# Balıkesir mv. ahmet duran bulut'un (6/243), kütahya milletvekili alim ışık'ın (6/372), gaziantep mv. yaşar ağyüz'ün (6/410,519,586), istanbul mv. sacid yıldız'ın (6/471), van mv. özdal üçer'in (6/588) devlet bakanından (mehmet aydın) sözlü soru önergeleri ve devlet bakanı mehmet aydın'ın cevabı

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Aydın (AK Parti, İzmir)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 93. Birleşim
- **Tarih:** 22 Nisan 2008
- **Gündem:** BALIKESİR MV. AHMET DURAN BULUT'UN (6/243), KÜTAHYA MİLLETVEKİLİ ALİM IŞIK'IN (6/372), GAZİANTEP MV. YAŞAR AĞYÜZ'ÜN (6/410,519,586), İSTANBUL MV. SACİD YILDIZ'IN (6/471), VAN MV. ÖZDAL ÜÇER'İN (6/588) DEVLET BAKANINDAN (MEHMET AYDIN) SÖZLÜ SORU ÖNERGELERİ VE DEVLET BAKANI MEHMET AYDIN'IN CEVABI
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-aydin-23-2008-04-22-balikesir-mv-ahmet-duran-bulut-un-6-243-kutahya-milletvekili-alim

> Mehmet Aydın (AK Parti), 22 Nisan 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 93. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BALIKESİR MV. AHMET DURAN BULUT'UN (6/243), KÜTAHYA MİLLETVEKİLİ ALİM IŞIK'IN (6/372), GAZİANTEP MV. YAŞAR AĞYÜZ'ÜN (6/410,519,586), İSTANBUL MV. SACİD YILDIZ'IN (6/471), VAN MV. ÖZDAL ÜÇER'İN (6/588) DEVLET BAKANINDAN (MEHMET AYDIN) SÖZLÜ SORU ÖNERGELERİ VE DEVLET BAKANI MEHMET AYDIN'IN CEVABI); konuşma 2.224 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

DEVLET BAKANI MEHMET AYDIN (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bana tevcih edilen soruları topluca cevaplandırmak istiyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Önce Sayın Ahmet Duran Bulut’un sorularına cevap vereceğim.

Bilindiği gibi 3984 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanunla radyo ve televizyon yayınlarının düzenlenmesi ve denetlenmesi görevi Radyo ve Televizyon Üst Kuruluna tevdi edilmiştir. Radyo ve Televizyon Üst Kurulu, programları, yayınlandıktan sonra, ilgili yasa hükümlerine uygunluk açısından denetlemekte olup Üst Kurulun programlara yayından önce müdahale etme veya programları yayından kaldırma yetkisi yoktur. Yayınlar, Üst Kurul uzmanlarınca titizlikle takip edilmekte ve yasa hükümlerine aykırı yayınlar için rapor düzenlenmekte; bu raporlar ve yayın kopyaları Üst Kurulca değerlendirilerek, gerektiğinde, aynı yasanın 33’üncü maddesi hükümlerine göre, kuruluşlara, sırasıyla, uyarı, özür dileme, program durdurma, para cezası ve geçici yayın durdurma cezası şeklinde müeyyideler hukuki sürecin tamamlanması neticesinde uygulanmaktadır.

Soru önergesine konu olan magazin ve kadın programları da izlenerek, ilgili yasada yer alan yayın ilkeleri doğrultusunda değerlendirilmektedir. Üst Kurul tarafından bugüne kadar bu tür yayınlarla ilgili bazı programlara uygulanan müeyyide türleri sayı itibarıyla oldukça fazladır ve kısaca şöyledir: 158 uyarı müeyyidesi, 32 program durdurma, 2 para cezası, 1 artırımlı para cezası.

İkinci soruyla ilgili olarak: Yasanın yayın ilkelerini düzenleyen 4’üncü maddesinin (h) bendinden iktibas ediyorum: “Türkçenin; özellikleri ve kuralları bozulmadan konuşma dili olarak kullanılması; millî birlik ve bütünlüğün temel unsurlarından biri olarak çağdaş, kültür, eğitim ve bilim dili hâlinde gelişmesinin sağlanması” -iktibas burada bitiyor- hükmü yer almaktadır. Bu hükme aykırı yayınlar nedeniyle bugüne kadar birçok yayın kuruluşuna çeşitli müeyyideler uygulanmıştır. Ayrıca, tüm yayın kuruluşlarına yönelik olarak Üst Kurulca düzenlenen eğitim seminerlerine Türk Dil Kurumu Başkan ve uzmanları da katılmakta, yayıncılara Türk dilinin önemi ve doğru kullanımı hakkında kapsamlı bilgiler verilmektedir. Üst Kurul, yine, düzenleme yetkisi çerçevesi kapsamında yayın kuruluşlarında imla yanlışları, söyleşi bozuklukları, deyim ve birleşik fiil yanlışlıkları, alıntıların yanlış kullanımı, çeviri yanlışları, vurgu ve duraklama yanlışları, kelimelerin yanlış kullanılması, yabancı kelimelere özenme, anlatım bozuklukları, müstehcen kaba sözler vesaireyle ilgili de yine “Radyo ve TV Türkçesinin Kullanımı” isimli geniş çaplı bir araştırmayı kamuoyuna ve kamuoyunun istifadesine sunmuş bulunmaktadır.

Kütahya Milletvekilimiz Sayın Profesör Doktor Alim Işık’ın sorularına gelince: Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu yani TÜBİTAK tarafından, 2007 yılında toplam bütçesi 159.615 -kuruşları atıyorum- YTL olan 1.267 adet akademik ARGE projesinin; bunun yanı sıra kamu kuruluşlarının ARGE ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik olarak toplam bütçesi 343.361 YTL olan 38 projenin ve toplam bütçesi 961.860 YTL olan özel sektöre ait 732 adet sanayi ARGE bütçesinin desteklenmesine karar verilmiştir. Destek verilen projelerin, üniversiteler, bakanlık, araştırma enstitüleri ve sanayi projeleri açısından dağılımlarını gösteren tablolar oldukça uzun olduğu için burada dikkatinize sunmuyorum. Ama bunları talep eden ilgili arkadaşlarımıza her zaman verebilecek durumdayız.

Gaziantep Milletvekili Sayın Yaşar Ağyüz’ün sözlü sorusuna cevap veriyorum: İlgili Yasa’nın -demin okuduğum RTÜK’le ilgili Yasa’nın- yayın ilkelerine göre, yayın ilkelerini düzenleyen 4’üncü maddesi (z) bendinde “Gençlerin ve çocukların fiziksel, zihinsel ve ahlaki gelişimini zedeleyecek türde programların seyredilebileceği saatlerde yayınlanmaması”, Radyo ve Televizyon Yayınlarının Esas ve Usulleri Hakkında Yönetmelik’in 5’inci maddesi (z) bendinde ise “Gençlerin ve çocukların fiziksel, zihinsel ve ahlaki gelişimini zedeleyecek türden programlar, korunması gereken izleyici kitlenin seyredebileceği zaman ve saatlerde yayınlanmamalıdır. Yayınlarda ilgi çeken kişi veya karakterler, çocuk ve genç izleyicileri özendirerek, onların duygusal, ahlaki ve sosyal gelişmelerini olumsuz yönde etkileyebilecek biçimde gösterilmemelidir. Tür ve içerik gereği; cinsellik, şiddet ve olumsuz örnek alınabilecek davranışlar (kumar, alkol, uyuşturucu kullanımı, kötü dil, intihar vb.) içeren yayınlar, saat 23.00 ile 05.00 arasında, farklı yaş grupları gözetilerek, sesli-yazılı uyarılar yapılmak suretiyle yayınlanmalıdır. Bu tür programların tanıtım duyurularında, şiddet, cinsellik vb. içeren bölümler kullanılmamalı ve bu duyurular saat 21.30'dan sonra yapılmalıdır.” hükmü yer almaktadır.

Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun yerli dizilerde yer alan alkollü sahneleri saniye saniye tespit ettiği, hangi dizi filmde ne kadar alkol sahnesi bulunduğuna dair süreler ve diyalogların yer aldığı şekilde 19 Şubat 2008 tarihli günlük bir gazetede “RTÜK’ün İçki Nöbeti” başlığıyla yayınlanan haber üzerine, aynı gün Üst Kurul tarafından kamuoyunun konu hakkında aydınlatılmasına yönelik bir basın bildirisi yayınlanmıştır. Basın bildirisinde de açıklandığı üzere söz konusu habere konu olan rapor, 2006 yılında -tekrar ediyorum, 2006 yılında- o zamanki “178 Alo RTÜK” şikâyet hattına ve RTÜK web adresine, izleyicilerden, yerli dizilerle ilgili çok fazla miktarda şikâyet gelmesi ve gazetelerde de konuyla ilgili haber ve yorumlar yayınlanması üzerine bir durum tespiti yapılması amacıyla hazırlatılmıştır. Rapor, Üst Kurulun gündemine alınmış ve değerlendirilmiş ve onunla ilgili de anılan habere konu olan ve yeniymiş gibi sunulan raporun 2006 yılında tanzim edildiği gerçeği, dikkatli okurlar tarafından kolayca anlaşılır bir durumda ortaya konmuştur. Çünkü raporda yer alan, habere konu edilen dizi filmlerinden üçü -Ihlamurlar Altında, Karınca Yuvası ve Yabancı Damat- zaten çoktan sona ermişti. Yine dikkatli okurlar, devam eden dizilere ait diyalogların eski bölümlere ait olduğunu hemen fark edecektir de.

Dolayısıyla, gazete, 2006’da hazırlanan bir raporu “yeni” gibi sunarak okurları, maalesef, yanıltmıştır. Kaldı ki sözü edilen rapor nedeniyle hiçbir diziye alkol sahnelerinden dolayı Üst Kurulca herhangi bir müeyyide de uygulanmış değildir.

3) Öte yandan, haberde iddia edildiği gibi, Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun dizi filmleri ve herhangi bir program türünü fişlemesi söz konusu değildir. 3984 sayılı Yasa’da belirtilen yayın ilkelerine uygunluk açısından yayınları denetleyen Üst Kurul, tüm televizyon kanallarını kapsayan rutin taramalar yapmaktadır. Bu taramalarda genellikle, reklam yerleştirme, sürelerin aşılıp aşılmadığı, eğitim ve kültür programlarına yasada belirlenen sürelerde yer verilip verilmediği, şiddet içeren unsurlara yayınlarda ne ölçüde yer verildiği tespit edilmektedir. Bazen, gelen şikâyetlerin konusuna bağlı olarak da taramalar yapılabilmektedir. Örneğin, 2005 yılında, yine şikâyetler üzerine bütün yerli dizilerde tütün kullanımını özendiren sahneler taranmış ve pek çok kanala müeyyide uygulanmıştır. Bu çalışmalar rutin taramalar olup, gazetenin iddia ettiği gibi, Üst Kurulun programları fişlemek gibi herhangi bir maksadını içermemektedir.

Sayın Sacid Yıldız’ın sorularına cevap veriyorum:

Bilindiği gibi, Anayasa’mızda kişi hürriyeti ve güvenliği “Temel Haklar ve Ödevler” başlığı altında ifadesini bulmuş ve koruma altına alınmıştır. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nda ise 140’ıncı maddede ifade edildiği şekilde, suç şüphesi altındaki kişilerin dahi teknik araçlarla izlenmesi ancak hâkim kararıyla mümkün olabilmektedir. Ayrıca, Radyo ve Televizyon Yayınlarının Esas ve Usulleri Hakkında Yönetmelik’in 5’inci maddesinin (f) bendinde “Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine saygılı olunmalı, kamu çıkarlarının gerektirdiği durumlar dışında, kişilerin özel hayatı ve özel belgeleri yayın konusu yapılmamalıdır. Kişilerin izinleri olmadıkça, konut dokunulmazlığına aykırı şekilde herhangi bir yayın yapılamaz… Kişilerin bu konuda izni olması şarttır ve bundan vazgeçilemez…”

Ayrıca şu ifade gayet açık bir biçimde yer almaktadır: “…yargı kararları dışında, gizli kamera, gizli mikrofon veya benzeri yöntemlerle yapılan çekimler veya tespit edilen ses kayıtları, ilgililerin izni olmadan asla yayınlanamaz. Kişilerin zaafları istismar edilerek kurgulama yöntemiyle rüşvet, cinsel taciz ve benzeri senaryoları içeren yayın yapılmamalıdır.” hükmü yer almaktadır.

Bu bağlamda, TMSF görevlisinin gizli kamera çekim görüntülerinin “Kişi hürriyetlerinin hâkim kararıyla sınırlanabileceğine” dair Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 140, 135/6 ve 139’uncu maddeleriyle bağdaşmaması dolayısıyla, “Kanal D” logosuyla yayın yapan “DTV Haber ve Görsel Yayın Anonim Şirketi” unvanlı kuruluşun 19 Kasım 2007 tarihinde saat 00.15’te yayınladığı “Arena” adlı programında, 3984 sayılı Kanun’un 4756 sayılı Kanun’la değişik 4’üncü maddesinin birinci fıkrasında belirlenen “Radyo, televizyon ve veri yayınları, hukukun üstünlüğüne uygun olarak kamu hizmeti anlayışı çerçevesinde yapılır.” ilkesinin ihlal edildiği Üst Kurulca tespit edilerek uyarı müeyyidesi uygulanmasına karar verilmiştir. Öte yandan, söz konusu müeyyide kararından sansür olarak söz edilebilmesi için, programın yayından önce denetlenebilmesi, dolayısıyla programın yayınlanmasının yasaklanması gerekir. Oysa Radyo ve Televizyon Üst Kurulu, programları yayınladıktan sonra ilgili yasa hükümlerine uygunluk açısından denetlemekte olup Üst Kurulun programlara yayından önce müdahale etme veya programları kaldırma yetkisi, biraz önce de söylediğim gibi, bulunmamaktadır.

Söz konusu olayda yer alan kişiler hakkında hukuki bir işlem yapılıp yapılmadığı soruluyor. Elbette Üst Kurulun zaten böyle bir iş yapma görevinin olmadığını hepimiz biliyoruz. Bilindiği üzere, Üst Kurulun aldığı tüm kararlar yargı denetimine tabi olup müeyyide kararları yargıya başvurulması hâlinde yargı kararları doğrultusunda uygulanabilmektedir. Hukukun üstünlüğü ilkesi ise demokratik devletin vazgeçilmez şartlarından biridir. Bu nedenle, yargı kararı olmadan yapılan gizli kamera çekimleri nedeniyle uygulanma kararı alınan uyarı müeyyidesinin, hukukun üstünlüğü, kişi hak ve hürriyetleri açısından ele alındığında, demokratik devlet anlayışına aykırılık taşımadığı açıkça anlaşılmaktadır.

Ayrıca, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin kararında Anayasa’nın 20’nci maddesinde herkesin özel hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahip bulunduğu, özel hayatın gizliliğine dokunulamayacağı açıkça belirtilmiştir. Yine, Türk Medeni Kanunu’nun 24’üncü ve 25’inci maddelerinde, Türk Ceza Kanunu’nun 134’üncü maddesinde ve Borçlar Kanunu’nun 49’uncu maddesinde bütün bu hususlar gayet açık olarak ifade edilmiştir. Sonuç olarak “Bir kişinin, hukuka aykırı bile olsa, konuşmalarının ve görüntüsünün gizli kamera ile kayda alınması, aynen telefon konuşmalarının yasa dışı dinlenmesinde olduğu gibi, onun kişilik haklarına ve özel yaşamına saldırı niteliği taşımaktadır. Bu kayıt ve görüntülerin televizyon yoluyla kamuoyuna yansıtılması kişilik haklarına yapılmış ikinci bir saldırı niteliğindedir.” görüşlerine yer verilmektedir. Görüldüğü üzere Yargıtayın bu içtihat kararı ile Üst Kurulun aldığı uyarı müeyyide kararı arasında tam bir uyum söz konusudur.

Yine aynı arkadaşımızın yeni yasa tasarısı ile ilgili sorduğu soruya kısaca cevap vereyim. Çünkü o en kolay soru: “Bu yasa kadrolaşma için mi çıkarılıyor, düzenleniyor?” Cevabı: Hayır.

“Hükûmetin sesi olması için mi çaba sarf ediliyor?” Cevap: Hayır.

Üçüncü soru: “Bu kadar personel fazlalığına rağmen kaliteli programların yapılamaması ve dolayısıyla diğer özel televizyonlarla yarışamamasının sebebi nedir?” Pek çok sebebi var. Açıkçası onların hepsini burada izah etmem mümkün değil ama bir tek sebebini söyleyeyim: Dünyadaki bütün büyük televizyon kanallarından farklı olarak bizim TRT’mizde oldukça sınırlı yayınla ve teknik işlerle uğraşan bir kadromuz vardır. Yayıncı diyebileceğimiz, teknik personel diyeceğimiz sayı oldukça azdır, 2 bin küsurdur -şu anda rakam elimde yok- ama idari hizmetlere bakan bunun aşağı yukarı 2 katıdır. Hâlbuki, diyelim ki BBC’yi aldığınız zaman veya dünyadaki öteki büyük kanalları aldığınız zaman durum tersinedir. Yani yayın hayatıyla ilgilenen, işin teknik ve teknolojik boyutuyla ilgilenen personel sayısı çok daha fazladır. İdari personel çok daha azdır ve oralarda bu teknik personel -yayıncıyı da bir tür teknik personel çerçevesi içinde düşünürsek- neredeyse 2 mislidir.

Bir de Başbakanla ilgili bir soru var, onu da hemen kısaca cevaplandırayım. Onda Sayın Başbakanın İstanbul’daki bir programda konuşmasının süresi sorulmakta. O süre on altı dakikadır ve tamamen haber niteliği taşıdığı için haber bağlamında verilmiştir. Yoksa Başbakanın o günkü konuşması veya bir gün önce, bir gün sonra yaptığı konuşmalar yine oldukça uzun olduğu hâlde, bunlardan birinde bir dakikalık, diğerinde de bir buçuk dakikalık bir zaman ayrılmıştır. Doğrudur, eğer bu şekilde… Partilerimizin genel başkanlarının haber niteliği taşıyan konuşmaları, benim bildiğim ve takip ettiğim kadarıyla, zaten kanallarda yansıtılmakta, özellikle haber kanallarında bunlara yer verilmektedir. Yer verilmek zorundadır, hem TRT’nin özerk konumu ve durumu zaten bunu gerektirmektedir hem de ayrıca zaten bu türden yayınlar yapılmazsa vatandaş bunu hemen hissedebilmekte, görebilmekte ve ona karşı da tepkisini koyabilmektedir. Dolayısıyla, TRT, şeffaflığı ve hesap verirliği göze almak durumunda olan bir kamu kuruluşudur.

Sayın Özdal Üçer’in sorduğu soruların cevabına geliyorum. Soru önergesine konu olan kurgu niteliğindeki dizi programlar da uzmanlarımız tarafından sürekli olarak izlenmekte ve yasada yer alan -bu kadın ve diğer konularla ilgili soruyu cevaplandırıyorum- yayın ilkelerine aykırı hususların tespiti hâlinde de bunlara müeyyideler uygulanmaktadır. Çeşitli yayın kuruluşlarına bugüne kadar, 3984 sayılı Yasa’nın yayın ilkelerini düzenleyen 4’üncü maddesinin (v) bendinde yer alan “yayınların şiddet kullanımını özendirici veya ırkçı, nefret duygularını kışkırtıcı nitelikte olmaması” ilkesine aykırı yayınlar nedeniyle 99 kez uyarı, 16 defa program durdurma ve 4 kez de para cezası müeyyidesi uygulanması kararı verilmiştir.

İkinci soru: Radyo ve Televizyon Üst Kurulu, denetleme görevinin yanı sıra, düzenleme yetkisi çerçevesinde, özellikle çocuklara ve gençlere kötü örnek olacak, onların fiziksel ve zihinsel gelişimini olumsuz yönde etkileyebilecek yayınlara yönelik, toplumun bilinçlendirilmesi amacıyla çeşitli çalışmalar yapmaktadır. Çocukların zararlı yayınlardan korunması amacıyla geliştirilen “akıllı işaretler simge sistemi” 23 Nisan 2006’da hayata geçirilmiştir. Deneme aşamasında bulunan sistemin yayın kuruluşlarınca hatalı kullanılan ve aksayan yönleri tespit edilmektedir. Söz konusu semboller iki gruptan oluşmaktadır. Bir, evvela yaş sembolleri: Genel izleyici kitlesi; bu “tüm izleyici kitlesi içindir” anlamına geliyor. “7+ yedi” yaş ve üstü izleyiciler içindir, “13+” on üç yaşından yukarı olan izleyiciler içindir ve “18+” da on sekiz yaş ve üstü izleyiciler içindir. İçerik sembolleri, şiddet, korku, cinsellik ve olumsuz örnek oluşturabilecek davranışları içeriyor. Akıllı işaretlerle ilgili her türlü bilgi, RTÜK’ün web sayfasında hizmete sunulmuştur, hizmete amadedir.

Üçüncü soru: Televizyon dünyası ile gerçek dünya birbirinin elbette her zaman aynı olmuyor. Televizyon, doğası gereği, gerçek dünyayı yeniden kurgulayarak yansıtıyor. Gerçek dünyayı ilgi çekici, seyirlik malzeme hâline getirmek, amaçlarından biri. Her gün yinelenen bu görüntülerle de kalıcı, uzun süreli bir dünya algılaması, sosyal gerçeklik yaratılmaya çalışılıyor. Bu, yavaş yavaş gerçekleşen, birikim sonucu oluşan bir süreçtir. İnsanların televizyon izleme miktarına bağlı olarak da, birçok kişi, bu sunulan gerçekliği zaman zaman gerçek dünya olarak da tanımlayabilmektedir. Özellikle çocuklar üzerinde son derece etkili olan bu olumsuzluğu ortadan kaldırabilmek için, en azından azaltabilmek amacıyla, ilköğretim okullarında medya okuryazarlığı dersi okutulmasına ilişkin protokol, Üst Kurul ve Millî Eğitim Bakanlığı tarafından 22 Ağustos 2006 tarihinde imzalanmıştır. Medya okuryazarlığı dersi 2007-2008 öğretim yılında ilköğretim okullarında seçmeli ders olarak okutulmaya başlanmıştır. Bunun yanı sıra Üst Kurul, kamuoyunun söz konusu programların yaratacağı olumsuz etkilere karşı duyarlı hâle getirilmesi amacıyla, Sağlık Bakanlığı ve çeşitli üniversitelerin bünyesindeki psikiyatr, psikolog ve sosyologlar tarafından Radyo ve Televizyon Üst Kurulundan bağımsız olarak hazırlanan bir çalışmayı da hem kitap olarak bastırıp dağıtımını yaptırmış hem de ayrıca web sayfasındaki adresinde yayınlamıştır bunları. “Televizyon programlarındaki şiddet içeriğinin, müstehcenliğin ve mahremiyet ihlallerinin izleyicilerin ruh sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri.” adlı bu çalışmaya pek çok basın ve yayın organında yayınlanan haberlerde atıf yapılmak suretiyle kamuoyunun dikkati çekilmektedir.

Ayrıca, Türkiye’de televizyon yayıncılığı alanında yaşanan sorunlar karşısında yayın kuruluşlarının etrafında uzlaşacakları ortak bir etik davranış zemini oluşturulabilmesi için Radyo ve Televizyon Üst Kurulu ve Televizyon Yayıncıları Derneği iş birliğiyle yürütülen çalışmalar sonucunda hazırlanan “Yayıncılık Etik İlkeleri” 3 Temmuz 2007 günü RTÜK Başkanı ile ilgili Derneğin Başkanı arasında bir protokol olarak imzalanmıştır.

Sayın Başkan, zannediyorum, elimdeki notlarıma göre, bana sorulan soruların cevapları burada sona eriyor. Hepinize tekrar saygılarımı sunuyorum, hepinize teşekkür ediyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Aydın (AK Parti, İzmir). “Balıkesir mv. ahmet duran bulut'un (6/243), kütahya milletvekili alim ışık'ın (6/372), gaziantep mv. yaşar ağyüz'ün (6/410,519,586), istanbul mv. sacid yıldız'ın (6/471), van mv. özdal üçer'in (6/588) devlet bakanından (mehmet aydın) sözlü soru önergeleri ve devlet bakanı mehmet aydın'ın cevabı”. TBMM Genel Kurulu, 93. Birleşim tutanağı, 22 Nisan 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-aydin-23-2008-04-22-balikesir-mv-ahmet-duran-bulut-un-6-243-kutahya-milletvekili-alim (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
