# 2008 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı (sosyal hizmetler. özürlüler idaresi, aile ve sosyal, kadının statüsü. çalışma ve sosyal güvenlik, sosyal güvenlik, meslek yeterlilik kurumu)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Ekici (MHP, Yozgat)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 33. Birleşim
- **Tarih:** 8 Aralık 2007
- **Gündem:** 2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI (SOSYAL HİZMETLER. ÖZÜRLÜLER İDARESİ, AİLE VE SOSYAL, KADININ STATÜSÜ. ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK, SOSYAL GÜVENLİK, MESLEK YETERLİLİK KURUMU)
- **Tutanak (TBMM):** https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d23/c008/b033/tbmm230080330463.pdf
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ekici-23-2007-12-08-2008-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-tasarisi-sosyal-hizmetler-ozu

> Mehmet Ekici (MHP), 8 Aralık 2007 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 33. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI (SOSYAL HİZMETLER. ÖZÜRLÜLER İDARESİ, AİLE VE SOSYAL, KADININ STATÜSÜ. ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK, SOSYAL GÜVENLİK, MESLEK YETERLİLİK KURUMU)); konuşma 1.416 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MHP GRUBU ADINA MEHMET EKİCİ (Yozgat) - Saym Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bütçesi üzerinde söz aldım. Bu vesileyle, Genel Kurulu en derin saygılarımla selamlıyorum.

Sayın Bakan, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı, Bütçe ve Plan Komisyonunda yaptığı sunuş konuşmasında "Türkiye, 2003'ten bu yana, etkileyici bir büyüme gerçekleştirmiştir, ortalama yüzde 6-7 seviyelerinde bir ekonomik büyüme yakalamıştır." diyerek ve devamla "İşsizlik sorununu aşmak için, Hükümetimiz, ekonomi politikasının temeline ekonomik büyümenin yanı sıra büyümenin istihdama yansımasını sağlayacak, istihdam odaklı büyümeyi koydu." demektedir.

Tabii, Türkiye, muz cumhuriyeti değildir. Seksen yılı aşkın cumhuriyet, çok önemli sosyal ve ekonomik kazanımlar sağlamıştır. Bu gelişmelerde emeği geçen herkesi minnetle, ölenleri rahmetle anmadan geçemeyeceğim. Bugün, Türkiye, geldiği nokta itibarıyla, krizde iken bile büyüme sağlamayı becerebilen büyük bir ekonomik yapıya ve potansiyele sahiptir, ancak beş yıllık AKP iktidarları döneminde meydana gelen büyüme, sıcak parayla finanse edilen, ithalata ve tüketime dayalı sanal bir büyümedir. Büyüme parametreleri dikkatle incelenirse bu gerçek bütün çıplaklığıyla ortaya çıkar. Dolayısıyla, iktidarınızda sağlanan büyüme, üretken istihdam meydana getiremez. Bu konuda, Maliye Bakanlığının bütçe sunuşunda yayımladığı ekonomik raporu incelemeniz, oradaki parametreleri görmeniz, yeterli fikir vermek bakımından önemlidir. Bu nedenle, mevcut bütçe yapısı ve Hükümet performansını dikkate alırsanız yukarıda sözünü ettiğiniz istihdam odaklı büyüme, hayalcilikten başka bir anlam taşımaz.

2008 bütçemizde, hem reel hem de cari olarak yatırımların azaldığı gerçeği ortada iken "üretken istihdam" -bu kelimeyi özellikle seçiyorum- nasıl meydana getirilebilir! 2008 toplam kamu yatırım hedefi negatif ise, kamu altyapı yatırımını azaltırsanız, özel sektöre de yatırım ortamı hazırlanamamış ve istihdam sağlanamamış olur. Keza, bazı illerde uygulanan teşvik politikalarının, bazı illerimizi sıkıntıya soktuğu gerçeğini de göz önüne almanız gerekir. İthalat cazip olduğunda -ki "TL çok değerli, dikkat edin." dediğimizde bozuluyorsunuz- ara malı ithalatı, içerideki fabrikaların kapanmasına ve istihdam kaybına neden olmaktadır.

Şimdi, muhterem Genel Kurula soruyorum: Nasıl, istihdam odaklı büyüme sağlayacaksınız? Bugün, yukarıda arz ettiğimiz nedenlerle, mevcut ekonomi yönetim anlayışı ile istihdam yaratıcı bir performans yakalanamaz. Anlamlı bir büyümeden ancak üretken istihdam sağladığı ölçüde söz edilebilir.

Sayın milletvekilleri, bir başka işsizlik türü de özelleştirmeyle gelen işsizliktir. Bu işsizlik türü, AKP dönemine özgü bir işsizlik türüdür. Bir yandan AKP Hükümetleri istihdam yaratıcı büyümeden bahsederken, diğer yandan, yaptıkları özelleştirme uygulamalarıyla işsizliği körüklemektedir. Bütün dünyada özelleştirmenin tek gayesi vardır: Özelleştirme bütçe açıklarını kapatmak için yapılmaz bütün dünyada; bütün dünyadaki gayesi, yüksek verimlilik ve tam istihdamı yakalamaktır. Ancak, Hükümetiniz zamanında hem kamudan özel sektöre devrettikleri işyerlerinde işsizlik doğmasına neden olunmakta ve bu meydana getirdikleri yeni işsizlik durumundan da asla vicdan azabı duymamaktadırlar.

Rakamlara boğulan uzun sunumlarla 2002-2007 arasında ne kadar istihdam meydana getirildiği anlatılıyor bu kürsülerden. Ama, hangi söze inanacağımızı şaşırdık. Kabinenin en renkli üyelerinden Maliye Bakanı 25 Ekim Bütçe Plan sunum konuşmasında "Tarım dışı sektörlerde 2003 yılından itibaren 2 milyon 300 bin kişilik istihdam sağladık." derken, aynı Bakan, 4 Aralık 2002, Türkiye Büyük Millet Meclisinde bütçe sunuşunda -kitapçığın 13'üncü sayfasına bakın- "Hepinizin bildiği gibi de..." diyerek -neyi biliyorsak- 3 milyon kişinin istihdam edildiğinden bahsediyor. Yani, otuz dokuz günde, hokus pokus, 700 bin yeni istihdam! Böyle, rakamlara boğarak, rakamları dans ettirerek bir istihdam varlığı söz konusu bile edilemez.

Ama, sayın milletvekilleri, bu özelleştirme sonucu işlerinden olanların seslerine de artık kulak vermenin zamanı gelmiştir. Maalesef, Hükümet bu konuda duyarsızdır. Bu duyarsızlıkla Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 2,5 ve 49'uncu maddeleri açıkça ihlal edilmektedir. 59'uncu Hükümet tarafından çıkarılan 657'nin 4/C maddesiyle özelleştirilen iş yerlerindeki işçileri işe yerleştirerek bir çözüm aranmıştır, fakat bütün uygulamalarda karakteristik hâline gelen düşünmeden ve alelacele tavrınızla, Anayasa ve hukuka aykırılıklarla dolu bir kanunla işten çıkarılanlara ölümü gösterip sıtmaya razı ettiniz. İşte, bu kanunla mağdur edilen insanları, bir mali yılda on ayı geçmeden istihdam edilmeye, on aylık maaşları tahsil derecelerine göre 460; 525; 575 YTL ödeyerek on iki aya böldüğünüzde asgari ücretin altında bir ücrete, bundan sonraki çalışma hayatlarında emeklilik tazminatı alamayacakları bir çalışma zeminine, statüleri belli olmadan idari yönden 657, sosyal güvenlik yönünden 506 sayılı Kanun'a tabi, ancak bunların haklarından faydalanamayan bir çalışma grubuna, çalışan herkesin örgütlenme hakkı Anayasa teminatı altında olmasına rağmen, sendikalara üye olmayan çağdaş esirler hâline getirdiniz.

Bu arada, en büyük aşkınız hâline gelen Avrupa Birliğinin Avrupa însan Hakları Sözleşmesi'ne, Avrupa Sosyal Şartı'na, Kişisel ve Siyasal Haklar Uluslararası Sözleşmesi'ne, ILO ve Avrupa Konseyi sözleşmeleriyle Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'na toptan aykırı bir tutum içerisindesiniz.

Bu çarpık durum derhâl düzeltilmelidir ve bu konuda yapacağınız ve yukarıda saydığım aksaklıkları giderecek her türlü yapıcı çalışmalarda Milliyetçi Hareket Partisi olarak her zaman destek ve katkı vermeye hazır olduğumuzu beyan etmek isterim. Ancak, bütün iyi niyetimize rağmen çarpık özelleştirme mantığınızın devam edeceği de görülmektedir.

Çok yakında Şeker Fabrikalarının özelleştirilmesi gündemdedir, Tekel fabrikalarının özelleştirilmesi gündemdedir, limanlar gibi özelleştirmeler sıradadır. Korkarım Yozgat Bira Fabrikası işçilerinin uğradığı akıbet, Şeker ve Tekel işçilerini de beklemektedir. Yozgat Bira Fabrikası, kanununda, sözleşmesinde beş yıl çalıştırmak mecburiyeti olduğu hâlde, özelleştirme sonucu kapatılmış bir fabrikadır. Aynı akıbeti, sosyal amaçlı kurulan Şeker Fabrikaları beklemektedir. Bugün Tekel işçileri elleri yüreğinde özelleştirme sonucunu beklemektedirler.

Sayın Bakan, değerli AKP milletvekilleri; amacımız sadece muhalefet yapmaktan ibaret değildir. Gelin, hep birlikte bu çarpık istihdam politikasına son verelim. İşsizliği, yoksulluk yaratarak çözme yaklaşımı doğru bir yaklaşım da değildir. Gelin, hep birlikte "Askerliğimi bitirdikten sonra yirmi iki yaşımda devletimize güvenerek, devlet kapısına işe girdik. Ama, bu güvendiğimiz devletimiz, kırk yaşında bizi kapı önüne koydu. Bu yaştan sonra özel sektörde de iş bulamıyorum." diyen Elazığlı özelleştirme mağdurlarının sesine hep birlikte kulak verelim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bir başka sıkıntılı iş de Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığıdır. Acelecilik ve "ben yaptım, oldu" mantığı bu kuruluşun meydana getirilmesinde de ortaya çıkmıştır. 16/5/2006 tarih ve 5502 sayılı Yasa'yla SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı birleştirilmiştir ve Sosyal Güvenlik Kurumu 24/11/2006 tarihinde Birinci Olağan Genel Kuruluyla fiilen çalışmaya başlamıştır.

Geçmişi çok eskilere dayanan, kendilerine göre kültürleri oluşan bu kurumları tek çatı altında sıkıntısız toplamak, "ben yaptım, oldu" mantığıyla elbette mümkün değildir. Oysa, böyle alelacele birleştirme yerine, yasa çıkaranlar önlerini görebilme adına en azından pilot bir uygulama yapabilseydi, ihtiyaçları, aksamaları, sunulacak hizmetlerin kalitesini, hizmet sunumunu gerçekleştiren kurum çalışanlarının performanslarını pilot uygulamayla izleyebilir, buna göre birleşme daha sağlıklı gerçekleşebilirdi. Yasa'nın çıkışından bir yıl sekiz ay geçmesine rağmen, bırakın taşrayı, Ankara'da genel müdürlükler bazında bile birleşme sağlanamadı, ki bu gidişle personel ve altyapı eksiklikleri de dikkate alınırsa fiilen birleşmenin daha uzun zaman alacağı aşikârdır.

Sayın milletvekilleri, Sosyal Güvenlik Kurumuna başkan ve başkan yardımcısı her nedense dayanmamaktadır. Önce görev veriliyor, biraz deneyim ve tecrübe kazanıyorlar, tam işe başlamak üzereyken görevden alınıyorlar. Sosyal güvenliğin içinden gelen, Kurumun yapısını bilen, bu konuda tecrübe sahibi olan, kurumların aktüer hesaplarına vâkıf olanları değerlendirmek yerine sosyal güvenlikle hiç alakası olmayan ve tecrübesi bulunmayan Hazine, DPT, Maliye gibi alakasız kurumlardan muhtemelen AKP yandaşı insanları kurum yöneticiliğine atıyorsunuz. Polis Akademisi mezunu bir dostumuzu başkan yardımcısı olarak atamanız Kurum çevrelerinde "AKP iç güvenlik işleriyle sosyal güvenlik işlerini birbirine karıştırmış" esprisine neden oluyor. (MHP sıralarından alkışlar) Yine, Artvin Yusufelili olmanın avantajları konuşuluyor, AKP milletvekili adaylarını atama yapılıyor.

Şimdi burada Sayın Bakanımı Genel Kurul huzurunda ikaz ediyorum. Kurumun satın almış olduğu sağlık bedelleri ödemesinde sıkıntı vardır, daha doğrusu şaibe vardır, lütfen dikkatli olun. Devredilen SSK Diyarbakır Sağlık İşleri İl Müdürlüğü ödemelerinde şaibe vardır. Antalya Sağlık İşleri İl Müdürlüğünde aynı konuda sıkıntılar vardır. Sağlık hizmeti sunucuları ile siyasetçi, bürokrat işbirliği ayyuka çıkmıştır. Bu konuda kararlılık gösteren hekim ve eczacılar cezalandırılıp sürgün edilmiştir. Mesela, bir ünitedeki hekimlerin tamamı Ankara'ya alınmıştır ve hâlen yerlerine iade edilmemiştir. Bir yerlerden destek alan bazı yöneticiler soruşturmayla suçlulukları çıkınca istifa ediyorlar. Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Yönetmeliği Kurumda büyük huzursuzluğa neden oluyor. Yönetmelik'in 25'inci maddesinin (b) fıkrasıyla sınava tabi olmadan diğer kuruluşlardan Kuruma geçişlerin önü açılmaktadır. Bu bir kadro çalışması izlenimi vermektedir.

Şimdi, Sayın Bakana soruyorum: 2007 yılında şef olmuş, ismi bizce malum bir şahsı ASKİ'ye gönderdikten sonra tekrar Kuruma alacak mısınız? Bu şekilde gönderilen şahıslan tekrar Kuruma alacak mısınız? Emin olun, bu şahısları takip ediyoruz.

Yine, yöneticilerin siyasal ayrımcılık ve sendikal ayrımcılık yapmamaları konusunda ve İstanbul iline tanınan ek ödemelerin Ankara, İzmir gibi büyük şehirlere tanınmasında yarar görüyoruz.

Sayın milletvekilleri, vaktim tamamlanmak üzere, son önerilerimi yapıyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Ekici, bir dakikalık süre içinde konuşmanızı tamamlayınız.

Buyurun.

MEHMET EKİCİ (Devamla) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sosyal güvenliğin temeli olan sistemlerden sosyal hizmetler ve sosyal yardımlar mutlaka AKP kriterleriyle değil, bilimin ışığında, ülke gerçekleri dikkate alınarak yapılandırılmalıdır. Sosyal sigorta sistemi, primli sistem olarak devam etmelidir. Primli sistem içerisinde nimet-külfet dengesinde çok önemli yeri olan yaşama süresini belirlemek maksadıyla ülkemize ait yaşam tabloları oluşturulmalıdır. Uzun vadeli sigorta branşlan ile kısa vadeli sigorta branşları mutlaka ayrı olarak ele alınmalı ve bunların finansmanı ayrı sağlanmalıdır. Enflasyon ve kalkınma hızı, prim ve aylıkların tespitinde belirleyici olmalıdır ve siyaset elbette kurumları yönetecektir ama siyaset kurumlann içinden elini çekmelidir.

Bütçemizin milletimize hayırlara vesile olması dileğiyle, Sayın Genel Kurulu en yüksek duygularımla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Ekici (MHP, Yozgat). “2008 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı (sosyal hizmetler. özürlüler idaresi, aile ve sosyal, kadının statüsü. çalışma ve sosyal güvenlik, sosyal güvenlik, meslek yeterlilik kurumu)”. TBMM Genel Kurulu, 33. Birleşim tutanağı, 8 Aralık 2007. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ekici-23-2007-12-08-2008-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-tasarisi-sosyal-hizmetler-ozu (erişim: 29 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d23/c008/b033/tbmm230080330463.pdf

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
