# Süt ve süt üreticilerinin sorunları hk

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Altan Karapaşaoğlu (AK Parti, Bursa)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 13. Birleşim
- **Tarih:** 19 Aralık 2002
- **Gündem:** SÜT VE SÜT ÜRETİCİLERİNİN SORUNLARI HK
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-altan-karapasaoglu-22-2002-12-19-sut-ve-sut-ureticilerinin-sorunlari-hk

> Mehmet Altan Karapaşaoğlu (AK Parti), 19 Aralık 2002 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 13. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SÜT VE SÜT ÜRETİCİLERİNİN SORUNLARI HK); konuşma 843 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MEHMET ALTAN KARAPAŞAOĞLU (Bursa) - Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; süt fiyatlarının düzenlenmesi ve süt üreticilerinin problemleriyle ilgili bir konuşma yapmak üzere söz almış bulunuyorum.

Cumhuriyetin ilk yıllarından günümüze kadar devam eden bunca çabaya rağmen, tarımın sorunları, maalesef, çözülememiştir; aksine, hem sorunlar büyümüş ve biçim değiştirmiş hem de pek çok tarımsal ürün bakımından ülkenin kendine yeterliliği ortadan kalkmıştır. Harcanan bunca çabaya rağmen, üreticilerin, özellikle de süt sığırcılığıyla uğraşanların yüzü hiç gülmemiştir. Bunun doğal sonucu olarak sürüler büyümemiştir, yem ve süt fiyatları üzerinde denetim gücü son derece zayıf olan üretici, tamamen piyasanın inisiyatifine terk edilmiştir. Bu durumun devam etmesi, sektör üzerindeki kısıtlayıcı etkinin sürmesine, birçok işletmenin kapanmasına, üretimin düşmesine sebep olmuştur.

Süt sığırcılığının, istihdam oluşturmada, süt sanayiine ve besiciye hammadde sağlamada birtakım özellikleri vardır. Başta süt olmak üzere, süt ürünlerinin vazgeçilmez besin maddeleri olması, ülkemiz için son derece önemlidir. Gelişmiş kabul edilen ülkelerin tamamı bu gerçeği kavramış ve süt sığırcılığını geliştirmek ve üretimin devamlılığını sağlamak için değişik tedbirler almışlardır. Bu tedbirlerin başında, uzun sayılabilecek dönemler için fiyat istikrarı vardır. Bir başka ifadeyle, gelişmiş ülkelerin çoğunda, üretici, bir yıl sonraki süt fiyatının ne olacağını bilebilmektedir ve üretimini de buna göre düzenleyebilmektedir. Böyle bir düzenlemeyle, hem üreticiler hem tüketiciler korunmakta hem de ülkenin et ve süte bağlı gıda üretimi güvence altına alınmaktadır. Türkiye'de ise süt fiyatları başta olmak üzere, hayvansal ürün fiyatlarının oluşumu oldukça düşük ve değişkendir. Mesela, kırmızı et fiyatı iki üç yıl artmamış, üretici süt fiyatları da çeşitli bahanelerle zaman zaman düşürülebilmiştir.

Bütün bunlara karşılık, Türkiye'de, yem başta olmak üzere, gübre, mazot, ilaç ve sair üretim unsurlarındaki fiyat artışı alabildiğine sürmüştür. Konuyla ilgili uzmanlar, süt üretiminin kârlı bir şekilde sürdürülebilmesi için, hiç olmazsa, üreticinin sattığı 1 kilogram sütle 2 kilogram civarında fabrika yemi alabilmesi gerektiğini belirtmektedirler. Halbuki, ülkemizde, bazı dönemlerde, üretici, sütünü 1 kilogram yem fiyatının altında satmak zorunda kalmaktadır. Bu çarkın kırılmasında üreticilere de düşen görevler olduğu açıktır. Onlar da kendi sorunlarına çözüm bulmak için örgütlenmek ve üretimi daha kârlı kılmak için çaba harcamak zorundadırlar.

Özellikle, geçimini süt sığırcılığına bağlama cesareti gösteren üreticilerin bu yönde takdire şayan birtakım çabaları da vardır. Süt sığırcılığının yaygın olarak yapıldığı illerde üreticiler örgütlenmiş ve sorunlarına çözüm arayışına girmişlerdir. Devlet İstatistik Enstitüsü verilerine göre, Türkiye'de sığır başına süt verimi yılda 2 ton civarında iken, damızlık sığır yetiştiricileri birliklerine üye işletmelerde sığır başına süt verimi 6 ton civarına çıkarılmış ve gelişmiş ülkeler seviyesine yaklaştırılmıştır. Süt sığırcılığı gibi, oldukça fazla bilgi ve kaynak gerektiren bir üretim alanında bu seviyeyi yakalayan üreticinin temel talebi, süt fiyatlarında istikrar sağlanması ve süt tüketiminin artırılmasıdır. Bunun yolu da, şüphesiz ki, süt fiyatlarını istikrara kavuşturacak sistemin kurulmasından geçer. Tüketici fiyatlarının da göreceli olarak düşürülmesi gerekmektedir. Türkiye'de hemen her dönemde tüketicinin 1 litre süte ödediği para, üreticiye ödenenin dört katı civarında olmuştur. Oysa, bu değer, gelişmiş ülkelerde iki kat civarındadır.

Üretici aleyhine gelişen fiyat tablosu dikkat çekicidir. Pazarın işleyişine dikkat edersek, sıkıntının pazarda olduğu görülecektir. Fiyat oluşumunda mutlaka bir fiyat düzenleyicisine ihtiyaç vardır. Gelişmiş ülkelerde bunun üreticilerle sağlandığını görüyoruz. Ülkemizde de sanayie giden sütün bir kısmının üretici tarafından işlenmesi gerekmektedir. Gelişmiş ülkelerin tamamında sanayie giden sütün yaklaşık yüzde 40 veya 50'si üreticilerin ortak oldukları fabrikalarda işlenmektedir. Bu, üreticinin çiğ süt fiyatı oluşumunda etkinliğini artırmaktadır. Buna rağmen, süt fiyatı -fabrika yem fiyatı paritesi, katsayı olarak 1,5'in altına düştüğünde hükümetler müdahale etmektedirler. Bu fiyat, Avrupa Birliği ülkelerinde "eşik fiyat" olarak adlandırılır. Örneğin, 2000 yılında, Amerika Birleşik Devletlerinde süt fiyatları 0,20 dolara düştüğünde hükümet müdahale etmiştir ve çiğ süt fiyatı 2,28 dolara çıkarılmıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET ALTAN KARAPAŞAOĞLU (Devamla) - Efendim, toparlıyorum müsaade ederseniz.

BAŞKAN - Buyurun.

MEHMET ALTAN KARAPAŞAOĞLU (Devamla) - Ülkemizde üretici örgütleri henüz bu seviyede güçlenmemiştir. Buna karşın, sanayici ise güçlü bir örgüt çatısı altında toplanmış ve ortak hareket etme imkânına kavuşmuştur. Bu durumda, üretici, çoğu kez sanayicilerin ortaklaşa belirledikleri fiyatı kabul etmek zorunda kalmaktadır. Bunu, ben, kendi bölgemde açıkça görmekteyim değerli arkadaşlar. Tüm gelişmiş ülkelerde olduğu gibi, sanayie giden sütün bir kısmının üreticiler tarafından işlenmesi sağlanmalıdır. Aksi takdirde, halen yürürlükte olan bu sistemle rekabet ortamının yaratılması mümkün değildir.

Bir projeden bahsetmek istiyorum; bu proje, Süt Sığırı Yetiştiricileri Birliği tarafından hazırlanmıştır. Bu projede, üreticilerin kuracakları birliklere destekten bahsedilmektedir. Bu desteğin Devlet Planlama Teşkilatından olur aldığını, ancak, Hazinenin birtakım uygulamalarıyla bu projeye destek sağlamadığını öğrenmiş bulunuyoruz. Bu projeyle ilgili en son aldığımız bilgi ise, hayvancılığa yapılan desteklemeler, tarıma yapılan desteklemeler gerekçe gösterilerek proje reddedilmiştir.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, rekabet ortamının oluşturulması ve korunması mutlaka gerekmektedir. Yapılan desteklemeler, sürü idaresiyle ilgili olumlu programlardır; ancak, bu programların başarısı da, işletme kârlılığına bağlıdır. Bu durumda çözüm, liberal ekonomiye aykırı olarak fiyat belirlemek değil, bunun yerine, üreticiyi, sanayiciyle rekabet edebilir koşullara kavuşturmaktır, piyasada rekabet koşullarını oluşturmak ve korumaktır. Bu aşamada Tarım Bakanlığının çabalarını da gözardı etmiyoruz; ancak, beklentilerimiz, bu teklifin, ilgili kurum ve kuruluşlarca sağlıklı bir biçimde, önyargısız olarak değerlendirilmesini sağlayacak bir ortam oluşturulmasıdır. Böylece, tarımsal sanayiin ilk ayağını oluşturan üreticilerin sesine kulak vererek, hem onların sanayici olabilme isteklerine katkı sağlamış hem de bu piyasada gerçek rekabet ortamını temin etmiş oluruz.

İleride, başkalarının ürettiklerine muhtaç olmamak, et ve süt ürünlerine muhtaç olmamak için, üreticimizi desteklemek ve talepleri de iyi değerlendirmek mecburiyetimiz vardır diyorum; saygılarımı sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Altan Karapaşaoğlu (AK Parti, Bursa). “Süt ve süt üreticilerinin sorunları hk”. TBMM Genel Kurulu, 13. Birleşim tutanağı, 19 Aralık 2002. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-altan-karapasaoglu-22-2002-12-19-sut-ve-sut-ureticilerinin-sorunlari-hk (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
