# Sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortası kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında (s.s.119)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Ali Susam (CHP, İzmir)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 87. Birleşim
- **Tarih:** 8 Nisan 2008
- **Gündem:** SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.119)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ali-susam-23-2008-04-08-sosyal-sigortalar-ve-genel-saglik-sigortasi-kanunu-ile-bazi-kanun-ve-k

> Mehmet Ali Susam (CHP), 8 Nisan 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 87. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.119)); konuşma 984 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MEHMET ALİ SUSAM (İzmir) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Birçok yazılı soru önergelerinde olduğu gibi, Türkiye’de altın aramayla ilgili olarak, kullanılan yöntemler ve altın aramanın çevreye, bitki popülasyonuna ve ülkemizdeki doğal kaynaklarımıza vermiş olduğu zararlarla ilgili olarak Meclisimizin, olayın hukuki boyutları başta olmak üzere, çeşitli yanlarını değerlendirmesi için söz almış bulunuyorum.

Az önce konuşan arkadaşlarımızın da Çanakkale bölgesinde, Kaz Dağlarında arama ruhsatlarıyla ilgili olarak verdikleri bilgiler hepinizin biraz önce dinlediği konular. İzmir ve bölgesinde de aynı şekilde bu konuları görmek mümkün. Uşak’ta, diğer bölgelerde bu konularda ciddi şikâyetler var. Yöre halkının tepkileri var, yöre halkının bu konuyla ilgili şikâyetleri var. O bölgelerin yerel yönetimlerinin konuyla ilgili tepkileri var. Bu konuda yüce Meclis olarak gerçekten çok objektif bir değerlendirme yapmaya ihtiyacımız var.

Ülkemizdeki madenlerimizin bir değer olarak ortaya çıkartılması ve ülkemizin millî değerlerinin kullanılıp ülkemizin gelişme ve kalkınmasında bir değer olarak kullanılması hepimizin arzu ettiği bir konudur. Ancak madenlerimizin yer üstüne çıkartılmasında ve onların ülke kaynağı olarak değerlendirilmesinde dikkat edilmesi gereken çok önemli bir husus da dünyanın geldiği noktada çevre boyutudur, su boyutudur, bitki popülasyonu boyutudur, tarım boyutudur ve bütün bu boyutlara, bu doğal rezervlerimizi değerlendirirken nasıl yaklaşmamız gerektiği konusunda bizim doğru bir bakış açısına ve hukuki yorumların net ve anlaşılır olmasına ihtiyacımız var.

Değerli arkadaşlarım, İzmir’de Çamlı Barajı’yla ilgili dosyayı, Büyükşehir Belediye Başkanlığımızdan aldığım dosyayı incelediğimde gördüğüm olay çok hüzün verici ve gerçekten dikkatle üzerinde durulması gereken bir konudur. Çamlı Barajı, sizlere burada haritalarını da göstereceğim gibi, çok net bir şekilde, İzmir’in su koruma havzalarının içinde bulunan bir alan. Tahtalı, Çamlı, Seferihisar ve burada, bunun dışında Kavaklıdere ve Ürkmez barajlarının bulunduğu İzmir’in tepesinde, dağlık arazide bir bölge. Bu bölgeyle ilgili olarak, 1997 yıllarında Çevre Bakanlığıyla Büyükşehir Belediyesi anlaşma yaparak, yaptıkları anlaşma çerçevesinde Büyükşehir Belediyesinin bu barajı yap-işlet-devret modeliyle yapması öngörülmüş. Ancak o dönemde Büyükşehir Belediyesi bu yap-işlet-devret modeliyle bu işi gerçekleştirememiş. Daha sonra buraya baraj yapılması için Devlet Su İşleriyle anlaşma yaparak bu barajın yapılması konusunda çalışmalara başlanılmış ve başlanılan çalışmalar sonucunda da belirli mesafeler alınmış. Ancak daha sonra Devlet Su İşleri, Kütahya Gediz’de yapmış olduğu baraj nedeniyle İzmir’in içme sularının 60 bin metreküpünün bu alandan karşılanabileceğini, böyle bir barajın yapılması gerekmediğini söylemesine karşın, Büyükşehir Belediyesi, Çamlı Barajı’nın özellikle yarımada bölgesi için büyük ihtiyaç olduğunu, yarımada bölgesindeki bu ihtiyaçtan dolayı da bu barajın yapılması konusundaki çalışmalarında kararlı olduğunu ve bunun yapılması talebine devam etmiştir.

Yapmış olduğu imar planı çalışmalarında, bu bölgeyle ilişkin olarak, havza korumasına almış ve bununla ilgili olarak o bölgede çalışmalarını yapmış, Çevre Bakanlığının aynı süre içerisinde o bölgede altın aranmasıyla ilgili vermiş olduğu ÇED raporunun uygunluğuna ilişkin de itirazda bulunmuştur.

Değerli arkadaşlarım, itirazlara ilişkin yapılan mahkemeye, mahkemenin tayin ettiği birinci bilirkişi olumsuz rapor vermiş. Bunun üzerine Danıştaya gitmiş, Danıştay kararı bozmuş, mahkeme yeni bir bilirkişi yapmış, 1 bilirkişi kesinlikle yine olumsuz rapor vermiş, aynı bilirkişi raporu içerisinde 2 kişi de “Evet, zararlı olabilir ama önlemi alınmalıdır.” demiş. Maden fakültesinden, jeoloji mühendisliğinden ve üniversitelerin çeşitli kurumlarından bilgiler alınmış, barodan görüşler alınmış. Tüm bu raporlar öyle bir hukuki karmaşa oluşturmuş ki içinden çıkmak, oluşan mahkemelerle oluşan durumu değerlendirmek gerçekten çok zor bir durumdadır.

Bu nokta itibarıyla Bakanlık, bu bölgede kamu yararını gözeterek, “Devletin çıkarı vardır.” diyerek, burada köylülerin arazilerini “kamu yararı” adına kamulaştırmayı üstlenmiş ve birçok araziyi satın almıştır. Altın arayan şirket lehine almış olduğu bu arazilerin önemli bir kısmını da şirketin mülkiyetine geçirmiştir.

Burada çok net bir şey ortaya çıkmalıdır. Bu bölgede yaşayan insanlar yıllardır “baraj yapılacak” diye beklemekte, barajla ilgili olarak da, aynı zamanda, arazileri baraj koruma havzası içerisinde olduğu için tarım dışında başka bir faaliyette bulunamamaktadırlar. Bu durum birçok yerde de böyledir. Tahtalı Koruma Havzası içerisinde de aynı şekilde birçok köylümüz mallarının üzerinde hiçbir işlem yapamamaktadır. Bu niye böyle olmaktadır? Çünkü suyun çağımızda geldiği önem itibarıyla, küresel ısınmanın su kaynaklarının değerini bir kez daha öne çıkarması nedeniyle, su koruma havzalarının tüm dünyada çok özel olarak korunmaya ihtiyacı olması nedeniyle bir uygulama yapılmaktadır.

Burada doğan mağduriyetin giderilmesi için, aslında, bu köylülerin alternatif üretimler ve alternatif katkılara ihtiyaçları da vardır. Bu anlamıyla burada, devlet, maden aramaya göstermiş olduğu hassasiyeti ve o şirket adına yapmış olduğu kamulaştırmayı, aynı şekilde, köylülerin çıkarlarını, haklarını korumak için de yapmalıdır; aynı şekilde, tüm toplumun su ihtiyacını gidermede -çevre etkinliğiyle ilgili olarak- altın aramada siyanürün vermiş olduğu zararı dikkate alarak da yapmalıdır. Tüm bunları bir arada düşünmeyen, sadece “kaynaklarımızı çıkartalım, para kazanalım” anlayışıyla bir Çevre Bakanlığına, bir çevrecilik anlayışına göz yummamız mümkün değildir.

Son dönemde, Madencilik Yasası’nda yapılan değişikliklerle verilen ruhsatlar, ciddi şekilde çevreyi, doğal kaynaklarımızı ve su kaynaklarımızı hiç gözetmeksizin çeşitli çalışmalara neden olmaktadır.

Değerli arkadaşlar, yüce Meclisi, bu konuda ciddi bir çalışmaya, bu işin hukuksal yanlarının açığa çıkması için gayrete ve bir komisyon oluşturmaya davet ediyoruz. Bu noktada, kesinlikle, yüce Meclisin konuyu derinliğine araştırmasına ihtiyaç vardır çünkü bu konuda fikren bir bulanıklık yaratılmaktadır. Altın arayan şirketlerin, çeşitli çalışmalar ve medya organlarıyla yapmış olduğu propagandalar sayesinde, yapmış oldukları çalışmada doğaya, çevreye, toprağa hiç zarar vermediklerini, hatta çok yararlı olduklarını belirten sayfalarca ilanlar verebilme güçleri ve medyada çok ciddi şekilde kendilerini anlatabilme imkânları vardır. Ama bu konuda zarar gören, toprağını kaybeden Kozak Yaylası’ndaki insanların; bu konuda, Kaz Dağlarındaki insanların; bu konuda, Uşak’taki insanların; bu konuda, Efem Çukuru’ndaki insanların; bu konuda, Tahtalı Barajı havzasındaki…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Susam, devam edin.

MEHMET ALİ SUSAM (Devamla) - …insanların haklarını korumak, bu insanların gerçekten zorda olup olmadığının doğru teşhisini yapıp o konuda onlara destek olabilmek yüce Meclisin seçilmiş parlamenterlerinin görevidir. Bu önergemizdeki temel hassasiyet ve nokta budur. Siyanürle altın aramanın dünya üzerinde çok ciddi zararlar verdiği örnekler açıktır. Bu örneklerin… Ülkemizde sadece kâr maksadıyla hareket eden gruplar tarafından doğanın yok edilmesine, insanların geleceğinin köreltilmesine, su kaynaklarımızın yok edilmesine imkân sağlayacak ve bu duygularla hareket etmelerinin önüne geçilecek bir araştırma komisyonunun kurularak, bunun ciddi bir şekilde incelenmesine ihtiyaç vardır.

Bu önergeyi veren tüm arkadaşlarımızın, Kaz Dağlarıyla ilgili ve benzeri önergeleri veren tüm arkadaşlarımızın ortak hassasiyeti budur. Bakanlığı, Parlamentoyu, bu konuda -gündeme alıp- bir komisyonla konuyu incelemeye davet ediyor, huzurlarınızı saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Ali Susam (CHP, İzmir). “Sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortası kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında (s.s.119)”. TBMM Genel Kurulu, 87. Birleşim tutanağı, 8 Nisan 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ali-susam-23-2008-04-08-sosyal-sigortalar-ve-genel-saglik-sigortasi-kanunu-ile-bazi-kanun-ve-k (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
