# 2006 yılı programının hazırlanmasına dair kan.tas. (ss:872)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Çerçi (AK Parti, Manisa)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 91. Birleşim
- **Tarih:** 28 Nisan 2005
- **Gündem:** 2006 YILI PROGRAMININ HAZIRLANMASINA DAİR KAN.TAS. (SS:872)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-cerci-22-2005-04-28-2006-yili-programinin-hazirlanmasina-dair-kan-tas-ss-872-2

> Mehmet Çerçi (AK Parti), 28 Nisan 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 91. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2006 YILI PROGRAMININ HAZIRLANMASINA DAİR KAN.TAS. (SS:872)); konuşma 485 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MEHMET ÇERÇİ (Manisa) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; 872 sıra sayılı 2006 Yılı Programının Hazırlanmasına Dair Kanun Tasarısının 2 nci maddesiyle ilgili olarak şahsım adına huzurlarınızdayım; hepinize saygılar sunuyorum.

Değerli arkadaşlar, ben, hemen kısaca bir iki konuya değinip sözümü tamamlamak istiyorum. Demin de, Devlet Planlama Teşkilatı, önemli bir ocaktır Türkiye'nin geçmişinde, Türkiye'nin kalkınmasına önemli hizmetleri olmuş bir kurumdur diye belirtmiştim, az önceki konuşmamda dile getirmiştim. Ünlü sosyolog, daha doğrusu sosyolojinin kurucusu olarak kabul edilen İbni Haldun, medeniyetin en büyük göstergesinin şehirleşme ve kurumların da en büyük gelişmişliğinin kurumsallaşma olduğundan bahsederken, statükonun da önemli bir risk olarak görülmesi gerektiğinden bahseder. Statüko, hakikaten, bütün kurumlar için, bütün teşkilatlar için, bütün sistemler için önemli bir risk. Bu anlamda, bu tür önemli kurumlarımızı da bekleyen bir riskin olduğunu, az önceki konuşmamda dile getirmiştim. Bu tür kurumlarımız, önemli kurumlarımızdır, bunların heyecanını, dinamizmini yitirmemesi gerekir.

Bu tür kurumlarda, zaman içerisinde, görevin tam anlamıyla yerine getirilemediği durumlar, zaman zaman siyasetin de etkisiyle, daha doğrusu siyasetin olumsuz etkileri, yıllar içerisinde, bu tür kurumların yaptığı planların, programların uygulanmasında sıkıntılar doğurmuş.

Bakınız, ben, işin pratiğine gelmek istiyorum. Türkiye, 1960'lardan itibaren planlı döneme geçtiğinde, gerçekten, planlamayla beraber, planlı döneme geçtiğinde, hemen hemen bizimle beraber, belki bizden daha geride yola çıkan pek çok ülke vardı dünyada. Mesela, bir Güney Kore örneği bu konuda verilebilir; ancak, bugün geldiğimiz noktada, Türkiye, hâlâ, zaman zaman istikrarını kaybeden, zaman zaman siyasî çalkantılar, istikrarsızlıklar ve kaos ortamına sürüklenen, ekonomik krizlerle zaman zaman bocalayan, hâlâ bu sıkıntıları yaşayan bir ülke görünümüne girebilmekte.

Çok şükür, bugün, onlar geride kaldı; ancak, önümüzdeki yıllarda, önümüzdeki dönemlerde, Türkiye'nin tekrar böyle sıkıntılara girmemesi, istikrarı iyice sağlamlaştırması, kurumlarıyla, kurallarıyla, demokrasisiyle, Türkiye'nin, artık, tamamen oturmuş ve gelişmiş bir ülke olması açısından, planlama ve o planların, yapılan planlamaların uygulanması önem arz ediyor.

Değerli arkadaşlar, özellikle, ben, bu konuda, bir noktaya değinmek istiyorum. Özellikle sosyal planlama yapılırken üzerinde önemle durulması gereken bir konu var; o da, insan.

Türkiye, eğitimde, daha doğrusu eğitilmiş insan kalitesi noktasında belli bir standardı yakalayamadı. Maalesef, bizim eğitimimiz, yıllar yılı, hep sıkıntılarla beraber geliyor ve tam anlamıyla yetişmiş, vasıflı, donanımlı insan konusunda sıkıntılarımız var. Ben işi buraya bağlıyorum doğrusu. Bu anlamda, gerek Planlamanın gerekse hükümetlerin üzerine önemli görevler düşüyor, sivil toplumun üzerine önemli görevler düşüyor. Türkiye, yetişmiş insan noktasında eksiğini tamamlamak zorunda ve bunun için, eğitim planlamasını yeni baştan ele almak zorunda.

Biz, tabiî ki, yetişmiş insan derken, belki sadece vasıf noktasında, donanım noktasında anlıyoruz. Halbuki, ben öyle almıyorum; gerek insanın zihnî donanımı gerekse insanın kalbî donanımı -yani, sevgi, saygı, ülke sevgisi, vatan sevgisi, fedakârlık, çalışma bilinci, dürüstlük gibi- bizim toplumumuzun erdem saydığı önemli ahlakî prensipleri de mutlaka insanımıza, gençliğimize, çocuklarımıza öğretmemiz, onları bu anlamda iyi yetiştirmemiz lazım diye düşünüyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

MEHMET ÇERÇİ (Devamla) - Türkiye, bu anlamda, yetişmiş insan kalitesini yakalarsa, bu istikrar, bu huzur ortamı, bu güven ortamı bozulmadığı müddetçe, Türkiye'nin geleceği aydınlıktır diye düşünüyorum ve tekrar, çıkaracağımız bu yasanın hayırlı olmasını diliyor, saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Çerçi (AK Parti, Manisa). “2006 yılı programının hazırlanmasına dair kan.tas. (ss:872)”. TBMM Genel Kurulu, 91. Birleşim tutanağı, 28 Nisan 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-cerci-22-2005-04-28-2006-yili-programinin-hazirlanmasina-dair-kan-tas-ss-872-2 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
