# Türkiye bilimsel ve teknik araştırma kurumu kurulması hakkında kanunda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi (s.s.877)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Çerçi (AK Parti, Manisa)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 94. Birleşim
- **Tarih:** 4 Mayıs 2005
- **Gündem:** TÜRKİYE BİLİMSEL VE TEKNİK ARAŞTIRMA KURUMU KURULMASI HAKKINDA KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ (S.S.877)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-cerci-22-2005-05-04-turkiye-bilimsel-ve-teknik-arastirma-kurumu-kurulmasi-hakkinda-kanunda

> Mehmet Çerçi (AK Parti), 4 Mayıs 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 94. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE BİLİMSEL VE TEKNİK ARAŞTIRMA KURUMU KURULMASI HAKKINDA KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ (S.S.877)); konuşma 509 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MEHMET ÇERÇİ (Manisa) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; görüşmekte olduğumuz 877 sıra sayılı yasa teklifinin 9 uncu maddesinin geçici 5 inci maddesiyle ilgili konuşmak üzere huzurlarınıza geldim; hepinize saygılar sunuyorum.

Değerli arkadaşlar, birkaç günden beri TÜBİTAK'la ilgili yasa teklifi üzerinde görüşmeler devam ediyor. Zaman zaman Cumhuriyet Halk Partisine mensup arkadaşlarımızın burada konuşmalarına da şahit oluyoruz. Önümde birsürü not var; ancak, ben, Sayın Gazalcı'nın, değerli arkadaşım Sayın Gazalcı'nın iki tane cümlesini buraya not ettim özellikle. Bir tanesi; bu görüşmelerin bidayetinden beri devamlı kullanılan, tekrarlanan bir söz var: TÜBİTAK'ı ele geçirme çabası...

Değerli arkadaşlar, ele geçirmek -sözlüklere bakın, İngilizcesine, Fransızcasına bakın- işgal etmek anlamına da geliyor; yani, bir yabancı gücün, yabancı ordunun bir yeri ele geçirmesi, işgal etmesidir.

Şimdi, yine, not ettiğim bir başka cümle de şu: "Özerklik, siyasetin etkisini önlemek için bir zırhtır; siyasetin ve diğer siyasetdışı güçlerin etkisini önlemek için bir zırhtır" diyor. Yine, bir başka cümlede, Osmanlının geri kalma nedenleri olarak, rasathanelerin vesaire bazı kurumların kapatılmasını söylüyor.

Arkadaşlar, ben de şunu soruyorum: Evet, Osmanlının geri kalış sebebini anlattı arkadaşımız, bir de Türkiye'nin geri kalış sebebini anlatırlarsa burada! (AK Parti sıralarından alkışlar) Seksen yıldır bu ülkede bilim yapan, bilimle uğraşan çevreler, akademia, üniversiteler ve kırk yıldan fazladır kurulmuş olan TÜBİTAK gibi önemli kurumlar, bu ülke için neler yapmış ve bunların sorgulaması bu kürsülerden yapıldı mı?!

Sonra "özerkliği, siyasetten korumak için" diyor. Biz, siyasetten neyi koruyoruz, neyi kaçırıyoruz?.. Bu Parlamento, bu milletin yetki verdiği bu Parlamento bu ülkenin yönetiminde söz sahibi olmayacak mı?! Bu ülkenin geleceğini, refahını, mutluluğunu, yirmi sene, elli sene sonraki projeksiyonlarını, bilim politikasını, geleceği noktayı biz nerede tespit edeceğiz allahaşkına?! Bunların tespitini kim yapacak?! Parlamentonun bu konularda görevi yok mu?!

Parlamento sorumlu, milletvekilleri sorumlu; millet -affederseniz- davulu omzumuza asmış; ama, yetkisi yok!.. Ama, bazı kurumlar var bu ülkede, yetkili; ama, sorumsuz!..

Şimdi, hesap sormaksa, millet bizden hesabını soruyor; zaman zaman, seçimlerde -demokrasinin fazileti de budur- sandığa gidiyoruz, millet hesabını soruyor; ama, ülkenin geri kalışında... Elli yıldır, yüz yıldır Osmanlının geri kalışının sebebini Sayın Gazalcı güzel izah etti; bir de buraya gelsin izah etsin. Akademianın, bilim çevrelerinin, Türkiye'nin geri kalışındaki etkisi nedir ve buralarda herhangi bir hesap sorulmuş mudur bugüne kadar?.. Sorumsuz kurumlardan hesap sorulmuş mudur?.. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Bakınız, yani, bir hükümet geliyor, TÜBİTAK gibi önemli bir kurumda, 450 trilyon, sadece ar-geye para ayırıyor, 450 trilyon! Cumhuriyet tarihinde görülmemiş bir rakam. Efendim, siz bu parayı bize verin, hiçbir şeye karışmayın...

Parlamentonun görevi nedir arkadaşlar? Türkiye'nin bilim politikasını, elbette bilim adamlarıyla beraber...

Sonra, ilgili kurumda bilim adamları bir şekilde görevden alınacak -herhalde, öyle anlıyorum ben iddiadan- onların yerine gelen arkadaşlar, yöneticiler -siyasetçiler mi gelecek oraya- yine bilim adamları. Ahmet bey gidecek, Mehmet bey gelecek; yani, ne var bunda?! Siyasî düşüncenin, parlamentonun hiçbir tasarrufu olmayacak mı, Türkiye'nin bilim politikasını belirlerken bizim hiçbir dahlimiz olmayacak mı? Sorumluluk bizdeyse, o zaman, elbette, biz de bunun gereğini yaparız.

Değerli arkadaşlar, bir kere şunu söyleyeyim; yani, Türkiye'nin burada olaylarını konuşuyoruz, çok değişik görüşler serdediliyor; fakat, aslında, meselelerin en temelinde yatan nokta -şahsî kanaatimce- Türkiye'de ciddî bir bilim felsefesinin oluşturulamamış olmasıdır.

Ben de, belli bir süre akademik dünyada...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Çerçi (AK Parti, Manisa). “Türkiye bilimsel ve teknik araştırma kurumu kurulması hakkında kanunda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi (s.s.877)”. TBMM Genel Kurulu, 94. Birleşim tutanağı, 4 Mayıs 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-cerci-22-2005-05-04-turkiye-bilimsel-ve-teknik-arastirma-kurumu-kurulmasi-hakkinda-kanunda (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
