# Muharrem ayı ve aşure günü hakkında

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Çiçek (AK Parti, Yozgat)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 57. Birleşim
- **Tarih:** 31 Ocak 2007
- **Gündem:** MUHARREM AYI VE AŞURE GÜNÜ HAKKINDA
- **Tutanak (TBMM):** https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c145/b057/tbmm221450570466.pdf
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-cicek-22-2007-01-31-muharrem-ayi-ve-asure-gunu-hakkinda

> Mehmet Çiçek (AK Parti), 31 Ocak 2007 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 57. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MUHARREM AYI VE AŞURE GÜNÜ HAKKINDA); konuşma 1.001 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MEHMET ÇİÇEK (Yozgat) - Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Mübarek Muharrem Ayının sizlere sağlık ve mutluluk getirmesini diliyorum. Günleri ve ayları diğerlerinden farklı kılan şey, içinde meydana gelen fevkalade olaylardır. Evet, bu ay mübarek bir ay, Muharremin 10'uncu günü çok müstesna bir gündür; çünkü, bu ayda, insanlık tarihi içinde çok önemli olaylar meydana gelmiştir:

Yüce Allah, cennetten çıktıktan sonra Hazreti Adem'in duasını bu ayda kabul etmiş, Arafat'ta Cebel-i Rahme denen tepede Hazreti Havva ile buluşmalarını, 10 Muharremde buluşmalarını temin etmiştir.

Hazreti Nuh Aleyhisselam'ın duası kabul olmuş, Tufan'dan kurtuluşu ve karaya çıkışı bugüne rastlamıştır. Böylelikle, Hazreti Nuh, Tufandan, Allah'a ve kendisine inananlarla kurtulmuş, inanmayanlar suda boğularak helak olmuşlardır.

Nemrut, Hazreti İbrahim'i, Muharremin 10'uncu günü, Urfa'da, ateşe atmak istemiş, Yüce Allah, Hazreti İbrahim'in duasını kabul etmiş, Nemrut'un yaktığı ateş Hazreti İbrahim'i yakmamış, kurtuluşa ermiştir.

Hazreti Yakup Aleyhisselam'ın, oğlu Hazreti Yusuf a kavuştuğu gün 10 Muharrem günüdür.

Müslümanların ilk kıblegâhı Mescidi Aksa'nın kıble olarak tahsisi de 10 Muharreme rastlar.

Hülasa, Muharrem ayı ve 10 Muharrem, Müslümanların değerlendirmeleri gereken bir aydır.

Muharrem ayının 10'uncu günü tutulan oruç, Ramazan orucundan sonra tutulan en faziletli oruç diye nitelendirilmiştir Peygamberimiz tarafından. Muharrem ayının birinci günü hicri takvimin yılbaşı olması dolayısıyla, bu ay, daha da değerli hâle gelmektedir. Ayrıca, Nuh Aleyhisselam'ın gemide bulundurduğu çeşitli malzemelerle yaptığı, bugün adına aşure tatlısı dediğimiz tatlının Muharrem Ayı içinde, bugünlerde yapılması ve insanların birbirlerine ikramda bulunmaları, bu ayı ibadetle zenginleştirmektedir.

Saygıdeğer milletvekilleri, 29 Ocak Pazartesi Aşure Günü münasebetiyle, dün, 2 saygıdeğer arkadaşımız, bugünün mana ve ehemmiyetiyle ilgili konuşma yaptılar; sizi ve milletimizi, iki farklı perspektiften bilgilendirdiler. İzin verirseniz, ben de, Muharrem ayında vuku bulmuş, İslam dünyasındaki 2 milyara yakın Müslüman'ın acı ve ıstırabının tazelendiği bir olaya, Kerbela olayına, bir başka perspektiften bakmanızı istiyorum.

Peygamber Efendimizin hunharca şehit edilen ciğerparesi, sevgili torunları Hazreti Hüseyin'le, 70 sahabenin şehadeti, insanlık tarihinin eşine az rastlanır vahşetlerindendir. Siyasi ihtiras uğruna peygamberlerini bile şehit etmeye yeltenen insanlıktan nasibini almamış vahşet numuneleri, bu sefer, Peygamberimizin sevgili torunu ve ailesini, yani ehlibeytini seçmişlerdir. Bundan dolayı, Eme- vi-Abbasi siyasi mücadelesinin ne boyutlara vardığını, yaşanan katliamlar ve asırlardır devam eden savaşlar bize göstermektedir. Kerbela'da, Hazreti Hüseyin'i ve yakınlarını şehit eden vahşet numuneleri, siyasi iktidarlarının önünde engel olarak gördüğü şeyleri yok ederek sonuca gideceklerini göstermek istemişlerdir.

Peygamberimizin eşi Hazreti Ayşe ile Hazreti Ali'yi karşı karşıya getiren ve savaştıran siyasi ihtirasın neye mal olduğunu asırlarca yaşadık, hâlâ, yakın tarihimizde yaşamaya devam ediyoruz. Bugün Irak'ta, Lübnan'da ve İslam coğrafyasının birçok yerinde yaşanan İslami mezhepler arasındaki katliamın tohumları taa o dönemde atılmıştı. Bugün, Irak'ta, Şii Müslümanlar Sünni Müslümanları, Sünni Müslümanlar Şii Müslümanları öldürüyorsa, bu kin ve nefretin tohumlan, taa o dönemde atılan tohumlardı.

Sayın milletvekilleri, biz, Kerbela olayını iyi değerlendirmeliyiz, milletçe iyi değerlendirmeliyiz. Biz, ne Emevi'yiz ne Abbasi'yiz, biz Türk milletiyiz. Biz, Müslümanlığı Abbasilerden öğrendik, o günden sonra, hep Hazreti Ali ve ehlibeyit taraftarı olduk.

Size, tarihî bir gerçeği burada duyurmak istiyorum: Evvela, Emevi ve Abbasi mücadelesi, dinî bir mücadele değil, siyasi bir mücadeledir. Türkler, Kerbela'dan yıllarca sonra Müslüman olmuşlardır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Çiçek.

MEHMET ÇİÇEK (Devamla) - Türk milleti olarak bizim, Hazreti Hüseyin'i şehit eden kanlı ellerle, hiçbir dönemde, hiçbir şekilde ilgimiz olmamıştır. O hâlde, birbirimizi, bu katliamla suçlamamız doğru değildir.

Türkler ve Türkler aracılığıyla Müslüman olmuş bütün Müslüman ülkelerdeki Müslümanlar, tekrar ediyorum, Türkler ve Türkler aracılığıyla Müslüman olmuş bütün Müslüman ülkelerdeki Müslümanlar, Emevi-Abbasi siyasi mücadelesinde, Hazreti Ali ve ehlibeyit taraftarıdır; adını, Mer- van, Yezit koyan yoktur; bizde "Yezit" kelimesi en büyük küfür olarak ifade edilmiştir.

İslam dünyasında, Peygamber'imizden sonra en fazla konulan isimlerden biri Ali, Hasan'dır, Hüseyin'dir. O yetmez, Hasan Hüseyin ismini koyarız. Hatta, tek erkek çocuğu olanların çocuklarına Bi- nali ismini koydukları hepimiz tarafından bilinmektedir. Ulaştırma Bakanımızın adı da Binali'dir.

Mehmet Ali ismi, Peygamberimizin ismiyle Hazreti Ali'nin ismini birleştirerek ayrı bir güzellik katmıştır. Bütün İslam dünyasında, camilerde, Allah, Muhammed levhalarının yanında, diğer halifelerle birlikte, Ali, Hasan, Hüseyin isimleri yerleştirilmiştir.

O hâlde, Kerbela'nın acısını birlikte yaşayan Müslümanların biri Alevi, biri Sünni diye ayırt edilemez. Sünni demek, Müslümanların sünnete tabi olanları demektir. Peygamberimize inanan kimselerin hepsi Sünni'dir. Hazreti Ali ve ehlibeyti sevenlerin hepsi de Alevi'dir.

İnanç beraberliği olduktan sonra, farz ve vacipleri dışında farklı uygulamalar zaten hoş görülmüştür -ayrıca- ve uygulama farklılıkları İslam'ın zenginliğidir.

Hazreti Ali, İslam'ı ilk kabul eden kişidir.

BAŞKAN - Sayın Çiçek, iki dakikalık ek süreniz oldu. Lütfen konuşmanızı tamamlayınız.

MEHMET ÇİÇEK (Devamla) - Tamamlıyorum Sayın Başkanım.

Peygamberimizin amcasının oğludur, damadıdır. Alevi, Hazreti Ali'nin soyundan gelen, onu diğer sahabelerden ve diğer üç halifeden üstün tutan kimselere verilen isimdir. Bu tarif, bütün Müslümanları kapsar. İslam'ın kabulünde ve yayılmasında üstün hizmetleri olan kişidir. Bütün savaşların eşsiz kahramanı, yaşadığı sürece her konuda Peygamberimizin en yakın yardımcısı, özel ve devlet hizmetlerinde onun yükünü taşıyan, ilmin kapısı sahabedir. Müslümanların tamamı Hazreti Ali'yi ve ehlibeyti böyle bilirler ve sınırsız hizmet gösterirler.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Çiçek, sadece bir dakika veriyorum. Lütfen tamamlayınız, süremiz çok geçti çünkü.

Buyurun.

MEHMET ÇİÇEK (Devamla) - Sayın Başkanım, bitiriyorum.

O hâlde, olaylara doğru teşhis koymalıyız. Evvela, yanlış tasnifle isimlendirilen Alevi ve Sün- ni'siyle hepimizin Müslüman olduğu kesinlikle bilinmelidir. Bize, Müslümanlığı, Hazreti Ali ve arkadaşları, Resulullah'tan gördüğü şekilde öğrettiler. Alevi'nin Sünni'yi, Sünni'nin Alevi'yi İslam dışı görmesi kabul edilemez, bu bir iftiradır.

Saygıdeğer milletvekilleri, biz, camide birleşiriz, namaz ibadetini ifa ederiz, bunlardan biri diğerinin alternatifi değildir; ne cemevi veya Mevlevihane, caminin alternatifi değildir. Bu mekânların tamamı İslam'ın kaynağına uyulup İslam'ın öğretildiği yerlerdir.

Cümlelerimi böyle bitirmek istiyorum: Dolayısıyla, dün konuşma yapan İstanbul Milletvekili arkadaşım Saygıdeğer Ali Rıza Gülçiçek "Kerbela olayı, bizim tarihimizde böyle olayların yaşandığını, bize hatırlatması gereken, belki hiç unutmamamız, ama, aşmak için hepimizin ortak gayret göstermesi gereken tarihî bir olaydır." demişti. Çok güzel bir sözdür. Bundan ibret almak, ders almak suretiyle, kainatın efendisi Peygamberimiz Muhammed Mustafa'ya salat ve selam getiriyor...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatılmıştır)

BAŞKAN-Sayın Çiçek...

MEHMET ÇİÇEK (Devamla) - Bitiriyorum Sayın Başkan.

.. .Allah'ın kulu ve onun ümmeti olmaktan gurur duyduğumuzu ve bütün mutluluğumuzu dünyaya haykırıyor; onun sevgili arkadaşı, damadı Hazreti Ali'yi ve sevgili torunları Hasan ve Hazreti Hüseyin'i, onları dünyaya getiren müminlerin annesi Hazreti Fatımatüz Zehra Validemizi ve Peygamberimizin saygıdeğer dost ve arkadaşlarını rahmetle anıyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Çiçek (AK Parti, Yozgat). “Muharrem ayı ve aşure günü hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 57. Birleşim tutanağı, 31 Ocak 2007. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-cicek-22-2007-01-31-muharrem-ayi-ve-asure-gunu-hakkinda (erişim: 1 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c145/b057/tbmm221450570466.pdf

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
