# Kamu kurum ve kuruluşları ile kamu yararına çalışan vakıf, dernek gibi kuruluşlarda bağış adı altında toplanan mali kaynağın araştırılması (10/12)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Aydın (AK Parti, İzmir)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 22. Birleşim
- **Tarih:** 2 Aralık 2003
- **Gündem:** KAMU KURUM VE KURULUŞLARI İLE KAMU YARARINA ÇALIŞAN VAKIF, DERNEK GİBİ KURULUŞLARDA BAĞIŞ ADI ALTINDA TOPLANAN MALİ KAYNAĞIN ARAŞTIRILMASI (10/12)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-aydin-22-2003-12-02-kamu-kurum-ve-kuruluslari-ile-kamu-yararina-calisan-vakif-dernek-gibi

> Mehmet Aydın (AK Parti), 2 Aralık 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 22. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAMU KURUM VE KURULUŞLARI İLE KAMU YARARINA ÇALIŞAN VAKIF, DERNEK GİBİ KURULUŞLARDA BAĞIŞ ADI ALTINDA TOPLANAN MALİ KAYNAĞIN ARAŞTIRILMASI (10/12)); konuşma 727 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

DEVLET BAKANI MEHMET AYDIN (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyor, Ensar Öğüt Beye de, bu soru önergesini verdiği için teşekkür ediyorum.

Bu soru, malumunuz olduğu üzere, çok sık karşılaştığımız bir soru; yine, basında, diğer yayın organlarında çok sık gördüğümüz, okuduğumuz bir soru; bu bakımdan, birkaç cümleyle, Diyanet İşleri Başkanlığının konuyla ilgili durumunu ve tutumunu ifade etmek istiyorum.

Evvela, işin yasal bir yönü vardır, buna dikkatinizi çekmek istiyorum: Diyanet İşleri Başkanlığı, Başbakanlığa bağlı bir kurum olarak cumhuriyetimizle yaşıttır ve halen uygulanmakta olan teşkilat yasası da, pek çok maddesi iptal edilmesine rağmen, birkaç defa elden geçirilmiş olmasına rağmen, esas itibariyle, o günlerde hazırlanmış ve yürürlüğe konulmuş olan bir teşkilat yasasıdır. Bunun anlamı şu: Bu teşkilat yasasına göre, Diyanet İşleri Başkanlığı, herhangi bir mezhep, herhangi bir inanç, herhangi bir yorum farkı gözetmeksizin, halkımızın, itikat (inanç) ibadet ve ahlak konularında bilgilendirilmesi ve bu bilgilendirilmeye bağlı olarak, yine, kamu hizmeti olarak görülen din hizmetinin yerine getirilmesiyle ilgili görevlendirilmiştir; Diyanet İşleri Başkanlığının temel vazifesi budur.

Özellikle ibadet kısmıyla ilgili konunun açılımında da şunu görüyoruz: Diyanet İşleri Başkanlığı, aynı zamanda, camilerin ve mesacidin, yani, mescitlerin tanzim ve tedviriyle de görevlidir; yani, hem onlara bakmak durumunda hem de onları yönetmek durumundadır. Temel olarak, Diyanet İşleri Başkanlığının yaptığı hizmetin ana çerçevesi budur ve bu ana çerçeve -tekrar ediyorum- mevcut olan, şu anda yürürlükte olan, uyguladığımız teşkilat yasasına göre, herhangi bir yorum farkını, herhangi bir mezhep farkını dikkate alarak hizmetini sunmuyor; bu bakımdan da en son soruya cevap veremiyorum; yani, acaba, başka inanç mensuplarından da Diyanet İşleri Başkanlığında çalışanlar var mıdır; evet, vardır; ama, benim, bunlar için, Sünnîdir veya Alevîdir diye bir ayırım yapmam hukuken mümkün değildir; çünkü, biz, bunları göreve alırken, o görevin gerektirdiği şartları gözetiriz; ona soramayız biz.

Hatta, mesela, arkadaşımız, haklı olarak, yaygın terimiyle "mezhep" diyor; aslında, biz, mezhep kelimesini bile kullanmaktan sakınıyoruz; çünkü, Alevî vatandaşlarımızın önemli bir kısmı, mezhep olarak adlandırılmayı da kabul etmiyor. Dolayısıyla, herhangi birisi görev almak için Diyanet İşleri Başkanlığına başvurduğunda, onun, normal olarak belirlenmiş, herkes için geçerli olan temel özellikleri, temel şartları yerine getirip getirmediğine bakıyoruz. Ona, mezhebiyle ilgili herhangi bir soru sormaya hakkımız yoktur; sorduğumuz zaman da, zaten, hukuken ciddî bir hata işlemiş oluruz.

Tekrar ediyorum; mevcut bütçe harcanırken, yine, aynı felsefeyi, aynı çerçeveyi dikkate alarak hizmeti götürüyoruz. Yani, diyelim ki, bir köye din hizmeti götürülecekse, biz, o köyün, Sünnî köyü mü Alevî köyü mü veya -biliyorsunuz, bazı bölgelerimizde Şiîler de var- Şiî köyü mü, beldesi mi, bölgesi mi diye herhangi bir soru soramayız, sormuyoruz. Dolayısıyla, bütçe harcamaları sırasında da, yine, herhangi bir ayırıma gidilmiyor; ama, günümüzde tartışılan aktüel konuyu da görmezlikten gelmiyorum elbette. Mesela, cemevlerine herhangi bir yardımın yapılıp yapılmadığı meselesi çok sık gündeme geliyor. Başka bakımlardan cemevlerine yardım yapılıp yapılmadığını, Diyanet İşlerinden sorumlu Devlet Bakanı olarak bilmiyorum; yani, bunlar, bir faaliyet olarak, acaba, belli yardımları alıyor mu almıyor mu; aldığı zamanlar olmuştur, zaman zaman birtakım miktarlar da telaffuz edilmiştir; ama, bunun, bugüne kadar, Diyanet İşleri bütçesiyle uzaktan yakından hiç ilgisi olmamıştır.

Ancak, Diyanet İşleri Başkanlığı, hizmetin bir parçası olarak, Türkiye'nin gerçek durumunu dikkate alarak, özellikle bu yıldan itibaren -daha önce de birtakım hizmetler görülmüştür- ilmî faaliyetlere, bilimsel araştırmalara daha fazla önem vermek istiyoruz. Bu arada, en azından, ihmal edilmiş bir alan olarak görüyoruz. Mesela, Alevî kaynaklarının ve dolayısıyla kültürünün eğitim ve öğretimi; o konuda, sağlam bilgilere sahip olma bakımından orada bir ihmalin olduğu kanaatindeyiz ve bunun giderilmesi için de, hakikaten, Diyanet İşleri Başkanlığının, kendi yayın faaliyetlerinin bir bölümünde Alevîliğin ve Bektaşîliğin ana kaynaklarının incelenmesi, araştırılması, o ana kaynakların edisyon kritiğinin yapılarak kullanılır hale getirilmesi ve dolayısıyla, İslamın o şekilde yorumlanmasının geniş toplum tarafından daha yakından bilinmesi için birtakım çabaları vardır, projeleri vardır. Bu çabalar ve projeler, ümit ediyorum, önümüzdeki yılın sonuna kadar olumlu sonuçlar verecektir; ama, sorunun özünde saklı olan "mezhep ayırımı dikkate alınarak bütçede herhangi bir harcama durumu söz konusu olacak mı" sorusuna, hayır, zaten, bunu "Sünnî" adını koyarak da veya "Alevî" adını koyarak da yapma imkânına sahip değiliz. Cumhuriyet tarihinde de böyle bir şey hiç bugüne kadar olmamıştır. "Bu olmamıştır" demek, bundan sonra Yüce Meclisin önüne bir set çekmek anlamına gelmiyor. Biliyorsunuz, her türlü icraat hukukî bir temele göredir, hukuka göredir, hukuk devletinin gereği budur ve halihazırdaki mevcut durum böyledir; başka durumlarda, başka görevlerle başka kurumlar ilgilenebilir. Bu, bizim şu anda cevaplandıracağımız, üzerinde duracağımız, açıkçası, bir soru da değildir, bir konu da değildir; ama, halihazırdaki durumu zannediyorum bu kısa konuşmamla açıklamış oluyorum.

Dikkatinize ve ilginize teşekkür ediyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Aydın (AK Parti, İzmir). “Kamu kurum ve kuruluşları ile kamu yararına çalışan vakıf, dernek gibi kuruluşlarda bağış adı altında toplanan mali kaynağın araştırılması (10/12)”. TBMM Genel Kurulu, 22. Birleşim tutanağı, 2 Aralık 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-aydin-22-2003-12-02-kamu-kurum-ve-kuruluslari-ile-kamu-yararina-calisan-vakif-dernek-gibi (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
