# İstiklal marşının kabulünü ve mehmet akif ersoy'u anma günü ilan edilmesi hakkında kanun tasarısı ve samsun milletvekili cemal yılmaz demir ve 2 milletvekilinin ulusal bayram ve genel tatiller hakkında kanunda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi (s.s.:1399)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Atilla Maraş (AK Parti, Şanlıurfa)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 99. Birleşim
- **Tarih:** 4 Mayıs 2007
- **Gündem:** İSTİKLAL MARŞININ KABULÜNÜ VE MEHMET AKİF ERSOY'U ANMA GÜNÜ İLAN EDİLMESİ HAKKINDA KANUN TASARISI VE SAMSUN MİLLETVEKİLİ CEMAL YILMAZ DEMİR VE 2 MİLLETVEKİLİNİN ULUSAL BAYRAM VE GENEL TATİLLER HAKKINDA KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ (S.S.:1399)
- **Tutanak (TBMM):** https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c156/b099/tbmm221560990058.pdf
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-atilla-maras-22-2007-05-04-istiklal-marsinin-kabulunu-ve-mehmet-akif-ersoy-u-anma-gunu-ilan-edilm

> Mehmet Atilla Maraş (AK Parti), 4 Mayıs 2007 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 99. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İSTİKLAL MARŞININ KABULÜNÜ VE MEHMET AKİF ERSOY'U ANMA GÜNÜ İLAN EDİLMESİ HAKKINDA KANUN TASARISI VE SAMSUN MİLLETVEKİLİ CEMAL YILMAZ DEMİR VE 2 MİLLETVEKİLİNİN ULUSAL BAYRAM VE GENEL TATİLLER HAKKINDA KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ (S.S.:1399)); konuşma 825 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MEHMET ATİLLA MARAŞ (Şanlıurfa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 1399 sıra sayılı İstiklal Marşının Kabulünü ve Mehmet Akif Ersoy'u Anma Günü İlan Edilmesi Hakkında Kanun Tasarısı hakkında söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlarım.

İstiklal Marşı'mızın kabul tarihi 12 Mart 1921'dir. Millî marşlar ait oldukları milletlerin bağımsızlık göstergeleridir. İstiklal Marşı'mız, milletimizin Kurtuluş Savaşı yıllarındaki birliği, beraberliği, bağımsızlık ve özgürlük ile ümitlerini ve inançlarını yansıtan birer şaheser metinlerdir. İstiklal Marşı'mızın kabul edildiği 12 Mart gününün Mehmet Akif Ersoy'u Anma Günü olarak kabul edilip ilan edilmesi ve bugünün ülke genelinde bayram gibi kutlanması, bir millet büyüğü olan Meh- met Akif in anılmasını ve tanıtılmasını bizlere sağlayacaktır. Bu vesileyle yapılacak olan toplantılarda, vatan sevgisi, toprak sevgisi ve insan sevgisi anlatılacaktır. Ayrıca, özgürlük ve bağımsızlık, istiklal ve hürriyet konulan gündeme gelecektir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi, 12 Mart 1921'de yaptığı toplantıda, on kıtada kırk bir mısradan oluşan bu şiir metnini, resmen, millî marşımız olarak oy biriliğiyle kabul etti. Tüm milletvekillerinin teklifiyle Hamdullah Suphi Bey, Meclis kürsüsünden, bu kürsüden tam 3 defa üst üste okuyarak, bütün Millet Meclisindeki üyeler tarafından ayakta alkışlandı.

"Kahraman Ordumuza" diye başlayan İstiklal Marşı'nı milletine armağan eden Mehmet Akif "Safahat" kitabına almadı.

Bu Marş, inancı ve heyecanı kalbinde ve ruhunun derinliklerinde yaşayan biri tarafından, bir şair tarafından ancak yazılabilirdi. Marşın yazılması için Mehmet Akif e teklif yapıldı, fakat, büyük şair para karşılığında bir tek mısra bile yazmayacağını açıkça söyleyince, kendine maddi karşılıksız bir marş yazması teklif edildi. Akif, bu teminattan sonra, İstiklal Marşı'nı ikamet ettiği Tacettin Dergâhı'nda kaleme aldı. Kendisine takdir edilen 500 lira ödülün de bir hayır kurumuna verilmesini istedi ve yine rivayet ederler ki, 1921 Martında, Ankara'nın soğuğunda -bugünler gibi değil, çok soğuk bir Ankara var- Akif in, maalesef, sırtına giyecek bir paltosu dahi yoktu, bu hâldeyken, bu ödülü elinin tersiyle itti. Böyle bir insan Akif, bir seciye abidesi âdeta.

Akif in mücadelesini, dünyaya bakışını, dünya görüşünü anlayabilmek için, kanaatimce, onun nasıl biri olduğunu, yani şahsiyetini, kişiliğini bilmemiz gerekir. Bir insanın kişiliğini anlamanın yollarından biri de, onun hayatı boyunca yapıp ettiklerine ve varsa bıraktığı eserlerine bakmak gerekir. Bir insanın yaşayışı, hayata bakışı ve hayatı değerlendirişi, o kişinin eserlerine ve sözlerine âdeta yansır. Akif in bize büyük bir miras olarak bıraktığı yedi kitaptan oluşan "Safahaf'ın safahatına baktığımızda, onun nasıl bir insan olduğunu, nasıl bir mustarip, bir münzevi ve bir mesuliyet adamı olduğunu görürüz. Mustarip, çünkü içinde yaşadığı cemiyet için ideal olarak düşündüğü hayat bir türlü gerçekleşmemiştir. Bundan büyük ıstırap duymaktadır Akif. Her devirde olduğu gibi yine o dönemde de Şair Fuzuli'nin dediği gibi, "Dost bî-perva, felek bî-rahm, devrân bî-sükûn/Derd çok hem-derd yok, düşman kavî, tâli' zebûn"dur.

İstiklal Marşı, milletimizin kahramanlık destanıdır. Milletiyle, tarihiyle, kültürüyle gurur duyan herkesin bu Mars'ın anlamını iyi bilmesi ve çok iyi değerlendirmesi gerekir. Bu Marş, kanımız kadar sıcak, bayrağımız kadar aziz ve bu vatan toprağı gibi mübarek bir marştır. Büyük milletimizi ebediyete kadar ayakta tutacak olan sağlam mısralardan örülmüştür. Daha ilk kıtasında,

"Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;

Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak."

Bu milletin en son ocağı tütünceye kadar, asla burada izmihlal olmayacaktır, hürriyet ve özgürlük ve bağımsızlık devam edecektir. Yurt sathındaki bir tek aile, bir tek insan kalsa bile al bayrak dalgalanacaktır. O bayrak ki, rengini şehitlerimizin kanından almaktadır. Al bayrak, egemenliğin ve bağımsızlığın sembolüdür. Bu egemenlik, elbette ki kayıtsız şartsız millete ait olacaktır.

Sözlerimi bitirmeden önce, Akif in "Safahat"ından birkaç beyit, birkaç mısra okumak istiyorum, sonra sözlerimi tamamlıyorum.

Akif, daha Safahat'm girişinde, o kadar mütevazı bir şekilde bir dörtlük koyar ki ortaya, kendisinin şair olmadığını, tasannu bilmediğini, sanattan anlamadığını söyler, ama, aslında bu dörtlükler, bu okuyacağım mısralar Mehmet Akif in ne denli büyük bir şair olduğunu, ne denli büyük bir sanatkâr olduğunu bize kanıtlar. Şöyle diyor:

"Şiir için gözyaşı derler; onu bilmem, yalnız,

Aczimin giryesidir bence bütün âsânm!

Ağlarım, ağlatamam; hissederim, söyleyemem;

Dili yok kalbimin, ondan ne kadar bizarım!" Müthiş söyleyişler ve şu son beyit dahi onun çok büyük bir sanatkâr ve büyük bir şair olduğunu kanıtlamaya yeter.

Yine, hakikat şairi olan bu şair, Mehmet Akif, bu dilimizin, dinimizin, istikbalimizin ve istiklalimizin şairi o kadar mütevazıdır ki. Ama, mısralarında, sözlerinin yaşadığı gibi, hakikate, hakka uygun olmasını söyler. Yani, yaşadığı gibi, düşündüğü gibi, inandığı gibi, özü sözü bir olan bir şairdir. Bakın ne diyor:

"Hayır, hayal ile yoktur benim alışverişim,

İnan ki, her ne demişsem, görüp de söylemişim.

Şudur cihanda benim beğendiğim tek meslek:

Sözüm odun gibi olsun, hakikat olsun tek."

İşte, sözde, özde, yürüyüşte, günlük hayatta, her şeyiyle bir ve bütün olan bu insan, Türk milletine, gençliğe bir ideal aşkı, nasıl yaşanacağını gösteren bir insan, bir millet büyüğü ve hayatının sonunda soluk bir resmin arkasına şu mısraları düşer ve bu mısralardan bir sene sonra da 1936'da, bildiğiniz gibi, İstanbul Beyoğlu'nda hayata gözlerini yumarak ebedi âleme intikal eder. Şöyle diyor resmin arkasında:

"Toprakta gezen gölgeme toprak çekilince,

Günler şu heyulayı er geç silecektir,

Rahmetle anılmak, ebediyet budur amma,

Sessiz yaşadım, kim beni nereden bilecektir."

Onun ruhaniyeti önünde, hatırası önünde saygıyla eğiliyorum, rahmetler diliyorum. Hepinize de saygılar sunuyorum.

Bu kanunun milletimize hayırlar getirmesini diliyorum efendim. (AK Parti sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Atilla Maraş (AK Parti, Şanlıurfa). “İstiklal marşının kabulünü ve mehmet akif ersoy'u anma günü ilan edilmesi hakkında kanun tasarısı ve samsun milletvekili cemal yılmaz demir ve 2 milletvekilinin ulusal bayram ve genel tatiller hakkında kanunda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi (s.s.:1399)”. TBMM Genel Kurulu, 99. Birleşim tutanağı, 4 Mayıs 2007. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-atilla-maras-22-2007-05-04-istiklal-marsinin-kabulunu-ve-mehmet-akif-ersoy-u-anma-gunu-ilan-edilm (erişim: 1 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c156/b099/tbmm221560990058.pdf

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
