# Maden kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.503)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Altan Karapaşaoğlu (AK Parti, Bursa)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 114. Birleşim
- **Tarih:** 9 Haziran 2010
- **Gündem:** MADEN KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.503)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-altan-karapasaoglu-23-2010-06-09-maden-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tasarisi-s-s-503

> Mehmet Altan Karapaşaoğlu (AK Parti), 9 Haziran 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 114. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MADEN KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.503)); konuşma 1.016 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MEHMET ALTAN KARAPAŞAOĞLU (Bursa) – Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Bugüne kadar hayatlarını kaybetmiş olan madencilere Allah’tan rahmet diliyorum. Onların birer şehit olduklarına da inanıyorum.

Değerli arkadaşlar, maden konusuyla ilgili arkadaşlarımız teknik bilgileri verdiler, güzel bilgiler verdiler. Bu yapılan düzenleme, gerek Anayasa Mahkemesinin iptalinden gerekse Maden İşleri Genel Müdürlüğünün eksikliğini duyduğu, hissettiği birtakım düzenlemeleri yapmaktan ibaret.

Benim gördüğüm, inandığım konu Maden Araştırma Komisyonu Başkanlığı olarak yaptığımız çalışmalardan dolayı bu yapılan düzenlemeler yapılmalıdır, doğrudur ama yeterli değildir. Yapılması gereken şey Madencilik Araştırma Komisyonunun önümüzdeki hafta tamamlayıp Meclisimize, Başkanlığa sunacağı araştırma raporumuzun ışığı altında Maden İşleri Genel Müdürlüğümüz, madencilikle ilgili kurum ve kuruluşlarımız, sivil toplum örgütleri bir araya gelmek suretiyle madenciliğe yeni bir form kazandırmak, modern dünyadaki madencilik usullerini inceleyip onları uygulama alanına sokmak gibi konular olmalıdır.

Burada yaptığımız çalışmalarda birbirimizle siyasi anlamda tartışmalara girmemize bence hiç gerek yok. Şu yapılan düzenlemeler, bugünün ihtiyacını karşılaması için yapılan düzenlemelerdir. Herkes gayet iyi biliyor ki dünyada madencilik artık bütün ülkelerin olmazsa olmazıdır, bu madencilik yapılacaktır ama bu madencilik yapılırken ne insanımızın ne çevremizin ne de ekolojik dengelerimizin bozulmamasına dikkat etmek mecburiyetindeyiz. Tabii, bunu yaparken bir taraftan madenin insan üzerine getirdiği yararlardan istifade edeceğiz bir taraftan da ekonomimize katkısını temin edeceğiz.

Bakın, dünyada yaptığımız çalışmalarda edindiğimiz bilgide mesela Amerika Birleşik Devletleri’nde gayrisafi millî hasılada madenciliğin payı 4,2; Kanada’da bu 7,5; Avustralya’da 8,7; ülkemizde maalesef henüz daha 1,5 seviyelerinde. Ayrıca bizim gördüğümüz madenciliğimizde: Çok parçalı bir madencilik, efendim küçük çapta madencilik çok sayıda var. Dolayısıyla, bunlar maden rezervlerimizin israfına da yol açıyor. Bir yerde bir maden bulunuyor, görülüyor, açılıyor ama sonucu alınmadan maden kapatılıyor veya terk ediliyor. Şimdi, burada maden rezervlerinin demek ki çok iyi tespit edilmesi lazım. Yani rezerv güvenliği dediğimiz, rezervin akredite edilmesi konusu, rezervin hatta üç boyutlu şekilde tespit edilmesi çok önemli bir şey.

Bakın, bugün dünyada rezerv tespiti konusunda çalışan kurumlar, ayrıca o kurumlarda çalışan mühendisler, uzman kimseler belli kuruluşlar tarafından akredite edilmiş kimselerdir yani akredite eden kurum, bu rezerv tespitini yapan kuruluş akredite edilmiştir, doğru tespitleri vardır, bu rezerv doğrudur diyor, ondan sonra bu rezerv konusunda bir pazarlama faaliyeti başlıyor. Bu rezerv sigorta ediliyor, ondan sonra işletmeye açılıyor. Bir işletmenin açılma maliyeti araştırmayla birlikte işletmeye geçiş, yani daha işletmeye başlamıyor ama başlama noktasına geliş maliyeti, dış dünyada yaklaşık olarak 125 milyon dolar civarında, ortalama olarak. Bu, Türkiye’de henüz bu rakamlara ulaşmış değil. Demek ki, bizim ön hazırlıklarla ilgili birtakım çalışmalar yapmamız lazım. Ayrıca, işletme faaliyetleriyle ilgili birtakım çalışmalar yapmamız lazım. Bugüne kadar yeterli veya yetersiz çalışmalar yapıldı. Şimdi, geçmişi sorgulamak değil de, geleceği sorgulamak mecburiyetindeyiz. Dolayısıyla, şu yaptığımız düzenlemelerin yararlı düzenlemeler olduğunu kabul etmemiz lazım. Bu düzenleme, sektörün önünü açmak için gereklidir. Sektörü işler hâle getirmemiz lazım ama ondan sonra oturup da hep beraber bu ülke için nasıl faydalı bir madencilik yapacaksak, bunu da yapmamız gerekiyor.

Bugün, Türkiye’de arazisinin yapısı gereği çok parçalı bir yapı vardır. Yani, madenlerimizin zaten çok çeşitli olmasının gerekçelerinden biri de budur, bu yapıdır. Dolayısıyla, Türkiye’de şu anda madencilik konusunda -biraz önce arkadaşımız birtakım rakamlar verdi- sondaj çalışmaları son yirmi beş yıl içerisinde, bu son bir iki sene öncesine kadar yapılan çalışmalar, işte 25 bin, 30 bin, 50 bin metreler civarındayken, bugün artık 1 milyon metreye ulaşmış seviyededir. Bu bize büyük bir rakam gibi geliyor ama dünyadaki ölçütlerine baktığınız zaman bunların 10 milyon, 15 milyon, 20 milyon metre olduğunu düşünürseniz, maden rezervlerimizin tam tespiti noktasında daha derinlere inme-miz, daha çok arama yapmamız gerektiği inancındayım. Tabii, bu düzenlemeler yapılacaktır. Mutlaka Türkiye kendi rezervlerini, kendi materyallerini en iyi şekilde değerlendirecektir.

Değerli arkadaşlar, konunun çok boyutlu problemleri vardır ama şimdi bu çok boyutlu problemlerini önce tespit etmemiz lazım, tespitleri sağlam bir şekilde yapmamız lazım, ondan sonra da tedbirlerini almamız lazım. Dolayısıyla bugün konuştuğumuz şu madenle ilgili yasal düzenlemelerin, bizim siyasilerimizin arasında bir siyasi polemik konusu yapılmadan tartışılması ge-rekiyor. Önce sektörümüzün önünü açalım, bir çalışmaya başlasınlar, ondan sonra da problemi masaya yatıralım, bütün ilgili kurum ve kuruluşlarla birlikte bunun çözümlerini arayalım. Çözümleri yok mu? Var. Yaptığımız çalışmalarda gördüğümüz çok çeşitli modeller var. Bunların dünyada en revaç bulmuş olanlarını model olarak almak suretiyle ülkemize uygulamamız mümkün. Benim gördüğüm kadarıyla, Maden İşleri Genel Müdürlüğü de bu istikamette birtakım çalışmalar yapıyor ama bu çalışmaları gün ışığına çıkarıp kamuoyunun önüne koyup topluca, bütün toplumun kabul edeceği tarzda bir düzenleme yapmak gerekiyor.

Değerli arkadaşlar, madenciliğin en önemli konularından bir tanesi, bir ülkede madenciliğin hem ekonominin altyapısını oluşturması hem de istihdamın ana direği olduğunu kabul etmek durumundayız. Zira, madenler biliyorsunuz, araştırmaları, çalışmaları genellikle dağ başlarında, ıssız yerlerde oluyor, daha çok köylere yakın mahallerde oluyor. Şimdi, biz eğer istihdamı uç noktalara götürmek istiyorsak, ekonomik kalkınmayı uç noktalara götürmek istiyorsak, mutlaka ve mutlaka, hiç kaçınılmaz bir çare olarak madenciliğimize el atmamız, madenciliğimizi gün yüzüne çıkarmamız ve madencilikten bu noktada yararlanmamız lazım, katma değerini almamız lazım. Tabii, bu arada madenciliğe bu önemi verirken de madenciliğin uç ürünlerine doğru yönelmemiz gerekiyor. Bununla ilgili olarak, ister madencilerimiz olsun ister yatırımcılarımız olsun, kendilerinin önleri açılacak şekilde, kendilerini teşvik edecek şekilde en ucuz materyalleri temin etmek suretiyle madencilerin ve uç ürüne gidenlerin önüne devletimizin, Hükûmetimizin, Türkiye Cumhuriyeti’nin birtakım imkânları koyması lazım.

Çok basit bir örnek vermek istiyorum: Enerji maliyetinin yüksekliğinden bahsediyoruz. Türkiye’de enerji maliyetleri çok yüksek ama arkadaşlar, bakın, dikkat ederseniz bir nükleer santral yapılmak isteniyor kıyametler kopuyor, çevre felaketi; efendim bir hidrolik santral yapılmaya çalışılıyor o bölgenin insanı kıyameti koparıyor; bir termik santral yapılmaya çalışılıyor o termik santralin kurulacağı bölgede bir patırtı oluyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Karapaşaoğlu, tamamlayınız efendim.

MEHMET ALTAN KARAPAŞAOĞLU (Devamla) – Dolayısıyla bizim bir makulü yakalamamız lazım. Bize enerji lazım mı? Lazım. Elimizdeki imkânlarla yeterli enerjiyi üretebiliyor muyuz? Üretemiyoruz. Bugün bütün akarsularımızı hidrolik santrallere çevirseniz, bugün bütün kömürümüzü termik santrallerde kullansanız şu anda gene elektrik enerjisi yeterli değil. Demek ki bir başka çare bulmamız lazım. Dolayısıyla birbirimizle tartışmadan, didişmeden, bunları bir tartışma metası hâline getirmeden makul ortamı bulup, makul çareyi bulup ülkemizin hem ucuz enerjiye kavuşmasını hem de bu ucuz enerji vasıtasıyla da madencilik sektörümüzün önünün açılması gerektiği inancında olduğumu sizlere saygıyla bildiriyorum. Dolayısıyla, inşallah, hazırlamış olduğumuz araştırma raporumuzu sizlerin önüne koyduğumuz zaman ne kadar büyük bir problemin içinde olduğumuzu, ne kadar büyük bir imkânın içinde olduğumuzu hep beraber göreceğiz diyorum, saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Altan Karapaşaoğlu (AK Parti, Bursa). “Maden kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.503)”. TBMM Genel Kurulu, 114. Birleşim tutanağı, 9 Haziran 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-altan-karapasaoglu-23-2010-06-09-maden-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tasarisi-s-s-503 (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
