunma, pazarlama ve ihracatında ciddi sorunlar vardır. Bugün köylüye bu konularda herhangi bir destek verilmemiştir. Avrupa Birliğinde 1,32 euro destek alan Avrupa üreticisi, maalesef ülkemizde 11 kuruş destek almaktadır. Bu anlamıyla zeytin üreticisinin kendi kaderine terk edildiği çok açıktır.

Zeytinin, zeytinyağının, ülkemizin içinde bulunduğu koşullarda, diğer sorunları da ortadadır. Sofralık zeytinde üreticinin kooperatifleri aldıkları ürünü stoklama maliyetinin altından kalkamamaktadır. Örneğin, sofralık zeytinde Marmarabirlik aldığı zeytinin parasını tamamen ödeme şansına sahip değildir. Bu konuda devlet desteğine gerek vardır. TARİŞ aldığı zeytinyağının parasını ödeyememektedir, fiyatını tespit edememektedir. Neden? Çünkü, bunlar kooperatif örgütlenmeleri olarak üyelerinin tüm ürünlerini almak durumundadırlar. Ama bunun bir stok maliyeti vardır. Bu stok maliyeti Yeniden Yapılandırma Kanunu ile kooperatifleri kendi kaderine terk etmiştir. Bugün, Yeniden Yapılandırma Kanunu diye çıkarılan kanunda maalesef kooperatiflerin temsil hakkı da ellerinden alınmıştır. 7 kişilik yönetimde 1 tane kooperatif temsilcisi, 4 tane Sanayi ve Ticaret Bakanlığı temsilcisi, 2 tane hazine temsilcisi vardır. Yeniden yapılandırmanın getirmiş olduğu bu sonuçla, hiçbir şekilde bu yönetim anlayışıyla kooperatifçiliğin, köylünün, üreticinin hakkını koruyacak bir noktada iş yapmasını sağlayamayız. Kanunun ek maddesine konulan bir düzenlemeyle de hiçbir kamu veya diğer kuruluşlardan destek almasının önüne geçilmiştir.

Değerli arkadaşlarım, kooperatifçilik hareketine destek vermeden köylüyü kalkındırmak mümkün değildir. Eğer kooperatifçilik hareketinde bazı olumsuzluklar varsa bunu çözmek çok kolaydır. Koyarsınız bağımsız dış denetimi, kooperatiflerin tüm hesaplarını denetlersiniz, ama kooperatifçiliği ihmal eden, onu dışlayan, köylüyü piyasada kendi kaderine bırakan, kooperatifin ona sahip çıkma özelliğini ortadan kaldıran anlayışla Türk çiftçisini bir noktaya taşıyamayız.

Değerli arkadaşlarım, zeytinyağı ihracatında da çok ciddi şekilde Avrupa Birliğinin haksız rekabetiyle karşı karşıyayız. Avrupa Birliği, Tunus, Cezayir, Fas gibi ülkelere kota sağlamakta, gümrüksüz zeytinyağının Avrupa Birliğine girmesine imkân sağlamaktadır. Tunus, Avrupa Birliğine gümrüksüz 56 bin ton yağ sokmaktadır. Yeni, Avrupa Birliği üyesi olmamasına rağmen, Avrupa Birliği Akdeniz Anlaşması çerçevesinde Suriye’ye de aynı hak tanınma noktasına gitmektedir.

Türkiye’nin 15-20 milyon civarında kutulu, ambalajlı ihracı, toplam olarak 60-70 bin ton civarındaki zeytinyağı ihracatında büyük oranda açık yağ noktasında devam etmektedir. Türk zeytinyağının ihracatında kutulu, markalı zeytinyağı olarak dünya pazarlarına girmesine büyük ihtiyaç vardır.

Bu anlamıyla burada önemli bir destek lazımdır. Fuarlar ve diğer desteklerle, reklam ve promosyonlarla Türk zeytinyağının markası dünyada tutturulmaya çalışılmalıdır. Bu konuda çaba sarf eden, başta TARİŞ olmak üzere bazı ihracatçıların kendi çabalarının dışında, devlet desteği bu anlamda kesinlikle şarttır.

İkinci olay, zeytinyağındaki tağşiştir, yani karıştırmadır. Zeytinyağının hiçbir maddeyle karıştırılmaması gerekirken, maalesef, ülkemizde denetim yetersizliği nedeniyle bu karıştırma yapılmakta ve zeytinyağı bu noktada ciddi bir şekilde imaj kaybına uğramaktadır.

Değerli arkadaşlarım, kısa süre içerisinde zeytin ve zeytinyağcılığın tüm sorunlarına değinmek mümkün değil, ama şunu içtenlikle söylemek zorundayım ki, zeytincilikte destekler bu düzeyde devam ederse zeytinyağı gibi, zeytin gibi çok önemli bir ürünümüzde pazar kaybımız devam edecektir.

Sulamada, Türkiye hâlâ yüzde 92’si sulanamayan bir noktadadır. Damlama sulama Türkiye için teşvik edilmesi gereken bir sulama anlayışıdır…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Ali Susam (CHP, İzmir). “Temel ceza kanunlarına uyum amacıyla çeşitli kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.: 56)”. TBMM Genel Kurulu, 47. Birleşim tutanağı, 9 Ocak 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ali-susam-23-2008-01-09-temel-ceza-kanunlarina-uyum-amaciyla-cesitli-kanunlarda-degisiklik-yap (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
