# Birinci tur (tbmm, cumhurbaşkanlığı,sayıştay, anayasa mahkemesi)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Beşir Hamidi (AK Parti, Mardin)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 30. Birleşim
- **Tarih:** 18 Aralık 2003
- **Gündem:** BİRİNCİ TUR (TBMM, CUMHURBAŞKANLIĞI,SAYIŞTAY, ANAYASA MAHKEMESİ)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-besir-hamidi-22-2003-12-18-birinci-tur-tbmm-cumhurbaskanligi-sayistay-anayasa-mahkemesi

> Mehmet Beşir Hamidi (AK Parti), 18 Aralık 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 30. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BİRİNCİ TUR (TBMM, CUMHURBAŞKANLIĞI,SAYIŞTAY, ANAYASA MAHKEMESİ)); konuşma 523 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MEHMET BEŞİR HAMİDİ (Mardin) - Sayın Başkan, Yüce Meclisimizin çok değerli üyeleri; 2004 Malî Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı üzerinde şahsım adına konuşma yapmak üzere söz almış bulunmaktayım. Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, devlet harcamalarının ve gelirlerinin temel belgesi olan bütçe kanununun ilk tur görüşmelerini bugün yapıyoruz. İlk turda, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı -ki, buna Radyo ve Televizyon Üst Kurulu bütçesi de dahildir- Cumhurbaşkanlığı, Sayıştay ve Anayasa Mahkemesi Başkanlığı bütçelerini görüşüyoruz. Bütün kurumlarımızın bütçelerinin hayırlı olmasını diliyorum.

Bu saatte, tekrar, sizlere, kurumlarımızın bütçelerini uzun uzun, rakamlarla anlatmak yerine, bütçenin geneli çerçevesindeki düşüncelerimi ifade edeceğim.

Değerli arkadaşlarım, Türkiye için 2004 yılı, fevkalade önemli bir dönemin başlangıcına işaret etmektedir. 2004 yılı, bir yandan Avrupa Birliğine tam üyelik görüşmeleri için tarih almayı umut ettiğimiz, diğer yandan Kıbrıs'ta nihaî çözüm için çabaların yoğunlaştığı bir yıl olacaktır.

İstikbale ilişkin stratejik kararların verileceği bir yılın bütçesine yansıyan ekonomik göstergeler, bize, Türkiye'nin, bu çetin dönemi başarıyla taçlandırabileceğinin ümidini vermektedir. Çünkü, siyasî bakımdan güçlü ve başı dik bir Türkiye için önkoşullardan birisi, ekonomisinin güçlü olmasıdır. 90'lı yıllar boyunca siyasal istikrarsızlık ve ekonomik krizlerin birbirini besleyerek büyüttüğü belirsizlik ortamını, artık geride bıraktık. İstikrar ve güven, bugün yakaladığımız başarılı ekonomik performansın iki anahtar sözcüğüdür. Türk Halkı, 3 Kasım seçimlerinde, kesin ve tartışmasız bir kararla, siyasal istikrarsızlığa son vermiş, iktidara getirdiği AK Parti ise, lideri, hükümeti ve Meclisteki çalışmalarıyla, kendisine duyulan güveni boşa çıkarmamıştır.

Değerli arkadaşlarım, bölgemizde yaşanan olumsuzlukların getirdiği tedirginliğe rağmen, geçtiğimiz yıl ekonomimiz açısından gerçekten başarılı bir yıl olmuştur. Makroekonomik göstergelere bakıldığında, Türkiye'nin uzun yıllardır yaşadığı ve neredeyse artık kanıksadığı, çözümden umudunu kestiği temel sorunlarını çözmeye başladığı görülmüştür. Enflasyon bunlardan birisidir. Fakirden alıp zengine veren, gelir dağılımını adaletsizleştiren, sosyal yapımızı içten içe kemiren bu ekonomi zararlısı, nihayet yenilgiye uğratılmak üzeredir. Bu yıl yüzde 20'nin altına düşürülen enflasyon için 2004 bütçesine konulan yüzde 12 hedefinin de gerçekçi bir hedef olduğunu düşünüyorum. Esasen, ekonomik aktörler başta olmak üzere toplumun tüm kesimleri, bu hedefi gerçekçi ve gerçekleşebilir bulmaktadır; çünkü, hükümetimizin uyguladığı program, malî ve parasal disiplinin ve döviz kurundaki istikrarın devamını öngörmektedir; piyasa, hesabını bu beklenti üzerine yapmaktadır. Enflasyonla beraber düşen faiz hadleri, ekonomimiz ve bütçemiz üzerindeki baskıları daha da önemli ölçüde hafifletmiştir. 2002 yılında yaklaşık yüzde 65 olan ortalama bileşik iç borçlanma faiz oranı, 2003 yılında 35 puan gerileyerek yüzde 30'lar seviyesinde kalmıştır. Böylelikle, bütçemiz ve dolayısıyla Türkiye için nefes alma imkânı sağlamıştır, yeniden, yatırımları ve sosyal harcamalarını düşünebilir hale getirmiştir. Türkiye, yüzünü, yeniden, üretmeye ve yeniden, yatırıma döndürmüştür. Güven ve istikrar ortamının devam etmesi, gelecek beklentilerinin yükselmesine ve yeni yatırımlara neden teşkil etmektedir.

Uluslararası kuruluşların Türkiye'yle ilgili değerlendirmelerinin sürekli olumlu yönde yükselmesi, dışkredi itibarımızı da yükseltmektedir. Türkiye, daha az risk primiyle borçlanabilir hale gelmiştir.

2002 yılında bütçeden borç faizi ödemelerine yüzde 44,8 pay ayrılırken, 2003 yılında bu rakam yüzde 41,9'a, 2004 yılında ise yüzde 41,1'e düşmesi beklenmektedir.

Reel faizlerin düşmesi, döviz kurundaki istikrar ve yüzde 5'lik büyüme hızına erişilebilinmesi sayesinde, kamu borç stoku da düşmektedir. 2001 yılında gayri safî millî hâsılaya oranı yüzde 92 olan kamu net borç stokunun, bu yılın sonunda yüzde 70'ler seviyesine düşmesi beklenmektedir.

Türkiye, artık, borçlarını çevirebilir ve yönetebilir noktadadır. Ağır borç stoku yüzünden günübirlik, hatta, anlık kararlardan, geleceği planlayabilen bir Türkiye'ye varılmıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Beşir Hamidi (AK Parti, Mardin). “Birinci tur (tbmm, cumhurbaşkanlığı,sayıştay, anayasa mahkemesi)”. TBMM Genel Kurulu, 30. Birleşim tutanağı, 18 Aralık 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-besir-hamidi-22-2003-12-18-birinci-tur-tbmm-cumhurbaskanligi-sayistay-anayasa-mahkemesi (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
