# Yunus emre vakfı kanunu hakkında (s.s.1394)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Atilla Maraş (AK Parti, Şanlıurfa)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 100. Birleşim
- **Tarih:** 5 Mayıs 2007
- **Gündem:** YUNUS EMRE VAKFI KANUNU HAKKINDA (S.S.1394)
- **Tutanak (TBMM):** https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c156/b100/tbmm221561000212.pdf
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-atilla-maras-22-2007-05-05-yunus-emre-vakfi-kanunu-hakkinda-s-s-1394

> Mehmet Atilla Maraş (AK Parti), 5 Mayıs 2007 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 100. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YUNUS EMRE VAKFI KANUNU HAKKINDA (S.S.1394)); konuşma 845 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MEHMET ATİLLA MARAŞ (Şanlıurfa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 1394 sıra sayılı, Yunus Emre Vakfı Kanunu Tasarısı hakkında söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlarım.

Türkiye'nin kültür mirasını korumak ve tanıtmak, Türk dilini korumak, geliştirmek, dünyada en çok konuşulan diller arasına girmesi için tanıtımına katkıda bulunmak, Türk dilinde yaratılan sanatın bütün şubeleriyle yurt dışında tanıtımını sağlamak, kültür ve sanatın aracılığıyla ülkeler arasında kültür köprüleri kurarak dostluklar geliştirmek, bu amaçlarla, yani Türk dilini, kültürünü ve sanatını tanıtmak amacıyla yurt dışında kültür merkezlerinin kurulması, bu kanun tasarısıyla gerçekleşecektir. Hedef, ülkeler arası dostluğun gerçekleştirilmesi, ülkeler arası kültür alışverişinin gerçekleştirilmesi, bunun için uluslararası çapta etkinliklerin düzenlenmesi düşünülmüştür. Bu gibi konularda, süreli ve süresiz yayın yapılması da düşünülen hedefler arasındadır. Bugün bir çok ülke, özellikle Akdeniz'e kıyısı olan ülkeler -ki, İspanya, Fransa, Yunanistan- tanıtım faaliyetlerini, yurt dışındaki teşkilatları aracılığıyla yapmaktadırlar. Bu teşkilatlar, vakıf, birlik ve birtakım şirketlerdir.

Kurulacak olan Yunus Emre Vakfı bünyesinde kültürel nitelikli faaliyetler icra edilecek ve ülkemizin dış dünyada tanıtımı yapılacaktır. Kurulacak olan bu Vakfın bünyesinde, kültür merkezleri ve enstitüler oluşturulacaktır. Bu kuruluşlara, çeşitli kolaylıklar ve birtakım muafiyetler getirilecektir. Vakıflarımıza tanınan bütün hak ve yetkiler, kurulacak olan Yunus Emre Kültür Vakfına da tanınacaktır.

Kurulması düşünülen vakfın adı Yunus Emre; bu isim, bu Vakfa, isabetle seçilmiş ve verilmiştir. Peki kimdir Yunus? Kendi diliyle şöyle diyor: "Ete kemiğe büründüm/Yunus diye göründüm."

Bir başka şiirinde de şöyle diyor: "İlim ilim bilmektir

İlim kendin bilmektir

Sen kendini bilmezsin

Ya nice okumaktır."

Böyle devam edersek, tabii, Yunus'tan çok şiir var, ezberimde de çok şiir var. Esasen, bir dönemin sonunda hepimiz çok yorulduk, siyaset de çok ağır bir yük, ağır bir ortam. O hâlde, bugün Yunus'tan şiirler okuyarak ruhlarımızı biraz dinlendirelim istiyorum. Ben, şiirlerle devam etmek istiyorum müsaade ederseniz. Yunus bir şiirinde diyor ki:

"Yûnus'durur benim adım

Gün geldikçe artar odum

İki cihanda maksûdum

Bana seni gerek seni.

Eğer beni öldüreler

Külüm göğe suvuralar

Toprağım anda çağıra

Bana seni gerek seni.

Cennet cennet dedikleri

Birkaç köşkle birkaç huri

İsteyene sen ver anı

Bana seni gerek seni."

Yine, başka bir dizesinde de "Severem seni candan içeri/ Bir ben var ki bende, benden içeri." Yani, Yunus, ete kemiğe büründüğünü, esasen ruh dünyasının etsiz ve kemiksiz bu yeryüzü yuvarlığında dolaşamayacağını biliyor. Hepimiz aslında ete kemiğe burunduk ve bu yeryüzü coğrafyasında Yunus diye, Ahmet diye, Mehmet diye göründük. Bu dünya, gurbeti... Esasen bizim öz ülkemiz değil, bir gün bu kılıftan, bu et ve kemikten sıyrılıp, esas ruhlar dünyasına hepimiz, bir bir, bizden öncekiler gibi geçip gideceğiz.

Günümüzden yedi yüz yıl önce, bu topraklarda yaşamış, Anadolu coğrafyasını bir baştan bir başa dolaşarak, arı, duru bir dille Türkçe şiirler söylemiş olan koca Türkmen dervişi Yunus, büyük şair, büyük insan.

Fransız şairi Bodler şöyle diyor: "Hayatta üç kişiye saygı duyunuz, şair, savaşçı ve derviş." Yunus Emre'de bunun üçü de var; hem şairdir hem savaşçıdır hem derviştir. Nasıl savaşçı? Bir şiirinde diyor ki:"Kastım odur, şehre varam/Feryad u figan koparam." İşte size bir savaşçı örneği. Olumsuzluklara, kötülüklere bir iç isyan, bir başkaldırı var Yunus'un şiirlerine baktığımız zaman. Bir taraftan da, Yunus, dervişçe söyleyişler içerisindedir. Der ki bazı şiirlerinde...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Maraş, lütfen, toparlayınız.

MEHMET ATİLLA MARAŞ (Devamla) - Yani, müsaade edin de okuyayım Başkanım, bir iki dakika.

BAŞKAN - Buyurun.

MEHMET ATİLLA MARAŞ (Devamla) - "Dövene elsiz gerek

Sövene dilsiz gerek

Derviş gönülsüz gerek

Sen derviş olamazsın" diyor.

Dolayısıyla derviş Yunus, zaman zaman derviş kılığında, zaman zaman savaşçı kılığında Anadolu'yu, bu coğrafyayı baştan başa dolaşmış ve bütün insanları "Ben kimim, bu hâl neyin nesi" diye ayaklandırmış. İç isyanını, millete, olumsuzluklara karşı her dizelerinde göstermiştir.

Şimdi, bu şair... Yunus Emre ozan değil, bir defa onu söyleyeyim. Yunus Emre şairdir, şiir söyledi ve şuuru başında olan bir insan, akıllı bir insan. Ozan diye bunları ayırmam lazım bir şair olarak, çünkü ozan kopuz çalana derler, kopuz biliyorsunuz üç telli, ilkel bir saz ve ozanlar da ümmi- dir, okuma yazması yoktur. Onun için ben şair diyorum Yunus Emre'ye. Bir şiirinde şöyle diyor yine: "Benim burada kararım yok..." Bizim gibi, yani, bir zaman sonra çekip gideceğiz, bu mekanlar bizim değil, başka arkadaşlar gelecek.

"Benim burada kararım yok.

Ben buradan gitmeye geldim.

Bezirganım metaım çok,

Alana satmaya geldim.

Ben gelmedim davi için,

Benim işim sevi için,

Gönüller dost evi için,

Gönüller yapmaya geldim." İşte, Yunus böyle bir insan, gönül yapan bir insan ve gönülleri birleştiren dost bir ses.

Birleşmiş Milletlerin kültürel bir kuruluşu olan UNESCO, 1991 yılını, hatırlayacaksınız "Yunus Emre Yılı" ilan etmişti. O yıl, Türkiye'de, İstanbul'da "Dünya Şairler Kongresi" düzenlenmişti ve bendeniz de Kültür Bakanlığı adına o şairler kongresine delege olarak katılmıştım. O tarihte, Brüksel'deki UNESCO'nun giriş kapısına aynen Yunus Emre'nin şu dizeleri yazılmıştı: "Sevelim, sevilelim, dünya kimseye kalmaz." Bu yıl Mevlânâ Yılı, ama 1991 de Yunus Yılı idi...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Maraş, teşekkür için açıyorum.

Buyurun.

MEHMET ATİLLA MARAŞ (Devamla) - Evet, bitiriyorum ben de.

Şöyle bitirelim o zaman, yine Yunus'un iki dörtlüğü ile bitireyim, hoşgörü ve dünyanın geçici- liğiyle ilgili diyor ki:

"Elif okuduk ötürü

Pazar eyledik götürü.

Yaratılanı severiz,

Yaradan'dan ötürü."

Ve son olarak şöyle diyor:

"Bu dünyadan gider olduk.

Kalanlara selam olsun.

Bizim için hayır dua

Edenlere selam olsun."

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Atilla Maraş (AK Parti, Şanlıurfa). “Yunus emre vakfı kanunu hakkında (s.s.1394)”. TBMM Genel Kurulu, 100. Birleşim tutanağı, 5 Mayıs 2007. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-atilla-maras-22-2007-05-05-yunus-emre-vakfi-kanunu-hakkinda-s-s-1394 (erişim: 1 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c156/b100/tbmm221561000212.pdf

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
