# Zeytin ve zeytin üreticilerinin araştırılarak alınması gereken önlemler (10/41,170,177,263,295)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Altan Karapaşaoğlu (AK Parti, Bursa)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 47. Birleşim
- **Tarih:** 3 Ocak 2006
- **Gündem:** ZEYTİN VE ZEYTİN ÜRETİCİLERİNİN ARAŞTIRILARAK ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLER (10/41,170,177,263,295)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-altan-karapasaoglu-22-2006-01-03-zeytin-ve-zeytin-ureticilerinin-arastirilarak-alinmasi-gereken-onlemle

> Mehmet Altan Karapaşaoğlu (AK Parti), 3 Ocak 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 47. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ZEYTİN VE ZEYTİN ÜRETİCİLERİNİN ARAŞTIRILARAK ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLER (10/41,170,177,263,295)); konuşma 1.856 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AK PARTİ GRUBU ADINA MEHMET ALTAN KARAPAŞAOĞLU (Bursa) - Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinize sevgilerimi, saygılarımı sunarken, Nizipli bir vatandaşımızın, zeytinci bir vatandaşımızın göndermiş olduğu bir bayram tebrik kartındaki sözleriyle sizin yeni yılınızı tebrik etmek istiyorum; onlar da şunlar: "Hayat boyu başarılarınızın bir zeytin ağacı kadar köklü ve sağlam, mutluluklarınızın yeni filizlenen yemyeşil bir zeytin dalı gibi sürekli, yaşamınızın zeytinyağıyla daha sağlıklı ve güzel olması dileğiyle yeni yılınızı kutlarım."

Değerli arkadaşlar, zeytinle ilgili çok detaylı bilgiler verdiler arkadaşlarımız. Dünyanın en sağlıklı, doğal ve tek meyve yağı olan zeytinyağının kaynağı olan zeytin ağacının tarihi, günümüzden sekiz-onbin yıl öncesine dayanıyor. Tarihî gelişimi içinde birçok efsaneye kaynak olan zeytin, eski uygarlıkların yazıtları ve kutsal kitaplarda yer almış bulunuyor. Ayrıca, beyaz bir güvercinin, Nuh'un Gemisine, tufan sonrası canlılık belirtisi olarak ağzında zeytin dalıyla dönmesi nedeniyle, zeytin, yüzyıllardır barışın simgesi kabul edilir haldedir. Zeytinle ilgili Atina Anayasasında yer alan, Aristotales tarafından kaleme alınmış bir söz de şöyle: "Devlet malı veya özel mülkiyet farkı olmaksızın, zeytin ağacını kesen veya deviren herkes mahkemede yargılanacaktır. Eğer suçlu bulunursa idam edilmek suretiyle cezalandırılacaktır."

Anavatanı, Güneydoğu Anadolu Bölgesini de içine alan Yukarı Mezopotamya ve Güney Ön Asya olan zeytin ürünüyle ilgili çok büyük sorunlar var.

Değerli arkadaşlar, ben, önce, burada görüşülmekte olan 6 tane önergeyle ilgili, birleştirilmek suretiyle görüşülmekte olan zeytin önergeleriyle ilgili, Meclisimizin böyle bir konuya el atmasından dolayı memnuniyetimi belirtiyorum. 6 tane dedim. Bize gönderilen şeylerde 5 yazıyor; ama, değerli arkadaşımız Gürol Ergin Beyin önergesini de burada konuştuğumuzu belirtmek için 6 tane dedim.

Sayın Bakanımız burada birtakım bilgiler verdiler. Bu bilgiler de doğru bilgiler. Yalnız, Sayın Bakanımıza bir konu hakkında biraz eksik bilgiler verilmiş. Geçtiğimiz günlerde, tartıştığımız önergeyle ilgili olarak benim ısrarla görüşülmesini talep ettiğim konu şuydu: Bakın, hepinizin bilgisi dahilindedir, Marmarabirlik zeytinin en büyük alıcısıdır ve Marmara Bölgesinde kurulmuş bir birliktir. Marmarabirlik, Gemlik'ten de zeytin alıyor, ben Gemlikliyim. 25 Ekimde zeytin alımına başlıyor, 13 Kasımda fiyatını açıklıyor, 30 Kasımda açıkladığı fiyatı düşürüyor, 5 Aralıkta da zeytin alımını durduruyor. Daha sonra, ilan ediyor, diyor ki: "Zeytininizi alırım, ama, 31.12.2006'dan sonra parasını öderim. Emanet olarak alacağım, depolarımda emanet duracak, para elde ettiğim zaman veririm" Tabiî, bu, üretici arasında büyük bir infiale sebep oluyor. Tam da önergenin konuşulduğu günlerdi o günler, bu konuları gündeme getirmek gerekiyordu; Marmarabirlik’in tavrı hakkında bir konuşma yapmamız gerekiyordu burada.

Değerli arkadaşlar, Sayın Bakan da burada izah etti, açıkladı, anlattı, dedi ki: "Marmarabirlikin 160 trilyon liralık borcunu sildik" Güzel bir şey, tabiî silindi; ama, niye silindi? Bu kadar büyük açığın gerekçesi ne? Araştırıldı mı? Araştırılması gerekmez mi?.. Çünkü, silinen paralar bu milletin paraları. Bunun arka planının araştırılması lazım.

Ondan sonra Marmarabirlik, Gemlikli üreticiye dedi ki: "Param yok, alamıyorum" Sayın Bakan da ifade ettiler, bu kadar büyük borcu silindikten sonra Marmarabirlikin depolarında zeytin olduğu gibi, 50 trilyon liralık bir DFİF kredisi kullandırıldı, bu bahsettiğim tarihlerde de tekrar -herhalde Sayın Bakana iletmediler bunu- 14.12.2005 tarihli 20/051353 sayılı onayla Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankasına, 30.11.2006 geri ödemeli, vadeli, 25 trilyon liralık tekrar DFİF kredisi talimatı verildi; yani, birliğe denildi ki, zeytin alımına devam et; ama, birlik, maalesef, özelikle Gemlik, Orhangazi, İznik, Mudanya bölgelerinden zeytin alımını durdurdu. Tabiî, bu hal vuku bulunca, tüccar harekete geçti, köylünün elindeki zeytini çok ucuz fiyatlarla almaya başladı; çünkü, zeytin alınmasaydı, köylü ya depolayacaktı veyahut da çürütecekti; onu da yapmaktansa yağlığa gönderecekti. 4 000 000 lira denen zeytin, 1 000 000 lira-1 200 000 liradan yağlığa gitti. Köylünün de bu feryadı oldu. Biz, bunları dile getirmek istiyorduk.

Değerli arkadaşlar, dünyada zeytin ve zeytinyağı konusunda faaliyet gösteren bir kuruluş var. Bu kuruluştan da Sayın Bakanımız bir nebze bahsettiler; ama, ben, biraz daha detaylı bahsetmek istiyorum. Bu kuruluş da Uluslararası Zeytinyağı Konseyi -UZK diye tabir edilen- ve zeytinyağı panelleri hakkında bir görüşü size okumak istiyorum; o da şu: Türkiye, Birleşmiş Milletler bünyesinde oluşturulan Uluslararası Zeytinyağı Konseyine 1963 yılında başlıca üretici olarak üye olmuş, 1986 yılında Uluslararası Zeytinyağı ve Sofralık Zeytin Anlaşmasına imza atmış, bu tarihten 1998 yılına kadar ilişkiler karşılıklı menfaatlar doğrultusunda sürmüş; ancak, ülkemiz, 1999 yılının başından geçerli olmak üzere, yukarıda adı geçen anlaşmadan ve UZK'dan tek taraflı olarak çekilme kararı almış ve Resmî Gazetede ilan edilmiş. Çekilme kararının gerekçesi de tasarruftur. Tabiî, UZK, yukarıda adı geçen anlaşma çerçevesinde çalışarak dünya zeytinyağı ve sofralık zeytin üretim, tüketim ve pazarlama alanlarında bir bütün olarak gelişmeyi ve sektörü desteklemeyi amaçlamış idi. Bunun için de her türlü vasıta ve teşviki kullanmakta.

Gıda endüstrisi, kalitenin iyileştirilmesi, standardizasyonu, pazar araştırmaları, tanıtım, üretim ve işletme alanlarındaki çalışmalar ve teknolojinin geliştirilmesi gibi ana konularda faaliyet gösteriyor.

UZK, her şeyden önce doğrudan bir Avrupa Birliği örgütü değil, Birleşmiş Milletler bünyesinde çalışan bir kuruluştur. Burada, zeytinci ülke olup da Avrupa Birliği üyesi olan ülkelerin tümü, Türkiye gibi tek oy sahibidir. Halbuki, Türkiye de, orada, Avrupa Birliği kadar bir oya sahip olacaktı.

Türkiye, UZK'dan çekilmekle, yukarıda sözü edilen faaliyetlerden yararlanamadığı gibi, sektördeki dünya gündemi ve gelişmelerini izlemekten de geri kalmıştır. Ayrıca, bu sürenin uzaması, ortaya çıkan mesafenin kapatılmasını giderek zorlaştırmaktadır.

Türkiye'de zeytin yetiştiriciliği, ıslahı, teknolojisi, bitki sağlığı ve ekonomisi üzerine çeşitli araştırmalar ve çalışmalar yapan Zeytincilik Araştırma Enstitüsü de, bu gelişmelerden olumsuz olarak etkilenmiştir.

UZK bünyesinde yürütülmekte olan zeytinyağı kimyası konularındaki faaliyet ve çalışmalara, Türkiye'deki enstitüden konuyla ilgili hiçbir teknik eleman iştirak edemiyor ve edememektedir. Dolayısıyla, yeni analiz metotları, UZK'ca tanınmış panelin devamı, uluslararası ticarette mecburî kullanılan standart çalışmaları ve revizyonları, kodeks çalışmaları konularında doğrudan bilgi alışverişi kesilmiştir. UZK ile UZK tarafından, diğer zeytinci üreticileri ve enstitümüz arasında büyük bir bütçeyle yürütülen Zeytinin Genetik İyileştirme Projesi maddî ve teknik açıdan mevcut desteğini de kaybetmiştir.

Yine, Uluslararası Zeytin Konseyi ve diğer zeytinci ülkeler ve enstitümüzle yürütülecek olan Zeytinde Genetik Kaynakların Muhafazası, Karakterizasyonu, Toplanması ve Kullanımı Projesi, geniş bir bütçe olmasına rağmen, tüm hazırlıklarıyla, başlayamadan ortada kalmıştır. Zeytinyağı kalitesinin iyileştirilmesine yönelik demonstratif ve eğitim amacıyla muhtemelen enstitümüzde kurulması düşünülen pilot zeytinyağı tesisi fırsatı da kaçırılmıştır. Eğitim faaliyetlerinde, 1998 yılından itibaren, günümüze kadar değişik konularda, Türkiye dışında farklı ülke ve yerlerde, en az 20 uluslararası kurs düzenlenmiştir. Tüm masrafları UZK tarafından karşılanan ve genelde Türkiye'den en az iki elemanın katıldığı bu kurslardan da yararlanılamamıştır.

Tüm bu faaliyetlere ilave olarak, uluslararası pazarlarda satılan zeytinyağını izlemek amacıyla test metotları geliştirme ve standartlarının oluşturulmasında çalışan uzmanlar ve laboratuvarlarda yapılan kimyasal ve duyusal analiz çalışmalarına iştirak edilememiştir. Zeytinyağı laboratuvarlarının ve zeytinyağı tadım panellerinin UZK'ca tanınmasına dönük çalışmalardan ve zeytin yetiştiriciliğinin her konusunda oluşan uluslararası teknik gelişmelerden izole edilmiş bulunuyor. Zeytin ve ürünleri konusunda ülkemiz dışında gerçekleşen teknik ve bilimsel faaliyetlere katılımda UZK'nın yapabildiği maddî yardımlardan -seminer, sempozyum ve benzerleri gibi- istifade edilememiştir. Dünya ticareti ve yemeklik yağ piyasasına yönelik pazar bilgileri ve istatistikî bilgilerin akışı da durmuştur.

Değerli dostlar, bütün gıda maddelerinde olduğu gibi, zeytinyağında da kalite kontrolü yapılırken, temel olarak üç noktaya dikkat ederler. Sağlık ve beslenme açısından kontrol, hile açısından kontrol, bir de ağız tadı, yani nefaset açısından değerlendirme. Bir gıda maddesi veya bizim konumuzda olduğu gibi naturel zeytinyağı, yukarıdaki iki hususun gereklerini yerine getiriyor; fakat, duyusal özellikleri açısından kabul edilmiyorsa, sağlık, beslenme ve hile açısından tamamen uygun olsa bile, hiçbir değer ifade etmiyor; çünkü, ağız, damak alışkanlığı ön sıraya geçiyor. Sağlık şartlarına da uygun olabilir; fakat, aynı zamanda duyusal özellikleri açısından kabul edilmeyebilir. Bunun tersi de geçerlidir; yani, gıda maddesi çok nefis olabilir; fakat, aynı zamanda hileli olabilir; hatta, sağlık ve beslenme açısından istenilen özelliklere tamamıyla uygun olabilir. Bu nedenle, zeytinyağının fiziksel ve kimyasal analizlerinin öneminin yanı sıra, duyusal analizler büyük önem taşımaktadır. Bu husus, metodolojik eğitim, sağlıklı bünyeyle ve uzun bir süreçte kazanılan bir tecrübeyle mümkündür. UZK'ca üzerinde çok hassasiyetle durulan bir husus olup, zeytinyağının ithalat ve ihracatında kilit konumundadır. Enstitü, laboratuvar ve zeytinyağı panelleri açısından, 1988 ve 1990 yıllarında UZK'ca verilen iki ayrı denemede üstün performans göstermiş ve kabul edilmiştir. Takip edilen süreçte yeni panelist yetiştirmek üzere bir panel yöneticisinin yönetiminde faaliyetlerini sürdürürken, 1998 yılında ortaya çıkan UZK'dan ayrılış nedeniyle, tüm çalışmalar kesintiye uğramıştır. Bu arada, panel yöneticisi uzman ile panelist konusunda mesafe katetmiş personel, emeklilikleri nedeniyle ayrılmışlardır. Halihazırda, o dönemden tecrübeli 3 personel, enstitüde şu anda görev yapmaktadır. Ülkemizde UZK tarafından akredite edilmiş 2 özel laboratuvar olmakla birlikte, panel gruplar bulunmamaktadır. Enstitümüzün zeytinyağı teknolojisi laboratuvarları, donanımları itibariyle, iyi durumdadır. UZK'ya yeniden üye olmak koşuluyla, enstitüden uygun görülecek 2 personelin de, tekrar, UZK'ca panel yöneticisi olarak yetiştirilmelerini takiben yeniden resmî panel grupları oluşturulması ve laboratuvarlarımızın da UZK'ca akreditesi imkân dahilinde olacaktır.

Değerli arkadaşlar, zeytin ve zeytinyağı konusunda, arkadaşlarımız, burada, bölgeler itibariyle, gruplar itibariyle bazı bilgiler verdiler. Mesela, dediler ki, yağlı bitkilerden elde edilen sıvıyağın Türkiye'de kişi başına kullanım miktarı 17 kilo; ancak, bunun içinde kullanılan zeytinyağının miktarı 1 kilo, kişi başına düşen kullanım miktarı 1 kilo. İspanya'da bu 13 kilo, İtalya'da 12 kilo, Yunanistan'da 19 kilo, Tunus'ta 5 kilo, Fas'ta 2 kilo, Suriye'de 6 kilo. Türkiye, bu konuda, maalesef, insanının sağlığı açısından zeytinyağı üretimine gerekli ilgiyi, gerekli desteği, gerekli yaptırımı yerine getirememiş bulunuyor. Hele 1999 yılındaki tavrıyla, UZK'dan ayrılması tavrıyla da çok büyük bir gücü elinden kaybetmiş bulunuyor. Şimdi, Sayın Bakanımızdan aldığımız bilgilere göre sevindirici bir haberdir; tekrar bu kurula, tekrar bu uluslararası kurula Türkiye'nin katılması, zeytinyağını ve zeytinini tanıtması, Türkiye için büyük bir alternatif olacaktır.

Şimdi, bu yıl İspanya'da büyük bir sıkıntı vardır, zeytin üretimi tamamen düşmüş vaziyettedir kış şartlarından dolayı. Türkiye'nin tam zamanıdır; kendi markasıyla, kendi etiketiyle, kendi kalitesiyle Avrupa pazarlarına açılması gerekiyor; ama, bunu yaparken, işte, UZK'nın desteği gerekiyor. Bu konuda geç kalınmaması lazım, hemen faaliyete geçilmesi lazım. Bu fırsatı, bu, İspanya'daki yok yılın fırsatını Türkiye'nin değerlendirmesi gerekiyor.

Ayrıca, Türkiye'de -ben Gemlikliyim- Gemlik'te, Orhangazi'de zeytin fidanı yetiştirilir ve Türkiye'nin her tarafına gönderilir. Bakın, her yıl 9-10 milyon adet zeytin fidanı gönderiliyor; ama, Türkiye'de zeytin üretiminin artışına bakarsanız, beş yıl sonra, on yıl sonra önemli miktarda zeytin artışı olması gerekiyorken bu rakamları elde edemiyoruz. Neden elde edemiyoruz; tabiî, burada, zeytin genlerinin denetimi lazım. Hatta, fidanları satarken fidan yetiştiricilerinin, fidan yetiştirme sistemlerinin akredite edilmesi lazım. Mesela, zeytin ağacının dibinden fışkıran bir fışkını alıp da orada aşılamak suretiyle zeytin elde ettiğiniz zaman o bölgenin hastalığını diğer bölgeye gönderiyorsunuz. Oradaki bölgenin klima şartları uygun olmadığı zaman o ürün yetişmiyor, bir müddet sonra çürüyor veyahut da az mahsul elde ediliyor. Dolayısıyla, bizim, çok acil bir şekilde bu Zeytincilik Enstitümüzün vazıyet etmesi lazım, olaya el koyması lazım, fidan üreticilerimize de bir standart getirmesi lazım.

Ayrıca, her bölgenin zeytini, her bölgenin zeytinyağı ayrı aromalar göstermektedir, ayrı özellikler göstermektedir. Her bölgenin klima şartları değişiktir. Dolayısıyla, bu fidanların, bu filizlerin o bölgelere göre yetiştirilmiş olması gerekir. Yoksa, bölgelerarası, işte, bu şekilde hastalıklar taşınıyor, genler bozuluyor, zeytinlerde çürükler oluyor veya mahsul olmuyor; bir sene oluyor, bir sene olmuyor. Halbuki, bazı bölgeler var ki, hiç olmadığı sene yoktur zeytinde, her sene zeytin verir; ama, ona göre genleri geliştirilmiştir. Hatta, zeytinliğin bir başından 1 tane zeytin yersiniz, bir başından da bir başka zeytin yersiniz, tadının da değişik olduğunu, kabuğunun da ince veya kalın olduğunu, çekirdeğinin de küçük veya büyük olduğunu görürsünüz. İşte, bu gen teknolojisindeki ihmalimizin getirdiği sonuçlardır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Karapaşaoğlu, konuşmanızı tamamlayınız.

MEHMET ALTAN KARAPAŞAOĞLU (Devamla) - Dolayısıyla, zeytin konusunda, aslında, daha çok söylenecek şeyler var; ancak, mademki bir araştırma komisyonu kurulacak, mademki bu konu üzerine eğilinecek, bu, sevindirici bir olaydır ve bu araştırma, bu çalışma yapılırken,inşallah, üniversitelerimizde, araştırma enstitülerimizde, akreditasyon kurumlarımızda… Zeytin yetişen her bölgeden birer milletvekilimizin katılımıyla oluşturulacak bir komisyonun, ülkeye yararlı olacağı kanaatini belirtiyor, saygılarımı sunuyorum ve önümüzdeki Kurban Bayramının da hepimiz için hayırlı olmasını diliyorum. (AK Parti alkışlar)

Hayırlı günler efendim.

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Altan Karapaşaoğlu (AK Parti, Bursa). “Zeytin ve zeytin üreticilerinin araştırılarak alınması gereken önlemler (10/41,170,177,263,295)”. TBMM Genel Kurulu, 47. Birleşim tutanağı, 3 Ocak 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-altan-karapasaoglu-22-2006-01-03-zeytin-ve-zeytin-ureticilerinin-arastirilarak-alinmasi-gereken-onlemle (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
