# 2006 merkezi bütçe kan.tas.(diyanet işleri, sosyal hizmetler, özürlüler idaresi, aile ve sosyal araştırmalar, kadının statüsü ) vıı tur

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Aydın (AK Parti, İzmir)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 35. Birleşim
- **Tarih:** 18 Aralık 2005
- **Gündem:** 2006 MERKEZİ BÜTÇE KAN.TAS.(DİYANET İŞLERİ, SOSYAL HİZMETLER, ÖZÜRLÜLER İDARESİ, AİLE VE SOSYAL ARAŞTIRMALAR, KADININ STATÜSÜ ) VII TUR
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-aydin-22-2005-12-18-2006-merkezi-butce-kan-tas-diyanet-isleri-sosyal-hizmetler-ozurlule-2

> Mehmet Aydın (AK Parti), 18 Aralık 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 35. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2006 MERKEZİ BÜTÇE KAN.TAS.(DİYANET İŞLERİ, SOSYAL HİZMETLER, ÖZÜRLÜLER İDARESİ, AİLE VE SOSYAL ARAŞTIRMALAR, KADININ STATÜSÜ ) VII TUR); konuşma 1.234 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

DEVLET BAKANI MEHMET AYDIN (İzmir) - Efendim, Sayın Öğüt'ün Ardahan'la ilgili soruları: Ardahan İl ve ilçelerinde cami ve cemevlerinin inşaı, onarımıyla ilgili yardım konusunu sormuştu; hemen ifade edeyim.

Diyanet İşleri Başkanlığının bugün gündemde olan bütçesinde, cami onarımı veya cami inşaı şeklinde veya benzer bir konuyla ilgili bir fasıl yok. Dolayısıyla, Türkiye'de, bunu, yurtdışına da çok sık anlatmak durumundayız. Sanılıyor ki, hakikaten, Diyanet İşleri Başkanlığı camileri inşa ediyor, onarıyor; hayır, böyle bir şey yok. Camileri inşa eden Diyanet İşleri Başkanlığı değildir, onların onarımıyla meşgul olan Diyanet İşleri Başkanlığı değildir. Bu konuda, eğer, bir kurumu hatırlayacaksak, Vakıfları hatırlamamız lazım. Genellikle, gerek Vakıflar Genel Müdürlüğü gerek Diyanet İşleri, Türkiye Diyanet Vakfı kanalıyla, ihtiyacı olan, Türkiye'de durumu çok iyi olmayan camilerimize, mescitlerimize sembolik diyebileceğimiz birtakım yardımlar yapılıyor. Eğer, Ardahan'da da böyle bir talep olmuşsa -hatta, talep olmadan da yapılıyor- onu arkadaşlarım iletecekler. Bugüne kadar…

ENSAR ÖĞÜT (Ardahan) - Diyanet Vakfı mı?

DEVLET BAKANI MEHMET AYDIN (İzmir) - Diyanet Vakfı bu tür yardımları yapıyor, Diyanet İşleri Başkanlığı değil. Diyanet İşleri Başkanlığının cami yaptırma veya camileri onarma diye bir faaliyeti olmuyor. Keşke bol para verseniz, onu da biz yapsak da; ama, yok.

Bir diğer konu, cemevlerine katkı sağlayacak mı? Yine, aynı şekilde; yani, o katkı diye bir şey söz konusu olamaz; çünkü, öyle bir fasıl yok; ama, Alevî kültürüne ve anlayışına bir katkısı olacak mı diye soruyorsanız ki, daha sonraki sorularda da o vardı, müsaade ederseniz, hemen temas edeyim. Mesela, bu sene, bu sene demeyeyim, önümüzdeki yılda, 2006 yılında Diyanet İşleri Başkanlığımız, yayınları içinde, hiçbirimizin itiraz etmeyeceği 10 temel Alevî-Bektaşî kaynağını yayınlıyor. Aslında, listede 20 eser vardır; bunlar, hepimizin arzu ettiği, beklediği eserlerdir ve bunlar, zaten dedelerimizle birlikte oturulup, "hangilerine öncelik verelim" sorusuna cevap arandıktan sonra dikkate alınan eserlerdir; dolayısıyla, o kitapları yayınlıyoruz.

Ayrıca, Diyanet İşleri Başkanlığı Dergisi "Ehlibeyt" sayısı hazırladı ve yayınladı. Muharremle ilgili geçen sene -"Diyanet Saati" diye bir program vardır TRT'de- Diyanet Saati'nde Alevî dedelerimizin konuştuğu Muharremle ilgili bir program düzenlendi. Bu sene düzenleyeceğimiz programlarda da, yine, dedelerimiz Alevî kültürünü, Alevî anlayışını ve İslamî yorumunu anlatacaklar. Gerek Diyanet İşleri Başkanımız gerek yönetimde bulunan diğer arkadaşlarımız, ehlibeytle ilgili, muharrem ayı ve onun faziletleriyle ilgili, o aylar içinde, o günler içinde, nerede konuşma yapıyorlarsa mutlaka bu konulara da temas ediyorlar.

Din dersi konusu, tabiî, doğrudan benim -din kültürü ve ahlak bilgisi dersi, kısaca din dersi diye söyleniyor- Bakanlık sorumluluğumla ilgili bir konu değil, Millî Eğitim Bakanlığının konusudur; ama, sorulmuşken bir hükümet üyesi olarak onu da ifade edeyim. Tekrar gibi olacak; ama, hukukî açıdan bakıldığında, halihazırdaki uygulama, din dersleri uygulaması değildir, din kültürü ve ahlak bilgisi uygulamasıdır. Dolayısıyla, bu, seküler bir yaklaşımdır ve seküler bir yöntem ve yaklaşımla ele alınması gereken bir konudur; İslam Dini vardır, inanç esasları şudur, ahlak esasları şudur şeklinde olması gereken, öyle dizayn edilmiş, öyle sonuca bağlanmış bir eğitim faaliyetidir. Dolayısıyla, tabiî, onun ne kadar zaman içinde yeniden tekrar ele alınıp, başka bir şekilde değiştirilip değiştirilemeyeceği meselesi hususunda, takdir edersiniz ki, benim bir şey söyleme durumum yok; ama, ben, bu derslerin, o alanlarda otuz kırk yıldır hizmet eden birisi olarak, kültür dersi olarak verildiği ve kültürün bütün boyutlarıyla hakkına riayet edildiği takdirde ve sürece, yani kültürün bütün zenginliğini -Alevî zenginliği dahil, Bektaşi zenginliği dahil- tarafsız bir biçimde, descriptive olarak, normatif olarak değil, bilimsel olarak, eğer bunu yapabiliyorsak; yapamadık ise, eksiklerimiz varsa bunu tamamlayarak yapacaksak, ben, böyle bir dersin, hele şu günlerde, hele şu dönemlerde çok yararlı olduğuna inanıyorum; çünkü, pek çok konu, din adı altında, aslında, oldukça yanlış, oldukça eksik bilgiyle, eksik ve kısır düşünceyle yürütülüp gidiyor. O bakımdan, eğer, böyle bir ders, başka bir şekilde sürdürülürse veya din dersi olarak olacaksa, onun zaten zorunlu olması mümkün değildir; onun, o zaman, 24 üncü madde ışığında düşünülmesi lazım Anayasanın ve o da, seçimlik bir ders olabilir; yani, çok fazla ayrıntıya girmeyeyim -dediğim gibi- çünkü, benim sorumluluk alanıma girmiyor.

Bu geçici görevli sayısı zaten çok fazla değil; yani, şu anda, bizim, vekâleten -konuşmamda söyledim- görev yapan arkadaşlar asaleten aday imam-hatip olarak atandıkları için, şu anda, elimizde, bizim aciliyeti olan bir konu olarak durmuyor. Vekil imam sayısı, zaten, bunu gündeme getirecek miktarda değil.

Yine, aynı konu gündeme geldi. Arkadaşlar, bir defa, bu dinlerarası diyalog konusu, pek çok kişinin zannettiği gibi değil. Burada, dinler bir araya gelip, masanın etrafında bir araya gelip, din konusunu konuşmuyorlar. Öyle zannedildiği gibi, ben, dinlerarası diyalog toplantılarına da çok fazla katılan birisi değilim; Bakanlığım sırasında katıldığım bir tek dinlerarası diyalog toplantısı yoktur. Burada konu şu: Din mensupları, bunların bir kısmı doğrudan doğruya dinî görevler yapıyor; Hıristiyan, Yahudi, Müslüman, her neyse; bir kısmı da, inanmış insanlar olarak, seküler konuları ele alarak bu diyalogları sürdürmeye çalışıyorlar. Barış konusunda ne yapacağız diyorlar, Filistin, İsrail konusunda ne yapacağız, inanmış insanlar olarak, AİDS konusunda ne yapacağız, uyuşturucu madde konusunda ne yapacağız… Yani, bunlar, oturup, Hazreti İsa, Hazreti Musa, Hazreti Muhammed konuşmuyorlar. Yahut bazılarının zannettikleri gibi, bunlar, oturup, acaba, üç dinden bir başka din çıkarabilir miyiz; İbrahim'i… Hiç böyle bir şey vaki değildir. Kaldı ki, iki üç defa atıfta bulunulduğu için ifade edeyim, medeniyetlerarası ittifak girişiminin bununla ilgisi yoktur. Medeniyetlerarası ittifak girişimi yarıya yarıya politikacılardan, diplomatlardan, eski cumhurbaşkanlarından, başbakanlardan, dışişleri bakanlarından, yarısı da… Onunla ilgili zaten burada bir konuşma yapacağım, aciliyeti vardı, yapacaktım; ama, bütçeden dolayı o imkânım yok. Bütçe biter bitmez, Genel Kurula lütfeder gelirseniz -zaten gelirsiniz de, haber verme bakımından söylüyorum- o konuyu zaten ele alacağız. Medeniyetlerarası ittifak projesi seküler bir projedir. Onun için de, din konusu, başka kültür konuları ne kadar giriyorsa, o kadar… Belki, din konuları hassas olduğu için, yanlış anlaşılır diye, onlardan da daha az girecektir.

Medeniyetlerarası ittifak konusu, siyasetin, birlikte yaşamanın yollarını açacak şekilde, nasıl bir yol ve yordam takip etmesi gerekiyor; bugün güç kullanımı dediğimiz şey, güç politikası dediğimiz şey üzerinde neler söylememiz lazım; bugün güç kullanımında, güç politikasında konuyu belirleyenler, kuralları belirleyenler, oyunu oynayanlar ve hakemlik yapanlar, çok kere aynı kişiler, aynı güç kaynakları, bu konuda ne yapacağız; bunlar üzerinde düşünecek. Sosyal adaletsizliğin karşısına nasıl çıkacağız; yani, bugün birlikte yaşamayı tehdit eden konular dinden gelmiyor, kültürden gelmiyor, dinî değerlerden gelmiyor, siyasetten geliyor, iktisattan geliyor; ama, birileri dini getirerek, dinlerarası çatışma, kültürlerarası çatışma konularını getirerek, gerçek sebeplerin üstünü örtüyorlar. Bu girişim, büyük ölçüde bunu, bu üstü örtülen sebepleri ortaya çıkarmak durumundadır.

Bugün Ortadoğu'da olup biten şeylerin pek çoğunun kaynağı, aynı zamanda Batı'dadır. Batı'da bir şeyler oluyor ki, bu taraflarda da bir şeyler oluyor. Bu bizim içimizde olan şeylerin kötü olmadığı, bazı şeylerin kötü olmadığı veya ev ürünü olmadıkları anlamında da değil. Onun için, lütfen, onu da... Bu cümleleri söylememe izin verin; çünkü, zaman zaman duyuyorum: "Efendim yine mi burada bizi kandıracaklar, yine mi dinimiz zarar görecek…" Sanki biz hiçbir şey bilmeyen, dünyayı tanımayan, böyle, hemen, üç beş kişi bir araya geldiği zaman kandırılan kişilermiş veya topluluklarmış gibi düşünemeyiz. Bunların hemen tamamını, Avrupa Birliği bağlamında, üç senedir çok iyi başardık ve bu milletvekili arkadaşlarımız çok iyi başardılar. Biz, CHP'li milletvekili arkadaşlarımla üç senedir beraber çalıştık, Türkiye'yi beraber anlattık, inancımızı, kültürümüzü beraber anlattık, anlatmaya devam edeceğiz. Bize bu konuda çok önemli roller düşüyor.

Son bir cümleyi söyleyeyim: Arkadaşlar, ben de yıllardır bu umre çorbasından, Mekke lokantasından, Medine bilmem yerinden son derece rahatsız olan birisiyim. Din, ticareti zarar ettirmez diyoruz; ilk planda öyle gelir; ama, dine en çok zıt düşen şey, dinin dünya ticareti için… Bu, ister siyasî anlamda olsun, ister para kazanma anlamında olsun. (Alkışlar) Dine karşı yapılacak en büyük hakaret, dini bir ticaret metaı olarak görmektir. Diyanet İşleri Başkanlığı elinden geleni yapıyor, yapmaya da devam edecektir. Mukaddesatımızı küçük hesaplara alet edemeyiz, küçük hesaplar için kullanamayız. Bu, zaten bir anlamda dindarlıkla, dinîlikle asla bağdaşmayacak bir şeydir.

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Aydın (AK Parti, İzmir). “2006 merkezi bütçe kan.tas.(diyanet işleri, sosyal hizmetler, özürlüler idaresi, aile ve sosyal araştırmalar, kadının statüsü ) vıı tur”. TBMM Genel Kurulu, 35. Birleşim tutanağı, 18 Aralık 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-aydin-22-2005-12-18-2006-merkezi-butce-kan-tas-diyanet-isleri-sosyal-hizmetler-ozurlule-2 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
