# Çalışanların tasarruflarını teşvik hesabının tasfiyesi ve bu hesaptan yapılacak ödemelere dair

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Ceylan (AK Parti, Karabük)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 71. Birleşim
- **Tarih:** 24 Nisan 2003
- **Gündem:** ÇALIŞANLARIN TASARRUFLARINI TEŞVİK HESABININ TASFİYESİ VE BU HESAPTAN YAPILACAK ÖDEMELERE DAİR
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ceylan-22-2003-04-24-calisanlarin-tasarruflarini-tesvik-hesabinin-tasfiyesi-ve-bu-hesaptan

> Mehmet Ceylan (AK Parti), 24 Nisan 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 71. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÇALIŞANLARIN TASARRUFLARINI TEŞVİK HESABININ TASFİYESİ VE BU HESAPTAN YAPILACAK ÖDEMELERE DAİR); konuşma 1.664 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AK PARTİ GRUBU ADINA MEHMET CEYLAN (Karabük) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Çalışanların Tasarruflarını Teşvik Hesabının Tasfiyesi ve Bu Hesaptan Yapılacak Ödemelere Dair Kanun Tasarısıyla ilgili olarak, AK Parti Grubu adına, söz almış bulunuyorum. Sözlerime başlarken, öncelikle, sizlerin ve tüm milletimizin dün kutladığımız 23 Nisan Millî Egemenlik ve Çocuk Bayramını kutluyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün, ülkemizde yıllardır kangren haline gelmiş ve milyonlarca çalışanın çıkmasını dört gözle beklediği bir yasa tasarısını tartışıyoruz. Çalışanların tasarruflarını teşvik hesabı, bundan tam onbeş yıl önce, 1 Nisan 1988 tarihinde 3417 sayılı Çalışanların Tasarrufa Teşvik Edilmesi ve Bu Tasarrufların Değerlendirilmesine Dair Kanunla tesis edilmiştir. Hatırlayacaksınız, bu kanun, yürürlüğe girdiği tarihlerde de, kamuoyunda, gerek çalışanlar gerekse işveren kesimi açısından adaletsiz bir kanun olarak değerlendirilmiş; en azından, çalışanların hür iradeleri alınmaksızın zorunlu bir tasarruf olarak değerlendirilmiş ve bu anlamda da, daha yasa çıkarken tarafların katkısını almadan olumsuz bir şekilde zorunlu olarak çıkarılmış bir yasaydı. Dolayısıyla bu kanun, zaman içinde hem çıkış esası hem de uygulamalarıyla kamuoyunda çok tartışma konusu olmuş bir kanun niteliğini aldı. Daha sonraki yıllarda da hesapta toplanan tasarrufların nemalandırma yöntem ve hesapları ile bunların ödenmesindeki aksaklıklar, çalışanlar nezdinde, hükümetler aleyhine eleştiriyle birlikte, giderek, devletimiz aleyhine güvensizlik duygusunun oluşmasına neden olmuştur. Özellikle, 1 Haziran 2000 tarihinde 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu yürürlüğe girerken, bir anlamda, işveren kesimine daha fazla yük getirmemek ve zaman içinde sistemde çıkan aksaklıklar nedeniyle Anayasa Mahkemesinin kararları da dikkate alınarak bu tasarruf kesintilerinin kaldırılmasından sonra hesapta toplanan anapara ve nemaların ödenmesi konusu, daha çok tartışma konusu olmuş ve bugüne kadar da, hükümetler tarafından, geri ödemeler konusunda, maalesef, bir çözüm bulunamamıştır. İşte, bugün sizlerin değerli oylarıyla kabul edilecek bu kanun tasarısıyla, çalışan kesimin beklentileri yerine getirilmiş, dolayısıyla, yüce devletimizin itibarı da bu anlamda yeniden kazanılmış olacaktır.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; AK Parti hükümetimiz, hükümet programı ve acil eylem planında da belirttiği üzere, yıllardır kangren olmuş bu konuya kesin çözüm getirmek maksadıyla, göreve başladığı ilk günlerde ilgili tarafların temsilcileriyle bir araya gelerek konuyu müzakere etmiş, ilgili tarafların da görüş birliği içinde bir çözüm modeli ortaya koymuş, bugün de, ilgili yasa tasarısını huzurlarınıza getirmiş bulunmaktadır.

Yıllardır çözüm bekleyen böylesi bir soruna, bütün ekonomik sıkıntılara rağmen çözüm getirdiği için hükümetimize ve bakanlığımıza, ayrıca, uzlaşma konusunda anlayış içinde olan iş ve işveren temsilcilerine, şahsım ve Grubumuz adına teşekkürü bir borç biliyorum.

Değerli arkadaşlarım, kanunun yürürlüğe girdiği 1 Nisan 1988 tarihinden itibaren, Şubat 2003 tarihine kadar, hesapta, anapara olarak 1,7 katrilyon TL, nema olarak da 14,4 katrilyon TL olmak üzere, toplam 16,1 katrilyon TL'lik bir kaynak oluşmuştur. Yine, aynı tarihler arasında, hak sahiplerine anapara olarak 243 trilyon TL, nema olarak ise 3,3 katrilyon TL olmak üzere, toplam 3,6 katrilyon TL ödeme yapılmıştır. Dolayısıyla, bu zamana kadar ödenemeyen, hesaptaki anapara ve nema tutarı 12,5 katrilyon TL'dir.

Değerli arkadaşlarım, hükümetimizin hazırladığı ve huzurunuza getirmiş olduğu, ilgili iş ve işveren temsilcilerinin de mutabık oldukları yasa tasarısıyla şu hususlar getirilmektedir:

Birincisi, her şeyden önce, tasarruf kesintileri ve devlet ile işveren katkılarından oluşan yaklaşık 1,5 katrilyon TL'lik ödenmeyen anapara, bu ay içerisinde, yani nisan ayı içerisinde defaten ödenecektir. Sanırım, bu para, ödenmek üzere Hazinemizde de hazır bulunmaktadır.

Diğer taraftan, kalan tutar, yani anaparanın dışındaki tutar, 2004 ve 2005 yıllarının mart, haziran, eylül ve aralık aylarında olmak üzere ve 2006 yılında ise sadece mart ve haziran aylarında olmak üzere, yani toplam ikibuçuk yıllık bir süreç içerisinde, 10 taksitte ödenecektir.

Yine, hesapta kalan tutarların, aylık bazda tüketici fiyatları endeksine ilave olarak, yıllık yüzde 5 refah payı ilave edilerek değerlendirilmesi öngörülmüştür.

Yine, tasarıyla, biraz önce, Sayın Noyan'ın da işaret ettiği gibi, hak sahiplerinin mağduriyetini önlemek üzere, 3417 sayılı Kanun hükümleri uyarınca, süresinde yatırılmayan tasarruf kesintileri ve katkı paylarının, resen veya ilgililerin başvurusu üzerine, SSK tarafından, 506 sayılı Yasa hükümleri çerçevesinde tahsil edilerek, yasal faiziyle birlikte yatırılması öngörülmüştür.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; ülkemizin büyük ekonomik sıkıntılar içerisinde bulunduğu böylesi bir ortamda, yıllardır çözümü sorun olan böylesi bir konunun temelden çözümleniyor olması, hiç şüphesiz ki, öncelikli olarak çalışan kesimi memnun edecektir. Aslında, her kesim tarafından takdir edilmesi ve hükümetimize teşekkür edilmesi gereken böyle bir konuda bile, maalesef, az da olsa, eleştiri mahiyetinde görüşler ifade edilebilmektedir. Biraz önce, Sayın Noyan'ın da konuşmasında ifade ettiği üzere, bu konuşmalar, sadece, gerçekten öte, politik maksatlarla yapılan eleştiriler niteliğinde diye değerlendiriyorum.

Değerli arkadaşlarım, Tasarrufu Teşvik Hesabında toplanan ve nemalandırılan bu paralar peşin olarak ödensin deniliyor; gerçi, Sayın Noyan bunu ifade etmedi, sağ olsun, epeyce bir eleştiri sundu; ama, en azından ülkemizin gerçeklerini gözönünde bulundurarak, hiç olmazsa peşin ödenmesini önermedi; ama, bunu önerenler de var. Doğrusu, böyle bir görüşe; yani, paraların toplamının, anapara artı nema olarak 12,5 katrilyonu bulan bu paranın peşin ödenmesini isteyen kesimler de var. Bu kesimlere, tabiî ki, el insaf demek lazım.

Değerli arkadaşlarım, onbeş yıldır çeşitli hükümetler gelmiş geçmiş, ödeyememişler bu parayı. Toplam ödenmesi gereken 12,5 katrilyonu henüz birkaç aylık bir hükümetten, defaten ödemesini beklemek, herhalde, insaf ölçüleriyle bağdaşmaz. Her şeye rağmen, hükümetimiz, 1,5 katrilyonu bulan anaparayı bu ay içinde defaten ödeyecektir.

Sayın Noyan'ın da ifade ettiği, kamuoyunda eleştirilen diğer bir konu; ödenmesi belli bir takvime bağlanan geri kalan ödemelerin yeniden değerlendirme hesabıyla ilgili. Deniyor ki, efendim, 10 taksitte ödenecek olan bakiye tutarlar, aylık tüketici fiyatları endeksi artı yüzde 5 refah payına göre değil de, bundan daha yüksek oranlarda gelir getiren veya sağlayacak değerlendirme yöntemleriyle hesaplansın ve ona göre ödensin deniyor.

OĞUZ OYAN (İzmir) - Şimdiye kadar öyleydi...

MEHMET CEYLAN (Devamla) - Örneğin, Sayın Noyan da ifade etti, devlet içborçlanmasındaki faiz üzerinden bu hesaplar yapılmalı deniyor.

Değerli arkadaşlarım, herkes her türlü konuşuyor, dilin kemiği yok, vicdanın da, insafın da sınırı yok değerli arkadaşlarım. Tasarıda önerilen yeniden değerleme hesabı yöntemi adaletlidir, hakkaniyetlidir. Çalışanın da buna itirazı yok değerli arkadaşlarım; bizim insanımız, çalışanımız anlayışlıdır, insaflıdır. Burada, TÜFE+yüzde 5 refah payı hesabıyla, çalışanların mağduriyeti önlenmiş, alım güçleri korunmuştur. Hatta, bu alanda, hepiniz de biliyorsunuz, çalışan birçok insanımız da "devletimizin böylesi sıkıntı içinde olduğu bir ortamda, biz, bu alacaklarımızdan da her an vazgeçebiliriz, yeter ki, devletimiz sağ olsun" diyor.

Değerli arkadaşlarım, hükümetimiz, her alanda sosyal barışı, adaleti arayan ve ona göre ülkemizin sorunlarını bir bir çözen bir hükümettir. Sorunların çözümünde önem verdiğimiz hususun başında hakkaniyet ve adalet ölçüsü gelmektedir. Bakın, yeni bir Vergi Barışı Kanunu yürürlüğe girdi ve iş dünyası, seve seve vergi dairelerine koştu. Bugün, vergi daireleri, Maliyemiz, bu vergi barışı projesinden toplam 6,6 katrilyonluk bir beklenti içinde. Bu kanunla, alacaklarını sadece TÜFE'ye göre hesapladı hükümetimiz ve yüzde 80'e varan faizlerden de vazgeçti. Şimdi ise, görüştüğümüz tasarıda, devlet, çalışana ödeme yaparken sadece TÜFE'ye göre değil, onun üzerinde yıllık yüzde 5 refah payını da ilave ederek ödemektedir.

Değerli arkadaşlarım, şunu söylemeye çalışıyorum: Hükümetimiz, alacağını hesaplarken adalet ölçüsüne göre hareket ediyor, sadece TÜFE'ye göre hesap yapıyor; ama, ödemesini yaparken, borcunu öderken, TÜFE'nin de üzerinde, yüzde 5'lik refah payını ilave ederek veriyor; işte, adalet bu değerli arkadaşlarım, Adalet ve Kalkınma Partisinin anlayışı bu.

Tabiî, Sayın Noyan hesaplıyor, hesapta toplanan paralar, devlet içborçlanma faizlerine göre hesaplansa ve dört yıllık bir süreç içinde bu paranın 20 katrilyonu aşacağını ifade ediyor. Sayın Noyan, bu hesaba göre de, hükümetin getirmiş olduğu tasarıya göre de, zaten o hesap bulunacak. Bugün, 12,5 katrilyonluk anapara ve nemalar, bu üç yıllık taksitlendirme sürecinde TÜFE+yüzde 5 refah payına göre hesaplandığı takdirde, bu da, yine sizin hesapladığınız rakamlara ulaşmaktadır.

Tabiî, şu da denilebilirdi: TÜFE+yüzde 5'e göre değil de, dövize göre hesaplayın, ona göre değerlendirin; ama, böyle bir değerlendirmede, siz de biliyorsunuz ki, çalışan kesim daha çok mağdur olurdu. Bugün, doların kuru 1 600 000 liradır. Dolar kuru, bundan iki yıl önce çok daha yükseklerdeydi, 1 700 000 lirayı bulmuştu; döviz, iki yıl içerisinde artmadı. Eğer, dövize göre bir hesap yapılmış olsaydı, çalışan kesim daha çok mağdur edilmiş olurdu. İşte, TÜFE+yüzde 5 gelir hesabına göre yapılan hesaplama adaletlidir, insaflıdır diye düşünüyorum.

Değerli arkadaşlarım, hükümetimiz, her alanda beyaz bir sayfa açıyor; vergide de böyle, elektrik alacaklarında da böyle, çiftçi kredilerinin ödenmesinde de böyle adaletli davranıyor. Yani, biraz önce de ifade ettiğim gibi, bir sistem oturtuldu devlet alacaklarında. TÜFE'ye endeksli olarak -her iki taraf da mağdur olmasın diye- bir hesap yapılarak, devlet, alacaklarını buna göre hesaplıyor; ama, ödemelerini yaparken TÜFE'nin üzerinde bir refah payını da ilave etmiş oluyor.

Değerli arkadaşlarım, tabiî ki, kamuoyunda, zorunlu tasarruf kesintilerinin anapara ve nemalarının ödenmesi konusunda eleştiri getirenlere sormak lazım. Tabiî, öncelikle şunu ifade etmek lazım: Hükümetimiz, daha birkaç aylık bir hükümet; bu eleştirileri getirenlerin bir kısmı da, geçmişte hükümet oldular, hükümetlerde görev yaptılar. Onbeş yıllık süre içerisinde bu paraları siz niye ödemediniz, şu anda ödenmiş olan miktarla birlikte 16 katrilyonu bulan anapara ve nemalarını ne yaptınız diye sormak lazım. Başlangıçta, hani, bunun adı tasarruf olacaktı, bu tasarruflarla yatırım yapılacaktı; nereye gitti bu paralar, nereye yatırım yaptınız diye de sormak lazım. Tabiî, bunları, sadece birkaç aylık hükümetimize yüklemek de son derece insafsızlık olur diye düşünüyorum.

Değerli arkadaşlarım, bu tasarının, Meclisimizdeki bütün partilerin desteğiyle, oybirliğiyle yasalaşacağına inanıyorum. Bundan onbeş yıl önce, iyiniyetle çıkarılan; ama, zamanla çalışanların ve ülke ekonomisinin aleyhine gelişen bu olumsuzluk artık ortadan kalkmış oluyor. Yasanın çıkarılması için katkıda bulunan tüm kesimlere teşekkür ediyorum.

Sayın Noyan'ın konuşmasıyla ilgili bazı notlarıma göz atıyorum; ama, özellikle, Sayın Noyan, bu tasarıda bir samimiyet olmadığına inanıyor; buna katılmadığımı ifade etmek istiyorum. Tabiî, kanunun, başlangıçtan beri çıkarılışındaki ve günümüze kadar gelişindeki aksaklıklara büyük ölçüde katılıyorum. Bu, bir anlamda, kamu finansmanını desteklemek açısından, kamu açıklarını gidermek açısından çıkarılmış bir kanundur. Bunu, konuşmamın başında da ifade ettim.

Sayın Noyan, bugün, ödenecek miktarın yaklaşık olarak 10-11 katrilyon lira olduğunu ifade ettiler. Bu ödenmesi gereken rakam toplam olarak 12,5 katrilyon liradır, onu ifade etmek istiyorum.

Sayın Noyan, yine, yüzde 34'le değil, TÜFE + yüzde 5 refah payıyla değil, yüzde 55 borçlanmayla ilgili görüşlerini ifade ettiler; ama, getirdiğimiz anlayışı ve adaletli bir yaklaşım tarzı benimsediğimizi ortaya koydum, ifade ettim.

Sayın Noyan "bu yasa tasarısı, zorunlu olarak, Anayasa Mahkemesi kararı gereği ortaya kondu" diyor. Ne olursa olsun, Anayasa Mahkemesi kararıdır, şu karardır, bu karardır; ama, yıllardır kangren olmuş böyle bir sorunu çözmek de AK Parti hükümetine nasip oluyor, önemli olan da budur.

Son olarak şunu ifade etmek istiyorum: Tabiî, tasarının çıkarılışında emeği geçen herkese, ilgili taraflara ve Cumhuriyet Halk Partisine açık desteği dolayısıyla teşekkür ediyorum. Tasarının, çalışanlarımız başta olmak üzere tüm kesimlere hayırlı ve uğurlu olmasını diliyor, hepinize saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Ceylan (AK Parti, Karabük). “Çalışanların tasarruflarını teşvik hesabının tasfiyesi ve bu hesaptan yapılacak ödemelere dair”. TBMM Genel Kurulu, 71. Birleşim tutanağı, 24 Nisan 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ceylan-22-2003-04-24-calisanlarin-tasarruflarini-tesvik-hesabinin-tasfiyesi-ve-bu-hesaptan (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
